Fikh-ul Ekber [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fikh-ul Ekber


Cengiz Han
10-27-2007, 15:20
Ebu Muti Hakem b. Abdullah el-Belhi şöyle demiştir:
Ebu Hanife'ye Fıkh-ul Ekberi sordum şöyle dedi:

" - Ehl-i kıbleden olanı tekfir etmemen (küfürle itham etmek) , kimseyi imandan uzaklaştırmaman, marufu emredip ( iyiliği emredip) münkerden (kötü,fena şeylerden) sakındırman, senin için takdir olunanın mutlaka sana ulaşacağını bilmen, Ashabtan (Peygamberimizin arkadaşları) hiçbiri ile alakanı kesmemen, birini sevip diğerini sevmemezlik etmemen, Hz.Osman ve Hz.Ali'nin durumunu Allaha havale etmendir."

Ebu Hanife: - Dinde fıkıh, ahkamda (hükümlerdeki) fıkıhtan daha üstündür. Kişinin nasıl ibadet edeceğini öğrenmesi bir çok ilimden daha efdaldir.

Ebu Muti: Bana dinin en faziletlisini haber ver.

Ebu Hanife: - Fıkhın en faziletlisi; kişinin Allaha imanı, şerayi, sünnetler, haddler (cezalar), ümmetin ittifak ve ihtilafını bilmesidir.

İMAN BABI (bölümü)

Ebu Muti: İmanın ne olduğunu bana açıklayın...

Ebu Hanife: - İbn-i Ömere dinden soruldu da O: İmana sarıl ve onu öğren buyurdu. İman nedir? dendi. O: soranın elinden tuttu ve yaşlı bir zata götürdü ve şöyle dedi: Bana imanın ne olduğunu soruyor diyerek, bana bu zatın Bedir savaşına katılanlardan olduğunu söyledi. İbn-i Ömer şöyle devam etti: Ben peygamberin yanındaydım, bu zatta beraberdi. Birden karşımıza güzel saçlı, sarıklı ve çölde yaşadığını sandığımız bir adam geldi. İnsanların arasından geçerek Peygamberin önünde durdu "Ey Allahın Rasulü iman nedir?" diye sordu.

Peygamber de:
" - İman Allahtan başka ilah olmadığına, Muhammed'in Allahın kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmen, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır (iyilik) ve şerrin (kötülük) Allahtan olduğuna imandır. " ,buyurdu. O zat:

-Doğru söyledin,dedi.

Biz, çöl insanlarının cahil olmaları dolayısı ile Peygamberi tasdik etmesine hayret ettik.Bu zat daha sonra:

-Ey Rasul (elçi-peygamber) İslamın alametleri nedir? dedi. Peygamber:

"- Namaz kılmak,zekat vermek,oruç tutmak,hacca gitmek ve cünüplükten dolayı gusletmektir." dedi.O zat:

Doğru söyledin,dedi.

Biz sanki o biliyormuşcasına Peygamberi tasdik etmesine şaşırdık. O zat sonra:

-İhsan nedir? diye sordu, Peygamber de:

" - İhsan Allah'ı görürcesine ibadet etmendir. Sen O'nu görmesende O seni görür, buyurdu." ..O zat Kıyametin ne zaman kopacağını sordu. Peygamber de:

" - Bu hususta sorulan sorandan daha bilgili değildir. " buyurdu. O zat ayağa kalktı insanların ortasına geldiğinde onu daha sonra göremedik. Hz.Peygamber:

" - Bu gelen Cebrail idi, size dinden bilmeniz gerekenleri öğretmek için geldi. "
(Buhari, Muslim, İmam Ahmed)

Ebu Muti: Buna kesin olarak inanan ve ikrar eden (söyleyen) mümin midir?

Ebu Hanife: - Evet,bunu ikrar edince islamın tümünü ikrar etmiş olur, mümindir...

Ebu Muti: Eğer yaratılmışlardan bir şeyi inkar etse "bilmem ki bunun yaratıcısı kim?" dese ne olur?

