Ab Yolunda [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ab Yolunda


By.Kr@L
07-24-2007, 21:38
Vaktiyle Ege`nin bir yöresinde tüm çevreyi titreten, astığı astık, kestiği
kestik bir efe varmış. Boylu, poslu ve çok da yakışıklıymış ama hiçbir kıza
gönül vermediği gibi kızlara bağlanırım diye mümkün mertebe soygunlar
dışında köylerden de uzak durmaya çalışıyormuş.

Gel zaman git zaman, bizim efe şeytana uymuş ve gece şehre yalnız inmiş.
Şehrin ileri gelen zenginlerinden bir Rum, efe` yi korkudan evinde
ağırlamış.. Zengin Rum`un güzel ve işveli kızını gören bizim efe de kıza
deli gibi tutulmuş.

Sabah dağa dönen efenin günleri, artık hep kızı hayal etmekle geçiyormuş.
Adamları ile eskisi kadar ilgilenmediği gibi artık soygunlara da pek iştahlı
katılmaz olmuş. Dağda otoritesinin azalacağından korkan efe, kızı babasından
istemeye karar vermiş. Öyle ya; Kızın babası zengin.. Evlenip şehre
yerleşirse hayatı da kurtulacak ve dağda ihtiyarlamak zorunda kalmayacak.

Kızı babasından ister ama kız, ailenin tek kızıdır ve babasının şartları
vardır. Kızın babası "İlk şartım; Madem benim damadım olacaksın. O zaman
bizim gibi kültürlü, medeni olmalısın. Önce bıyıklarını keseceksin ve dağda
bir ay öyle Efelik yapacaksın. Sonra diğer iki şartımı da yerine getirirsen
kız senin!" diye şart koşar. Bizim efe celallenir "Bıyıksız efe mi olur
lan?!" diye bağırır, kızar ama adam Nuh der peygamber demez. Kaçıracak ama
kız da babasının sözünden çıkmamaktadır. Efe ne yapsın? Tek çare babayı
memnun etmekten geçiyor.

Güç de olsa bıyıkları keser. Ama bu kez dağda otoritesi sarsılmaya başlar..
Adamları " Efem bu ne iştir?" derler. Efe de bir kıza tutulduğunu ama
babasının bu şartı öne sürdüğünü söylese de adamları inanmazlar.

Bir ay sonra kızın babasına gider ve ilk şartı yerine getirdiğini söyler.
Kızın babası, bu kez; " Senin niyetinin ciddi olduğunu anladım. Benim kızım
için çeyiz dizmek gerek. Dağdaki tüm altınlarını bana getireceksin. Nasıl
olsa kızımı aldığında benim mallarımın tamamı senin olacak." Efe çaresiz
dağa çıkar, adamlarının hisselerine düşen altınları da borç olarak alır.
Sözünde duracağının nişanesi olarak da tüfeğini arkadaşlarına verir,
tabancası ile şehre gelir. Kızın babasına paranın tamamını verir. Kızın
babası da " Nikah yapılmadan evimde oturamazsın. Söz yüzüğü takma törenine
kadar benim bahçıvanım Yorgo ile kulübesinde kalırsınız." diyerek efe`yi
Yorgo`nun kulübesine gönderir. Yorgo da çam yarması gibi bir heriftir ama
efe`den çekinir. Yorgo ile efe bir müddet aynı kulübede yaşarlar.

Aradan bir süre geçtikten sonra efe kızın babasının karşısına dikilerek; Söz
takma töreninin hala niye yapılmadığını sorar. Kızın babası da "Yarın bir
ziyafet veriyorum. Şehrin tüm ileri gelenleri katılacaklar. Sen de o
toplantıya katılacaksın ve herkesin önünde benden kızımı istersin. Ben de
herkesin şahitliğinde kızı sana veririm. Kimse bana kızını korkudan verdi
demez." der ve efe de kabullenir ama arkadan üçüncü şart gelir; "Sen dağda
yaşamaktan insan içine pek çıkmamışsın. Böyle kaba konuşma ve yürüme ile
olmaz. Benim kız sana yürümeyi ve kibar konuşmayı öğretsin de; bizi törende
mahcup etme!" der.

Efe için son şart çok ağır gelmiştir ama kızı almak için tek yol bu
kalmıştır. Kızdan vazgeçse dahi, artık dağa da çıkamayacaktır. Dağdakiler,
alacaklarını isteyeceklerdir. Çaresiz, son şartı da kabul eder ve ne kadar
ağır gelse de kızdan yürüme, kibar konuşma derslerini alır..

Akşam konakta büyük bir ziyafet vardır.. Şehrin tüm ileri gelenleri ile
efenin dağdan gelen arkadaşları toplanmışlardır. Bizim efe de şehirliler
gibi giyinir ama görünüşü, duruşu, konuşması itibariyle artık eski efe
değildir. Yemekte herkes gözlerine inanamamaktadır. Efe yemek esnasında
"Kuşum Aydın " gibi yürüyerek kızın babasının önüne gelir ve "Ben efe ......
olarak, herkesin şahitliğinde kızınıza talibim." der.

Kızın babası ise " BENİM İ...NE` YE VERİLECEK KIZIM YOK ! " diye kestirip
atar.

* * *
Galiba AB yolunda Efe(!) gibi olacağız.

