Hazreti Rumeysa Radıyallahu anha: [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hazreti Rumeysa Radıyallahu anha:


ρυяєgση
10-27-2007, 14:54
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in süt teyzesi olup sahabe hanımların kanaatkar olanlarından, dindar, dirayetli bir hanımdı. İsmi; Rumeysa Binti Milhan Bin Halid en Neccari olup, künyesi Ümmü Süleym’dir..

İsminin Manası:
Rumeysa; çipil göz anlamında olup, Şi’rayı Şami denilen yıldızın ismidir. Bir de Şi’rayı Yemani vardı. Buna Araplardan Huzaa kabilesi cahiliye döneminde taparlardı. “Şüphesiz O, Şi’ra’nın Rabbidir.” (Necm, 49) mealindeki ayet ile bu yıldız kasdedilmektedir.

Bu konudaki Arap efsanesine göre, bu iki yıldız, Yemen memleketlerinde görülen Süheyl-i Yemeni adındaki yıldızın kızkardeşiydiler. Süheyl bunları terk edip, Yemen taraflarına gitti. Sonra şi’rayı Yemani de Şami’yi terk edip Süheyl’in ardından gittiği için ona Abur ismi verildi. Onun ayrılık derdi ile Şira-yı Şami ağlayarak kalıp gözleri çapak bağladı. Bu sebeple ona Ğumeysa (meşhur rivayete göre; Rumeysa) denildi.
Bir hadisi şerifte Ümmü Süleym radıyallahu anha hakkında; “Ben cennet’te ilk olarak Rumeysa ile karşılaştım” buyrulmuştur.

Ümmü Süleym, Malik bin Nadr ile evli idi ve Enes radıyallahu anh, bu evliliğinden doğmuştu.

Ümmü Süleym Müslüman olduğunda, kocası Malik, yanında değildi. Eve gelip hanımının Müslüman olduğunu öğrenince ona;

“Sen dininden mi çıktın? Sen sapıttın mı?” dedi. Ümmü Süleym; “Hayır ben dinimden çıkmadım ve sapıtmadım. Fakat şu şehrimize gelen zata iman ettim” diye cevap verdi ve oğlu Enes’e İslam dinini telkin etmeye başladı. Kocası Malik bunu görünce kızarak;

“Benim çocuğumu dinsiz yapıyor, onu bozuyorsun. Vazgeç bundan!” dedi. O da; “ben onu bozmuyorum dedi. Malik bunun üzerine ona darılıp Şam’a doğru gitti ve yolda bir düşmanı tarafından öldürüldü.

Önceki bölümde Ebu Talha radıyallahu anh ile evlenmesi anlatılmıştı. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e İslamiyet üzere beyat ederken, ölüye feryad etmemek üzere de biat etmiş, bu ahdinde de durmuştur. Daha önceki bölümde bu da anlatılmıştı.


Oğlunu hizmete verişi:

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Medine’ye hicret edince, herkes, hediyeler takdim ediyordu. Ümmü Süleym hazretleri de, eli dar olduğu için Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hediye edecek bir şey bulamayıp, henüz çocuk yaşta bulunan oğlu Enes’in elinden tutarak, Onun huzuruna getirmiş ve demiştir ki;

“Ey Allah’ın Rasulü! Bunu, size hizmetkarlık etmekle şereflensin diye getirdim. Benim oğlum ve sizin hizmetkarınızdır, ona dua buyurun” Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de, Enes radıyallahu anh hakkında, uzun ömürlü olması, mal ve evladının çok olması, her neye nail olursa, feyz ve bereketli olması için dua etmişti.
Bu duanın bereketiyle, Enes radıyallahu anh, 103 yaşına kadar yaşayarak, 80 evladı olmuş, bunlardan 78 i erkek, 2 si kız olmuştur. Malı da sayılamayacak kadar çok idi. Ömer radıyallahu anh döneminde halka fıkıh öğretmek için Basra’ya gidip hicri 91 tarihinde ahirete irtihal eylemiştir.

Bir gün Enes radıyallahu anhı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir yere göndermiş, eve geç gelmişti. Annesi Ümmü Süleym ona niçin geç geldiğini sordu ve o da sebebini söyledi. Annesi; “O iş nedir?” diye sorunca dedi ki; “O aramızda gizli bir sırdır.” Bunun üzerine annesi; “Aferin. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sırrını iyi muhafaza et.” Dedi.

Enes radıyallahu anh Sabit el Bünani’ye demiştir ki; “Ey Sabit! Vallahi o sırrı bir kimseye söylemiş olsaydım, bugün sana da söylerdim.”


Cihada Katılması:

Ümmü Süleym, diğer sahabe hanımlar gibi harplerin çoğuna iştirak etmiş, her birinde önemli hizmetler etmişti. Uhud harbinde mücahidlere hizmet etmiş, kocası Ebu Talha Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i korumakla meşgul iken, oğlu Enes, yaşı küçük olmasına rağmen harbe katılmıştı. Su tulumlarını doldurup annesi Ümmü Süleym’e ve Aişe Radıyallahu anhuma’ya veriyordu. Bu şiddetli savaş esnasında bir ara Müslümanlar bozguna uğramışlar ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i yalnız bırakmışlardı. Bu esnada Aişe ve Ümmü Süleym radıyallahu anhuma, askerler arasında kırbalarla su taşıyorlar, ve yaralılara su veriyorlar, onların yaralarını sarıyorlardı.