Ebu Hanife: - O kimse "Allah herşeyin halıkı(yaratıcısı)dır" (En'am/103) ayetinden dolayı kafir olmuştur. Sanki o kimse, o şeyin Allahtan başka yaratıcısı vardır demiştir. Keza Allah'ın bana namaz, oruç ve zekatı farz kıldığını bilmiyorum dese yine kafir olur. Çünkü Allah "Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin"(Bakara/43) ve "Sizin üzerinize oruç farz kılındı"(Bakara/178) buyurmuştur. Eğer o kişi ben bu ayete inanıyorum fakat tefsirini bilmiyorum derse kafir olmaz. Çünkü o kimse ayetin Allah tarafından indirildiğine inanmış ama tefsirinde yanılmıştır.

Ebu Muti: Şirk diyarında (Allah'a ortak koşanların yaşadığı yer) bulunan İslamı mücmel (genel) olarak kabul eden, farzları ve amelleri bilmeyen, kitabı ve islamın icaplarını ikrar etmediği halde, Allahı ve imanı kabul eden, fakat imanın icaplarını ikrar etmeyerek ölen kişi mümin midir?

Ebu Hanife: - Evet...

Ebu Muti: İmanı, kabulden başka bir şey bilmez, amel etmez ve ölürse(?)

Ebu Hanife: - O mümindir...

Ebu Muti: Bana imanın ne olduğunu açıklayın

Ebu Hanife: - İman Allahtan başka ilah olmadığına, O'nun bir olup şeriki (ortağı) bulunmadığına, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, cennetine, kıyamete hayır ve şerre, hiç bir kimseye kendi amelini yaratma gücünün verilmediğine, insanların kendisi için yaratıldıkları, sonuca ve ilahi takdirin cereyan ettiği şeye intikal edeceklerine şahitlik etmendir.

Ebu Muti: Eğer bunun hepsini kabul eder fakat "Dileyen iman etsin dileyen kafir olsun." ayetinden dolayı dilemek bana aittir, istersem iman ederim, istersem iman etmem derse ne olur?

Ebu Hanife: - O iddiasında yalancıdır. Allahın "Gerçekten Kuran bir öğüttür. Kim dilerse öğüt alır. Ancak Allahın diledikleri öğütlenir" (Müddessir/54-56) "Allah dilemedikçe siz bir şey dileyemezsiniz" (İnsan/30) ayetlerini görmüyor musun? "Dileyen iman etsin,dileyen kafir olsun" ayeti tehdid içindir. O kişi bu sözü ile ayeti reddetmediğinden kafir olmamıştır. Ayetin tenzilini (indirilmiş halini) reddetmemiş ama tevilinde(yorumunda) yanılmıştır.

Ebu Muti: Bir kimse bana isabet eden musibetle Allah mubtela mı kılmıştır, yoksa onu ben mi kazanmışımdır? O musibet Allahın beni mubtela kıldığı şeylerden değildir, derse kafir olur mu?

Ebu Hanife: - Hayır...

Ebu Muti: Niçin?

Ebu Hanife: - Çünkü Allah "Sana isabet eden iyilik eden Allahtandır, sana isabet eden kötülük de nefsindendir"(Nisa/79) buyurur. Yani kötülük, günahın sebebiyledir, ben de onu sana günahın sebebiyle takdir ettim buyurmaktadır. Keza Allah şöyle buyurur "Size isabet eden her musibet, ellerinizle işlediklerinizden dolayıdır"(Şura/30) "O dilediğini dalalette (sapıklıkta) bırakır,dilediğini de hidayet eder (doğru yola yöneltir) "(Nahl/93) buyurur. O kimse de tevilde hata etmiştir "Allah insan ile kalbi arasına girer" ayetinin manası; müminle küfür arasına, kafirle iman arasına girer demektir. Şüphesiz ki kulun kendisiyle kötülüğü işlediği güç(istitaat), bizatihi kulun iyiliği işlemesi için de müsaittir. Kul Allahın kendisinde meydana getirdiği, kötülükte değil, iyilikte kullanılmasını emrettiği istitaatı sarf (gücü harcaması) ve tevcihinden (yönlendirmesinden) dolayı ceza görecektir.

