White Wolf
11-18-2007, 14:15
Bir koyun en fazla 4 yıl yaşar ama 2-3 hatta 1 yaşında bile kesilir bir ilçede ortalama 50-60 koyun kesilir.
Köpek ortalama 14-15 yıl yaşar bir ilçede günde ortalama 2-3 köpek ölür
Bir koyun ortalama yılda bir yavru yavrular
Bir köpek yılda 4-5 yavru yavrular
bu durumda köpeklerin daha çok olması gerekmiyormu
neden koyunlar bu kadar çok. </b>
Çobanlık yapanlar bilir koyunlar sabah namazı vakti uyanık ve ayaktadırlar.
Oysa köpekler uyanık değiller.Bu sebebetendir ki hırsızlar sabah namazı vakti hırsızlık yapar kırsallarda.
Eeee dediğinizi duyar gibiyim şimdi neden koyunlar çok ? Çünkü sabah namazı vakti melekler gelerek her türlü bereketi dağıtırlar .Malın,dinin,dilin ,namusun ,bedenin sağlığın,ömrün velhasıl tüm bereketleri .Uyanık ve ayaknta olan koyun bereketten nasibini alır oysa köpeklerin ekseri çoğunluğu uyumakta ve bereketten nasiplenmemekte.
Yahudiler bile sabah namazı vakti gün doğmadan işyerlerini açarlar.Bundan dolayı bu kadar güçlüler.
Tekrar ağlamaya başladı. Onun bu hâline Mâlik bin Dînâr acıdı, babasını sorup yerini öğrenerek onun yanına gitti. Babası o büyük âlimi görünce şöyle karşıladı: "Hoşgeldin yâ Mâlik!" "Beni nasıl tanıdın?" "Bugün Allahü teâlâya duâ edip, seni görmeği dilemiştim." "Seni ziyâretimin bir sebebi var." "Buyurun bir isteğiniz varsa hemen yerine getiririm." "Farzet ki kıyâmet kopmuş, oğlun Abdurrahmân’ı tutup Cehennem’e götürüyorlar. Onu bu hâlde görsen üzülmez misin?" Bunu duyunca babası ağlamaya başladı. Daha sonra kendine gelip dedi ki: "Sen şâhit ol ki, oğlumun kusurunu affettim ve ona hakkımı helâl ettim."
Daha sonra Mâlik bin Dînâr, ondan izin alarak oğlunun yanına gidip müjdeyi verdi: "Baban senin suçunu bağışladı. Biraz sonra seni görmeye gelecek." Bunu duyunca Abdurrahmân ağlayarak tekrar bayıldı. Bu sırada babası geldi. Mâlik bin Dînâr’a ricâ etti. "Oğlumu affettim. Öbür âleme yakın zamanda göçeceğini zannediyorum. Şehâdet getirip rûhunu teslim etsin." Mâlik hazretleri, şehâdeti telkin etmeğe başladı. Fakat Abdurrahmân cevap vermiyordu. Nihâyet gözlerini açıp, karşısında babasını görünce ona yalvaran bir sesle dedi ki: "Babacığım ne olur, gel sende benim gözümü çıkar ki, kıyâmete kalmasın!" Babası;"Ey gözümün nûru! Ben suçunu bağışladım. Senden râzı oldum." dedi
Bu sırada Abdurrahmân iki defâ şehâdet getirdi. Mâlik bin Dînâr ona sordu: "Hâlin nasıldır?" "Baygın halde iken başucumda elinde topuz olan bir melek durup bana: "Baban senden râzı değil! Bu topuzla senin başına vuracağım" dedi. Az sonra, başka bir melek gelip yeşil bir mendille gözlerimin yaşını sildi ve dedi ki: "Şehâdet getir! Baban ve Allahü teâlâ senden râzı oldu." dedi.
Bunları söyler söylemez rûhunu teslim etti
Köpek ortalama 14-15 yıl yaşar bir ilçede günde ortalama 2-3 köpek ölür
Bir koyun ortalama yılda bir yavru yavrular
Bir köpek yılda 4-5 yavru yavrular
bu durumda köpeklerin daha çok olması gerekmiyormu
neden koyunlar bu kadar çok. </b>
Çobanlık yapanlar bilir koyunlar sabah namazı vakti uyanık ve ayaktadırlar.
Oysa köpekler uyanık değiller.Bu sebebetendir ki hırsızlar sabah namazı vakti hırsızlık yapar kırsallarda.
Eeee dediğinizi duyar gibiyim şimdi neden koyunlar çok ? Çünkü sabah namazı vakti melekler gelerek her türlü bereketi dağıtırlar .Malın,dinin,dilin ,namusun ,bedenin sağlığın,ömrün velhasıl tüm bereketleri .Uyanık ve ayaknta olan koyun bereketten nasibini alır oysa köpeklerin ekseri çoğunluğu uyumakta ve bereketten nasiplenmemekte.
Yahudiler bile sabah namazı vakti gün doğmadan işyerlerini açarlar.Bundan dolayı bu kadar güçlüler.
Tekrar ağlamaya başladı. Onun bu hâline Mâlik bin Dînâr acıdı, babasını sorup yerini öğrenerek onun yanına gitti. Babası o büyük âlimi görünce şöyle karşıladı: "Hoşgeldin yâ Mâlik!" "Beni nasıl tanıdın?" "Bugün Allahü teâlâya duâ edip, seni görmeği dilemiştim." "Seni ziyâretimin bir sebebi var." "Buyurun bir isteğiniz varsa hemen yerine getiririm." "Farzet ki kıyâmet kopmuş, oğlun Abdurrahmân’ı tutup Cehennem’e götürüyorlar. Onu bu hâlde görsen üzülmez misin?" Bunu duyunca babası ağlamaya başladı. Daha sonra kendine gelip dedi ki: "Sen şâhit ol ki, oğlumun kusurunu affettim ve ona hakkımı helâl ettim."
Daha sonra Mâlik bin Dînâr, ondan izin alarak oğlunun yanına gidip müjdeyi verdi: "Baban senin suçunu bağışladı. Biraz sonra seni görmeye gelecek." Bunu duyunca Abdurrahmân ağlayarak tekrar bayıldı. Bu sırada babası geldi. Mâlik bin Dînâr’a ricâ etti. "Oğlumu affettim. Öbür âleme yakın zamanda göçeceğini zannediyorum. Şehâdet getirip rûhunu teslim etsin." Mâlik hazretleri, şehâdeti telkin etmeğe başladı. Fakat Abdurrahmân cevap vermiyordu. Nihâyet gözlerini açıp, karşısında babasını görünce ona yalvaran bir sesle dedi ki: "Babacığım ne olur, gel sende benim gözümü çıkar ki, kıyâmete kalmasın!" Babası;"Ey gözümün nûru! Ben suçunu bağışladım. Senden râzı oldum." dedi
Bu sırada Abdurrahmân iki defâ şehâdet getirdi. Mâlik bin Dînâr ona sordu: "Hâlin nasıldır?" "Baygın halde iken başucumda elinde topuz olan bir melek durup bana: "Baban senden râzı değil! Bu topuzla senin başına vuracağım" dedi. Az sonra, başka bir melek gelip yeşil bir mendille gözlerimin yaşını sildi ve dedi ki: "Şehâdet getir! Baban ve Allahü teâlâ senden râzı oldu." dedi.
Bunları söyler söylemez rûhunu teslim etti