FaNTaSTiC
10-06-2007, 13:53
FaNTaSTiC
Şu An Kişisel Sayfamdasınız...;)
FaNTaSTiC Kimdir? Kısa kısa...
Adı: Can
Yaşı: 29
Mesleği: Öğretmen
Memleketi: Adana
Medeni Durumu: Evli:D
Çoluk-Çocuk: Kısmetse Nisan'da 1 Erkek/Kız:D
Takımı: Fenerbahçe
Siyasi Görüşü: Ülkücülük
Hobileri: Siyaset, Edebiyat, Tarih, PC, Program, Torrent, e-mule, Webmaster, Film-Dizi Arşivi, vb.;)
Şiir Tutkudur Ne Başında Ne de Sonunda Nokta Yoktur...
gül sevgili
ben mi seni buldum
yoksa...
sen mi beni, bilemiyorum...
kim kimi okyanusun derinliklerinde buldu bilinmez belki
ama o derinliklerde beni
boğulurken kurtaran sensin sevgili...
ben inciydim belki derinliklerde bekleyen
sen kabuğum oldun beni koruyan,
tehlikelerden...
ben seni öylesine bir günde
seni yaşarken gözlerinde
kaybolurken ellerinde
düşüm olduğun her bir anımda sevdim...
seni ne yalan söyleyim hani
sadece fikirlerinle sevdim diyemem
gözlerinde ki insanı delip geçen bakışlarınla mı
yoksa açık sözlülüğünle mi sevdim bilemem
ben seni tüm yüreğimle
sıradan basit saf temiz bir yürekle
yüreğine dokunduğum anda sevdim...
ben seni belki biraz yüseysel ama
içsel bir olgu ile sevdim
içseldi çünkü tasarlamadığım
planlamadığım öylesine birden bire
hücrelerimi atomlarına ayıran
bir gök gürültüsü gibi
çaktın hayatıma...
Ayaz gecelerde üşüyüp de
kabuslarımı en güzel rüyalarıma çevirdiğin
o düşsel oyuncaklı hülyalarda sevdim seni...
bir gün beni sevdiğini söyleyeceğini hiç düşünmeden,
hatta bunun sadece bir rüya olabileceğine inanarak
hiç düşünmeden hiç üşenmeden sevdim.
müebbet zamanlarda
sana hasret kaldığım o kahpe anlarda
kendimi avuttuğum sanal dünyamda sevdim.
ne kadar yakınımda olsan da
sana doyamadığım sana bakamadığım
her saniye ne kadar çok ve ne kadar acı doluysa
işte seni bir o kadar daha çok sevdim...
seni müebbete hüküm giymiş bir mahkum gibi
sana hasret sana vurgun yüreğimin
görüş günleri geleceğini beklemeden
sen diye çarptığı her anımda
canımda kanımda her yanımda
ebediyyen sevdim...
ay sevgili...
biliyor musun?
hiç korkmuyorum,
senin de beni sevdiğini bilmek
cesaret veriyor bana.
korkmuyorum çünkü sen benim yaşam sebebim
mutluluk kaynağım, ebedi aşkımsın...
senin beni mutlu edeceğini bilidğim gibi
benim de seni mutlu edeceğimi,
müebbete hüküm verenlere,
söylenecek bir sözümüzün olduğunu
çok iyi biliyorum...
korkmuyorum çünkü;
senin beni sevdiğinden daha fazla
seni sevdiğimi biliyorum
sadece bilmiyor aynı anda bunu
hissediyor ve yaşıyorum,
her bir hücrem
her bir düşüncem
her bir endişem
sadece sen sevgili...
aramıza döşedikleri bu sahnede
uçurumlar ne kadar yüksek
engeller ne kadar çok
ve sebepler ne kadar acı olursa olsun
o uçurumların eşiğinde birlikte olacağımızı
adım gibi bildiğim için,
o engellere beraberce göğüs gereceğimizi
her anımda hissettiğim için,
o sebeplerin aşkımın yanında birer hiç olacağını
tüm yüreğimle haykırdığım için,
hiç mi hiç korkmuyorum gül sevgili...
ne seni kaybetmekten
ne seni üzmekten
ne seni sevememekten
ne de herhangi bir şeyden
yüce rabbim dışında hiç bir yaratılandan
ve
yaratılanların ortaya koydukları
hiçbir şeyden kormuyorum
çünkü sana güveniyorum,
ay sevgili...
ne yalnız kalmak
ne aldatılmak
ne solmak
ne yok olmak
ne de ecel...
hiç mi hiç biri umutsuzluğa düşürmüyor beni
hiç biri korkutmuyor
hiç biri dokunmuyor sevgili
Çünkü ben hayatımda
Belki bu kadar çok ilk kez seviyorum
ama
emin ol ki sevgili
Son Kez Seni Seviyorum,
Ezelim yok ebediyet var
senden öncem yok
sadece sen varsın
senden sonrası yok
çünkü sen benim
SON AŞKIMSIN...!!!
