CRAZYBOY
07-23-2007, 13:43
İlginç Bilgiler
1 Nisan şakasının kökeni nedir?
1564 yılında
Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak
ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada
yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O
zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu
kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto
amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1
Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise
onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1
Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu
günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler,
yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek
olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak
ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca,
Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin
parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da
bütün dünyaya yayıldı
İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştur***ar?
Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1)
İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap
kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın
rengi, görme; diliyle tat alma; burunla
koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme.
Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını
taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını
yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal
sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu
kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır
ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi
kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda
içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev
sahibine güvenini göstermek için kadehini ev
sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe
vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek
olmadığını gösterirdi.
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının
yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları
anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler
masada otur***ardı. Halkın çoğunluğu tabakları
ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle
tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk
kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus
yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler
önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde
çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı
nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa
kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar
fildişinden ve kemikten yapılırdı.
Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?
Bu
şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl
kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir.
Orijinal adı " Good Morning to All" yani "
hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi
değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat
telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da
Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik
ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme
yapma zorunluluğu vardır
Mezara niçin çiçek konulur?
İlk olarak Mısır
Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da
öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla
kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö
2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu
belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı
iyi ruhları çekme, kötaü ruhları kovma
amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler
çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını
taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda
kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler,
kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze
törenherinde siyah giyinmenin amacı da
mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı
taşımaktadır.
İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına
takarlar?
Özel bir durum veya farklı olma
düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol
kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini
kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması
nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme
olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi
3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak
istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ
elle uzattıkları sol kollarındaki saati
kurabilirler.
Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?
Çünkü şah
koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı
almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla
görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha
yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne
gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı
verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük
desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6.
yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya
başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.
Bir hafta niçin 7 gündür?
Babilliler 7 günlük
haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk
çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın
sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğ***u
kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu
ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik
notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok
belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını
değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul
görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına
geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün
olarak kaldı.
Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?
Döner
kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük
binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır.
Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava
rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa
hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar
yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin
girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji
tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner
kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk
havanın da içeri girmesini engeller.
Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil
basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma
nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve
kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir
bardakta üstüste duran buzların herbiri
altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur
ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan
hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün
birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası
kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve
orada bir daha erime olmaz.
Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?
Aslında
kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az
biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin
açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme
kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş
boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra
kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına
gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su,
yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın
çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez
yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye
ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.
Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?
Yalnız
çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da
yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da
gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün
dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır.
Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün
üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün
üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu
kıvrım insanların gözlerini yoğun kar
tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak
için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir.
Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar
yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında
kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri
kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları
da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun
delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır.
Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz
kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını
kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü
değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.
İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici
olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya
geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve
çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu
nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan
dolayı önce çene ve dişler harekete geçer.
Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler
birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.
Akıl ile zeka arasında fark nedir?
Akıl yalanla
gerçeği, doğruile yanlışı ayırabilme, bir konuda
düşünce yürütebilme ve görüş bildirme
yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir.
Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri
kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme
yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar
gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit
kalır. Zeka bir insanın her türlü olay
karşısında aynı yeteneği gösterebileceği
anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını
aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit
matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak
zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza
yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre
farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak
ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.
Dolunay insan davranışlarını etkiler mi?
İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır.
Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir
inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim
adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu
görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay,
dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların
alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan
etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı ,
okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani
Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız
dolunayda değil her gün olması gerekirdi.
Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir
etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı
Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır
Niçin gözyaşı dökeriz?
Dünyadaki canlılardan
sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı
farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki
evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize
sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak
salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir
boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir.
Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki
soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal
yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok
protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın
nedeni açıklanamamıştır.
Üç yaşından daha önce olanları niçin
hatırlamıyoruz?
Bilim adamları geçmiş
deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde
anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri
sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde
iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve
anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter
kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler
düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza
yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları
bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye
dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne
yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.
Develerin hörgüçlerinde ne var?
Genelde
hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında
bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru
değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar
yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu
enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl
sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer
suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları
insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken
havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su
kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su
etkilenmez.
Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer
tarafı sivridir?
Eğer köşeli olsalardı kenarları
dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En
dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu
şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede
duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz
gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol
çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur.
Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır.
Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre
şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan
dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri
iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik
biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni
de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından
yumurtaları küresel biçimdedir.
Kuşlar nasıl konuşabiliyor?
Her insan ağzıyla
konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ
beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve
dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle
konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların
yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses
tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve
taklit ederler. Kuşların ses organları memeli
hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs
kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun
derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses
taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken
diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit
iletişim sağlarlar.
