Js.JavNaX
07-24-2007, 21:31
YASAL UYARI = felsefe sağlığa zararlıdır. sigara gibi değildir.bırakması imkansızdır. size önerim düşünmeden ot gibi yaşayın.
neler yapıyoruz yapmaktayız şimdi ne olacak ?planlarımızı ortaya koyuyoruz anlatmaya çalışıyoruz bir şeyleri.yapmamız anlatmamız gereken birşeyler vardır var olmalıdır. çünkü gerekenler hep gerektiği için gerektir.
kısa yoldan felsefe yapayım demek kolay uzun yoldan felsefeden çıkmak zordur.yani felsefeyi yapmak kolay felsefenin içinden çıkmak zordur. kaç yıldır filozof takılıyorum söylediklerimin saçma olduğu düşünülebilir fakat saçma nedir ? saçma insanın konuştuğu veya konuşcağı zaman diğer insanların fikrince düşünsel veya madden açıdan değerli olmamasıdır. burda felsefe bize yeni kapılar açıyor. ve sorulan sorulardan birkaçı daha doğuyor.
1- fikir nedir ?
2- fikir neye göre şekillenir ?
3- fikrin şekillenmesinde etkili olan faktörlerin etkisine bakılacak olursa bizim fikirlerimizin saçma olup olmadığına nesnel düşünce mi yoksa bu etkiler mi yön veriyor ?
4- şimdi sayıları veriyorum başında ama sayı nedir ? cevabı olarak ne diyebiliriz ? düşünsel bir olaydır sayı yani madde'en yoktur ama paranın üstünde olduğu zaman veya matematik hesaplamaları yapıldığında varmış gibi olur ama aslında yoktur.yani burdaki tek gerçek olan düşüncedir. düşünüyorum öyleyse varım sözü saçmadır. neden bir insan madde'en zaten vardır.uyurken düşünmez uyurken maddesi yok mu olur?
5- sözü geçti arada "para" para nedir ? düşünsenize hiçbir yerde geçmeyen birçuval paranızın olduğunu? ne işe yarar ? para kağıttır ama kağıt demek değildir. yani bir değeri geçtiği içindir. altını düşünün. dünyada demir kadar çok olsaydı değeri olmayacaktı. ortada yani değer meselesi var. yani felsefe var.
6- şimdi bu kadar fikir ve değer meselelerinin olduğu bir yerde sizce paramız var mı yok mu ? veya düşüncelerimiz saçma mı değil mi ? veya düşünmediğimiz zaman da varmıyız yokmuyuz ?
7- peki fikirlerimizi etkileyen faktörlerin bu kadar etkisi altında kendi fikirlerimiz kendimize ait olduğunu nasıl ileri sürebiliriz ?
8- peki sabahtan beri söylüyoruz " biz " kelimesi biz nedir ? neye göre biz ? her tarafta ayrılan düşünceler var. birkaç insanı bir arada tutan düşünceler ayrıldığı zaman biz de ayrılır mı ? veya bizi oluşturan etkenler değiştiği zaman bizim artık biz olmadığımız anda içinde bulunduğumuz yeni insan topluluğuna biz demek ne kadar DOĞRU olur veya doğru olmasından daha ileri olan ileri bir daha bozulacağını bildiğimiz halde bu geçiciliği neyle örtmek gerekir ?
9- şimdi oluşan bir başka önemli soru doğru nedir ? doğru ahlak'en erdemli sayılandır.kişiden kişiye zamandan zamana bizden onlara değişir hep. peki bir şeyin doğru olduğunu saymak için ne gerekir ? ne de olsa bunun doğru olmadığını söyleyecek insanların sayısı çoktur. o zaman kişiden kişiye zamandan zamana değişmeyecek doğrular var mıdır ? mesela bir insanı öldürmek benim gözümde doğru değilken anarşistlerce yanlış değildir. bu bir düşünce olayıdır yine. o zaman kim düşünür ? cevabı bellidir insan tabi. insanı doğru olmayanı yaptığı şeyden yargılayan ise devlettir. akla hemen şu soru gelir devlet düşünür mü düşünmez mi ? neye göre düşünür ? kim kararları alır ? neye göre şekillenir ? ve bu yapının içinde neler hangi ölçüde rol oynar ? kim ne kadar ve hangi yönde etkilenir ?
10- kararları alan mı yönetir yoksa kararların alınmasına etki eden faktörler mi ?