Ebu Muti: Eğer Allah kullarını günah işlemeye zorluyor, daha sonra onları günahtan dolayı cezalandırıyor denirse ne cevap verelim?

Ebu Hanife: - Ona "Kul kendisi için fayda veya zarar vermeye muktedir olabilir mi?" diye sor. Eğer "Hayır, çünkü onlar itaat ve masiyyet (isyan-günah) dışında kendileri için fayda ve zarar konusunda mecburdurlar" derse, Ona "Allah şerri yarattı mı?" diye sor "evet" derse iddiasından kendi vazgeçmiş olur. "Hayır" derse de ki "Yarattığı şeylerin şerlerinden sabahın rabbine sığınırım" ayetinden dolayı kafir olur. Çünkü bu ayet, Allahın şerri yarattığını haber vermektedir.

Ebu Muti: Eğer,"Siz, Allah küfrü ve imanı diledi demiyor musunuz? der ve biz "evet" dersek, o yine Allah "O, takvaya layık olan, mağfirete ehil olandır" buyurmuyor mu? diye sorar, biz de "evet" dersek, O da "Allah küfre layık mıdır?"derse, biz o şahsa ne cevap veririz?

Ebu Hanife: - O taatı dileyene ehildir, masiyeti dileyene değil...deriz. Eğer "Allah,kendisine karşı yalan söylenmemesini diledi" derse ona şöyle söyle "Allah'a iftira etmek Kelam ve söz müdür, yoksa değil midir? "evet derse: Adem'e isimlerin hepsini öğreten kimdir? diye sor. Allah'tır derse şöyle de: Küfür kelam nevinden midir, değil midir? Evet derse şöyle sor: "Kafiri konuşturan kim?" Eğer Allah derse kendi fikrine muhalif olur. Çünkü şirk, kelam nevindendir. Eğer Allah dileseydi, onlara şirk sözünü konuşturmazdı.

Ebu Muti: Eğer "kişi isterse yapar, isterse yapmaz; isterse yer istemezse yemez, isterse içer, isterse içmez" derse(?)

Ebu Hanife: - Allah İsrailoğullarının denizi geçmelerine hükmedip Firavunun boğulmasını takdir etti mi? diye sor, evet derse: Firavunun Musa'yı ele geçirmek için gitmemesi, kendisinin ve arkadaşlarının boğulmaması vaki olur muydu? diye sor... Eğer, evet derse kafir olur. Hayır derse önceki sözünü yalanlamış olur...

KADER KONUSUNDA BİR BÖLÜM

Ebu Hanife: - Abdullah ibn Mesud rivayet etmiştir ki Rasulullah şöyle buyurur "Şüphesiz ki sizin herhangi birinizin yaratılması, ana karnında kırk gün nutfe, sonra bunun gibi bir kan pıhtısı, sonra bunun gibi bir parça et olarak devam eder daha sonra Allah ona bir melek gönderir, üzerine rızkını ve ecelini, said (iyi) ve şaki (kötü) olanı yazar. Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki, kişi kendisiyle cehennem arasında bir zira' mesafe (yaklaşık 75 cm) kalıncaya kadar cehennemliklerin amelini işler. Daha sonra ilahi yazı onu geçer. Hiç şüphesiz kişi cennet ehlinin amelini işler, öyleki cennetle kendisi arasında bir zira' mesafe kalmışken cehennem ehlinin amelini işler, sonra ölür ve cehenneme gider."(Buhari,Ebu Davut,İmam Ahmed)

Ebu Muti: Marufu emreden, münkerden nehyeden, bu hususta insanlar kendine tabi olmuşken, daha sonra cemaata karşı çıkan kimse için ne dersin? Bunu doğru görüyor musun?