Ümmü Süleym radıyallahu anha, Huneyn gününde yanında bir hançer olduğu halde Ebu Talha radıyallahu anh ile birlikteydi. Ebu Talha;

“Ey Ümmü Süleym! Bu nedir? Dedi. Ümmü Süleym; “Müşrikler bana yaklaşırlarsa, bununla onların karınlarını deşeceğim” dedi. Ebu Talha Radıyalahu anh;
“Ey Allah’ın Rasulü! Ümmü Süleym’in ne dediğini duydunuz mu?” diyerek Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e aktardı. O da buyurdu ki;

“Ey Ümmü Süleym! Allah Azze ve Celle (sana koruyucu olarak) yeter ve O en güzelini yapar”

Hayber’in fethinden sonra esirler arasında bulunan Safiye radıyallahu anha, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı olmak şerefine nail olmuştu. O zaman, gelin oluncaya kadar Safiye’yi, Ümmü Süleym’in evinde kalmak üzere emanet bıraktılar. O da gelini süsledi, saçlarını yaptı ve her işini yoluna koyup hazırladı.


Onun Evinde Zuhur Eden
Mucizelerden Birisi:

Enes Bin Malik radıyallahu anh anlatıyor; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye geldiği zaman, ben küçüktüm. Annem Ebu Talha ile evlenmişti. Ebu Talha o sıra fakir kalmıştı. Zira malının tamamını sadaka olarak vermişti. Bir iki gün hiç yemek yemeden geçen zamanlarımız olmuştu.

Bir gün annemin eline biraz arpa geçmişti. Onu un yaptı ve iki ekmek pişirdi. Komşudan azıcık süt istedi. “Ebu Talha’yı da çağır beraber yiyelim” dedi. Ben de sevinerek çıktım. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabı ile oturuyordu. “Ya Rasulullah! Annem sizi çağırıyor” dedim. Kalktılar, ashabına da; “kalkınız” buyurdular. Eve yaklaştık. Ebu Talha’ya;

“Hiç bir şey hazırladın mı ki, bizi davet ediyorsun?” buyurdular. O da; “Ya Rasulullah! Dünden beri bir şey yemedim. Evde bir şey olduğunu da sanmam” dedi. “Öyleyse Ümmü Süleym bizi neden çağırmış, git bir bak” buyurdular.

Ebu Talha, içeri girdi. Ümmü Süleym; “iki arpa ekmeği pişirdim, komşudan da biraz süt istedim. Enes’i seni çağırması için gönderdim” dedi. Ebu Talha dışarı çıkıp Ümmü Süleym’in söylediklerini Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e haber verdi. O da;

“Zararı yok, içeri girelim” buyurdu. Kendileri, Ebu Talha ve ben içeri girdik. “Ekmekleri getirin” buyurdular. Mübarek ellerini ekmeklerin üzerine koyup parmaklarını açtılar ve; “On kişi çağırın” buyurdular. Çağırdım.

“Oturun ve Bismillah deyip parmaklarımın arasından yeyin” buyurdular. Bu on kişi yeyip doyunca, “on kişi daha çağırın” buyurdular. Çağırdım ve onlar da aynı şekilde doydular. Böylece ashabdan 73 kişi yeyip doydular. Sonra üçümüz yedik ve doyduk. Sonra ekmekleri annem Ümmü Süleym’e verdiler. “Al, ye ve kime dilersen yedir” buyurdular.



Rasulullah s.a.v’in Onu Ziyaret Etmesi:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, çok kere Ümmü Süleym radıyallahu anha’nın evine teşrif eder, ve orada istirahat ederdi. Bir gün istirahat için uyudukları sırada mübarek alınları terlemişti. Ümmü Süleym, mübarek alınlarının terini silerken uyandılar ve sordular;

“Ey Ümmü Süleym! Ne yapıyorsun?” cevabında dedi ki; “Ya Rasulullah! Bereket için alnınızın terini mendil ile alıyorum, bunu saklayacağım” Ümmü Süleym radıyallahu anha, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in terini böyle mendil ile toplar, bunu bir şişe içinde saklar, kokularına katardı.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, Ümmü Süleym’in evini sık ziyaret etmesinin sebebini sordular. Buyurdu ki;

“Ben Ümmü Süleym’e acıyorum. Çünkü onun erkek kardeşi Haram Bin Milhan bana yardım ederken şehid oldu”

Bir ara Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, hac için Mekke’ye gidiyorlardı. Ümmü Süleym’e buyurdular ki;

“Ey Ümmü Süleym! Bu sene bizimle hacca gelir misin?” o da; “Ya Rasulullah! Kocamın iki bineği vardı. Bunlardan birini kendisi, birini de oğlu için alıp hacca gidiyor. Bana binek kalmadı” dedi.

Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ümmü Süleym’i hanımlarının develerine bindirip hacca götürdüler. Yolda kadınların develeri arkadan geliyordu. Bunların hizmetinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kölesi Enceşe vardı. Enceşe, develeri yürütmek için nağmeler söylüyordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bunu işitince;

“Yavaş ol ey Enceşe! cam eşyaları (kadınları kastediyorlardı) kıracaksın!” buyurdular.

Ümmü Süleym radıyallahu anha, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in süt teyzesi olduğundan, mahrem meseleleri sormaktan çekinmezdi. Hanım sahabeler arasında ilim sahiplerindendir.


Örnek Ahlak’ından;

Taberani, Enes radıyallahu anh’den naklediyor; “Ebu Talha radıyallahu anh, Ümmü Süleym’i, üstüne kapıyı kapatıp dövmeye başladı. Ben kapının ardından seslendim; “Bu yaşlı ve aciz kadından ne istiyorsun? Neden onu dövüyorsun?” Annem Ümmü Süleym içeriden şöyle seslendi;

“Bana yaşlı ve aciz diyorsun. Allah senin dizlerini aciz bıraksın!”

SAADET ASRINDAN,
HANE SAADETİNE
Seyfullah Erdoğmuş