Kayaların kucağında Hoyran [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kayaların kucağında Hoyran


CRAZYBOY
07-23-2007, 13:59
Kayaların kucağında Hoyran

Anadolu’nun en eski uygarlıklarından Likya’nın kentlerinden biri olan Hoyran, geçmişin kayalarda bıraktığı izlerle dolu...
Güneş yeni battı, gökyüzü alacakaranlık. Hafif bir rüzgâr esintisiyle mor-pembe arası bir tona dönüşüyor etraf. Çadırımı kurduğum yüksek taraçadan, Akdeniz’in o soluk kesici manzarasını seyrediyorum. Gelidonya Burnu, Andriake (Çayağzı) Limanı, Gökkaya Koyu, Kekova Adası, Kale (Simena), Üçağız (Teimioussa) ve Sıçak Yarımadası... MÖ 3000 yıllarına uzanan tarihleriyle Anadolu’nun en eski halklarından olan ve özgürlüklerine düşkünlükleriyle ünlenen Likyalıların yerleşim birimlerinden Hoyran’dayız. Akdeniz’e hakim bir tepecikte kurulan ören yerinin adı ‘ana tanrıça ülkesi’ anlamına geliyor antikçağ araştırmacısı Bilge Umar’a göre. Antik kentin binlerce yıllık hikâyesini anlatan kalıntılarla dolu alanın bir bölümü, köy evleriyle iç içe geçmiş durumda. Bölgedeki hemen tüm köylerde rastlanan ve çivi kullanılmadan tahtaların birbirine geçme tekniğiyle yapılan, Likya mezarları formundaki ‘tahıl ambarları’, geçmişin günümüze ulaştırdığı tarihi simgeler olarak çıkıyor karşımıza. Köyün son evlerinin bulunduğu tepecikte, Bey Dağları’nı ve Akdeniz’i seyreden anıtsal mezar ve sunak yeri şehrin zengin geçmişine tanıklık eden eserlerin başında...

KAYAYA İŞLENMİŞ ANITLAR

Kentten arta kalan asıl kalıntılar, köye beş dakikalık mesafede. Konukların geldiğini gören ve birkaç bisküviye hayır demeyen köyün köpeği, gönüllü kılavuzluk için önümüze düşüyor. Tarlaların arasından geçen yol, semerdam biçimli çok sayıda mezarın yer aldığı nekropolis alanına çıkıyor öncelikle. Patikanın solunda üçlü lahit grubu görülüyor. Ardından kaya mezarları ve lahitlerden oluşan açık bir alana giriliyor.İlkbaharda papatyaların bir çiçek bahçesine dönüştürdüğü ören yerinin en önemli anıtı, üzerinde silahıyla betimlenen bir savaşçı kabartmasının bulunduğu lahit altı sütunu. Zamanın acımasızlığına inatla direnen göz kamaştırıcı sütun, ören yerinin bekçisi gibi duruyor adeta Nekropolis alanında ayrıca iki kaya mezarı ve etrafa dağılmış birkaç dinsel sunak yeri göze çarpıyor. Tepedeki akropolise çıkan patika, kayaya işlenmiş iki anıtsal mezarın yanından geçiyor. Ev biçimindeki bu mezarlardan birinin yan duvarı kabartmalarla süslenmiş. Öldükten sonra ruhlarının kuşlar tarafından geri getirileceğine inanan Likyalılar, mezarlarını ev benzeri bir mimari tarzda yaparlarmış. Kalıntıların bulunduğu en yüksek tepeye kurulan akropolis alanı, duvarları kiklop (taşın doğal biçimde üst üste konuluşuyla yapılan) tarzda inşa edilmiş bir iç kaleyle çevrili. Bir yanda Likya ülkesinin gizemli tarihi, bir yanda Akdeniz’in adalarla süslenmiş mavi güzelliği karşısında bir süre soluklanıyoruz. Arkamızdaki antik kapı, Bey Dağları’nın en yüksek tepesi Kızlarsivrisi’ni de içine alan karlı doruklar resmine bir çerçeve vazifesi görüyor sanki. Geçit vermeyen sık çalılar nedeniyle kaleyi dolaşmak hayli zor. Taraçalanmış akropolis alanındaki yapı kalıntıları arasında, heybetli bir sunak taşı göze çarpıyor. Ören yerinin tiyatrosu ortaya çıkarılamadığından, şehrin Likya birliğindeki önemi konusunda net bir fikir elde edilememiş henüz. Birçok Likya kenti gibi komşularını gören bir konumda yer alıyor Hoyran. Kyaneai, Trysa, Trebenda, Tyberissos, Simena ve Teimioussa gibi kentler, haberleşme kolaylığı açısından aynı hat üzerindeki tepelere kurulmuşlar.