--------------------------------------------------------Kör karanlığa müebbet
Sevdam…
Yıldızlar ağlamış
Sana sevdalandığımda…
Ömür boyu mahkum
Olmuşum sana
Müebbet sevdama türküler
Yakmışım geceleri
Belki görüş günleri
Gelir de dinlersin diye…
Gözyaşların sel misali
vurmuş yüreğime
Boğulmuşum denizlerinde
Dalga dalga vurmuşsun
Kıyılarıma…
Bir damla yaş imiş
Susuzluğuma sebep
Bir damla yaş imiş
Sessizliğime sebep…
Yitik yüreğime çizilen
Duraklara sebep
Senmişsin
Gözlerime damgalanmış
Duraklar…
Duraklarda hayal meyal
Senmişsin…
Kayıp zamanlara inat
Yaşadığım müebbet sevdam
Senmişsin…
Gizlice sevmişim hep,
Kimi zaman kendimden
Bile gizlemişim seni
Söyleyememişim,
Seni deliler gibi sevdiğimi…
“bir gün” diye başlayıp
“çocuklarımız” diye süregelen
“canım aşkım” diye noktalamışım
Senden gizli hayallerimi…
Müebbet sevdam;
Tüm suskunluğuma,
İçime kapanmama,
Tüm durgunluğuma,
Hayata kızgınlığıma inat
Sadece sana yazıyorum,
seni sevmeye
ne bir ömür yeter
ne de benliğim
seni sensizliğin ortasında
zamanın durduğu anda
kim olduğumu bilmeden
sevmişim…
seni belki,
kör bir gecede
belki vuslatına pusu
atılmış bir günde
sevmişim…
bir değil onlarca
14 şubatı
Sana vermişim
müebbetine sevdalı
sevdasına müebbet
aşkım,
seni hiçliğin kıyısında
varlığın ötesinde
umarsız, hesapsız
karşılıksız sevmişim…
-------------------------------------------------------
Seneler nasıl da hızla geçti,
nasıl da bildik birbirimizi...
dostlarımız, sevdiklerimiz, sevdamız
hala ilk günkü kadar taze...
neler çektik birlikte,
nelerin üstesinden geldik seneler içerisinde.
göz yaşlarımızı omuzlarımıza akıttık,
yalnızlığımızı birbirimizde paylaştık.
çocuklarımızı nasıl da büyüttük,
daha dün gibi geceleri sabahlara kadar
başlarında nasılda beklerdik
uyumadan, bıkmadan, usanmadan...
arada bir mızıkçılık da ederdim hani,
söylensende alırdın sıramı hatırlar mısın?
yorgunum bahanesi ile yemekleri üstüme atardın,
ben de güzel yapardım yemekleri hani,
bulaşıklar hep sana kalırdı,
üşüyen ellerin ellerimde ısınırdı
yıllar yılı...
kar yağardı ankara'nın kasvetli gecelerine,
üşürdün ta ki ben sana sımsıkı sarılana kadar...
zaman akmış gitmiş,
sevdamız aşkımız hala yerinde,
yüreklerimizde çarpıyor...
bıkmak ne kelime,
hala ilk gün ki gibi,
hasretiz birbirimize...
şimdi hayallerimizde ki yerdeyiz,
geceleri balkonda denize karşı içtiğimiz
bir bardak çay,
ve dinlediğimiz aynı şarkı,
fırtınadan çıkıp gelen,
bir ander sevdaluk...
------------------------------------------------
Gün olur, gece olur...
Süzülmesin gözlerinden yaş,
demek kolay olur...
Dökülen gözyaşlarına
bu can kurban olur...
bir sevdayı anlatmak...
bilinmezliğin ötesinde,
görünmezliğin içerisinde...
bir defter sayfasına
yazılan satırlar,
hayat kitabıma kapak olur...
ilk defa yazmışsın,
bir şarkıyı ilk defa sahipleniyorum
demişsin günlüğüne...
ilk defa okuyorum,
bana yazılanı,
sevgilinin yüreğinden döküleni,
her okuduğum hecede
her kelime
her cümle
yarama derman olur...
Gün olur, gece olur...
tek bir harf,
tek bir virgül, tek bir nokta
tek bir ünlem
aşkıma tercüman olur,
mektubun sevdama damga olur...
gün olur, gece olur
yazdığın her kelime,
içimi eriten ateş olur...
olur sevdiğim olur,
"Biz" olduktan sonra,
cümle alem,
bu aşka hayran olur!!!
-------------------------------------------------------
Bizim şarkımız çalarken
beni düşünüyormuşsun
ben seni çalan her şarkıda
düşünüyorum
her bir şarkıda
senden binlerce parça
notalar arasına sıkışan aşkım
durak yerlerinde
inadına haykırdığım
deli sevdam
ben seni bir şarkıda değil
her şarkının
binlerce nağmesinde sevdim
gizli sevdam
imkansızım
notaların arasından çıkıp gelen
aşkım...
kimi zaman
gitme sana muhtacım
kimi zaman
ander sevdaluk
kimi zaman
yalı çapkını
kimi zaman
dermansız aşkım
ama
her zaman
her birinde
her notada
AŞKIM...
-------------------------------------------------------
Merhaba sevgi...
Merhaba aşk...
Aldanmışlıklara inat merhaba...
Ne kadar oldu anımsamıyorum doğrusu,
belki bir gün
belki milyonlarca saniye...
tüm aldanmışlığıma inat
seni seviyorum diyebiliyorum
hatırlar mısın kahkahalarımızı
ya da ağlamamızı
hatırlarsın elbette
nasıl unutablirsin ki
her gülücüğün
her gözyaşının
fırtınalar kopardığı bir sevdayı
kim nasıl unutabilir ki
hayallerimde yoktun
birden vurdun yüreğime
hesaplamadan tartmadan
şimdi yoksun
hayalin var demeyeceğim
sevdanın hayali olmaz
sevdanın karşılıksız olduğu
gerçeği olur...
Aldanmışlıklara inat merhaba...
merhaba sevgi...
merhaba aşk...
merhaba sevdiğim...
merhaba yitirilmişliğim,
gençliğim, herşeyim...!!!
-------------------------------------------------------
yüreği nehirler gibi çağlayan,
gözleri elmas gibi parlayan,
canım ablam...
seni tanımak öylesine zordu ki,
anlamak seni kolay değildi hani.
zamanı durdururcasına girdin hayatıma,
iyi ki de girdin be ablam
hatırlar mısın sana ilk "Abla" dediğim anı?
hani demiştin ya,
kimse bana abla diyemez diye
işte ben diyorum ablam
kelimelerin tükendiği,
hecelerin anlamsız kaldığı,
harflerin birbirine girdiği
bir paragraf burası...
girişi olmayan,
gelişmeyen,
sonuç kısmını görmenin
sabretmeye bağlı olduğu
bir kompozisyonun
herhangi bir yerinde
vurgun misali imgelenen
bir paragraf...
yılarca bir kardeş
bir abi
bir abla
arayan bir ben...
sonunda ablamı buldum işte,
sadece onu mu?
bir de yanında sevdamı buldum...
canım ablam,
sana bunları söylemek
ne güzel olurdu ama
bilirsin beni işte
suskun biraz da küskün...
alışmışım sana bakıyorumda,
hiç kimseye güvenmediğim kadar
güvenmişim,
hiç kimseyi aramadığım kadar aramışım
gül yüzünü...
gül hüzünlerinde ağlamışım,
senin ağladığın anlarda...
tebessümlerinle mutlu olmuşum,
kaçak akşamlarda...
canım ablam,
ben seni gerçekten
ablam gibi görmüşüm,
hayatımda olduğun her anda...
-------------------------------------------------------
sessizim bu gece,
halim harap, senden uzaktayım
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
sessizim bu gece...
günler geçiyor, gün geceye
gece güne dönüyor
sensizlik sarıyor dört bir yanımı
yangınlarda yüreğim
feryada gücüm yok
figanlardayım
ey dünya!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun hala...
yalnızım bu gece
halim harap, bilinmez bir tuzaktayım
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
yalnızım bu gece...
hayalin düşüyor duvarlarıma
sigara dumanından arta kalan...
aldanmışlıklarıma gem vurup
seni düşünüyorum
bilinmezliğin ötesinde
yılanların gölgesinde...
kalbim yok sanki
atışlarını hissedemiyorum
yerinden sökülüp alınmış
bir boşluk bırakmış ardında
hoş sensizim ya
nasıl nefes aldığıma bile
şaşıyorum arasıra...
saatler geçiyor
dakikalar geçiyor
saniyeler geçiyor
hayatımdan binlerce an tükeniyor
bir tek sen tükenmiyor
sana olan sevdam geçmiyor...
aynı yerde
bıraktığın gibi
sana sevdalı...
ey dünya!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun hala...
sensizim bu gece
halim harap, tükenmez bir sevdadayım...
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
sensizim bu gece...
bu gece ve de her gece
her med cezirde
her yakamozda
her an ve de her anıda
bir öncekinden
daha fazla sevdalıyım sana
her yalana
her dolana
her yılana
rağmen bir başka sevdalıyım sana
tüm kahpeliklere
tüm acılara
rağmen
sevdalıyım
kara değil
ak
gözünü kör edecek kadar
ak bir sevda bu...
ey kahpe dünya!!!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun
ben seviyorum
sen kuduruyorsun...
ben sevdamı yaşıyorum
sen hasetinden çatlıyorsun...
dön be dünya,
çatla be dünya,
kudur be dünya,
ben seviyorum,
sen aşkımla ölüyorsun...
hoşçakal kahpe dünya
kahpeliklerin vız geldi
ben yarime gidiyorum
sen bilinmezliğine
ben aşkıma
sen yalanlarına
ben sevdama
sen dolanlarına
devam et be dünya...
ey dünya!!!
ben deli gibi seviyorum,
sen ise gün geçtikçe eriyorsun,
bitecek sensin be dünya...
hoşçakal dünya,
hoşçakal...
-------------------------------------------------------
Belki bir garip fısıltıdır
Aldanışlarıma ket vuran
Belki de bir mırıldanıştır
Sevgilinin yüreğinden kopan…
Ayrılık şarkıları mıdır dinlediğim?
Yoksa bir acı serzeniş midir?
Kaç gece uykusuz
Kaç gece mutsuz
Bu kaçıncı gece senden uzak
Umutsuz…
Pusu atılmış yüreğim
Sensiz kimsesiz…
Durgunluğum sevdama dair
Vurgunluğum sana…
Seni sevmekmiş
Hayatı anlamak
Seni sevmekmiş
Kaybetmekten korkmak
Sevgi emek istermiş
Fedakarlık istermiş
Sevginin ne istediğinin
Ne önemi var?
Bir canım var,
Uğruna uçmağa hazır
Bir de sevdam var
Senin için haykırmaya nazır…
Gizli aşkım, imkansızım
Bir damla göz yaşında
Boğulduğum…
Bir masum tebessümünle
Dirildiğim…
Belki bir garip fısıltıdır
Aldanışlarıma ket vuran
Belki de bir mırıldanıştır
Sevgilinin yüreğinden kopan…
Sevda şarkıları mıdır dinlediğim?
Yoksa bir tatlı sesleniş midir?
Kaç gece sevdalı
Kaç gece gönlü yaralı
Bu kaçıncı gece yüreğimde
“SEN” damgalı…?
-------------------------------------------------------
Bir sevdadır burada yaşanan,
rengi olmayan, tadını pek de anlamadığınız, acısı biraz fazla kaçmış bir sevda...
Ne kara ne ak, ne karşılıklı ne karşılıksız, öylesine bir sevda...
Günlerin gecelere kazık attığı bir zamanda sevdim seni, öylesine ve umarsızca... Ne başı vardı ne de bir sonu, sadece o an vardı yaşanan, sevdaya düştüğüm tek bir an ve onun metamorfozları...
Biliyorum bu yasak, bu imkansız sevdanın sonu yoktu, ama yaşamak vardı sensizliği... Sensizliği yaşamak bile güzeldi, sensiz hayaller kurardım sevdama dair, ander sevdalukların gölgesinde yitirilmiş bir umuttu benimkisi...
Bir sevdadır burada yaşanan,
rengi olmayan, tadını pek de anlamadığınız, acısı biraz fazla kaçmış bir sevda...
Kıymeti bilinmeyecek olan, değerini göremeyecek olan, beklentisiz bir sevda...
Bir "Sen"e tutulmuş, Bir "Ben"in hikayesidir, "Biz" olamayanlara, olamamışlara adanmış bir sevda...
Anlatılamayanların gölgesinde ölüme mahkum bir sevdanın hikayesidir bu, anlatılmak istemeyenlerin ördüğü duvarların arasına hapis, özgürlüğünü bekleyen bir sevda...
Devamı biraz "Ben"e, biraz "Sen"e biraz da "Zaman"a bağlı olarak yazılacaktır...
Devam edecem sayfaya daha yapım aşamasında:D
Şu An Kişisel Sayfamdasınız...;)
FaNTaSTiC Kimdir? Kısa kısa...
Adı: Can
Yaşı: 29
Mesleği: Öğretmen
Memleketi: Adana
Medeni Durumu: Evli:D
Çoluk-Çocuk: Kısmetse Nisan'da 1 Erkek/Kız:D
Takımı: Fenerbahçe
Siyasi Görüşü: Ülkücülük
Hobileri: Siyaset, Edebiyat, Tarih, PC, Program, Torrent, e-mule, Webmaster, Film-Dizi Arşivi, vb.;)
Şiir Tutkudur Ne Başında Ne de Sonunda Nokta Yoktur...
gül sevgili
ben mi seni buldum
yoksa...
sen mi beni, bilemiyorum...
kim kimi okyanusun derinliklerinde buldu bilinmez belki
ama o derinliklerde beni
boğulurken kurtaran sensin sevgili...
ben inciydim belki derinliklerde bekleyen
sen kabuğum oldun beni koruyan,
tehlikelerden...
ben seni öylesine bir günde
seni yaşarken gözlerinde
kaybolurken ellerinde
düşüm olduğun her bir anımda sevdim...
seni ne yalan söyleyim hani
sadece fikirlerinle sevdim diyemem
gözlerinde ki insanı delip geçen bakışlarınla mı
yoksa açık sözlülüğünle mi sevdim bilemem
ben seni tüm yüreğimle
sıradan basit saf temiz bir yürekle
yüreğine dokunduğum anda sevdim...
ben seni belki biraz yüseysel ama
içsel bir olgu ile sevdim
içseldi çünkü tasarlamadığım
planlamadığım öylesine birden bire
hücrelerimi atomlarına ayıran
bir gök gürültüsü gibi
çaktın hayatıma...
Ayaz gecelerde üşüyüp de
kabuslarımı en güzel rüyalarıma çevirdiğin
o düşsel oyuncaklı hülyalarda sevdim seni...
bir gün beni sevdiğini söyleyeceğini hiç düşünmeden,
hatta bunun sadece bir rüya olabileceğine inanarak
hiç düşünmeden hiç üşenmeden sevdim.
müebbet zamanlarda
sana hasret kaldığım o kahpe anlarda
kendimi avuttuğum sanal dünyamda sevdim.
ne kadar yakınımda olsan da
sana doyamadığım sana bakamadığım
her saniye ne kadar çok ve ne kadar acı doluysa
işte seni bir o kadar daha çok sevdim...
seni müebbete hüküm giymiş bir mahkum gibi
sana hasret sana vurgun yüreğimin
görüş günleri geleceğini beklemeden
sen diye çarptığı her anımda
canımda kanımda her yanımda
ebediyyen sevdim...
ay sevgili...
biliyor musun?
hiç korkmuyorum,
senin de beni sevdiğini bilmek
cesaret veriyor bana.
korkmuyorum çünkü sen benim yaşam sebebim
mutluluk kaynağım, ebedi aşkımsın...
senin beni mutlu edeceğini bilidğim gibi
benim de seni mutlu edeceğimi,
müebbete hüküm verenlere,
söylenecek bir sözümüzün olduğunu
çok iyi biliyorum...
korkmuyorum çünkü;
senin beni sevdiğinden daha fazla
seni sevdiğimi biliyorum
sadece bilmiyor aynı anda bunu
hissediyor ve yaşıyorum,
her bir hücrem
her bir düşüncem
her bir endişem
sadece sen sevgili...
aramıza döşedikleri bu sahnede
uçurumlar ne kadar yüksek
engeller ne kadar çok
ve sebepler ne kadar acı olursa olsun
o uçurumların eşiğinde birlikte olacağımızı
adım gibi bildiğim için,
o engellere beraberce göğüs gereceğimizi
her anımda hissettiğim için,
o sebeplerin aşkımın yanında birer hiç olacağını
tüm yüreğimle haykırdığım için,
hiç mi hiç korkmuyorum gül sevgili...
ne seni kaybetmekten
ne seni üzmekten
ne seni sevememekten
ne de herhangi bir şeyden
yüce rabbim dışında hiç bir yaratılandan
ve
yaratılanların ortaya koydukları
hiçbir şeyden kormuyorum
çünkü sana güveniyorum,
ay sevgili...
ne yalnız kalmak
ne aldatılmak
ne solmak
ne yok olmak
ne de ecel...
hiç mi hiç biri umutsuzluğa düşürmüyor beni
hiç biri korkutmuyor
hiç biri dokunmuyor sevgili
Çünkü ben hayatımda
Belki bu kadar çok ilk kez seviyorum
ama
emin ol ki sevgili
Son Kez Seni Seviyorum,
Ezelim yok ebediyet var
senden öncem yok
sadece sen varsın
senden sonrası yok
çünkü sen benim
SON AŞKIMSIN...!!!
--------------------------------------------------------Kör karanlığa müebbet
Sevdam…
Yıldızlar ağlamış
Sana sevdalandığımda…
Ömür boyu mahkum
Olmuşum sana
Müebbet sevdama türküler
Yakmışım geceleri
Belki görüş günleri
Gelir de dinlersin diye…
Gözyaşların sel misali
vurmuş yüreğime
Boğulmuşum denizlerinde
Dalga dalga vurmuşsun
Kıyılarıma…
Bir damla yaş imiş
Susuzluğuma sebep
Bir damla yaş imiş
Sessizliğime sebep…
Yitik yüreğime çizilen
Duraklara sebep
Senmişsin
Gözlerime damgalanmış
Duraklar…
Duraklarda hayal meyal
Senmişsin…
Kayıp zamanlara inat
Yaşadığım müebbet sevdam
Senmişsin…
Gizlice sevmişim hep,
Kimi zaman kendimden
Bile gizlemişim seni
Söyleyememişim,
Seni deliler gibi sevdiğimi…
“bir gün” diye başlayıp
“çocuklarımız” diye süregelen
“canım aşkım” diye noktalamışım
Senden gizli hayallerimi…
Müebbet sevdam;
Tüm suskunluğuma,
İçime kapanmama,
Tüm durgunluğuma,
Hayata kızgınlığıma inat
Sadece sana yazıyorum,
seni sevmeye
ne bir ömür yeter
ne de benliğim
seni sensizliğin ortasında
zamanın durduğu anda
kim olduğumu bilmeden
sevmişim…
seni belki,
kör bir gecede
belki vuslatına pusu
atılmış bir günde
sevmişim…
bir değil onlarca
14 şubatı
Sana vermişim
müebbetine sevdalı
sevdasına müebbet
aşkım,
seni hiçliğin kıyısında
varlığın ötesinde
umarsız, hesapsız
karşılıksız sevmişim…
-------------------------------------------------------
Seneler nasıl da hızla geçti,
nasıl da bildik birbirimizi...
dostlarımız, sevdiklerimiz, sevdamız
hala ilk günkü kadar taze...
neler çektik birlikte,
nelerin üstesinden geldik seneler içerisinde.
göz yaşlarımızı omuzlarımıza akıttık,
yalnızlığımızı birbirimizde paylaştık.
çocuklarımızı nasıl da büyüttük,
daha dün gibi geceleri sabahlara kadar
başlarında nasılda beklerdik
uyumadan, bıkmadan, usanmadan...
arada bir mızıkçılık da ederdim hani,
söylensende alırdın sıramı hatırlar mısın?
yorgunum bahanesi ile yemekleri üstüme atardın,
ben de güzel yapardım yemekleri hani,
bulaşıklar hep sana kalırdı,
üşüyen ellerin ellerimde ısınırdı
yıllar yılı...
kar yağardı ankara'nın kasvetli gecelerine,
üşürdün ta ki ben sana sımsıkı sarılana kadar...
zaman akmış gitmiş,
sevdamız aşkımız hala yerinde,
yüreklerimizde çarpıyor...
bıkmak ne kelime,
hala ilk gün ki gibi,
hasretiz birbirimize...
şimdi hayallerimizde ki yerdeyiz,
geceleri balkonda denize karşı içtiğimiz
bir bardak çay,
ve dinlediğimiz aynı şarkı,
fırtınadan çıkıp gelen,
bir ander sevdaluk...
------------------------------------------------
Gün olur, gece olur...
Süzülmesin gözlerinden yaş,
demek kolay olur...
Dökülen gözyaşlarına
bu can kurban olur...
bir sevdayı anlatmak...
bilinmezliğin ötesinde,
görünmezliğin içerisinde...
bir defter sayfasına
yazılan satırlar,
hayat kitabıma kapak olur...
ilk defa yazmışsın,
bir şarkıyı ilk defa sahipleniyorum
demişsin günlüğüne...
ilk defa okuyorum,
bana yazılanı,
sevgilinin yüreğinden döküleni,
her okuduğum hecede
her kelime
her cümle
yarama derman olur...
Gün olur, gece olur...
tek bir harf,
tek bir virgül, tek bir nokta
tek bir ünlem
aşkıma tercüman olur,
mektubun sevdama damga olur...
gün olur, gece olur
yazdığın her kelime,
içimi eriten ateş olur...
olur sevdiğim olur,
"Biz" olduktan sonra,
cümle alem,
bu aşka hayran olur!!!
-------------------------------------------------------
Bizim şarkımız çalarken
beni düşünüyormuşsun
ben seni çalan her şarkıda
düşünüyorum
her bir şarkıda
senden binlerce parça
notalar arasına sıkışan aşkım
durak yerlerinde
inadına haykırdığım
deli sevdam
ben seni bir şarkıda değil
her şarkının
binlerce nağmesinde sevdim
gizli sevdam
imkansızım
notaların arasından çıkıp gelen
aşkım...
kimi zaman
gitme sana muhtacım
kimi zaman
ander sevdaluk
kimi zaman
yalı çapkını
kimi zaman
dermansız aşkım
ama
her zaman
her birinde
her notada
AŞKIM...
-------------------------------------------------------
Merhaba sevgi...
Merhaba aşk...
Aldanmışlıklara inat merhaba...
Ne kadar oldu anımsamıyorum doğrusu,
belki bir gün
belki milyonlarca saniye...
tüm aldanmışlığıma inat
seni seviyorum diyebiliyorum
hatırlar mısın kahkahalarımızı
ya da ağlamamızı
hatırlarsın elbette
nasıl unutablirsin ki
her gülücüğün
her gözyaşının
fırtınalar kopardığı bir sevdayı
kim nasıl unutabilir ki
hayallerimde yoktun
birden vurdun yüreğime
hesaplamadan tartmadan
şimdi yoksun
hayalin var demeyeceğim
sevdanın hayali olmaz
sevdanın karşılıksız olduğu
gerçeği olur...
Aldanmışlıklara inat merhaba...
merhaba sevgi...
merhaba aşk...
merhaba sevdiğim...
merhaba yitirilmişliğim,
gençliğim, herşeyim...!!!
-------------------------------------------------------
yüreği nehirler gibi çağlayan,
gözleri elmas gibi parlayan,
canım ablam...
seni tanımak öylesine zordu ki,
anlamak seni kolay değildi hani.
zamanı durdururcasına girdin hayatıma,
iyi ki de girdin be ablam
hatırlar mısın sana ilk "Abla" dediğim anı?
hani demiştin ya,
kimse bana abla diyemez diye
işte ben diyorum ablam
kelimelerin tükendiği,
hecelerin anlamsız kaldığı,
harflerin birbirine girdiği
bir paragraf burası...
girişi olmayan,
gelişmeyen,
sonuç kısmını görmenin
sabretmeye bağlı olduğu
bir kompozisyonun
herhangi bir yerinde
vurgun misali imgelenen
bir paragraf...
yılarca bir kardeş
bir abi
bir abla
arayan bir ben...
sonunda ablamı buldum işte,
sadece onu mu?
bir de yanında sevdamı buldum...
canım ablam,
sana bunları söylemek
ne güzel olurdu ama
bilirsin beni işte
suskun biraz da küskün...
alışmışım sana bakıyorumda,
hiç kimseye güvenmediğim kadar
güvenmişim,
hiç kimseyi aramadığım kadar aramışım
gül yüzünü...
gül hüzünlerinde ağlamışım,
senin ağladığın anlarda...
tebessümlerinle mutlu olmuşum,
kaçak akşamlarda...
canım ablam,
ben seni gerçekten
ablam gibi görmüşüm,
hayatımda olduğun her anda...
-------------------------------------------------------
sessizim bu gece,
halim harap, senden uzaktayım
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
sessizim bu gece...
günler geçiyor, gün geceye
gece güne dönüyor
sensizlik sarıyor dört bir yanımı
yangınlarda yüreğim
feryada gücüm yok
figanlardayım
ey dünya!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun hala...
yalnızım bu gece
halim harap, bilinmez bir tuzaktayım
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
yalnızım bu gece...
hayalin düşüyor duvarlarıma
sigara dumanından arta kalan...
aldanmışlıklarıma gem vurup
seni düşünüyorum
bilinmezliğin ötesinde
yılanların gölgesinde...
kalbim yok sanki
atışlarını hissedemiyorum
yerinden sökülüp alınmış
bir boşluk bırakmış ardında
hoş sensizim ya
nasıl nefes aldığıma bile
şaşıyorum arasıra...
saatler geçiyor
dakikalar geçiyor
saniyeler geçiyor
hayatımdan binlerce an tükeniyor
bir tek sen tükenmiyor
sana olan sevdam geçmiyor...
aynı yerde
bıraktığın gibi
sana sevdalı...
ey dünya!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun hala...
sensizim bu gece
halim harap, tükenmez bir sevdadayım...
