Gizlilik Esaslarında Arka Kapılar [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gizlilik Esaslarında Arka Kapılar


Kaptan-ı Derya
12-14-2007, 19:16
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü idi.

Şüphesiz ki Türk Dünyası'nın İnsan hakları konusunda yaşadığı sıkıntıları dile getirmeye yönelik bir organizasyon düşünülmesi zaruriyet haline gelebiliyor.

İşte bu misyonu bu yıl Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Abdullah Buksur Başkanlığında ki Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği düzenledi.

On yedi ülkeden katılımcılar gelerek TOBB binası salonlarından birinde iki günlük bir toplantı tertiplendi.

Oturumun ilk konuşmacılardandım. Kıbrıs Türklerinin yaşadıkları insan hakları ihlallerini oradaki izleyicilerle paylaşmak ve onların sorunlarını dinlemek beni fevkalade onore etti idiyse de bizleri dinlemesi gereken Devlet erkanı temsilcilerinin açılış konuşmalarından sonra salondan ayrılmaları şahsımla birlikte gelen konukları üzmüştür.
Sempozyumun sonuç bildirisinde Kıbrıs ile ilgili bölümde; Kıbrıs Türklerine yapılan soykırım amaçlı etnik temizliğin tüm dünyaya duyurulması kararı alındı.

Bu maksatla bir komisyonun oluşturularak çeşitli ülkelerde buna benzer katliamları yaşayan insanlarımızın seslerini duyurulması hedeflendi. Bunun için çalışmalara başlayacağız. Zira, önümüzdeki günlerde şehitler haftası gelecek ve bu haftanın önemi münasebetiyle birtakım etkinlikler düzenlenecek.
Kıbrıs tarihi incelendiği zaman, bugün geçmişte bize yapılan mezalim ve katliamların birleşimi ile gerçekleştirilen soykırım gerçeği nedense pek dillendirilmiyor.

Bunu şu an ki otoritelerimiz AB sürecinde kullanmayı "yanlış" olarak değerlendiriyorlar.

Ancak öte yandan Yunanistan hiç olmayan sözde "Pontus Soykırımı"nı Türkiye'ye karşı kullanmaktan çekinmiyor.

Bugün Kıbrıs Türklerine fiziki soykırımın yerini ekonomik soykırım almış vaziyette. Kıbrıs Türkü üzerinde devam eden oyun bitmedi. Çünkü hedef Doğu Akdeniz'deki Türklük egemenliğini ortadan kaldırmak!
Özellikle de sempozyumda Türk dünyasından gelen Makedonya temsilcisi ile görüştüğüm zaman, bana bu yılki 20 Temmuz etkinliklerine katıldığını ve aslında beklediği Kıbrıs'ı göremediğini dile getirdi.

Ona bunu neden böyle düşündüğünü sorduğumda aldığım cevap beni derinden yaraladı.

Bahsekonu arkadaşımız ülkesindeki parti adına etkinliğe gelemeyen milletvekili adına katılmış ve Meclis Başkanı Fatma Hanım'ın basına kapalı mekanda verdiği yemekte söyledikleri onu üzmüş.

İddiasına göre Fatma Hanım orada diğer ülkelerden gelen milletvekillerine verdiği yemekte

"Keşke 20 Temmuz harekatı olmasaydı diyerek törenlerde niye Türkiye temsilcisi konuşuyor, burası farklı bir ülke ise bu olmamalı"

şeklinde konuşması üzerine, masada bulunan birkaç kişi ile bu konuda "tartışma" ortamına girmiş.

Yaşanılan bu konu üzerine derin üzüntü duyduğunu ve tüm Kıbrıs Türklerinin ayni düşüncede olduğunu sandığını ifade eden kardeşimize gereken cevabı vererek içinin rahatlamasına yardımcı olmaya çalıştım.

Anılan hadiseyi öğrendiğim günler içerisinde ülkede AKEL ile CTP arasında olan gizli anlaşma açıklanmış ve adada gerek Türk askeri gerekse Türkiye'den 1974 sonrası gelen Türk soydaşlarımız üzerinde olan sinsi oyun açıklanmıştı.

Bu konuda yayım yapan TAK yetkilisi ise ağır saldırılara maruz bırakılarak istifa etmesi istenmişti.
Şimdi "En iyi Çözümü bulmak" için kolları sıvayan Batı dünyasına ana destek CTP-AKEL antlaşması ile ışık tutulacağı ortada.

Lakin, 2008 Şubat'ta Rum Başkanlık seçimlerinden sonra Kıbrıs Türklerini yeni ve hareketli bir süreç bekliyor olacak.

Bu süreçte bu kez Güzelyurt'un yanında Karpaz, İskele, Girne sahilleri, Maraş, Mağusa-Lefkoşa ana yolunun güneye bakan kısmı Rum idaresine geçirilmesi hedefleneceği yeni bir harita Rum idaresine verilmesi öngörülecek.

Bunun karşılığında Kıbrıs Türk "parça Devletçiği" sunulacak.

Bugün vatandaşlıktan çıkarılmalar, ekonomide yaşanan sıkıntılar, güneye kayan sağlık, eğitim, ticaretin oluşmasındaki ana amaç KKTC Devletine bağlı kalan insanları yıldırmak olduğu düşünülmektedir.

Tüm bu tezleri önümüzdeki süreçte göreceğiz. Lakin, kimse sinsi anlaşmalara imza atanları tarihe not düşmeyeceğimizi sanmasın.

Arka kapılar arkasında varılan gizli anlaşmalar mutlaka tarihin ışığı ile aydınlanır.

Mehmet Akif ne güzel demiş 1913 yılında yazdığı bir şiirde;
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!Yok, yok!
Hele azmindeki zincirleri bir kır!'İş bitti...
Sebâtın sonu yoktur!' deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye'se(üzüntüye) kapılma.

Evet tıpkı Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı gibi, vatanımıza, Devletimize umudumuzu yitirmeden sarılacak ve KKTC'ne sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz