PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İşte kalbleri hasta olanlara da ibâdet yapmak güç gelir.


ρυяєgση
10-01-2007, 18:11
Müslümana sû-i zan etmeyin!

Kayseri’de medfun bulunan “Necmeddîn İmâd” hazretlerine "rahmetullahi aleyh" sordular bir gün:
- Efendim, bâzı insanlar; “Kimseye sû-i zan etmemeli. Kâfir olduğunu gösteren işine, sözüne değil, îmanı olduğunu gösteren işine ve sözüne bakmalıdır” diyorlar. Bu söz doğru mudur?
- Kimseye sû-i zan etmemeli sözü yanlıştır, buyurdu.
- Doğrusu nasıldır peki?
- Doğrusu, “Müslümana sû-i zan etmemeli”dir.
- Nasıl yâni hocam?
- Yâni, Müslüman olduğunu söyleyen ve küfre sebep olan bir sözde ve işte bulunmayan kimseye ancak hüsnü zan edilir, herkese değil.
- Öyle mii?
- Evet. Bir müminin, bir sözünden veya işinden, hem îmanı olduğu, hem de îmansız olduğu anlaşılırsa, “îmanı olduğu”nu anlamalı, dinden çıktı dememelidir.
Ve ekledi:
- Ama bir kimse, açıkça dîni yıkmaya ve gençleri İslâmiyetten soğutup dinden îmandan ayırmaya uğraşırsa, buna hüsnü zan edilmez.
- Namaz kılsa da mı?
- Elbette.
- Müslüman olduğunu söylese de mi?
- Müslüman olduğunu söylese, namaz kılsa, hacca da gitse, bu gibilere “Zındık” denir ki, hiç hüsnü zan edilmez.

Bâzı işler vardır ki...

Bir gün de sohbetinde;
- İslâmiyetin emirlerini yerine getirmek, çok kolaydır, buyurdu. Yalnız kalbi bozuk olanlara güç gelir.
Sordular:
- Kalb bozukluğundan maksat nedir?
- Hasta olmasıdır. Bâzı işler vardır ki, sağlam insanlara kolay, hastalara ise güçtür, öyle değil mi?
- Evet efendim.
- İşte kalbleri hasta olanlara da ibâdet yapmak güç gelir.
- Bu hastalık nedir ki hocam?
- İslâmiyete tam inanmamasıdır. İnandım dese de, hakîkî tasdik değil, lâf ile tasdiktir.
- Hakîkî inanmanın alâmeti nedir peki?
- En açık alâmeti, İslâmiyet yolunda yürümekte kolaylık duymaktır.