Đяєμяє23
07-25-2007, 00:17
Günümüz kişisel gelişim metotları arasında çokça rastladığımız bir kavram zihinsel arınma. Zihin; düşünme faaliyetinin gerçekleştiği alan olup, kişinin düşünme, hissetme, sezme fonksiyonlarının bütününün ortaya çıkardığı ve davranışlarımızı doğuran sistemdir.
Zihinsel arınmayı anlamak için öncelikle zihin hakkında bilgi sahibi olmak gerekli. Zihin genelde hafıza, düşünce, akıl, bilinç gibi kavramlarla karıştırılan, birbiri yerine kullanılabilen bir kavram. Elbette tüm bu saydıklarımız birbiri ile ilişkili yapılar be ayırt edilmeleri güç.
Zihin insanın duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünüdür. Psikolojik açıdan beynimizin sinirsel sürecinin bir tezahürü olup olaylar, tecrübeler ile biyolojik sistemin ortaya çıkardığı, yalnız kendimize ait ve başkaları tarafından gözlemlenemeyen yönümüzdür.
Bilinç; insanın kendini ve çevresini tanıma yeteneğidir. Algı ve bilgilerin zihinde izlenme sürecidir ve bu süreç zihnin duruluğu, arınmışlığı ölçüsünde sağlıklıdır.
Krishnamurti ‘nin: “Zihin bütünüyle dinginleştiğinde derin sulara değme olanağı vardır” sözünde ifadesini bulan derin sulara nasıl değilir, zihin nasıl dinginleşir, nasıl arındırılır?
Zihinsel arınma tabiri genelde uzakdoğu felsefelerinde geçiyor. Bunu temin için yoga, meditasyon, çakraların uyarılması egzersizleri geliştirilmiş.
Hindistan’ın en eski meditasyon tekniklerinden olan Vipassana; olanı olduğu gibi görmek anlamına gelir. Bu, kendi kendini gözlemleyerek kendini arındırma (saflaştırma) sürecidir. Kişi önce zihnini odaklamak için nefesi gözlemler. Keskinleştirilmiş bir farkındalıkla, vücudun ve zihnin değişen doğasını gözlemleyerek devam eder ve süreksizlik, ıstırap ve egosuzluk gibi evrensel gerçekleri deneyimler. Bu doğrudan deneyimlemeyle gerçeği yaşama safhası, arınma sürecidir. İnsanın yaşamın gerilim ve sorunları ile sakin ve dengeli bir şekilde yüzleşmesine olanak tanıyan bir zihinsel arınma yöntemidir.
Yine Hindistan’ın Tantrik yoga metinlerinde geçen Kundalini Şakti kavramı; insan bedenindeki ilâhî kozmik enerjiyi anlatmaktadır. İnsan bedeninde bulunan fiziksel olmayan enerji merkezleri (çakra) farklı şekillerde uyarılarak insanın bedensel ve zihinsel faaliyetlerinin düzenlenmesi esasına dayanır. Bu beden ve zihnin yücelmesine yol açan yoğun bir arınma süreci olarak görülür.
İslam tasavvufunda da riyazet, mücahede, halvet, uzlet gibi metotlarla kişinin kendi iradesinden arınması, öz varlığının (nefs) isteklerinden kurtulması, mutlak varlığın iradesinde kendi iradesini yok etmesi (fena) amaçlanır. Bu metotlarda zihnin arınması çok önemlidir. İnsanın tek bir hedefe yönlenmesi, diğer duygu ve düşüncelerden kurtulması gerekmektedir.
Gerek Uzakdoğu felsefelerinde, gerekse İslam tasavvufunda bu sürecin mutlaka bir eğitici nezaretinde gerçekleşmesi gerektiği önemle vurgulanmaktadır. Yani zihinsel arınma kitaplardan okuyarak, kendi kendine egzersizler veya ibadetler geliştirilip bunları uygulayarak gerçekleşecek bir şey değil. İnsana bu eğitim bizzat zihinsel arınma sürecini yaşamış, kendisi aydınlanmış, karşısındakini çok iyi gözlemleme ve tanıma yetisine sahip bir eğitmen tarafından verilmelidir. Kişinin kendisi için uygun olan yöntemi belirlemesi çok çok zordur. Bu faaliyet aslında bir şuur yenileme, farkında olma, olanları bağımsız bir şekilde saf gerçekliğiyle görebilme çabasıdır.
Ben birde olaya tersinden bakmak istiyorum. Sonuçta zihin insanın düşünsel ve duygulanımsal işlevlerinin tümüdür ve bazı egzersizlerle bu yapının temizlenmesi mümkün değildir. Çünkü zihin habire üzerine yazılan ve yazıldıkça karmaşıklaşan bir yapıdır. Tüm bunların üzerine birde zihni temizleme metotlarını, zihnimizi nasıl temizleyeceğimizi yazmamız, bunun için gerekli egzersiz vesaireyi nasıl yapacağımızı düşünmemiz, planlamamız… Bunlarda yine zihnimiz üzerine yazılacak ve kirlilik artacaktır.
Zihinsel arınmanın en sağlam yolu aklı, fikri, düşünceyi, tüm benliğini tek bir şey üzerinde yoğunlaştırmak, ondan başkasını görmemek, duymamak, hissetmemektir. O aklında gönlünde ne varsa hepsini yerlerinden çıkarıp araya kendisi oturmalı. Ancak bu şekilde zihin diğerlerinden arınır, durulur, orada tek bir şey kalır. Yalnız orada kalan şey temiz olmalı.
