Kartal Busbey
10-18-2007, 07:32
Sana duygularımı nasıl anlatırım bilmiyorum bir tanem.
Sen gittiği günden beri içimdeki volkan hiç dinmiyor.
Dört duvar, gün – gece her biri üstüme üstüme geliyor.
Ayrılık sokuldu buz gibi, bağrımı deliyor bir tanem.
Geceler geçit vermiyor ki, gündüzlerde umut olsun.
Yıldızlar oydu gözlerimi, ay yüzüme vurmuyor bir tanem.
Yağan yağmur topraklara düşmüyor ki bereket olsun.
Simsiyah bir renge bulandı, aydınlık yok be bir tanem.
Özgürlük bir gün alaca şafakla doğacaktı.
Dağların doruğundan üstümüze doğru sımsıcacık.
Karlar altında kaldı umutlar, bir kayanın kovuğunda
O dağda köpekler gibi ulumak geliyor içimden bir tanem.
Yattığımda duvarlar üstüme göçüyor sanki.
Pencerem kuş konmuyor, ötmüyor artık.
Gün doğmuyor ki elini sokup ısıtsın ufak yüreğimi.
Umutlarım yağlı ilmek gibi boynuma geçti bir – bir.
Bir hayalimi de engerek soktu, hem de güpe gündüz.
Zehirlediler Der Saadet-i sunup ikimizi birden.
Ben öldüm…
Sana mutluluktan nasıl bahsederim bir tanem.
21 Mayıs 1997
Fikret Çarkçı
Sen gittiği günden beri içimdeki volkan hiç dinmiyor.
Dört duvar, gün – gece her biri üstüme üstüme geliyor.
Ayrılık sokuldu buz gibi, bağrımı deliyor bir tanem.
Geceler geçit vermiyor ki, gündüzlerde umut olsun.
Yıldızlar oydu gözlerimi, ay yüzüme vurmuyor bir tanem.
Yağan yağmur topraklara düşmüyor ki bereket olsun.
Simsiyah bir renge bulandı, aydınlık yok be bir tanem.
Özgürlük bir gün alaca şafakla doğacaktı.
Dağların doruğundan üstümüze doğru sımsıcacık.
Karlar altında kaldı umutlar, bir kayanın kovuğunda
O dağda köpekler gibi ulumak geliyor içimden bir tanem.
Yattığımda duvarlar üstüme göçüyor sanki.
Pencerem kuş konmuyor, ötmüyor artık.
Gün doğmuyor ki elini sokup ısıtsın ufak yüreğimi.
Umutlarım yağlı ilmek gibi boynuma geçti bir – bir.
Bir hayalimi de engerek soktu, hem de güpe gündüz.
Zehirlediler Der Saadet-i sunup ikimizi birden.
Ben öldüm…
Sana mutluluktan nasıl bahsederim bir tanem.
21 Mayıs 1997
Fikret Çarkçı