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
sensizim bu gece...
bu gece ve de her gece
her med cezirde
her yakamozda
her an ve de her anıda
bir öncekinden
daha fazla sevdalıyım sana
her yalana
her dolana
her yılana
rağmen bir başka sevdalıyım sana
tüm kahpeliklere
tüm acılara
rağmen
sevdalıyım
kara değil
ak
gözünü kör edecek kadar
ak bir sevda bu...
ey kahpe dünya!!!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun
ben seviyorum
sen kuduruyorsun...
ben sevdamı yaşıyorum
sen hasetinden çatlıyorsun...
dön be dünya,
çatla be dünya,
kudur be dünya,
ben seviyorum,
sen aşkımla ölüyorsun...
hoşçakal kahpe dünya
kahpeliklerin vız geldi
ben yarime gidiyorum
sen bilinmezliğine
ben aşkıma
sen yalanlarına
ben sevdama
sen dolanlarına
devam et be dünya...
ey dünya!!!
ben deli gibi seviyorum,
sen ise gün geçtikçe eriyorsun,
bitecek sensin be dünya...
hoşçakal dünya,
hoşçakal...
-------------------------------------------------------
Belki bir garip fısıltıdır
Aldanışlarıma ket vuran
Belki de bir mırıldanıştır
Sevgilinin yüreğinden kopan…
Ayrılık şarkıları mıdır dinlediğim?
Yoksa bir acı serzeniş midir?
Kaç gece uykusuz
Kaç gece mutsuz
Bu kaçıncı gece senden uzak
Umutsuz…
Pusu atılmış yüreğim
Sensiz kimsesiz…
Durgunluğum sevdama dair
Vurgunluğum sana…
Seni sevmekmiş
Hayatı anlamak
Seni sevmekmiş
Kaybetmekten korkmak
Sevgi emek istermiş
Fedakarlık istermiş
Sevginin ne istediğinin
Ne önemi var?
Bir canım var,
Uğruna uçmağa hazır
Bir de sevdam var
Senin için haykırmaya nazır…
Gizli aşkım, imkansızım
Bir damla göz yaşında
Boğulduğum…
Bir masum tebessümünle
Dirildiğim…
Belki bir garip fısıltıdır
Aldanışlarıma ket vuran
Belki de bir mırıldanıştır
Sevgilinin yüreğinden kopan…
Sevda şarkıları mıdır dinlediğim?
Yoksa bir tatlı sesleniş midir?
Kaç gece sevdalı
Kaç gece gönlü yaralı
Bu kaçıncı gece yüreğimde
“SEN” damgalı…?
-------------------------------------------------------
Bir sevdadır burada yaşanan,
rengi olmayan, tadını pek de anlamadığınız, acısı biraz fazla kaçmış bir sevda...
Ne kara ne ak, ne karşılıklı ne karşılıksız, öylesine bir sevda...
Günlerin gecelere kazık attığı bir zamanda sevdim seni, öylesine ve umarsızca... Ne başı vardı ne de bir sonu, sadece o an vardı yaşanan, sevdaya düştüğüm tek bir an ve onun metamorfozları...
Biliyorum bu yasak, bu imkansız sevdanın sonu yoktu, ama yaşamak vardı sensizliği... Sensizliği yaşamak bile güzeldi, sensiz hayaller kurardım sevdama dair, ander sevdalukların gölgesinde yitirilmiş bir umuttu benimkisi...
Bir sevdadır burada yaşanan,
rengi olmayan, tadını pek de anlamadığınız, acısı biraz fazla kaçmış bir sevda...
Kıymeti bilinmeyecek olan, değerini göremeyecek olan, beklentisiz bir sevda...
Bir "Sen"e tutulmuş, Bir "Ben"in hikayesidir, "Biz" olamayanlara, olamamışlara adanmış bir sevda...
Anlatılamayanların gölgesinde ölüme mahkum bir sevdanın hikayesidir bu, anlatılmak istemeyenlerin ördüğü duvarların arasına hapis, özgürlüğünü bekleyen bir sevda...
Devamı biraz "Ben"e, biraz "Sen"e biraz da "Zaman"a bağlı olarak yazılacaktır...
Devam edecem sayfaya daha yapım aşamasında:D