Kaptan-ı Derya
11-03-2007, 12:35
Ali Serdar Bolat
Tuncay Özkan’ın yükseliş serüveni maaşlarını biriktirerek (!) kurduğu Kanaltürk televizyonu ile başladı.
Sonra Cumhuriyet yürüyüşlerinde “ne şeriat ne darbe” diyenlerin yanında yer aldı, sinevizyonlardan Tayyip’in “ananı al da git” lerini gösterdi ama, “ben BOP Eşbaşkanıyım” dediğini göstermedi.
“Biz kaç kişiyiz?” hareketini başlattı.
1 milyon hedef koydu. CHP 7 milyon oy aşmıştı. 1 milyon kişi ile ne yapacaktı?
Hepsini toplayıp Meclis’i mi basacaktı, yoksa yeni, bir parti mi kuracaktı. Planı programı yoktu. Bir şey anlaşılmadı.
Geçen hafta Kadıköy mitinginde adamlarını kalabalık arasında dolaştırarak
“ne ABD ne AB tam bağımsız Türkiye sloganı atmayalım, geçmişte bunun çok zararını gördük”
propagandası yaptı.
Bu arada Mine Kırıkkanat’ın AB fonlarından yardım alarak Kanaltürk’te bir program hazırlamak üzere olduğu duyuldu.
Fatih Altaylı, Aydınlık Dergisi’nin 28 Ekim tarihli sayısında yayınlanan söyleşisinde:
“Biz Tuncay Özkan ile (Turgay Ciner adına) el sıkıştık. daha sonra bir takım sorunlar çıktı. Bugün Kanaltürk’ü alma noktasının biraz uzağındayız”
dedi.
Tuncay Özkan, bu sözler hakkındaki yorumunu soran Aydınlık’a şu açıklamayı yaptı :
“Fatih Altaylı benim Turgay Ciner’le el sıkıştığımı nereden biliyormuş. Biz Turgay Ciner’le el sıkışmadık. Bugün Kanaltürk gerçek sahiplerinin elinde. Ama şunu belirteyim, Turgay Ciner’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 10 şirketle ortaklık görüşmeleri yaparak, içerisinde bulunduğumuz ekonomik krizi aşmaya çalışıyoruz. Bu 10 şirketin arasında beş de yabancı şirket var. Bu isimleri açıklayamam.”
Uluslararası medya şirketleriyle ortaklık yapılması fikri, yukarda sıralanan olgularla uyum içinde görünüyor.
Çünkü “Tam Bağımsız Türkiye” görüşünü savunan bir yayın organı, emperyalizmin medya tekelleri ile ortaklık yapamaz.
Tuncay Özkan’ın yükseliş serüveni maaşlarını biriktirerek (!) kurduğu Kanaltürk televizyonu ile başladı.
Sonra Cumhuriyet yürüyüşlerinde “ne şeriat ne darbe” diyenlerin yanında yer aldı, sinevizyonlardan Tayyip’in “ananı al da git” lerini gösterdi ama, “ben BOP Eşbaşkanıyım” dediğini göstermedi.
“Biz kaç kişiyiz?” hareketini başlattı.
1 milyon hedef koydu. CHP 7 milyon oy aşmıştı. 1 milyon kişi ile ne yapacaktı?
Hepsini toplayıp Meclis’i mi basacaktı, yoksa yeni, bir parti mi kuracaktı. Planı programı yoktu. Bir şey anlaşılmadı.
Geçen hafta Kadıköy mitinginde adamlarını kalabalık arasında dolaştırarak
“ne ABD ne AB tam bağımsız Türkiye sloganı atmayalım, geçmişte bunun çok zararını gördük”
propagandası yaptı.
Bu arada Mine Kırıkkanat’ın AB fonlarından yardım alarak Kanaltürk’te bir program hazırlamak üzere olduğu duyuldu.
Fatih Altaylı, Aydınlık Dergisi’nin 28 Ekim tarihli sayısında yayınlanan söyleşisinde:
“Biz Tuncay Özkan ile (Turgay Ciner adına) el sıkıştık. daha sonra bir takım sorunlar çıktı. Bugün Kanaltürk’ü alma noktasının biraz uzağındayız”
dedi.
Tuncay Özkan, bu sözler hakkındaki yorumunu soran Aydınlık’a şu açıklamayı yaptı :
“Fatih Altaylı benim Turgay Ciner’le el sıkıştığımı nereden biliyormuş. Biz Turgay Ciner’le el sıkışmadık. Bugün Kanaltürk gerçek sahiplerinin elinde. Ama şunu belirteyim, Turgay Ciner’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 10 şirketle ortaklık görüşmeleri yaparak, içerisinde bulunduğumuz ekonomik krizi aşmaya çalışıyoruz. Bu 10 şirketin arasında beş de yabancı şirket var. Bu isimleri açıklayamam.”
Uluslararası medya şirketleriyle ortaklık yapılması fikri, yukarda sıralanan olgularla uyum içinde görünüyor.
Çünkü “Tam Bağımsız Türkiye” görüşünü savunan bir yayın organı, emperyalizmin medya tekelleri ile ortaklık yapamaz.