ρυяєgση
10-14-2007, 13:43
Lügatta İman:
Halil[1], İbn-i Faris[2], İbn-i Esir[3] ve İbn-i Menzur[4] gibi lügat bil*ginlerinin tariflerinden çıkarılan sonuca göre, “iman” korku an*lamındaki havf kelimesiyle zıd olan “emene” kökünden gelmiştir. Kur’an-ı Kerim’den şu ayeti buna örnek olarak gösterebiliriz:
“... Korkularını emniyete tebdil eylemeyi vaadetmiştir...”[5] Ancak “İman” “ba”, “ya”, veya “lam” harfleriyle kullanıldığında tasdik, doğrulama anlamındadır. Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor:
“Peygamber de kendisine Rabbinden ineni doğrulamış, inanmıştır.”[6]
Mutaaddi kipinde ise “İman”, “Ehafu” (korkuttu)nun zıd an*lamında kullanılır.
Azduddin İyci[7] ve Taftazani[8] gibi mütekellimler “İman”ı tarif ederlerken tasdik (doğrulama) olarak yorumlamışlardır. Şia’nın seçkin alimlerinin ekseriyeti de “İman”ı tasdik olarak tefsir et*mişlerdir. Seyyid Murtaza[9] “iman”ı kalbi tasdik olarak tanımlar ve dille ifade edilen sözlere itibar etmez. Hacı Nasiruddin Tusi[10] ve Allame Hilli[11]ise “iman”ı kalp ve dilin her ikisinin tasdiki olarak telakki etmiş, bunlardan sadece birini yeterli görmemişlerdir.
Halil[1], İbn-i Faris[2], İbn-i Esir[3] ve İbn-i Menzur[4] gibi lügat bil*ginlerinin tariflerinden çıkarılan sonuca göre, “iman” korku an*lamındaki havf kelimesiyle zıd olan “emene” kökünden gelmiştir. Kur’an-ı Kerim’den şu ayeti buna örnek olarak gösterebiliriz:
“... Korkularını emniyete tebdil eylemeyi vaadetmiştir...”[5] Ancak “İman” “ba”, “ya”, veya “lam” harfleriyle kullanıldığında tasdik, doğrulama anlamındadır. Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor:
“Peygamber de kendisine Rabbinden ineni doğrulamış, inanmıştır.”[6]
Mutaaddi kipinde ise “İman”, “Ehafu” (korkuttu)nun zıd an*lamında kullanılır.
Azduddin İyci[7] ve Taftazani[8] gibi mütekellimler “İman”ı tarif ederlerken tasdik (doğrulama) olarak yorumlamışlardır. Şia’nın seçkin alimlerinin ekseriyeti de “İman”ı tasdik olarak tefsir et*mişlerdir. Seyyid Murtaza[9] “iman”ı kalbi tasdik olarak tanımlar ve dille ifade edilen sözlere itibar etmez. Hacı Nasiruddin Tusi[10] ve Allame Hilli[11]ise “iman”ı kalp ve dilin her ikisinin tasdiki olarak telakki etmiş, bunlardan sadece birini yeterli görmemişlerdir.