11- ortada bir yarar faktörü gözetiliyorsa kim kimin için yarar sağlar ? sağlayacağını düşünür ? sonucunu ne kadar düşünür?
yada düşündüğü yararın ne derecede yararlı olacağını hesap eder ?
12- sabahtan beri felsefe felsefe diyoruz iyi de felsefe ne ? düşünmedir. yani düşünme yetisidir. peki amacımız ne ? cevap aramıştık sanıyorum yarar gözetmek.
13- buradan yeni bir soru daha doğuyor bize neyin yararlı neyin yararsız olacağını nerden bileceğiz ? hareketlerimiz davranışlarımızı sergilediğimiz zaman tek yarar sağlayacak şeyleri mi gözönünde bulunduruyoruz ? burda bir cevap oluşuyor hayır tabi ki. mecbur olup da yaptıklarımız da vardır. iyi de bunları ne belirler ? cevap basittir gereklilikler. yeni bir soru akla geliyor o zaman bize neyin gerekli neyin gereksiz olacağını ne belirliyor ? veya kendi mecburiyetlerimiz kendimizi veya başkasını ne derece etkiliyor ? tam tersi başkasının mecburiyetleri bizi ne derece etkiliyor ? başkası bizim yararımızı gözetir mi ? buna cevap hayırdır tabiki. çünkü insan kendi yararını bile gözetmez. veya yararlı olduğunu sandığı şeyi yapar.yani yararlının ne olduğunu bilmeden kendine yarar gözetmeye kalkar.
14- başkalarının fikirlerine çok doğru diye katılmamızı sağlayan veya yav ne saçmalıyor bu yav dememize neden olan şey nedir? buna bir cevap olarak bizim o güne kadar kendi içimizde beynimizde oluşan düşünsel yapı ve önyargılar verilebilir. peki önyargılarımız bizi doğruya götürür mü ? bu belirsizdir. yani götürmediği de götürdüğü de olur. önemli olan birine sinirlenip veya birini çok sevdiğimizde bu önyargılardan bağımsız olarak sevdiğimiz , nefret ettiğimiz veya bir şey hissetmemizdir. değerli olan budur. düşünceyi kullanmak. burada bize çok kötü tuzaklar kurulabilir.düşünceyi kullanmak da kullanmamak da bizi kötüye veya iyiye götürebilir. iyiye götürmesi tuzak değildir tabi de bizi iyiye götürecek önyargılarımızı seçme gibi bir imkanımız yoktur maalesef. tam tersi de yoktur yani bizi kötüye götürecek önyargılarımızı seçemeyiz. yani önyargıyla haraket ederek ne yaptığımızı bilmeden bir şeyler yapıp yapıp durmuş bunun sonucunda da kendimizi ödüllenmiş veya cezalanmış hissederiz. fakat hangisinin başımıza geldiğini böyle bilemeyiz. önyargılarımızı içimizden sökmek imkanmız yoktur fakat engellemeye çalışabiliriz. düşünceyi kullanarak. işte tam burda bize tuzak kurulma imkanı başkalarının eline geçer. yani düşünceyi kullanan bir bireyi düşüncesini kalıplandırarak kendi istekleri doğrultusunda düşünmesini sağlayabilirler. yani doğru veya yanlış dediklerimiz başkaları tarafından etkilendirilmiş olarak soframıza sunulur. hiç bir zaman bağımsız olmamıştır. hitler zamanında hitlerin aleyhinde konuşulmaz almanyada. hitler ölsün ondan sonra konuş. peki burda espiritüel de olsa düşüncemize takılan veya takılması gereken şey şudur : hitler ölmüyor ki. asla ölmedi. nasıl ölecek ? ( burada hitler dediğim şey düşünsel yapı ve sistemdir) hitleri öldürmek gerekir. ama daha öncede dediğim gibi gereken şeyleri yaparken bile başkalarının , sistemin , insanların veya en azından kendi etkimizden kurtulamayız. bunlardan kurtulduğumuz anda ancak gerekeni yapabilir hitleri öldürebiliriz. akla manyak bir soru geliyor = peki hitler kim bilmiyorsak o zaman ne yapacağız ? hitlerin kim olduğu tesbit edilebilir bu imkansız değildir. fakat dediğim şeylerin yapılması doğrultusunda ortaya çıkar. yani doğru düşünceyi önce tesbit etmek gerekir yanlışı silelim. yanlışla savaşmadan önce doğruyu öğrenmek kabul etmek gerekir.
