Nebi Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e Seddi Anlatan Kişi [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nebi Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e Seddi Anlatan Kişi


ρυяєgση
10-17-2007, 19:23
NEBİ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM'E SEDDİ ANLATAN KİŞİ

Buhari cezm sigasıyla, Muallak olarak rivayet ediyor; "Birisi Peygamber sallALLAHu aleyhi ve sellem'e; "Seddi gördüm" dedi. Buyurdular ki; "Nasıl gördün onu?" dedi ki; "Süslenmiş bir aba gibi gördüm." Buyurdu ki; "Onu görmüşsün."[1]
Anlatıldığına göre Halife Vasık, bazı adamlarını techizatlı bir ordu ve bir mektubu ile sedde komşu olan beldelerdeki hükümdarlara ulaştırmaları, sed hakkında keşifler yapmaları, Zülkarneyn'in onu nasıl yaptığına bakıp haber getirmeleri için göndermişti. Vasık'ın adamları döndüğü zaman onu anlatırlar, beldelerden beldelere, sultanlardan sultanlara gezdiklerini, sonunda bakırdan ve demirden yapılmış binaya ulaştıklarını söylediler.

Orada büyük bir kapı olduğunu ve üzerinde de büyük bir asma kilit takılı olduğunu, gerçekten yüksek, sağlam bir yapı olduğunu, artan kerpiçlerin ve aletlerin oradaki bir burcun içinde bulunduğunu, o eşyaların orada bugüne dek muhafaza edildiğini ive sınırdaki ülke hükümdarlarının muhafızlarını orada nöbet tuttuklarını, seddin, yeryüzünün kuzeydoğusunda bulunduğun ve o beldelerin gerçekten geniş olduğunu, erişilmez yükseklikte olduğunu, yeryüzünün doğusundan kuzeyine doğru dağları kapsadığını, dönerlerken iki seneden fazla gözlerinden kaybolmadığını, gözüktüğünü anlattılar."[2]

Halife Vasık rüyasında Zülkarneyn seddinin fethedildiğini görünce elçisi Sellam et-Tercüman'ı, bir mektup ile beraber seddin bulunduğu bölgenin hükümdarına göndermişti. Ayrıca ona bin katır yükü erzakta gönderdi. Ye'cüc ve Me'cüc zamandan beri harab olan şehirlere ulaştılar. Sonra sedd'e yakın bir kaleye vardılar ve orada Arabca ile Farsca bilen, Kur'an ezberleyen, mektebleri ve Mescidleri olan bir kavim buldular. Onların bu hallerine şaşırıp nereden geldiklerini sordular.

Onlar da Emiril-Mü'minin Vasık tarafından gönderildiklerini anlattılar ancak onu tam olarak tarif edemediler. Sonra kaygan ve üzerinde yeşillik bulunmayan bir dağa vardılar. Orada bakır içine gömülmüş demir kerpiçlerden yapılmış olan seddi gördüler. Gerçekten yüksekti. Gözler onun sonunu göremiyordu. Demirden balkonları vardı. Ortasında iki katanlı ve ikisi de kilitli büyük bir kapı vardı. Kanatların her biri yüz zira genişliğinde, uzunlu yüz zira ve derinliği de beş zira' idi. Üzerinde yedi zirâ' uzunluğunda, bir kulaç kalınlığında bir asma kilit vardı.

Burası, asma kilidin yanında bekleyen nöbetçilerle korunuyordu. Ve nöbetçiler her gün değişiyordu. Bundan sora rahatsız edici, yüksek bir sessin şöyle dediğini duyarlar;

"Şu kapının gerisinde nöbetçi ve muhafızlar vardır." O kapının yakınında iki büyük kale vardı ki, kalelerin arasında tatlı bir su pınarı vardı. Kalelerden birinde hala yapıların kalıntıları, kelepçeler, demir kerpiçler ve diğer eşyalar vardı. Bir kerpiçin uzunluğu bir buçuk zira', eni de bir buçuk zira' idi. Kalınlığı ise bir karış kadar idi.

Anlatıldığına göre; o beldelerin ahalisine Ye'cüc ve Me'cüc'den herhangi bir kimseyi görüp görmedikleri sorulmuş, onlarda bir gün balkonların üzerinde bazı şahıslar gördüklerini, ancak rüzgar esince o şahısların kendiliklerinden yere düştüklerin, onlardan birinin boyunun bir yaka yarım karış kadar olduğunu söylemişler. ALLAHu a'lem.[3]

[1] Buhari(3/1220) Fethul Bari(6/386) Tağlikut Ta'lik(4/12) Bezzar(9/120) Mecmauz Zevaid(8/134) Nuaym Bin Hammad Fiten(s.357)

[2] İbni Kesir Tefsiri(3/110) elBidaye(2/111)

[3] İbni Kesir elBidaye(7/137-138)