Js.JavNaX
07-24-2007, 21:31
Şimdi yeni bir deneme yapılıyor özellikle mevcut hükümet tarafından, ayrılıkçı Kürtler ile Türkler arasında bir bağ kurmak için "Müslüman" kimliği kullanılmaya çalışılıyor.Baktım bazı arkadaşlar da havasına girmiş bu işin.Biz bilgi sahibi olmadan atıp tutmayı seven özelliklere sahip olduğumuzdan bazı şeyleri hatırlatmakta fayda var:
1.Güney Doğu Anadolu'da dağa çıkan ve T.C. Devleti ile çatışmaya giren toplulukları "Müslümanlık" zerre kadar ilgilendirmemektedir.Bu hareket "ayrılıkçı" özellikte olup Sosyalist bir devlet kurmak amacını gütmektedir.Hareketin militan kaynağını sağlayabilmek için de "Kürt Milliyetçiliği" yaratılmış ve kullanılmaktadır.Yani basite indirgeyip söylersek, siz eli silahlı dağa çıkmış adama, canım müslüman kardeşim gel bir sarılayım sana derseniz alnınızın ortasına keleş mermisini yersiniz.
2."Çılgın Türkler" ve "Çılgın Kürtler" yapay kavramlardır.Gerçeklik payı olan hikayedir hepsi.Milleti satan Türk de vardır canını hiçe sayıp ölüme giden de.Aynı şekilde tarihin pek çok döneminde devlete millete hizmet etmiş Kürt de bulursunuz, en büyük isyanları başlatanı da.
3.Atatürk'ün dehasının varlığı , herhalde bugün onu doğru dürüst kimsenin anlamamasından açıkca belli olmaktadır.Yazıda da belirtildiği üzere Atatürk "Doğu halklarından" ve hatta "tek bir millet oluşturma çabasından" bahsetmektedir.Yoksa gelin Kürtler, Türkler voltranı oluşturalım demiyor.Atatürk "TÜRK" sözü ile "ANADOLU" üzerinde yaşayan ve "YAŞAMAK" isteyen herkesin tek bir millet adı altında birleştirme gayesi duymaktadır.Bunun için de "Ne Mutlu Türküm Diyene" diyerek bunun adını koymuş ve ayrıca bu cümleden önce pek hatırlatılmayan bir cümle daha kurmuştur, o cümlede de Türk Milletinin dili Türkçedir demiştir(bakınız Nutuk).Atatürk Türk kavramını bir uzlaşma ve altında birleşilecek bir kavram olarak algılamıştır.Bunun böyle olması bugün "alt kimlik" gibi bilerek aşağı gösterilmeye çalışılan kültürel zenginliğimizin yok sayılmasını gerektirmez.Bu ülke içindeki herkes kendine Türk diyebilmeli ve aynı zamanda kültürel geçmişini yaşayabilmelidir.Türk, orta asyadan gelmiş atlı savaşcı anlamına da gelmemektedir.Türk, orta asya tarihinde bile Atatürk'ün kullanmaya çalıştığı gibi halkları "BİRLEŞTİRİCİ" bir özellik için kullanılmıştır.Bunu zamanında boy ve kağanlıkların boyunduruğu altına giren Moğol ya da Çin kavimlerinin kendilerine "TÜRK" demeye başlamasından anlıyoruz.Aynı şekilde Çin ya da Moğol boyunduruğu altına girenler de kendilerini girdikleri gücün adıyla tanımlarlar.Kısacası "Türk" tarihsel anlamda hiç bir zaman bir etnik topluluğun adı olmamıştır, bugün bunun böyle olduğunu söyleyenlerin tersine.(maksatlı söylendiği yanında aydın cehaleti de rol oynamaktadır bunda)
4.Anadolu topraklarında yaşayan halkın tarihi 1071 ile başlamaz.Evet 1071 bizim için önemli bir tarihtir ama o eşi görülmemiş tarihsel geçmişin yalnızca önemli bir parçasını tanımlamaktadır o kadar.Atatürk'ün neredeyse yüzyıl önce oluşturmaya çalıştığı gibi bu topraklar üzerinde yaşamış tüm kültürler bizim "gerçek" geçmişimizi oluştururlar.Bu yüzden başka coğrafyalarda görülmemiş büyüklükte ve sayıdaki uygarlıkların isimlerini yeni kurduğu kurumların adı yapmıştır.(Sümerbank, Etibank örneğin)Türk tarih kurumunu bu yüzden kurmuş ve geçmişe dair bilinmeyenlerin araştırılıp ortaya çıkarılmasını istemiştir.Dünyadaki her milletin Türk soyundan geldiği gibi ipe sapa gelmez fikirler üretmek için değil, halkının ve kendisinin büyük gayreti ile açılan yeni sayfada, bunu başaran halkın geçmişiyle buluşmasını sağlamak için yapmıştır.Kısacası biz hem orta asyadan gelen asya insanıyız hem de Anadolu toprağı üzerinde dünya üzerinde eşi görülmemiş medeniyetler kurmuş bir halkın devamıyız.Biz halkların kaynaştığı bir coğrafyada büyük işler başarmış bir kültürün devamıyız.
Uzun lafın kısası bizi ne atlı göçebe Türk kavramı açıklayabilir ne de onun kopyası bir Kürt tanımlaması.Biz bu tür maksatlı sınıflamaların çok ötesinde bir geçmişe ve kültüre sahip bir halkız.Adımıza Türk diyoruz ve Türkçe konuşuyoruz, bundan da çok memnunuz.Başka diller konuşulmasına karşı değiliz hatta her tür kültürel öğenin yaşaması ve yaşatılması gerekir diye düşünüyoruz.Ama yağmur yağınca bir çatının altına girmemiz gerektiğini hiç bir zaman unutmadan.