* " Terörle mücadele yasasını değiştirin. " dediler. Yasayı değiştirdik,
terörle mücadele edemez hale geldik. Artık teröristler, İstanbul`da,
Mersinde, İzmir`de kısacası her yerde yürüyüş yapar hale geldiler. ( Şu
anda, ABD de veya AB de El kaide yandaşları Usame Bin Ladin resimleri ile
gösteri yürüyüşü yapabilir mi? ) Oysa biz, hala da şehitler veriyoruz.

* " 48 saatlik gözaltı süreniz uzun kısaltın." dediler. 24 saate düşürdük.
Kendileri ise Londra Metro saldırılarından sonra 28 güne çıkardılar.

* " İfade özgürlüğünü genişletin ." dediler. Atalarımıza sövenleri
yargılayamazken ( O. PAMUK `un davasının hangi kanuna dayanarak düştüğünü
açıklayabilecek hukukçu var mı? ) Kendileri Ermeni soykırımı olmamıştır
diyenleri yargılayabiliyorlar.

* " Dil özgürlüğünü genişletin." dediler. Genişlettik, Kürtçe, Zazaca
kursları açtık. Kendileri (Hollanda) sokakta başka dillerin konuşulmasını
yasaklamaya çalışıyorlar.

* " Her türlü şartı yerine getirseniz dahi, sizin ülkeniz ve nüfusunuz çok
büyük olduğundan son kararda AB nin hazmetme kapasitesine (İngilizcesi tam
bu anlamı vermiyor ama gazetelerde bu şekilde tercüme ediliyor.) göre sizi
alıp almayacağımıza karar vereceğiz." diyorlar. Kahin değilim ama yaptıkları
çalışmalara göre, Türkiye AB`nin tahmini müzakere süreci sonunda küçülmüş
iki Devlet veya Federasyon olacaktır. İnanmayan Sayın Osman DİYADİN` in Ben
şehit miyim, Hain mi?.. adlı kitabını ve bu haftanın (3 Şubat 2006) TEMPO
dergisini okusun. Adamlar Diyarbakır Kürtlerin başkentidir diyebiliyorlar.
Artık hangisini hazmedebilirlerse onu alırlar. (Peki bu kadar verdiğimiz
sivil - asker şehitlerimiz mi? diye sormayın nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )


* "Güney Kıbrıs Rum Kesimi için; Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyın, yoksa
giremezsiniz! " diyorlar. Bizimkiler yakında tanıyacaktırlar. Daha doğrusu
tanımak zorundadırlar. Tanıdığımızda ise; KKTC`den vazgeçtiğimiz gibi,
bağımsız bir ülkenin toprağını da silah zoru ile 33 sene işgal altında
tutmuş olacağımızdan(!) 33 yıllık işgal tazminatı ödeyeceğiz. (Louzidiu
davası benzeri) Yetmedi; 1973 Barış harekatında ölen Rum askerleri için dahi
tazminat ödeyeceğiz. Tüm bu tazminatları ödeyebilmek için herhalde Trakya`yı
versek yine ödeyemeyiz. (Ya bizim şehitlerimiz? diye sormayın nasıl olsa
onlar Türk` tü (!) )

* " Ermeni soykırımını biz tanıdık. Siz de tanıyın, yoksa giremezsiniz!"
diyorlar. Haklı olmamız veya bizim insanlarımızın soykırıma uğramış olması
önemli değil. Önemli olan onların tanımış olmaları. Yoksa, "Sizi aramıza
almayız." diyorlar. Diyelim ki tanıdık; bu kez haksız yere katil millet
olarak damgalanacak ve korkunç tazminatlar ödeyeceğiz. Tazminatların
peşinden toprak talebi de gelecek. (Ermenilerce şehit edilen atalarımız mı?
nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )

* " Azınlıklar ve Din özgürlüğünde adım atmalısınız! " dediler. Henüz biz
adım atmadan Misyoner radyolarını kurdular (İstanbul`dan dinlenebilen Müjde
FM), her gün 24 saat Hıristiyanlık propagandası yapılıyor. Aynı derginin
(TEMPO) 51. sayfasında da Watch Tower İncil ve Dua Örgütünün verilerine
dayanarak Türkiye`de 1679 Protestan misyonerin görev yaptığını, 243 kişinin
Hıristiyanlaştırılıp vaftiz edildiği belirtiliyor. Hepimiz bir gecede
hıristiyanlaşsak bile bizi aralarına kabul etmezler.

* " Özelleştirmeleri hızlandırın." dediler. Biz kıçımızdaki donumuzu bile
satmaya kalkışıyoruz.

(Atatürk Samsun`a çıktığında Madenler yabancılarda idi, Şehir hatları
yabancılarda idi, Demiryolları, sanayii yabancılarda idi. (Hatta T. ÖZAKMAN
Şu Çılgın Türkler kitabında Konya`dan askeri birliği taşıyan trenin
makinistinin Rum olduğunu, Türklere bu işin öğretilmediğini yazar.)

Artık kesinlikle eminim ki, biz de Efe`nin akıbetine uğrayacağız..

-ADEM-
07-25-2007, 22:57
paylaşım için sağol

ikidünya
07-25-2007, 23:32
Kendi içinde bu kadar çelişki sinsileside olan bir topluluğa hayatta güvenilmez.

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
08-08-2007, 13:05
Eywallah saolasın kardeşim :);)

Kemalist Hareket
08-11-2007, 18:56
Paylaşım için teşekkürler.