Ebu Hanife: - Hayır...

Ebu Muti: Niçin? Oysaki Allah ve rasulü, marufu emredip, münkerden nehyetmeyi emretmişlerdir. Bu gerekli bir farizadır.

Ebu Hanife: - Orası öyle fakat kan dökmek, haramı helal saymak ve malları yağmalamak gibi fiillerle, bozup ifsad ettikleri şeyler, ıslah ettiklerinden daha fazla olur. Oysa Allah Kuranda şöyle buyurmuştur: "Müminlerden iki zümre (grup) birbiriyle döğüşecek olurlarsa aralarını bulup barıştırın. Onlardan biri diğerine tecavüzde bulunursa, mütecaviz olan tarafla Allahın emrine dönünceye dek savaşın."(Hucurat/9)

Ebu Muti: Tecavüz eden zümreye kılıçla mı vuruşuruz?

Ebu Hanife: - Evet, marufu emredersin, münkerden sakındırırsın. Kabul ederlerse ederler, yoksa onlarla savaşırsın. İmam zalim de olsa, sen adil zümreyle beraber olursun. Zira Hz.Peygamber de "Size zalim olanın zulmü, adil olanın adaleti zarar vermez. Sizin ecriniz size, onun vebali de ona aittir."(İbn Mace)

Ebu Muti: Tahkimci Havaric (Hariciler) için ne dersin?

Ebu Hanife: - Onlar havaricin en kötüleridirler.

Ebu Muti: Onları tekfir edebilir miyiz?

Ebu Hanife: - Hayır,fakat Ali ve Ömer bin Abdulaziz gibi hayırlı imamların yaptığı gibi onlarla harbederiz. Şüphesiz ki, hariciler tekbir getiriyor, namaz kılıyorlar, Kuran okuyorlar. Ebu Umame hadisini hatırlamıyor musun? O Şam mescidine girdiğinde oradaki haricilerin reisleri ile karşılaştı. Ebu Galib el-Hımsi'ye Ey Ebu Galip bunlar senin memleketinin insanlarıdır. Bunların kim olduklarını sana bildirmek istedim. Onlar cehennem ehlinin köpekleridir. Onlar sema örtüsünün altında öldürülenlerin en şerlileridir."der ve bu esnada ağlar. Ebu Galib ona: "Ey Ebu Umame seni ağlatan nedir? Onlar müslümandılar, halbuki sen onlar hakkında işittiklerini söylüyorsun"dedi. Bunun üzerine Ebu Umame: "Onlar Allahın kendileri için; O gün kiminin yüzleri ağarır, kimilerininki kararır. Yüzleri kararanlara, siz iman ettikten sonra kafir mi oldunuz? Küfrünüzden dolayı tadın azabı, denilecek. Yüzü ağaranlar ise Allahın rahmetine kavuşurlar ve orada ebedi kalırlar. "(Al-i İmran/106) buyurduğu kimselerdir.Bunun üzerine Ebu Galib, söylediğinin kendi görüşü mü yoksa Peygamberden mi işittiğini sordu. Ebu Umame de "eğer ben bunu Peygamberden bir,iki,üç...yedi defa duymamış olsaydım size haber vermezdim" dedi ve havarici Allahın kendi üzerindeki nimetlerini küfürle tekfir etti...(İmam Ahmed)

Ebu Muti: Havariç isyan edip, muharebe yapıp, yağmacılık ettikten sonra, sulh yapsalar, onlar daha önceki hareketlerinden dolayı takibata uğrarlar mı?

Ebu Hanife: - Harb bitince onlar için bir zarar yoktur. Onlara had de tatbik edilmez. Kan dökmeleri de böyledir kısas yapılmaz.

Ebu Muti: Niçin?

Ebu Hanife: - Osmanın katli hususunda insanlar arasında ortaya çıkmış olan fitneden ashab; bir tevil neticesinde kana bulaşanlara kısas yapılmayacağı, tevil sonucu haram ilişkilerde bulunanlara had uygulanamayacağı, yine teville bir mala sahip çıkan birisi için takibatta bulunulamayacağında ittifak ettikleri hadisinden dolayıdır. Fakat mal mevcut olursa sahibine iade edilmesi gerekir.

