PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bunlar boş sözler değildir!


ρυяєgση
09-30-2007, 23:40
Herkes istisnasız peygamberimizin haber verdiklerine inanmak, iman etmek zorundadır. Yaşlı–genç, fakir–zengin, kadın–erkek, güçlü–zayıf kısaca herkes sorumluluk altındadır.
Peygamberimizi beğenmeyen insanlar var. Bunlar yaptıkları ile kimseye bir zarar vermiş değiller, kendi kendilerini büyük nimetten mahrum bırakmışlar.
Böyle bir peygambere sahibiz, bunun kıymeti bilelim, bu rahmetten mahrum olmak olacak iş değil. Bizim peygamberimiz çok büyük peygamberdir. O'nun büyüklüğü ümmetine de sirayet etmiştir. Mademki, ondan bize sirayet etmiştir, eksiksiz onun yolundan gitmeliyiz. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular:
"Bir ayet olsa, benden tebliğ ediniz."
Saliha bir kadın, her gece bin rekât namaz kılmaya gayret ediyordu. Yakınları kadına "sıhhatin müsaade etmiyor, biraz azaltsan" dediklerinde, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'benim ümmetimden her gece bin rekât namaz kılan kardeşlerim var' deyip sevinmesi için gayret ediyorum" demiş. Kadın ne kadar hassas düşünüyor değil mi?
Ümmet olarak O büyük peygamberi sevindirmeli miyiz, yoksa üzmeli mi? Rabbimizin rızasını mı kazanalım, yoksa gazabını mı?


* * *
"De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve ümmî Peygamber olan Resulüne –ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır– iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız." (7/158)
Rabbimiz Peygamber Efendimize emrediyor:
"Habibim! Bulunduğun makamı insanlara bildir. Bütün insanlara 'Ey insanlar! Allah'ın elçisi, peygamberi, resulüyüm. Bir kavmin, bir gölgenin değil, bütün insanların ve cinlerin peygamberiyim."
Bu haberi bilmek gerek, bu şekilde iman etmek gerekir. Burada "ben cinlere de gönderildim" buyrulmaktadır. Bu beyandan bir başka şey daha çıkıyor, cinlerin varlığına iman etmek. Özellikle günümüzde sık sık kulağımıza geliyor, Müslüman oldukları halde bir takım insanlar cinlerin varlığına inanmıyor. Bilmiyorlar mı cinlerin varlığını kabul etmeyenler kâfir olur.
"Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur'an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) "Susun" demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi." (46/29)
Bu ayet–i kerimeden sonra cinlerin varlığı inkâr edilir mi? Bakıyoruz bir takım insanlar, bizde Müslüman'ız, der ancak cinlere sıra geldi mi, bilim çağında görünmeyen varlıklara mı inanacağız derler. İşte bunlar kâfir olmuştur.
Bir kız çocuğu gelmişti. "Cinler beni çok rahatsız ediyor, mutfakta ve odamda eşyaları sağa sola atıyorlar. Bana da 'sana şöyle yapacağız, böyle edeceğiz' diyerek laf atıyorlar. Korku içindeyim…"
Bu kızımız yalan mı söylüyor? Elbette ki hayır, cinler vardır, varlıklarına inanmak Müslüman'ın görevidir, çünkü Rabbimizi bunu haber veriyor.


* * *
Allah–u Teala ahirette cenneti, mümin kulları taksim edecek. Her kula ameline, elde ettiği dereceye göre Cennetten yer ve makam verecek. Cennetten nasibi olmayan insanlar bunu görünce şöyle diyecekler:
–Ya Rabbi! Cenneti taksim ettiklerin senin kulların, bizlerde senin kullarınız. Cenneti onlara verdin de bize niçin vermedin? Allah Teala onlara şöyle diyecek:
–Ben size de cenneti verdim ama siz kabul etmediniz. Nasipsizler bu beyan karşısında şaşıracaklar:
–Biz bilmiyoruz, ne zaman verdin? diyecekler. Mevla Teala:
–Dünya hayatında size haber gönderdim, Kur'an sizi cennete davet etti. Siz ne yaptınız, benim çağrıma kulaklarını tıkadınız, dikkate almadınız. Nasipsizlerin şaşkınlıkları daha da artacak:
–Öyle mi, bize uymamız söylenen bu muydu? Dediklerinde, Mevta Teala:
–Evet, bu idi, buyuracak.
İnsan yarın ahirette bu duruma düşmek istemiyorsa, Kur'an'a iman etmek zorundadır. Ne kadar cahildir bu insan? İnsanın dört kulağı vardır. Bunlardan ikisi başımızdadır, ikisi de kalbimizdedir. İnsanlar vardır, dört kulağı da sağırdır. İnsanlar vardır, baş kulakları ile ışıtır ama kalp kulakları sağırdır.
"Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır." (3/190)
Dört kulağı da işitenler akıl sahipleridir. Mevla'mız bizi dört kulağı da işiten akıl sahiplerinden eder, inşallah…


* * *
İsa Aleyhisselam'ın doğumunda akıl sahipleri için büyük ibretler vardır. Meryem validemiz nasıl hamile kaldı? Cebrail Aleyhisselam, Meryem anamıza yaklaştı, elbisesinin yakasından üfledi, böylece İsa Aleyhisselam'a hamile kaldı. Allah İsa Aleyhisselam'ın babasız olara dünyaya gelişini bu şekilde haber veriyor. Adam çıkıyor bunun aksını söylüyor, o zaman ne oldu? Bunun aksını söyleyen Allah'ın düşmanı oldu.
Ne insanlar var. Bunları söyleyen Müslümanların olduğunu duyuyoruz, Allah iman selameti versin onlara…
Bir vakit, Ali Haydar Efendi Hazretlerini bir adam ziyarete gelir. Efendi Hazretleri adama sordu:
–Ne iş yaparsın? Adam:
–Ben Şeyh'im, dedi. Efendi Hazretleri:
–Sen Allah'ı biliyor musun? diye sordu. Adam:
–Bu nasıl soru? Elbette ki biliyorum, dedi. Efendi Hazretleri:
–Peki, Allah erkek mi, yoksa dışı mıdır? diye sorunca, adam:
–Hem erkek, hem de dişidir, demez mi?
İlim tahsil etmeyen, okuyup öğrenmeyen insandan ne olur. Yeryüzünün yüz karası, kepazesi olur. Az önce Ali Haydar Efendi Hazretlerine gelen adamın durumu gibi.


