Göktürk
10-01-2007, 02:39
Hz.Muhammed inşaallah demeyi unutunca ne oldu?
Hz. Muhammed(s.a.v) İnşaallah demeyi unutunca ne oldu?
Hz. Peygamber (sav) Mekke döneminde İslam’ı tebliğ ederken, Mekke’nin ileri gelenleri de sayıları giderek artan Müslümanlarla nasıl baş edecekleri konusunda çareler düşünmeye başlar. Fakat Hz. Peygamberin tam olarak ne yapmak istediği konusunda kafaları karışıktır. Yine bir gün bu çetin problem hakkında konuşurlarken, Yahudi âlimlere de danışmak üzere bir heyet göndermeye karar verirler. Gönderecekleri iki elçiye; "Onlara Muhammed´den bahsedin, onu tarif edin ve söylediklerini iletin; çünkü onlar ilk kutsal kitaba inanıyorlar ve mutlaka peygamberler hakkında bilgileri vardır. Oysa bizim bu konuda hiçbir bilgimiz yok" derler.
Konu Yahudi âlimlere açılınca, gelen heyete şunları söylerler: “Peygamber olduğunu söyleyen o kişiye şu üç soruyu sorun. Eğer bu sorulara cevap verebilirse O Allahın peygamberidir, fakat eğer cevap veremezse yalancı ve sahtekârdır.” Heyet Mekke’ye döndüğünde, Kureyşin liderleri Hz. Peygambere haber göndererek bu üç soruyu sorar. Hz. Peygamber: "Yarın size bunların cevabını vereceğim" der. Fakat "înşaallah (Allah dilerse)" demeyi unutur. Ertesi gün Kureyşliler cevap için geldiklerinde onları geri gönderir. Hz. Peygamber Hz.Cebrail (as) vasıtasıyla Allah’ü Teala’dan bu soruların cevabını beklemektedir. O günden itibaren on beş gün boyunca hiç bir vahy gelmez, Cebrail de hiç yanına uğramaz. Mekkeliler alay etmeye başlarlar. Hz. Peygamber Mekkelilerin alaylarına çok üzülse de yapacak bir şey yoktur. Kendisini normalde hemen her gün ziyaret eden Cebrail de ortalıkta görünmemektedir. En sonunda Cebrail, onu teselli eden ve üç soruya da cevap veren vahyi getirir. Cebrail bu arada bu uzun bekleyişin sebebini de getirdiği şu ayetle izah eder:
"Hiç bir şey hakkında ´Ben bunu yarın mutlaka yapacağım´ deme. Ancak: "Allah dilerse yapacağım" de» (Kehf: 23–24).
(Osman Özsoy)
Hz. Muhammed(s.a.v) İnşaallah demeyi unutunca ne oldu?
Hz. Peygamber (sav) Mekke döneminde İslam’ı tebliğ ederken, Mekke’nin ileri gelenleri de sayıları giderek artan Müslümanlarla nasıl baş edecekleri konusunda çareler düşünmeye başlar. Fakat Hz. Peygamberin tam olarak ne yapmak istediği konusunda kafaları karışıktır. Yine bir gün bu çetin problem hakkında konuşurlarken, Yahudi âlimlere de danışmak üzere bir heyet göndermeye karar verirler. Gönderecekleri iki elçiye; "Onlara Muhammed´den bahsedin, onu tarif edin ve söylediklerini iletin; çünkü onlar ilk kutsal kitaba inanıyorlar ve mutlaka peygamberler hakkında bilgileri vardır. Oysa bizim bu konuda hiçbir bilgimiz yok" derler.
Konu Yahudi âlimlere açılınca, gelen heyete şunları söylerler: “Peygamber olduğunu söyleyen o kişiye şu üç soruyu sorun. Eğer bu sorulara cevap verebilirse O Allahın peygamberidir, fakat eğer cevap veremezse yalancı ve sahtekârdır.” Heyet Mekke’ye döndüğünde, Kureyşin liderleri Hz. Peygambere haber göndererek bu üç soruyu sorar. Hz. Peygamber: "Yarın size bunların cevabını vereceğim" der. Fakat "înşaallah (Allah dilerse)" demeyi unutur. Ertesi gün Kureyşliler cevap için geldiklerinde onları geri gönderir. Hz. Peygamber Hz.Cebrail (as) vasıtasıyla Allah’ü Teala’dan bu soruların cevabını beklemektedir. O günden itibaren on beş gün boyunca hiç bir vahy gelmez, Cebrail de hiç yanına uğramaz. Mekkeliler alay etmeye başlarlar. Hz. Peygamber Mekkelilerin alaylarına çok üzülse de yapacak bir şey yoktur. Kendisini normalde hemen her gün ziyaret eden Cebrail de ortalıkta görünmemektedir. En sonunda Cebrail, onu teselli eden ve üç soruya da cevap veren vahyi getirir. Cebrail bu arada bu uzun bekleyişin sebebini de getirdiği şu ayetle izah eder:
"Hiç bir şey hakkında ´Ben bunu yarın mutlaka yapacağım´ deme. Ancak: "Allah dilerse yapacağım" de» (Kehf: 23–24).
(Osman Özsoy)