15- buradan akla geldiği gibi doğru düşünceyi bilmemiz gerekir dediğimize göre onu belirleyecek şeyi de bilmemiz gerekir. yani günümün insanının aldatıldığı gibi nesnel düşünce ( ki kendisi yoktur) denilen şeyden uzak durmak gerekir. çünkü düşüncenin nesnel olması imkansızdır. burada insanları kandırıyorlar. bilimsel düşünce denen bir şey yoktur. bilimsel bilgi kayıt edilmiş öğrenilmiş olandır yeniyi öğrenme yetisi ise düşünceye bağlıdır düşünce de özneldir. burada en önemli olan ve kısaca belirtilmesi gereken düşüncenin doğru olduğu kabul edildiği ölçüde doğrudur ve kimin söylediği en önemlisidir. herkes bir şey söylüyor ve bir çok kişi başka başka kişilerin söylediğini doğru kabul ederken burada imkansız olan şey ise doğrunun sayısı birden fazla değildir. yani burada benim söylediklerim doğru ise seninkiler yanlıştır. seninki de doğru benimki de diye birşey yoktur.
16- buradan da çok önemli bir soru geliyor akla = biz kimin söylediğini doğru kabul edeceğiz?
17- düşünüyoruz düşünüyoruz beynimize yığıyoruz ve düşündüklerimizi hatırlayarak konuşuyoruz. insan beyni hata yapar. söylerken konuşurken düşünürken bile yapar. bir insanın söylediğini doğru olarak kabul etmemek için tek geçerli neden elbette bu değildir.çünkü hata yapıp yapmadığını bilmemiz için bizim hata yapmamamız gerekir. biz de hata yaparken karşımızdakinin söylediğinin yanlış olduğunu nerden bileceğiz ? yani söylemek istediğim şu ki ; insan kendinden , kendi ürettiği şeyden konuştuğu veya davrandığı zaman bizim onu doğru olarak kabul etmemiz veya onun söylediğine uymamız gerekmez. biz de deriz hayır öyle değil böyle yani bizim dediğimiz doğru.EE ne oldu iki tane doğru oldu.doğrunun sayısının 1 den fazla olamayacağını söylemiştim. söylediği şeyi bir başkasının ağzından söylediği zaman sadece mikrofon görevi görür. başkasının sözü de doğru değil denebilir. böyle olduğu zaman beynimizde iki tane düşünce oluşur. biri doğru diye birşey yoktur herkes kendine göresini seçer ki bu düşünce bizim de var olmadığımız sonucuna götürür bizi elbette bu düşünce gerçek değildir.ikincisi kimin söylediğinin doğru olduğunu belirlememiz gerektiğidir. nesnelciler bunun imkansız olduğunu söyler o zaman birinci soru yani hiçbir şey yoktur sözü olur bu da elbet gerçek değildir. yani doğruyu asla belirleyemesen de doğru kesinlikle vardır. demokrasi adı altında insanları kandıranlar ikinci düşünceyi değil birinciyi benimseyip insanları aldatırlar. yani doğru düşünceyi belirlemek imkansızdır derler. ne kabul edilirse edilsin doğru kesinlikle bir tanedir. felsefe adı altında insanları kandırırlar. nesnel bilgi denen şey var bu doğrudur. fakat nesnel düşünce asla olmaz olamaz. ya önyargılar devreye girer ya kişinin kendi karakteri girer ya çevresinden etkilenimi devreye girer ya da kendi doğru sandığı şey devreye girer. 18- insan özgür müdür ? böyle bir saçma soru olmaması gerekir. ama vardır...
cevabı kısa ve nettir = özgürlük mözgürlük yok dağılın lan
işin espirili de olsa cevabı budur.başkalarının istediği gibi davrandığımız veya davranmadığımız zaman hatta bırak davranmayı düşündüğümüz zaman ellerinde size karşı kullanabilecekleri kuvvet varsa kullanırlar. burada özgürlük neoldu derseniz güme gitti diyebilirim.