* * *
Son zamanlarda bazı Müslümanlardan şöyle sözler duyulmaya başlandı.
"İman şartları içinde Resulullah'ı zikretmeye gerek yoktur, sadece Allah'ı zikretmek yeterlidir. Resulullah'ı zikredince Yahudi ve Hıristiyanlarla irtibat kuramıyoruz. Resulullah'ı zikretmeyince onlar aramıza giriyor." Hiç böyle bir iş olur mu? Onların aramıza yada biz onların arasına gireceğiz diye Resulullah'ı zikretmekten vaz geçilir mi? Bu ne cehalettir. Onların adı üstünde Yahudi ve Hıristiyan…


* * *
İlim ehline, ulemaya yakın olmak lazım. Onlardan uzaklaşırsak, ilmi nasıl öğreneceğiz? İlim öğreneceğiz, ilim alacağımızı yerleri iyi bilmemiz gerekir. Bu iş bakkaldan şeker almaya, fırından ekmek almaya benzemez.
İlim sahibi, âlimlere, hocalara yakın olun, onların ilminden istifade edin. Şuna dikkat etmek gerekir; ilim ehlinin yanında odun gibi durmayın. Bana dur dediler, durdum, iş tamam. Oradan aldığın ilimle amel edeceksin. Yok, aldığın ilimle amel etmezsen olmaz.


* * *
Rivayet edilir ki; Nuh Aleyhisselam'ın kavminde bir nine vardı. Bu nine bir gün, dolaşırken Nuh Aleyhisselam'ın yaptığı geminin yanına yolu düşer. Ustalara sorar:
–Bu yaptığınız nedir? Ustalar:
–Bu yaptığımızın adı gemidir. Yakında bütün dünyayı sular kaplayacak, suların altında kalmayan tek kara parçası kalmayacak. Bütün insanlar helak olacak, sadece iman edip de bu gemiye sığınanlar kurtulacak, diye cevap verir. Bu cevap üzerine Nine:
–Gemi tamam olup ta, iman edenler bineceği zaman bana da haber verin, bende sizinle geleceğim, diyerek oradan uzaklaşır.
Aradan günler geçer, gemi yapımı tamamlanır, sular kabarmaya başlar, inanalar gemiye biner ve gemi yol almaya başlar. Sonuçta her taraf sular altında kalmıştır. Ne yazık ki; nineye haber vermeyi unutmuşlar, nine suların altına kalmıştır. Gemi günlerce deryada yol alır. Ne zaman ki: "Ey yer suyunu yut! Ve ey gök suyunu tut!' denildi…"(11/44)
Yağmur kesildi, sular çekilmeye başladı. Bu Mevla'nın kudretidir. Bu aklımızla, onun kuvvet ve kudretini idrak etmemiz mümkün değildir.
Zaman geçer, dünya normal hayatına kavuşur. Bir zaman sonra gemide bulunanlardan biri nine ile karşılaşır. Adam şaşırıştır. Nineyi gemiye almaya unutmuşlardı. Şimdi nine karşısında duruyordu.
–Sular dünyayı kapladı, gemide değildin, bu tufandan nasıl kurtulabildin. Nine:
–Bana kimse haber vermedi.
Nine ne kadar saf, temiz ve iyi niyetli. Nine, saflığının, temizliğinin ve iyi niyetinin sonucunda felaketten kurtuldu. Bu durum bize Rabbimizin kuvvet ve kudretini göstermektedir.


* * *
Kur'an da büyük haber var. Rabbimiz buyuruyor: "De ki: Bu büyük bir haberdir. Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz." (38/67–68) Mevla'mızın buyruğu doğrultusunda Kur'an okuyor muyuz? Kur'an okuduğumuzda, "bu okuduğumuz ayet–i kerimeler bize ne haber veriyor, verilen haberlerin gereğini nasıl yaparız" diyen yok denecek kadar az. Bir haber gelse yarın ekmek çıkmayacak, insanlar bu habere itibar ederek ekmek tedarikinin peşine koşarlar.
Unutmayın, aklınızdan bir an dahi çıkarmayın. Allah celle celaluhu ahiret hayatına, imansız olarak adım atan için çare yoktur, ebedi olarak cehennemde kalacak. Bu Mevla Teala'nın kesin hükmüdür. Mevla'mız gönderdiği kitaplarında bunu böyle bildirdi. Rabbimizin gönderdiği bütün peygamberler bunu böyle vaaz etti.
Kim ki; ahiret hayatına imasız gider, ebedi cehennemdedir. Kimdi ahiret hayatına iman ile gider ebedi cennettedir.
Ölüm cennet ile cehennem arasına getirilecek. Ölüm burada öldürülecek, yani yok edilecek, bundan sonra ölüm olmayacak. Orada şöye nida edilecek:
"Ey cennetlikler! Bundan sonra ölüm yok. Sizler cennetlerde ebedi kalacaksınız.
Ey cehennemlikler! Artık ölüm yok sizlerde cehennemde ebedi kalacaksınız.".

Mahmut USTAOSMANOĞLU