PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ayrıca Sevgiliden gelen her şeyi, gülerek, sevinerek karşılamalıyız.


ρυяєgση
09-30-2007, 23:47
Sıkıntıya katlanmak lâzım

Edirne evliyâsından Ramazan Halîfe hazretlerine, bir gün bir kimse gelip;
- Efendim, akrabalarımın verdiği sıkıntılardan bıktım, dedi. Artık dayanamıyorum.
Ona şefkatle bakıp;
- Kardeşim, insanların üzmelerine dayanmak lâzım, buyurdu. Hele akrabânın incitmesine sabretmekten başka çare yoktur.
- Ama sabredemiyorum hocam.
- Mutlaka sabretmeliyiz kardeşim.
- Neden ki?
- Çünkü Allahü teâlâ, Sevgili Peygamberine öyle tavsiye ediyor.
- Nasıl?
- Meâlen; (Peygamberlerden ülül’azm olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlara azab verilmesi için duâ etmekte acele eyleme!) buyuruyor.
- Yaa, öyle mi hocam?
- Evet. Aslında bu sıkıntılar nîmettir.
- Nîmet mi dediniz?
- Evet, Allahü teâlâ, sevdiği kullarına böyle sıkıntılar gönderir.
- Hikmeti ne efendim?
- Onlar, bu sıkıntılara sabredince günahlarını affeder. Bu da, “büyük nîmet”tir işte.


Sıkıntı, nîmettir

Bir gün de dünyâ sıkıntılarından bunalan bir ahbabına;
- Kardeşim, dostlara dünyâ sıkıntılarının gelmesi, günahlarının affolması için keffârettir, buyurdu.
- Keffâret mi efendim?
- Evet. Böyle zamanlarda ağlayarak, kırık kalb ile Allahü teâlâdan af ve âfiyet dilemelidir.
Ve ekledi:
- Ayrıca Sevgiliden gelen her şeyi, gülerek, sevinerek karşılamalıyız.
- Sıkıntı gelse de mi hocam?
- Elbette. Hattâ O’ndan gelenlerin hepsi bize tatlı gelmelidir.
- Anlayamadım.
- Yâni Sevgilinin sert davranması, aşağılaması, sevene ikrâm ve ihsân gibi olmalıdır diyorum.
- Ama bu, çok zor hocam.
- Evet zor. Ama seven böyle olmazsa, sevgisi tam olmaz.
- Nasıl yâni?
- Yâni onun “seviyorum” demesi, yalancılık olur.