YÜZLERCE YILLIK KOMŞULAR

Hoyran, sayıları giderek azalan ve henüz keşfedilmemiş pek az yerden sadece biri. Oysa kayaların kucağındaki bu kente ulaşım hayli kolay. Kaş’tan Demre’ye giderken Davazlar köyü karşısındaki dört kilometrelik toprak yol, Kapaklı köyünün bir mahallesi olan Hoyran’a götürür sizi. Bölgede su sorunu nedeniyle tarım pek gelişmemiş. Mahallenin geçimi hayvancılık, arıcılık ve kekikten sağlanıyor. Az miktarda arpa, buğday ve zeytin de üretiliyor. Kekiğin çoğunu ihraç eden köyün, keçiboynuzu pekmezi ve balı da ünlü. Yakın bir gelecekte doğal dokuyu bozmayan taş evlerden yapılan bir pansiyon da hizmete girecek köyde. Hoyran’ın çevresinde de gezilecek pek çok yer var. Kaş yönüne giderken 10 km ilerdeki Yavu köyünün arkasındaki tepede bulunan Kyaneai, büyük Likya kentlerinden biri. Ortaya çıkarılan tiyatrosu, rektagonal sur duvarları, kaya mezarları, Likya ve Roma dönemine tarihlenen değişik tipteki gösterişli lahitleriyle ilgi çekici bir arkeolojik site. Demre yönündeki Trysa, en büyük Likya anıtı olan Gölbaşı heroonuna (kahramanlık anıtı) ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor.Yiğit atalarının Amazonlarla savaşlarını, Odysseus’un yolculuğundan bazı olayları ve Yediler’in Thebai’ye düzenlediği seferleri canlandıran kabartmaların, günümüze sadece kaidesi kalmış. 1880’lerde Avusturyalılar bölüm bölüm keserek ülkelerine götürmüşler bu zenginlikleri ne yazık ki...

BÜYÜLÜ SESSİZLİK ;

Arabayla yarım saatte ulaşılan Kapaklı köyünün dış mahallesi İnişdibi’nden, kısa bir yürüyüşle İstlada kentine ve Gökkaya koyuna gidiliyor. Bir yamaca kurulan antik kentte taştan yapılma evler, kapı girişleri, s***ar, küçük bir şapel ve gotik tarzda yapılmış çok sayıda lahit görülebilir.İnişdibi’nden Üçağız’a doğru devam edildiğinde, yolun sağında görkemli bir kaya mezarı yükseliyor.
Alınlığında bir boğa boynuzu kabartması bulunan anıt mezar, Tyberissos kentine ait. Mezarın karşısındaki tepeciğe kurulan esas kente zahmetli bir patikayla ulaşılabilir. Vazgeçilmez rotalardan biri olan Üçağız-Simena-Kekova sadece on dakikalık bir mesafededir artık. Yaz sıcağında karayolu yolculuğunu göze alamayanlar, Andriake’den (Çayağzı) yarım saatlik bir tekne turuyla da ulaşabilirler Kekova’ya. Hoyran’ı gezmek isteyenler için en yakın konaklama Kaş veya Üçağız’da yapılabilir. Popüler tatil yerlerine pek de uzak olmayan bu coğrafyada, geçmişin kayalarda bıraktığı ustalıklı izleri keşfedeceksiniz. Zamanın o büyülü sessizliği, yaşadığınız anı ele geçirdiğinde gönüllü tutsaklardan biri olup çıkacaksınız...