By.Kr@L
07-24-2007, 21:42
31 Aralık yani yılbaşı yaklaşıyor.Ama 2006’nın 31 Aralığını dünyadan ayrı olarak ülkemiz için farklı kılan şey 31 Aralığın aynı zamanda kurban bayramının ilk günü olması…
Yıllardan beri daha da doğrusu tam olarak M. Kemal’in batı medeniyetini Türkiye için hedef gösterdiğinden itibaren artarak devam ediyor manevi ve kültürel kimlik bunalımımız.Mustafa Kemal hedefimiz muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak onların yolundan gitmek demişti.Eminim M. Kemal bu sözleriyle onların bilimsel,teknolojik ve sanatsal gelişmişlik seviyesine ulaşmayı kasteddi.Ama şöyle de bir durum var ki Sayın Paşam sen Avrupalının teknolojisini alırsan mesela televizyonu,sen bu televizyonu almakla sadece teknolojiyi almış olmuyorsun sen onun içindeki sosyal yaşamı,ibadethaneyi,dini bayramları kısaca Avrupai yaşamı ve kültürü de alıyorsun.Ve senin halkın bunları izliyor.Ve özeniyor,onlar gibi olmaya çalışıyor sen her ne kadar ‘’olmasın efendim’’,’’olmaz öyle şey’’ desen de sayın paşam.İşte buna da yeni çağın post modern emperyalizmi olan ‘’Kültürel Emperyalizm’’ deniyor.
İki farklı ve birbirine iç benzemeyen ve birbirine lehimlenemeyecek kadar zıt olan Türk Sanat Müziği dinleyip batı dansları ile eğlenmek,seccade serip namaz kıldıktan sonra bikini giyip plaja koşmak veyahutta müslümanım deyip kurban bayramında sabah bayram namazından sonra kurban kesip karnını o etle doyurduktan sonra gece yılbaşı kutlamasına gidip sabaha kadar içip birde o geceye özel bir aktivite haline gelen kırmızı iç çamaşırlı fantezileri sabaha kadar yapmak kadar saçma ve karmaşık.Batı kültürü ile doğu kültürünün birbirine hiç benzemediğini gösteren sadece basit bir örnekti bu.
Türk toplumunun bu apayrı ve asla birbirine lehimlenemeyecek kadar farklı iki yaşam anlayışı olan alaturka ve alafranga yaşam anlayışı günlük hayatta pratik olarak göstermeye çalışmasının başarısızlığını ve trajikomik görüntüsünü kavrayamaması ve hiçbir şeyi sorgulayamaması da bir o kadar acı.Biz artık toplum olarak ne batılı ne de doğuluyuz.Bunlardan biriyiz demenin bu kültürleri yaşayan toplumlara saygısızlık,hakaret olacağı bir gerçek .Biz batı ve doğu kültürlerini yozlaştıran (kendi geleneklerini küçümseyen ve terk eden ayrıca) kendi kafasına göre bu iki apayrı şeyi sentezlemeye çalışan,kimlik hezeyanları yaşayan bir toplum halini almış durumdayız.
Biz artık Batılı gibi yaşamaya çalışıyoruz,onlar gibi giyinmeye çalışıyoruz,onlar gibi konuşmaya çalışıyor,onların kutlamalarına bayramlarına özeniyoruz.Ve üstüne işimize geldiği zaman da bunlarla hiç bağdaşmayan doğu kültürünün değerlerini,inançlarını,geleneklerini savunuyoruz.Ama ne yapalım biz de bilmiyoruz ki hangisiyiz.
(Bu yazıdaki yaşantıya sahip olmayabilirsiniz bu konu kişilerin değil toplumda büyük bir kitleyi oluşturan bu yaşantıya sahip kişileri hedef almıştır.)
Yıllardan beri daha da doğrusu tam olarak M. Kemal’in batı medeniyetini Türkiye için hedef gösterdiğinden itibaren artarak devam ediyor manevi ve kültürel kimlik bunalımımız.Mustafa Kemal hedefimiz muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak onların yolundan gitmek demişti.Eminim M. Kemal bu sözleriyle onların bilimsel,teknolojik ve sanatsal gelişmişlik seviyesine ulaşmayı kasteddi.Ama şöyle de bir durum var ki Sayın Paşam sen Avrupalının teknolojisini alırsan mesela televizyonu,sen bu televizyonu almakla sadece teknolojiyi almış olmuyorsun sen onun içindeki sosyal yaşamı,ibadethaneyi,dini bayramları kısaca Avrupai yaşamı ve kültürü de alıyorsun.Ve senin halkın bunları izliyor.Ve özeniyor,onlar gibi olmaya çalışıyor sen her ne kadar ‘’olmasın efendim’’,’’olmaz öyle şey’’ desen de sayın paşam.İşte buna da yeni çağın post modern emperyalizmi olan ‘’Kültürel Emperyalizm’’ deniyor.
İki farklı ve birbirine iç benzemeyen ve birbirine lehimlenemeyecek kadar zıt olan Türk Sanat Müziği dinleyip batı dansları ile eğlenmek,seccade serip namaz kıldıktan sonra bikini giyip plaja koşmak veyahutta müslümanım deyip kurban bayramında sabah bayram namazından sonra kurban kesip karnını o etle doyurduktan sonra gece yılbaşı kutlamasına gidip sabaha kadar içip birde o geceye özel bir aktivite haline gelen kırmızı iç çamaşırlı fantezileri sabaha kadar yapmak kadar saçma ve karmaşık.Batı kültürü ile doğu kültürünün birbirine hiç benzemediğini gösteren sadece basit bir örnekti bu.
Türk toplumunun bu apayrı ve asla birbirine lehimlenemeyecek kadar farklı iki yaşam anlayışı olan alaturka ve alafranga yaşam anlayışı günlük hayatta pratik olarak göstermeye çalışmasının başarısızlığını ve trajikomik görüntüsünü kavrayamaması ve hiçbir şeyi sorgulayamaması da bir o kadar acı.Biz artık toplum olarak ne batılı ne de doğuluyuz.Bunlardan biriyiz demenin bu kültürleri yaşayan toplumlara saygısızlık,hakaret olacağı bir gerçek .Biz batı ve doğu kültürlerini yozlaştıran (kendi geleneklerini küçümseyen ve terk eden ayrıca) kendi kafasına göre bu iki apayrı şeyi sentezlemeye çalışan,kimlik hezeyanları yaşayan bir toplum halini almış durumdayız.
Biz artık Batılı gibi yaşamaya çalışıyoruz,onlar gibi giyinmeye çalışıyoruz,onlar gibi konuşmaya çalışıyor,onların kutlamalarına bayramlarına özeniyoruz.Ve üstüne işimize geldiği zaman da bunlarla hiç bağdaşmayan doğu kültürünün değerlerini,inançlarını,geleneklerini savunuyoruz.Ama ne yapalım biz de bilmiyoruz ki hangisiyiz.
(Bu yazıdaki yaşantıya sahip olmayabilirsiniz bu konu kişilerin değil toplumda büyük bir kitleyi oluşturan bu yaşantıya sahip kişileri hedef almıştır.)