CRAZYBOY
07-23-2007, 14:55
Alman Theater An Der Ruhr'un genel sanat yönetmeni Roberto Ciuli, 'Danton'un Ölümü'yle Şehir Tiyatroları'nda. Ciuli oyunda 'Demokrasi adına her şey mübah mı?' sorusu üzerinde duruyor.
Tiyatronun tüm dünyada krize girdiğini söyleyen Roberto Ciuli'nin yönettiği 'Danton'un Ölümü', 4-8 Mayıs tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde seyirciyle buluşacak.
Almanya'nın önde gelen tiyatro adamlarından Theater An Der Ruhr'un genel sanat yönetmeni Roberto Ciuli, Büchner'in 'Danton'un Ölümü' adlı oyununu sahnelemek için İstanbul'da. İstanbul Şehir Tiyatroları'nın davetlisi olarak oyunu sahneleyecek olan Ciuli aslında Türkiye'nin yabancı olmadığı bir isim. Uzun yıllar Devlet Tiyatroları'nda danışmanlık yapan Ciuli'yle Büchner'in oyununu ve Türk tiyatrosunu konuştuk. Tüm dünyada tiyatronun çıkmaza girdiğini söyleyen Ciuli, "Tiyatronun problemi çok ama her ülke mutlaka ilgi çeken prodüksiyonlar yaratmayı başarabiliyor. Türkiye'de beni üzen, potansiyeli olmasına rağmen gereken hızda ve kalitede yükselmemesi" diyor.
17 yıl Devlet Tiyatroları'nda danışmanlık görevi yaptıktan sonra şimdi İstanbul Şehir Tiyatroları'nın konuğu olarak ilk kez Almanya dışında bir oyun sahneliyorsunuz...
Almanya'dan Türkiye'ye gelen ilk tiyatro adamıyım. Devlet Tiyatroları'yla iyi niyetle başlayan işbirliğimiz bürokrasi, hiyerarşi gibi birtakım nedenlerle maalesef istediğimiz şekilde gelişmedi. Şehir Tiyatroları'nda yaşanan gelişmeler özellikle de genel sanat yönetmenliğine getirilen Mazlum Kiper'le çok ortak yönümüz var: Tiyatroda bürokrasi, hiyerarşi ve antidemokratik hareketlere karşı savaş vermemiz bu işbirliğini doğurdu. İlk Türkiye'ye geldiğimde 'Avrupa'nın kültür başkenti Roma, Berlin, Paris değil İstanbul'dur' demiştim. Ben de bu amaç için buradayım.
Bu işbirliği kapsamında nasıl projeler gerçekleşecek?
Ben ilk kez Almanya dışında bir oyun sahneliyorum. Bunun karşılığında genel sanat yönetmenliğini yürüttüğüm Theated An Der Ruhr 10-20 Kasım 2005 arası yedi oyunla İstanbul'a konuk olacak. 2006'da da Şehir
Tiyatroları Almanya'ya gelerek oyunlarını sahneleyecek. Aynı zamanda ortak yapım çalışmalar yapmayı da düşünüyoruz.
'Danton'un Ölümü' Fransız Devrimi'nde Robespierre ile Danton arasındaki ahlak-etik tartışmasını ve devrim sırasında çok kan dökülmesini konu alır. Siz bu oyunda neyi ön plana çıkaracaksınız?
Bu oyun Fransız Devrimi'nden 100 yıl sonra devrimin ulaşmak isteyip ulaşamadığı amacı eleştirir. Ancak bana göre oyunun ana teması Robespierre ile Danton arasındaki fikir ayrılığı değil ölümün tartışılması, mekanik hale getirilmesi. Giyotinin devletin resmi ölüm şekli olması ve devrimin yarattığı korkunç sonuçlar. Oyunda üzerinde durduğum Danton'un 'Demokrasiyi yerleştirmek için insanların bu kadar korkunç şeyler yapma hakkı var mı?' şeklindeki isyanı. Günümüzde de demokrasiyi yerleştirmek kisvesi altında korkunç şeyler yapılıyor. Bu anlamda bugün ile geçmiş arasında bir paralellik var.
Büchner, Almanya'nın ilk bilinçli realist dram yazarı olarak tanınıyor. Üstelik 23 yaşında ölmesine rağmen verdiği üç oyunu göz önüne alırsak sert bir siyasi duruşu var...
Tiyatro tarihinin en büyük yazarlardan olan Büchner de devrimciydi. Bu oyunda 'Avrupa, Fransız Devrimi'ni, akabinde Aydınlatma'yı yarattı ama literatüre terör kavramanı soktu' diyor. 1837'de öldü. Dünyaya daha geç gelseydi aynı Avrupa'nın Auschwitz'i yarattığını da görecekti. Oyunun güncel yönlerinden biri Avrupa'nın birleşmesi. Türkiye'nin AB'ye girmek için gösterdiği çaba. Türkiye'nin Avrupa ve kendi tarihiyle ikili ilişkileri.
Büchner tiyatroda etkili bir isim. Brecht'in onun peşinden gittiğini söyleyebilir miyiz?