19- benim bu söylediklerim bile kendi düşüncemden ne derece bağımsızsa o kadar doğrudur. bu herkes için geçerlidir. tabii ben burada söylerken başkasının sözüne göre konuşursam eğer yine söylediğim doğru olmaz. başkasının sözü de karşı çıkılabilecek özellik taşır. yani herşeyin üstünde herkesin üstünde kabul edilmesi gereken doğrular vardır. yalnızca onlar doğru olarak kabul edilebilir edilmelidir.
arkadaşlar konuyu genişletip güncelleyeceğim. size bir yararım olacağını sandığım ve bunları yazmam gerektiğini düşündüğüm için yazdım.
yorum yaparsanız sevinirim.
neler yapıyoruz yapmaktayız şimdi ne olacak ?planlarımızı ortaya koyuyoruz anlatmaya çalışıyoruz bir şeyleri.yapmamız anlatmamız gereken birşeyler vardır var olmalıdır. çünkü gerekenler hep gerektiği için gerektir.
kısa yoldan felsefe yapayım demek kolay uzun yoldan felsefeden çıkmak zordur.yani felsefeyi yapmak kolay felsefenin içinden çıkmak zordur. kaç yıldır filozof takılıyorum söylediklerimin saçma olduğu düşünülebilir fakat saçma nedir ? saçma insanın konuştuğu veya konuşcağı zaman diğer insanların fikrince düşünsel veya madden açıdan değerli olmamasıdır. burda felsefe bize yeni kapılar açıyor. ve sorulan sorulardan birkaçı daha doğuyor.
1- fikir nedir ?
2- fikir neye göre şekillenir ?
3- fikrin şekillenmesinde etkili olan faktörlerin etkisine bakılacak olursa bizim fikirlerimizin saçma olup olmadığına nesnel düşünce mi yoksa bu etkiler mi yön veriyor ?
4- şimdi sayıları veriyorum başında ama sayı nedir ? cevabı olarak ne diyebiliriz ? düşünsel bir olaydır sayı yani madde'en yoktur ama paranın üstünde olduğu zaman veya matematik hesaplamaları yapıldığında varmış gibi olur ama aslında yoktur.yani burdaki tek gerçek olan düşüncedir. düşünüyorum öyleyse varım sözü saçmadır. neden bir insan madde'en zaten vardır.uyurken düşünmez uyurken maddesi yok mu olur?
5- sözü geçti arada "para" para nedir ? düşünsenize hiçbir yerde geçmeyen birçuval paranızın olduğunu? ne işe yarar ? para kağıttır ama kağıt demek değildir. yani bir değeri geçtiği içindir. altını düşünün. dünyada demir kadar çok olsaydı değeri olmayacaktı. ortada yani değer meselesi var. yani felsefe var.
6- şimdi bu kadar fikir ve değer meselelerinin olduğu bir yerde sizce paramız var mı yok mu ? veya düşüncelerimiz saçma mı değil mi ? veya düşünmediğimiz zaman da varmıyız yokmuyuz ?
7- peki fikirlerimizi etkileyen faktörlerin bu kadar etkisi altında kendi fikirlerimiz kendimize ait olduğunu nasıl ileri sürebiliriz ?
8- peki sabahtan beri söylüyoruz " biz " kelimesi biz nedir ? neye göre biz ? her tarafta ayrılan düşünceler var. birkaç insanı bir arada tutan düşünceler ayrıldığı zaman biz de ayrılır mı ? veya bizi oluşturan etkenler değiştiği zaman bizim artık biz olmadığımız anda içinde bulunduğumuz yeni insan topluluğuna biz demek ne kadar DOĞRU olur veya doğru olmasından daha ileri olan ileri bir daha bozulacağını bildiğimiz halde bu geçiciliği neyle örtmek gerekir ?
9- şimdi oluşan bir başka önemli soru doğru nedir ? doğru ahlak'en erdemli sayılandır.kişiden kişiye zamandan zamana bizden onlara değişir hep. peki bir şeyin doğru olduğunu saymak için ne gerekir ? ne de olsa bunun doğru olmadığını söyleyecek insanların sayısı çoktur. o zaman kişiden kişiye zamandan zamana değişmeyecek doğrular var mıdır ? mesela bir insanı öldürmek benim gözümde doğru değilken anarşistlerce yanlış değildir. bu bir düşünce olayıdır yine. o zaman kim düşünür ? cevabı bellidir insan tabi. insanı doğru olmayanı yaptığı şeyden yargılayan ise devlettir. akla hemen şu soru gelir devlet düşünür mü düşünmez mi ? neye göre düşünür ? kim kararları alır ? neye göre şekillenir ? ve bu yapının içinde neler hangi ölçüde rol oynar ? kim ne kadar ve hangi yönde etkilenir ?
10- kararları alan mı yönetir yoksa kararların alınmasına etki eden faktörler mi ?
11- ortada bir yarar faktörü gözetiliyorsa kim kimin için yarar sağlar ? sağlayacağını düşünür ? sonucunu ne kadar düşünür?
yada düşündüğü yararın ne derecede yararlı olacağını hesap eder ?
