Kartal Busbey
10-18-2007, 08:00
Benim için hayata duyulan isyandır bu.
Sırtımdan yemişim hançeri kaç kez bilinmez.
Arnımın ortasına kara leke gibi düşmüş kurşun.
Tırnaklayarak sökmüş yüreğimi yerinden.
Kanayan dinmeyen bir yaradır bu.
Tuz biber olup üzerine ekelemişsin sen.
Artık bu herkese karşı isyan bayrağıdır.
Vücudumda dolaşan tek bir alyuvarların
Son direnmesi ve son kez şahlanmasıdır.
Sevgi girdabında dolaşıp boynumu sıkan.
Beynimde depremler yaratıp çatlatan.
Şimdi beni dimdik tutan, içimdeki kin.
Bir kez daha olur mu diye
Sevgilere umutla yelken açıp düşlemek yok.
Ormanları sabote eder gibi yakıp kül edeceğim.
Önüme çıkanları, bir halkın ayaklanması gibi
Muzaffer ordunun şarkıları, marşları gibi.
Kınından çıkan hançeri.
Ve dağlarda eşkıya denen o yiğitleri
Ne bileyim hepsi, hepsi karşıma çıksa
Tankın üzerinden geçip gitmesi geçip gitmek.
Ezerken karşımdakini hiç düşünmeden
Hiç üzülmeden yani yüreğin sızlamadan.
Ezip geçeceğim kim gelirse önüme.
Çünkü hayata duyulan bir kin ve bir isyandır.
Kısa ömrümde gönlümle heder olmuşum ben.
Bilmeden sevmişim, hiç hissetmeden.
Ateşin ne olduğunu, ne yapacağını düşünmeden.
Özlem duyarak, umut ederek yaşamışım.
Bir kartal gelmiş pençesini takmış bana.
Leş yiyen akbabalar leşmişim gibi bakmış.
Pusudaki kurt, topraktaki soğulcan.
Sanki onlarda taraf olup yardım etmişler.
Artık içimde sadece hayata duyulan isyan
Ve isyanı körükleyen nefret edercesine kin.
Başka bir şey kalmadı zaten bende.
Daha ne istersiniz…
Gözlerinizdeki öfke ne.
27 Şubat 1997
Fikret Çarkçı
Sırtımdan yemişim hançeri kaç kez bilinmez.
Arnımın ortasına kara leke gibi düşmüş kurşun.
Tırnaklayarak sökmüş yüreğimi yerinden.
Kanayan dinmeyen bir yaradır bu.
Tuz biber olup üzerine ekelemişsin sen.
Artık bu herkese karşı isyan bayrağıdır.
Vücudumda dolaşan tek bir alyuvarların
Son direnmesi ve son kez şahlanmasıdır.
Sevgi girdabında dolaşıp boynumu sıkan.
Beynimde depremler yaratıp çatlatan.
Şimdi beni dimdik tutan, içimdeki kin.
Bir kez daha olur mu diye
Sevgilere umutla yelken açıp düşlemek yok.
Ormanları sabote eder gibi yakıp kül edeceğim.
Önüme çıkanları, bir halkın ayaklanması gibi
Muzaffer ordunun şarkıları, marşları gibi.
Kınından çıkan hançeri.
Ve dağlarda eşkıya denen o yiğitleri
Ne bileyim hepsi, hepsi karşıma çıksa
Tankın üzerinden geçip gitmesi geçip gitmek.
Ezerken karşımdakini hiç düşünmeden
Hiç üzülmeden yani yüreğin sızlamadan.
Ezip geçeceğim kim gelirse önüme.
Çünkü hayata duyulan bir kin ve bir isyandır.
Kısa ömrümde gönlümle heder olmuşum ben.
Bilmeden sevmişim, hiç hissetmeden.
Ateşin ne olduğunu, ne yapacağını düşünmeden.
Özlem duyarak, umut ederek yaşamışım.
Bir kartal gelmiş pençesini takmış bana.
Leş yiyen akbabalar leşmişim gibi bakmış.
Pusudaki kurt, topraktaki soğulcan.
Sanki onlarda taraf olup yardım etmişler.
Artık içimde sadece hayata duyulan isyan
Ve isyanı körükleyen nefret edercesine kin.
Başka bir şey kalmadı zaten bende.
Daha ne istersiniz…
Gözlerinizdeki öfke ne.
27 Şubat 1997
Fikret Çarkçı