Brecht büyük bir hırsızdı! Sadece Büchner'den değil herkesten bir şeyler alıp yorumlamıştır.
Tiyatronun tüm dünyada krize girdiğini söyleyen Roberto Ciuli'nin yönettiği 'Danton'un Ölümü', 4-8 Mayıs tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde seyirciyle buluşacak.
Almanya'nın önde gelen tiyatro adamlarından Theater An Der Ruhr'un genel sanat yönetmeni Roberto Ciuli, Büchner'in 'Danton'un Ölümü' adlı oyununu sahnelemek için İstanbul'da. İstanbul Şehir Tiyatroları'nın davetlisi olarak oyunu sahneleyecek olan Ciuli aslında Türkiye'nin yabancı olmadığı bir isim. Uzun yıllar Devlet Tiyatroları'nda danışmanlık yapan Ciuli'yle Büchner'in oyununu ve Türk tiyatrosunu konuştuk. Tüm dünyada tiyatronun çıkmaza girdiğini söyleyen Ciuli, "Tiyatronun problemi çok ama her ülke mutlaka ilgi çeken prodüksiyonlar yaratmayı başarabiliyor. Türkiye'de beni üzen, potansiyeli olmasına rağmen gereken hızda ve kalitede yükselmemesi" diyor.
17 yıl Devlet Tiyatroları'nda danışmanlık görevi yaptıktan sonra şimdi İstanbul Şehir Tiyatroları'nın konuğu olarak ilk kez Almanya dışında bir oyun sahneliyorsunuz...
Almanya'dan Türkiye'ye gelen ilk tiyatro adamıyım. Devlet Tiyatroları'yla iyi niyetle başlayan işbirliğimiz bürokrasi, hiyerarşi gibi birtakım nedenlerle maalesef istediğimiz şekilde gelişmedi. Şehir Tiyatroları'nda yaşanan gelişmeler özellikle de genel sanat yönetmenliğine getirilen Mazlum Kiper'le çok ortak yönümüz var: Tiyatroda bürokrasi, hiyerarşi ve antidemokratik hareketlere karşı savaş vermemiz bu işbirliğini doğurdu. İlk Türkiye'ye geldiğimde 'Avrupa'nın kültür başkenti Roma, Berlin, Paris değil İstanbul'dur' demiştim. Ben de bu amaç için buradayım.
Bu işbirliği kapsamında nasıl projeler gerçekleşecek?
Ben ilk kez Almanya dışında bir oyun sahneliyorum. Bunun karşılığında genel sanat yönetmenliğini yürüttüğüm Theated An Der Ruhr 10-20 Kasım 2005 arası yedi oyunla İstanbul'a konuk olacak. 2006'da da Şehir
Tiyatroları Almanya'ya gelerek oyunlarını sahneleyecek. Aynı zamanda ortak yapım çalışmalar yapmayı da düşünüyoruz.
'Danton'un Ölümü' Fransız Devrimi'nde Robespierre ile Danton arasındaki ahlak-etik tartışmasını ve devrim sırasında çok kan dökülmesini konu alır. Siz bu oyunda neyi ön plana çıkaracaksınız?
Bu oyun Fransız Devrimi'nden 100 yıl sonra devrimin ulaşmak isteyip ulaşamadığı amacı eleştirir. Ancak bana göre oyunun ana teması Robespierre ile Danton arasındaki fikir ayrılığı değil ölümün tartışılması, mekanik hale getirilmesi. Giyotinin devletin resmi ölüm şekli olması ve devrimin yarattığı korkunç sonuçlar. Oyunda üzerinde durduğum Danton'un 'Demokrasiyi yerleştirmek için insanların bu kadar korkunç şeyler yapma hakkı var mı?' şeklindeki isyanı. Günümüzde de demokrasiyi yerleştirmek kisvesi altında korkunç şeyler yapılıyor. Bu anlamda bugün ile geçmiş arasında bir paralellik var.
Büchner, Almanya'nın ilk bilinçli realist dram yazarı olarak tanınıyor. Üstelik 23 yaşında ölmesine rağmen verdiği üç oyunu göz önüne alırsak sert bir siyasi duruşu var...
Tiyatro tarihinin en büyük yazarlardan olan Büchner de devrimciydi. Bu oyunda 'Avrupa, Fransız Devrimi'ni, akabinde Aydınlatma'yı yarattı ama literatüre terör kavramanı soktu' diyor. 1837'de öldü. Dünyaya daha geç gelseydi aynı Avrupa'nın Auschwitz'i yarattığını da görecekti. Oyunun güncel yönlerinden biri Avrupa'nın birleşmesi. Türkiye'nin AB'ye girmek için gösterdiği çaba. Türkiye'nin Avrupa ve kendi tarihiyle ikili ilişkileri.
Büchner tiyatroda etkili bir isim. Brecht'in onun peşinden gittiğini söyleyebilir miyiz?
Brecht büyük bir hırsızdı! Sadece Büchner'den değil herkesten bir şeyler alıp yorumlamıştır.