1.Güney Doğu Anadolu'da dağa çıkan ve T.C. Devleti ile çatışmaya giren toplulukları "Müslümanlık" zerre kadar ilgilendirmemektedir.Bu hareket "ayrılıkçı" özellikte olup Sosyalist bir devlet kurmak amacını gütmektedir.Hareketin militan kaynağını sağlayabilmek için de "Kürt Milliyetçiliği" yaratılmış ve kullanılmaktadır.Yani basite indirgeyip söylersek, siz eli silahlı dağa çıkmış adama, canım müslüman kardeşim gel bir sarılayım sana derseniz alnınızın ortasına keleş mermisini yersiniz.
2."Çılgın Türkler" ve "Çılgın Kürtler" yapay kavramlardır.Gerçeklik payı olan hikayedir hepsi.Milleti satan Türk de vardır canını hiçe sayıp ölüme giden de.Aynı şekilde tarihin pek çok döneminde devlete millete hizmet etmiş Kürt de bulursunuz, en büyük isyanları başlatanı da.
3.Atatürk'ün dehasının varlığı , herhalde bugün onu doğru dürüst kimsenin anlamamasından açıkca belli olmaktadır.Yazıda da belirtildiği üzere Atatürk "Doğu halklarından" ve hatta "tek bir millet oluşturma çabasından" bahsetmektedir.Yoksa gelin Kürtler, Türkler voltranı oluşturalım demiyor.Atatürk "TÜRK" sözü ile "ANADOLU" üzerinde yaşayan ve "YAŞAMAK" isteyen herkesin tek bir millet adı altında birleştirme gayesi duymaktadır.Bunun için de "Ne Mutlu Türküm Diyene" diyerek bunun adını koymuş ve ayrıca bu cümleden önce pek hatırlatılmayan bir cümle daha kurmuştur, o cümlede de Türk Milletinin dili Türkçedir demiştir(bakınız Nutuk).Atatürk Türk kavramını bir uzlaşma ve altında birleşilecek bir kavram olarak algılamıştır.Bunun böyle olması bugün "alt kimlik" gibi bilerek aşağı gösterilmeye çalışılan kültürel zenginliğimizin yok sayılmasını gerektirmez.Bu ülke içindeki herkes kendine Türk diyebilmeli ve aynı zamanda kültürel geçmişini yaşayabilmelidir.Türk, orta asyadan gelmiş atlı savaşcı anlamına da gelmemektedir.Türk, orta asya tarihinde bile Atatürk'ün kullanmaya çalıştığı gibi halkları "BİRLEŞTİRİCİ" bir özellik için kullanılmıştır.Bunu zamanında boy ve kağanlıkların boyunduruğu altına giren Moğol ya da Çin kavimlerinin kendilerine "TÜRK" demeye başlamasından anlıyoruz.Aynı şekilde Çin ya da Moğol boyunduruğu altına girenler de kendilerini girdikleri gücün adıyla tanımlarlar.Kısacası "Türk" tarihsel anlamda hiç bir zaman bir etnik topluluğun adı olmamıştır, bugün bunun böyle olduğunu söyleyenlerin tersine.(maksatlı söylendiği yanında aydın cehaleti de rol oynamaktadır bunda)
4.Anadolu topraklarında yaşayan halkın tarihi 1071 ile başlamaz.Evet 1071 bizim için önemli bir tarihtir ama o eşi görülmemiş tarihsel geçmişin yalnızca önemli bir parçasını tanımlamaktadır o kadar.Atatürk'ün neredeyse yüzyıl önce oluşturmaya çalıştığı gibi bu topraklar üzerinde yaşamış tüm kültürler bizim "gerçek" geçmişimizi oluştururlar.Bu yüzden başka coğrafyalarda görülmemiş büyüklükte ve sayıdaki uygarlıkların isimlerini yeni kurduğu kurumların adı yapmıştır.(Sümerbank, Etibank örneğin)Türk tarih kurumunu bu yüzden kurmuş ve geçmişe dair bilinmeyenlerin araştırılıp ortaya çıkarılmasını istemiştir.Dünyadaki her milletin Türk soyundan geldiği gibi ipe sapa gelmez fikirler üretmek için değil, halkının ve kendisinin büyük gayreti ile açılan yeni sayfada, bunu başaran halkın geçmişiyle buluşmasını sağlamak için yapmıştır.Kısacası biz hem orta asyadan gelen asya insanıyız hem de Anadolu toprağı üzerinde dünya üzerinde eşi görülmemiş medeniyetler kurmuş bir halkın devamıyız.Biz halkların kaynaştığı bir coğrafyada büyük işler başarmış bir kültürün devamıyız.
Uzun lafın kısası bizi ne atlı göçebe Türk kavramı açıklayabilir ne de onun kopyası bir Kürt tanımlaması.Biz bu tür maksatlı sınıflamaların çok ötesinde bir geçmişe ve kültüre sahip bir halkız.Adımıza Türk diyoruz ve Türkçe konuşuyoruz, bundan da çok memnunuz.Başka diller konuşulmasına karşı değiliz hatta her tür kültürel öğenin yaşaması ve yaşatılması gerekir diye düşünüyoruz.Ama yağmur yağınca bir çatının altına girmemiz gerektiğini hiç bir zaman unutmadan.