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?
Aslında bu
böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da
bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır.
Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir
işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha
yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla
enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş
böceğinin karın bölgesindeki ışık organında
bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan
iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat
onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için
böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının
ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi
gerekmektedir
Kediler balık ve sütü niçin severler
? Kedilerin
sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler
çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de
tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler.
Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve
farelere olan düşkünlüğünün nedeni
evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde
balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak
yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar
kedilerifare avcıları olduğu için
evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey
Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri
ırmakların kenarlarında balık avlayarak
yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı
atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski
Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle
beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de
Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme
alışkanlığından kaynaklanmaktadır.
Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?
Sabah
güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü
değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi,
onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır.
Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde
ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem
horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama
seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah
saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün
doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle
ayarlanmıştır
Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?
Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur.
Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya
çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır.
Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı
düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama
şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını
toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve
yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları
başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli
günler başlar.
Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?
Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk
insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar
resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler
Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem
adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli
1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet
görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme
tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca
hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem
mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı
ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri
uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan
yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep
kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik
bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat
dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli
kılmasıdır.
Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?
Bir
sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne
atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası
kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle
vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste
baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın
genişlemesine tepki verir ve yeni sinir
sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç
uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine
iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi
için kasların kasılması gerektiğini bildirir,
bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin
denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede
olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla
gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi
omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli
bir tanı yöntemidir.
Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?
Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında
kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey
değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları
sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma
olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde,
bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev
yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin
diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi
gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.
Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4)
tür?
Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip
geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk
bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on
tane bilet aldınız. Hergün gidiş geliş
kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun
eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz bu işi beş gün
süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x(+5)= 10
olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o
haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve
tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz.
İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu
hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani
ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak
yerine iki gün süresince hiç bilet
kullanmıyorsunuz.İki kere negatif hareketi "-2"
bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde
(-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.
Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?
Pille çalışan portatif radyolarda sesin
yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık,
sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık
durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin
kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar
açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30
artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne,
pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün
radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.
Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?
Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir
termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki
metal bir kap olup içteki genellikle bir cam
şişedir.İkisinin arasındaki hava ise
boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler
tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk
vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de
ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı
başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden
dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi
olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak,
soğuksa soğuk kalır.
İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?
Çok kişi
"Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul"
ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer
sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır.
Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf
zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir.
İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi
için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan
S.O.S seçildi.
1 Nisan şakasının kökeni nedir?
1564 yılında
Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak
ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada
yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O
zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu
kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto
amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1
Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise
onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1
Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu
günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler,
yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek
olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak
ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca,
Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin
parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da
bütün dünyaya yayıldı
İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştur***ar?
Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1)
İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap
kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın
rengi, görme; diliyle tat alma; burunla
koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme.
Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını
taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını
yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal
sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu
kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır
ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi
kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda
içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev
sahibine güvenini göstermek için kadehini ev
sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe
vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek
olmadığını gösterirdi.
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının
yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları
anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler
masada otur***ardı. Halkın çoğunluğu tabakları
ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle
tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk
kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus
yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler
önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde
çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı
nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa
kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar
fildişinden ve kemikten yapılırdı.
Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?
Bu
şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl
kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir.
Orijinal adı " Good Morning to All" yani "
hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi
değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat
telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da
Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik
ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme
yapma zorunluluğu vardır
Mezara niçin çiçek konulur?
İlk olarak Mısır
Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da
öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla
kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö
2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu
belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı
iyi ruhları çekme, kötaü ruhları kovma
amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler
çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını
taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda
kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler,
kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze
törenherinde siyah giyinmenin amacı da
mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı
taşımaktadır.
İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına
takarlar?
Özel bir durum veya farklı olma
düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol
kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini
kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması
nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme
olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi
3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak
istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ
elle uzattıkları sol kollarındaki saati
kurabilirler.
Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?
Çünkü şah
koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı
almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla
görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha
yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne
gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı
verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük
desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6.
yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya
başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.
Bir hafta niçin 7 gündür?
Babilliler 7 günlük
haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk
çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın
sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğ***u
kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu
ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik
notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok
belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını
değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul
görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına
geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün
olarak kaldı.
Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?
Döner
kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük
binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır.
Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava
rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa
hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar
yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin
girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji
tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner
kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk
havanın da içeri girmesini engeller.
Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil
basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma
nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve
kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir
bardakta üstüste duran buzların herbiri
altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur
ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan
hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün
birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası
kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve
orada bir daha erime olmaz.
Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?
Aslında
kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az
biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin
açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme
kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş
boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra
kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına
gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su,
yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın
çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez
yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye
ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.
Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?
Yalnız
çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da
yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da
gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün
dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır.
Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün
üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün
üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu
kıvrım insanların gözlerini yoğun kar
tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak
için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir.
Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar
yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında
kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri
kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları
da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun
delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır.
Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz
kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını
kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü
değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.
İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici
olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya
geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve
çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu
nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan
dolayı önce çene ve dişler harekete geçer.
Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler
birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.
Akıl ile zeka arasında fark nedir?
Akıl yalanla
gerçeği, doğruile yanlışı ayırabilme, bir konuda
düşünce yürütebilme ve görüş bildirme
yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir.
Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri
kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme
yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar
gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit
kalır. Zeka bir insanın her türlü olay
karşısında aynı yeteneği gösterebileceği
anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını
aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit
matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak
zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza
yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre
farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak
ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.
Dolunay insan davranışlarını etkiler mi?
İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır.
Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir
inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim
adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu
görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay,
dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların
alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan
etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı ,
okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani
Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız
dolunayda değil her gün olması gerekirdi.
Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir
etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı
Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır
Niçin gözyaşı dökeriz?
Dünyadaki canlılardan
sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı
farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki
evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize
sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak
salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir
boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir.
Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki
soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal
yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok
protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın
nedeni açıklanamamıştır.
Üç yaşından daha önce olanları niçin
hatırlamıyoruz?
Bilim adamları geçmiş
deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde
anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri
sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde
iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve
anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter
kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler
düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza
yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları
bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye
dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne
yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.
Develerin hörgüçlerinde ne var?
Genelde
hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında
bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru
değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar
yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu
enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl
sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer
suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları
insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken
havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su
kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su
etkilenmez.
Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer
tarafı sivridir?
Eğer köşeli olsalardı kenarları
dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En
dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu
şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede
duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz
gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol
çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur.
Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır.
Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre
şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan
dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri
iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik
biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni
de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından
yumurtaları küresel biçimdedir.
Kuşlar nasıl konuşabiliyor?
Her insan ağzıyla
konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ
beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve
dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle
konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların
yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses
tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve
taklit ederler. Kuşların ses organları memeli
hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs
kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun
derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses
taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken
diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit
iletişim sağlarlar.
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?
Aslında bu
böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da
bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır.
Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir
işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha
yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla
enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş
böceğinin karın bölgesindeki ışık organında
bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan
iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat
onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için
böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının
ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi
gerekmektedir
Kediler balık ve sütü niçin severler
? Kedilerin
sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler
çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de
tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler.
Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve
farelere olan düşkünlüğünün nedeni
evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde
balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak
yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar
kedilerifare avcıları olduğu için
evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey
Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri
ırmakların kenarlarında balık avlayarak
yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı
atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski
Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle
beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de
Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme
alışkanlığından kaynaklanmaktadır.
Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?
Sabah
güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü
değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi,
onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır.
Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde
ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem
horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama
seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah
saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün
doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle
ayarlanmıştır
Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?
Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur.
Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya
çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır.
Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı
düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama
şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını
toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve
yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları
başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli
günler başlar.
Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?
Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk
insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar
resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler
Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem
adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli
1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet
görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme
tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca
hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem
mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı
ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri
uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan
yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep
kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik
bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat
dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli
kılmasıdır.
Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?
Bir
sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne
atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası
kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle
vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste
baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın
genişlemesine tepki verir ve yeni sinir
sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç
uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine
iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi
için kasların kasılması gerektiğini bildirir,
bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin
denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede
olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla
gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi
omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli
bir tanı yöntemidir.
Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?
Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında
kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey
değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları
sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma
olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde,
bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev
yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin
diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi
gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.
Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4)
tür?
Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip
geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk
bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on
tane bilet aldınız. Hergün gidiş geliş
kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun
eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz bu işi beş gün
süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x(+5)= 10
olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o
haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve
tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz.
İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu
hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani
ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak
yerine iki gün süresince hiç bilet
kullanmıyorsunuz.İki kere negatif hareketi "-2"
bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde
(-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.
Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?
Pille çalışan portatif radyolarda sesin
yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık,
sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık
durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin
kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar
açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30
artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne,
pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün
radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.
Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?
Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir
termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki
metal bir kap olup içteki genellikle bir cam
şişedir.İkisinin arasındaki hava ise
boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler
tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk
vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de
ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı
başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden
dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi
olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak,
soğuksa soğuk kalır.
İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?
Çok kişi
"Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul"
ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer
sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır.
Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf
zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir.
İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi
için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan
S.O.S seçildi.