''dua Edin Icabet Edeyim'' [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ''dua Edin Icabet Edeyim''


Cengiz Han
10-14-2007, 16:17
Rabbiniz dedi ki: "bana dua edin,size icabet edeyim" (mü'min-60)

Yani, "Duayı kabul edip etmemek benim elimde olduğu için boş yere başkalarına yalvarmayınız." Bu ayeti anlayabilmek için aşağıdaki üç hususu iyice kavramak gerekir:
1)
İnsanoğlu ancak semî (işiten) ve basîr (gören) olduğuna inandığı, yani duasını duyan ve kendisini gören birine dua eder ve yalvarır. Kendisine dua edilen, aynı zamanda olağanüstü bir iktidara sahip olmalıdır. Çünkü insan, dünya şartlarının üstünde ve dışında bir güce malik olduğuna inandığı zata, bu idrak içerisinde dua eder. Bu, aynı zamanda dua eden kimsenin, istekte bulunduğu zat karşısındaki aczinin bir ikrarıdır. Böylece kişi, kendisini görmediği halde, her zaman ve her yerde o zata gizli ve açık, sessiz ya da sesli dua eder. O dua ederken, dua ettiği zatın kendisini nerede bulunursa bulunsun gördüğüne, sesini işittiğine ve her an duasına icabet edebilecek bir kudrete sahip olduğuna inanır. Tüm bunları bilmesine rağmen, bir insan yine de ALLAH'tan başkasına yalvarırsa apaçık şirk işlemiş olur. Çünkü, bu kimse ALLAH'tan başkasına yalvarıyorsa eğer, o, ALLAH'ın sıfatlarını bir başkasına veriyor demektir.
Halbuki bu kimse, ALLAH'ın semî (işiten) ve basîr (gören) olduğuna gerçekten inansa kesinlikle bir başkasına dua etmek aklının ucundan bile geçmez.

2)
Bir şahıs, yetki, sahibi olmadığı halde başka birisini yetki sahibi kabul etse dahi, yine de gerçek değişmeyecektir. Yani, gerçek yetki sahibi kim ise, o yine yetki sahibi olmaya devam edecektir. Çünkü gerçek yetki kainatı idare eden, mutlak kudret sahibi, semî ve basîr olan ALLAH'a mahsustur. ALLAH'ın dışında hiçkimse insanoğlunun dualarını duyamaz ve kabul edemez. Bu hakikate rağmen bazı kimseler, peygamberleri, velileri, melekleri, yıldızları, cinleri ve tüm sahte ilâhları ALLAH'a ortak koşsalar bile, ALLAH'ın vahid ve mutlak kadir oluşu gerçeği değişmez.
3)
Bu hususu şöyle bir misal ile anlatabiliriz: Bir şahsın adalet talep etmek üzere mahkemeye başvurduğunu farzedelim. Bu şahıs dilekçesini mahkemedeki yargıca vermek yerine, orada yargılanmak için bekleyen başka birine verir ve ona yalvararak "Ey efendim! Benim derdime ancak siz çare bulabilirsiniz. Çünkü sizin buyruğunuz burada geçerlidir," der. Şimdi burada yapılan ilk hata, dilekçenin yargıca değil de yargılama ile alakası olmayan birine verilmesidir. Böyle bir tavır, yargıcın kendisine karşı yapılmış büyük bir küstahlık demektir. Çünkü o şahıs dilekçesini yargıca vermeyip, hadiseyle ilgisi olmayan birine vermekle kalmamış, üstelik ona, "Benim derdime ancak siz çare bulabilirsiniz" diye de yalvarmıştır.
Yukarıda zikredilen bu üç hususu gözönünde tutarak, ALLAH'ın bu ayetini anlamaya çalışın: "Rabbiniz buyurdu ki: "Bana dua edin, duanızı kabul edeyim"
-Mevdûdî ==>>
Tefhimu'l Kur'an-