12- sabahtan beri felsefe felsefe diyoruz iyi de felsefe ne ? düşünmedir. yani düşünme yetisidir. peki amacımız ne ? cevap aramıştık sanıyorum yarar gözetmek.
13- buradan yeni bir soru daha doğuyor bize neyin yararlı neyin yararsız olacağını nerden bileceğiz ? hareketlerimiz davranışlarımızı sergilediğimiz zaman tek yarar sağlayacak şeyleri mi gözönünde bulunduruyoruz ? burda bir cevap oluşuyor hayır tabi ki. mecbur olup da yaptıklarımız da vardır. iyi de bunları ne belirler ? cevap basittir gereklilikler. yeni bir soru akla geliyor o zaman bize neyin gerekli neyin gereksiz olacağını ne belirliyor ? veya kendi mecburiyetlerimiz kendimizi veya başkasını ne derece etkiliyor ? tam tersi başkasının mecburiyetleri bizi ne derece etkiliyor ? başkası bizim yararımızı gözetir mi ? buna cevap hayırdır tabiki. çünkü insan kendi yararını bile gözetmez. veya yararlı olduğunu sandığı şeyi yapar.yani yararlının ne olduğunu bilmeden kendine yarar gözetmeye kalkar.
14- başkalarının fikirlerine çok doğru diye katılmamızı sağlayan veya yav ne saçmalıyor bu yav dememize neden olan şey nedir? buna bir cevap olarak bizim o güne kadar kendi içimizde beynimizde oluşan düşünsel yapı ve önyargılar verilebilir. peki önyargılarımız bizi doğruya götürür mü ? bu belirsizdir. yani götürmediği de götürdüğü de olur. önemli olan birine sinirlenip veya birini çok sevdiğimizde bu önyargılardan bağımsız olarak sevdiğimiz , nefret ettiğimiz veya bir şey hissetmemizdir. değerli olan budur. düşünceyi kullanmak. burada bize çok kötü tuzaklar kurulabilir.düşünceyi kullanmak da kullanmamak da bizi kötüye veya iyiye götürebilir. iyiye götürmesi tuzak değildir tabi de bizi iyiye götürecek önyargılarımızı seçme gibi bir imkanımız yoktur maalesef. tam tersi de yoktur yani bizi kötüye götürecek önyargılarımızı seçemeyiz. yani önyargıyla haraket ederek ne yaptığımızı bilmeden bir şeyler yapıp yapıp durmuş bunun sonucunda da kendimizi ödüllenmiş veya cezalanmış hissederiz. fakat hangisinin başımıza geldiğini böyle bilemeyiz. önyargılarımızı içimizden sökmek imkanmız yoktur fakat engellemeye çalışabiliriz. düşünceyi kullanarak. işte tam burda bize tuzak kurulma imkanı başkalarının eline geçer. yani düşünceyi kullanan bir bireyi düşüncesini kalıplandırarak kendi istekleri doğrultusunda düşünmesini sağlayabilirler. yani doğru veya yanlış dediklerimiz başkaları tarafından etkilendirilmiş olarak soframıza sunulur. hiç bir zaman bağımsız olmamıştır. hitler zamanında hitlerin aleyhinde konuşulmaz almanyada. hitler ölsün ondan sonra konuş. peki burda espiritüel de olsa düşüncemize takılan veya takılması gereken şey şudur : hitler ölmüyor ki. asla ölmedi. nasıl ölecek ? ( burada hitler dediğim şey düşünsel yapı ve sistemdir) hitleri öldürmek gerekir. ama daha öncede dediğim gibi gereken şeyleri yaparken bile başkalarının , sistemin , insanların veya en azından kendi etkimizden kurtulamayız. bunlardan kurtulduğumuz anda ancak gerekeni yapabilir hitleri öldürebiliriz. akla manyak bir soru geliyor = peki hitler kim bilmiyorsak o zaman ne yapacağız ? hitlerin kim olduğu tesbit edilebilir bu imkansız değildir. fakat dediğim şeylerin yapılması doğrultusunda ortaya çıkar. yani doğru düşünceyi önce tesbit etmek gerekir yanlışı silelim. yanlışla savaşmadan önce doğruyu öğrenmek kabul etmek gerekir.