Ebu Muti: Bir kişi kafiri kafir olarak bilmem dese(?)

Ebu Hanife: - O da kafir gibidir

Ebu Muti: Eğer kafirin son gideceği yer neresi bilmem derse(?)

Ebu Hanife: - O Allahın kitabını inkar etmiş ve kafir olmuş olur.

Ebu Muti: Kendisine "Sen mümin misin?"diye sorulan kimse "Allah daha iyi bilir" diye cevap veren kimse için ne dersin?

Ebu Hanife: - Onun imanında şüphe vardır.

Ebu Muti: İmanla küfür arasında üç durumdan biri olan münafıklıktan başka bir durum var mıdır? O kimse ya kafirdir, ya münafıktır, ya da Mümindir...(?)

Ebu Hanife: - Hayır,İmanında şüphe olan kimse münafık değildir.

Ebu Muti: Niçin?

Ebu Hanife: - Muaz bin Cebelin arkadaşı ve İbn Mesudun rivayetinden dolayı. Bana Hammadın Haris bin Malikten rivayet ettiğine göre; Muaz'a ölüm geldi çattı. Bu durumda Haris de ağladı. Muaz sebebini sordu. O da ölümden dolayı değil, biliyorum ki ahret sana dünyadan daha hayırlıdır. Fakat senden sonra öğreticimiz kim olacak? dedi bir başka rivayette de senden sonra dini bilen kim? şeklindedir. Muaz da:"Acele etme, Abdullah bin Mesud'a tabi ol"dedi. Daha sonra Haris "Bana vasiyette bulun dedi. O da Allah ne dilediyse vasiyet etti ve "Alimin sürçmesinden sakın" dedi... Muaz vefat edince Haris Kufede İbn Mesudun ashabına geldi. Namaz için nida edildiğinde Haris:"Bu davete uyun, bunu dinleyip icabet etmek her müslüman için haktır."dedi. Ona bakıştılar ve "Sen muhakkak mümin misin diye sordular . O da "Evet,elbette" dedi. Onlar birbirlerine bakıştılar. İbn Mesud gelince durumu ona haber verdiler. O da Harise onların dediği gibi söyledi. Bunun üzerine Haris boynunu büktü ve ağladı ve "Allah Muaz'a rahmet eylesin" dedi ve İbn Mesud'a vaziyeti anlattı. İbn Mesud ona "Sen şüphesiz mümin misin?" diye sorunca o da "evet"dedi. İbn Mesud Ona "sen kendinin cennet ehlinden olduğunu iddia ediyorsun dedi. Bunun üzerine Haris de "Allah Muaz'a rahmet eylesin, bana alimin zellesinden(sürçmesinden), münafığın da hükmünü kabulden kaçınmamı tavsiye etti." İbn Mesud: "Sen benim sürçmemi gördün mü?" diye sorunca, Haris:"Allah aşkına söyle Peygamber hayattayken insanlar, gizli ve aşikar durumlarında mümin, gizli ve açık durumlarında kafir, gizlilik durumunda münafık ve açıktan mümin olmak üzere üç gruptan ibaret değiller miydi? Sen bu üç fırkanın hangisindensin?" dedi. İbn Mesud "Madem Allah için and verdin, söyleyeyim ben gizlide ve açıkta müminim"dedi. Bunun üzerine Haris kendisini, niçin elbette müminim dediğinden dolayı ayıpladığını sordu. İbn Mesud da "Evet gerçekten bu benim sürçmemdir. Onu benim üzerime gömün Allah Muaz'a rahmet etsin dedi.(Darimi)

ρυяєgση
11-28-2007, 14:06
Teşekkürler Allah (C.C) Razı Olsun ...

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
12-30-2007, 15:21
Tşk;):.....