ρυяєgση
10-14-2007, 13:35
Misyonerlik, bir hedefe kilitlenen insanların yaptığı özel bir faaliyetin adıdır. Asırlardır yürütülen “kitleleri hristiyanlaştırma gayreti”nin müesseseleşmiş adıdır. Bu faaliyet, o kadar köklü, derinden ve planlıdır ki, zaman içerisinde önce Avrupa’yı, sonra Afrika’yı hıristiyanlaştırmış, şimdi ise Anadolu’dan Uzakdoğu’ya kadar bütün millet ve coğrafyaları kuşatma gayretine soyunmuştur.
Bu faaliyet, kiliseler öncülüğünde toplanan maddî imkânların, yine kilise ve papazlar rehberliğinde hristiyanlığın emrine sunulması şeklinde özetlenebilir. Bu çalışmalar için özel yetiştirilen papazlar, hristiyanlığın yanısıra gidecekleri bölgenin dini, dili, hatta lehçesi hakkında özel bir eğitimden geçerler. Bulunacakları bölgenin tarihî, etnik, sosyal, kültürel yapısını iyice öğrenir ve gelenek-görenekleri hakkında detaylı bilgi sahibi olurlar.
İçlerine girip “kendinden göründükleri” toplumda, bağlı oldukları dînî değerler hakkında öncelikle şüphe tohumları serperler. İnsanların hastalık, fakirlik, yaşlılık, çocukluk gibi zaaflarını kollarlar!.. Kimi zaman bir doktor, kimi zaman bir hemşire veya yardımsever (!) bir gönüllü olarak kendilerine toplum içinde saygın bir yer teşkil ederler. Sonra da gerçek yüzlerini yavaş yavaş ortaya koymaya başlarlar. Bu sinsi ve planlı çalışmalar, kısa zamanda pek etkili olmuyor görünse de, uzun vadeli bir yatırım şeklinde düşünüldüğünden meyveler alınana kadar çalışmaya devam edilir.
Hıristiyanlık, İslâmiyet’ten önce gelmiş ve pek çok yönüyle tahrîfât ve tahrîbâta uğramış semâvî bir din olduğu hâlde, müslümanların bulunduğu muhîtlerde zaman zaman nasıl tesir icrâ edebilmektedir?
Bunda asırlar öncesine uzanacak sinsi propagandaların, kültürel ve ekonomik baskı unsurlarının, dînî bilgisizlik ve ilgisizliğin payı inkâr edilemez. Şuurlu ve bilgili bir müslümana, herhangi bir misyonerin vereceği mutluluk, mânevî huzur ve dînî tatmin sözkonusu değildir. Tek cümleyle özetleyecek olursak, müslümanın câhili, hıristiyanın da âlimi din değiştirir.
Onlar bu gerçeği bildikleri için toplumun geri kalmış, dışlanmış, câhil, fakir ve hasta gönüllerine ulaşmaya çalışır. Deprem, savaş, hastalık ve felâket bölgelerinde çok kısa bir zamanda organize olmuş hıristiyan misyonerlerini görmek bunun için şaşılmaması gereken bir durumdur.
Bu faaliyet, kiliseler öncülüğünde toplanan maddî imkânların, yine kilise ve papazlar rehberliğinde hristiyanlığın emrine sunulması şeklinde özetlenebilir. Bu çalışmalar için özel yetiştirilen papazlar, hristiyanlığın yanısıra gidecekleri bölgenin dini, dili, hatta lehçesi hakkında özel bir eğitimden geçerler. Bulunacakları bölgenin tarihî, etnik, sosyal, kültürel yapısını iyice öğrenir ve gelenek-görenekleri hakkında detaylı bilgi sahibi olurlar.
İçlerine girip “kendinden göründükleri” toplumda, bağlı oldukları dînî değerler hakkında öncelikle şüphe tohumları serperler. İnsanların hastalık, fakirlik, yaşlılık, çocukluk gibi zaaflarını kollarlar!.. Kimi zaman bir doktor, kimi zaman bir hemşire veya yardımsever (!) bir gönüllü olarak kendilerine toplum içinde saygın bir yer teşkil ederler. Sonra da gerçek yüzlerini yavaş yavaş ortaya koymaya başlarlar. Bu sinsi ve planlı çalışmalar, kısa zamanda pek etkili olmuyor görünse de, uzun vadeli bir yatırım şeklinde düşünüldüğünden meyveler alınana kadar çalışmaya devam edilir.
Hıristiyanlık, İslâmiyet’ten önce gelmiş ve pek çok yönüyle tahrîfât ve tahrîbâta uğramış semâvî bir din olduğu hâlde, müslümanların bulunduğu muhîtlerde zaman zaman nasıl tesir icrâ edebilmektedir?
Bunda asırlar öncesine uzanacak sinsi propagandaların, kültürel ve ekonomik baskı unsurlarının, dînî bilgisizlik ve ilgisizliğin payı inkâr edilemez. Şuurlu ve bilgili bir müslümana, herhangi bir misyonerin vereceği mutluluk, mânevî huzur ve dînî tatmin sözkonusu değildir. Tek cümleyle özetleyecek olursak, müslümanın câhili, hıristiyanın da âlimi din değiştirir.
Onlar bu gerçeği bildikleri için toplumun geri kalmış, dışlanmış, câhil, fakir ve hasta gönüllerine ulaşmaya çalışır. Deprem, savaş, hastalık ve felâket bölgelerinde çok kısa bir zamanda organize olmuş hıristiyan misyonerlerini görmek bunun için şaşılmaması gereken bir durumdur.