15- buradan akla geldiği gibi doğru düşünceyi bilmemiz gerekir dediğimize göre onu belirleyecek şeyi de bilmemiz gerekir. yani günümün insanının aldatıldığı gibi nesnel düşünce ( ki kendisi yoktur) denilen şeyden uzak durmak gerekir. çünkü düşüncenin nesnel olması imkansızdır. burada insanları kandırıyorlar. bilimsel düşünce denen bir şey yoktur. bilimsel bilgi kayıt edilmiş öğrenilmiş olandır yeniyi öğrenme yetisi ise düşünceye bağlıdır düşünce de özneldir. burada en önemli olan ve kısaca belirtilmesi gereken düşüncenin doğru olduğu kabul edildiği ölçüde doğrudur ve kimin söylediği en önemlisidir. herkes bir şey söylüyor ve bir çok kişi başka başka kişilerin söylediğini doğru kabul ederken burada imkansız olan şey ise doğrunun sayısı birden fazla değildir. yani burada benim söylediklerim doğru ise seninkiler yanlıştır. seninki de doğru benimki de diye birşey yoktur.
16- buradan da çok önemli bir soru geliyor akla = biz kimin söylediğini doğru kabul edeceğiz?
17- düşünüyoruz düşünüyoruz beynimize yığıyoruz ve düşündüklerimizi hatırlayarak konuşuyoruz. insan beyni hata yapar. söylerken konuşurken düşünürken bile yapar. bir insanın söylediğini doğru olarak kabul etmemek için tek geçerli neden elbette bu değildir.çünkü hata yapıp yapmadığını bilmemiz için bizim hata yapmamamız gerekir. biz de hata yaparken karşımızdakinin söylediğinin yanlış olduğunu nerden bileceğiz ? yani söylemek istediğim şu ki ; insan kendinden , kendi ürettiği şeyden konuştuğu veya davrandığı zaman bizim onu doğru olarak kabul etmemiz veya onun söylediğine uymamız gerekmez. biz de deriz hayır öyle değil böyle yani bizim dediğimiz doğru.EE ne oldu iki tane doğru oldu.doğrunun sayısının 1 den fazla olamayacağını söylemiştim. söylediği şeyi bir başkasının ağzından söylediği zaman sadece mikrofon görevi görür. başkasının sözü de doğru değil denebilir. böyle olduğu zaman beynimizde iki tane düşünce oluşur. biri doğru diye birşey yoktur herkes kendine göresini seçer ki bu düşünce bizim de var olmadığımız sonucuna götürür bizi elbette bu düşünce gerçek değildir.ikincisi kimin söylediğinin doğru olduğunu belirlememiz gerektiğidir. nesnelciler bunun imkansız olduğunu söyler o zaman birinci soru yani hiçbir şey yoktur sözü olur bu da elbet gerçek değildir. yani doğruyu asla belirleyemesen de doğru kesinlikle vardır. demokrasi adı altında insanları kandıranlar ikinci düşünceyi değil birinciyi benimseyip insanları aldatırlar. yani doğru düşünceyi belirlemek imkansızdır derler. ne kabul edilirse edilsin doğru kesinlikle bir tanedir. felsefe adı altında insanları kandırırlar. nesnel bilgi denen şey var bu doğrudur. fakat nesnel düşünce asla olmaz olamaz. ya önyargılar devreye girer ya kişinin kendi karakteri girer ya çevresinden etkilenimi devreye girer ya da kendi doğru sandığı şey devreye girer. 18- insan özgür müdür ? böyle bir saçma soru olmaması gerekir. ama vardır...
cevabı kısa ve nettir = özgürlük mözgürlük yok dağılın lan
işin espirili de olsa cevabı budur.başkalarının istediği gibi davrandığımız veya davranmadığımız zaman hatta bırak davranmayı düşündüğümüz zaman ellerinde size karşı kullanabilecekleri kuvvet varsa kullanırlar. burada özgürlük neoldu derseniz güme gitti diyebilirim.
19- benim bu söylediklerim bile kendi düşüncemden ne derece bağımsızsa o kadar doğrudur. bu herkes için geçerlidir. tabii ben burada söylerken başkasının sözüne göre konuşursam eğer yine söylediğim doğru olmaz. başkasının sözü de karşı çıkılabilecek özellik taşır. yani herşeyin üstünde herkesin üstünde kabul edilmesi gereken doğrular vardır. yalnızca onlar doğru olarak kabul edilebilir edilmelidir.
arkadaşlar konuyu genişletip güncelleyeceğim. size bir yararım olacağını sandığım ve bunları yazmam gerektiğini düşündüğüm için yazdım.
yorum yaparsanız sevinirim.