__________________
Zihinsel arınmayı anlamak için öncelikle zihin hakkında bilgi sahibi olmak gerekli. Zihin genelde hafıza, düşünce, akıl, bilinç gibi kavramlarla karıştırılan, birbiri yerine kullanılabilen bir kavram. Elbette tüm bu saydıklarımız birbiri ile ilişkili yapılar be ayırt edilmeleri güç.
Zihin insanın duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünüdür. Psikolojik açıdan beynimizin sinirsel sürecinin bir tezahürü olup olaylar, tecrübeler ile biyolojik sistemin ortaya çıkardığı, yalnız kendimize ait ve başkaları tarafından gözlemlenemeyen yönümüzdür.
Bilinç; insanın kendini ve çevresini tanıma yeteneğidir. Algı ve bilgilerin zihinde izlenme sürecidir ve bu süreç zihnin duruluğu, arınmışlığı ölçüsünde sağlıklıdır.
Krishnamurti ‘nin: “Zihin bütünüyle dinginleştiğinde derin sulara değme olanağı vardır” sözünde ifadesini bulan derin sulara nasıl değilir, zihin nasıl dinginleşir, nasıl arındırılır?
Zihinsel arınma tabiri genelde uzakdoğu felsefelerinde geçiyor. Bunu temin için yoga, meditasyon, çakraların uyarılması egzersizleri geliştirilmiş.
Hindistan’ın en eski meditasyon tekniklerinden olan Vipassana; olanı olduğu gibi görmek anlamına gelir. Bu, kendi kendini gözlemleyerek kendini arındırma (saflaştırma) sürecidir. Kişi önce zihnini odaklamak için nefesi gözlemler. Keskinleştirilmiş bir farkındalıkla, vücudun ve zihnin değişen doğasını gözlemleyerek devam eder ve süreksizlik, ıstırap ve egosuzluk gibi evrensel gerçekleri deneyimler. Bu doğrudan deneyimlemeyle gerçeği yaşama safhası, arınma sürecidir. İnsanın yaşamın gerilim ve sorunları ile sakin ve dengeli bir şekilde yüzleşmesine olanak tanıyan bir zihinsel arınma yöntemidir.
Yine Hindistan’ın Tantrik yoga metinlerinde geçen Kundalini Şakti kavramı; insan bedenindeki ilâhî kozmik enerjiyi anlatmaktadır. İnsan bedeninde bulunan fiziksel olmayan enerji merkezleri (çakra) farklı şekillerde uyarılarak insanın bedensel ve zihinsel faaliyetlerinin düzenlenmesi esasına dayanır. Bu beden ve zihnin yücelmesine yol açan yoğun bir arınma süreci olarak görülür.
İslam tasavvufunda da riyazet, mücahede, halvet, uzlet gibi metotlarla kişinin kendi iradesinden arınması, öz varlığının (nefs) isteklerinden kurtulması, mutlak varlığın iradesinde kendi iradesini yok etmesi (fena) amaçlanır. Bu metotlarda zihnin arınması çok önemlidir. İnsanın tek bir hedefe yönlenmesi, diğer duygu ve düşüncelerden kurtulması gerekmektedir.
Gerek Uzakdoğu felsefelerinde, gerekse İslam tasavvufunda bu sürecin mutlaka bir eğitici nezaretinde gerçekleşmesi gerektiği önemle vurgulanmaktadır. Yani zihinsel arınma kitaplardan okuyarak, kendi kendine egzersizler veya ibadetler geliştirilip bunları uygulayarak gerçekleşecek bir şey değil. İnsana bu eğitim bizzat zihinsel arınma sürecini yaşamış, kendisi aydınlanmış, karşısındakini çok iyi gözlemleme ve tanıma yetisine sahip bir eğitmen tarafından verilmelidir. Kişinin kendisi için uygun olan yöntemi belirlemesi çok çok zordur. Bu faaliyet aslında bir şuur yenileme, farkında olma, olanları bağımsız bir şekilde saf gerçekliğiyle görebilme çabasıdır.
Ben birde olaya tersinden bakmak istiyorum. Sonuçta zihin insanın düşünsel ve duygulanımsal işlevlerinin tümüdür ve bazı egzersizlerle bu yapının temizlenmesi mümkün değildir. Çünkü zihin habire üzerine yazılan ve yazıldıkça karmaşıklaşan bir yapıdır. Tüm bunların üzerine birde zihni temizleme metotlarını, zihnimizi nasıl temizleyeceğimizi yazmamız, bunun için gerekli egzersiz vesaireyi nasıl yapacağımızı düşünmemiz, planlamamız… Bunlarda yine zihnimiz üzerine yazılacak ve kirlilik artacaktır.
Zihinsel arınmanın en sağlam yolu aklı, fikri, düşünceyi, tüm benliğini tek bir şey üzerinde yoğunlaştırmak, ondan başkasını görmemek, duymamak, hissetmemektir. O aklında gönlünde ne varsa hepsini yerlerinden çıkarıp araya kendisi oturmalı. Ancak bu şekilde zihin diğerlerinden arınır, durulur, orada tek bir şey kalır. Yalnız orada kalan şey temiz olmalı.
__________________