Geη©eßaY
12-29-2007, 13:27
Uzak diyarlardan birinde bir ulkede, yemyesil tepelerin arasinda, kisin bembeyaz bir kar ortusu ile, baharda rengarenk kir cicekleri ile kaplanan bir vadi vardi. Ortasindan kucuk bir irmagin gectigi bu vadi "Buyulu Vadi" olarak anilirdi. Ona bu adi veren ise, vadideki ilginc bir dukkan ile, bu dukkanda yasananlardi. Unu ulkenin dort bir yanina yayilmis olan dukkanin adi "Buyu Dukkani" idi. Her yerde oldugu gibi bu dukkanda da almak istediginiz seyin bir bedeli vardi. Bu bedelin ne olacagi, dukkan sahibiyle yaptiginiz pazarlik sonucunda ortaya cikardi. Ancak, Buyu Dukkani'nda maddi bedellerin hic bir hukmu
yoktu. Bazi musteriler birseye sahip olmak icin denebilecek tek bedelin para olabilecegi dusuncesiyle, cepleri kabarik gelirlerdi. Oysa burada yapilan pazarliklar, gunluk yasamdakilerden biraz farkli olur ve pek cok musteriyi sasirtirdi.Kis mevsiminin bu soguk gununde epeyce usumus,yorgun dusmus olmaliydi. Kapinin onune gelinceye> kadar,gozlerini hic ayirmadan izledi onu. Iyice kulak kabartti. Uc basamakla cikilan, ahsap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eslik eden gicirtiyi duymaktan cok hoslanirdi. Bekledigi kisinin ayak sesleri ikinci basamakta kesildi.Musteri calmadan, kapiyi acmamayi prensip edinmisti yasli adam. Cunku, hemen herkes o kapinin onunde durup, bir kez daha dusunurdu. Kapiyi calmaktan vazgecip donenler, az da olsa olmustu. O gun de ayni seyi yapti. Sonunda kapi calindi.
"Ununuzu duyunca cok uzaklardan kalkip geldim buraya... Istedigim seyi, bir tek sizin dukkaninizda bulabilecegimi soylediler. Karsiliginda ne isterseniz vermeye hazirim."
"Istediginiz seyin ne oldugunu ogrenebilir miyim ?"
"Bakin, ben elli bes yasindayim. Yani yolun yarisini geceli cok oldu. Soylemeye dili varmiyor ama yolun sonuna yaklastim galiba. Bu gercege tahammulum yok. Ben bugune kadarki hayatimi geri istiyorum. Mumkun mu ?"
"Elbette mumkun. Biliyorsunuz, dukkanimda her sey mevcut. Ancak tam olarak ne istediginizi anlayabilmem icin, bana geri istediginiz hayatinizi biraz anlatabilir misiniz?" Dukkan sahibinin sordugu soru, musteriyi ic dunyasina dondurmustu. Gozunun onunden gecen sahnelerin kendi yasamina ait oldugunu kabul etmek icin kendini zorluyordu. Butun goruntuler, bir kargasa ve telas icinde birbirlerine karisarak gecip gittiler ve geride yalnizca issiz bir huzun biraktilar. Huznunun yuzune yansimasina engel olamayan musteri, yasli saticinin sorusu karsisinda ancak sunlari soyleyebildi.
"Gecmis yasamimda bircok hata yaptim. Bunlar icin pismanlik duyuyorum... Yanlis kararlar verdim, kayiplara ugradim. Zamani hovardaca harcadim. Bir gun bir de baktim ki, hayat yanimdan gecip gidiyor. Panige kapildim ve bir care aramaya basladim. Dostlarimla konusmayi denedim. Beni teselli edip derdimi unutturmaya calisanlar da oldu, yardim etmeye calisanlar da.Ama hicbiri kar etmedi. Kendimi cok mutsuz hissediyordum.Derken,bir gun birisi bana sizden ve Buyu Dukkani'ndan soz etti. Bunu duyar duymaz sanki icimde bir isik yandi. Buyuk bir umutla hemen yollara dusup size geldim. Kendimi cok caresiz hissediyorum. Lutfen elli bes yilimi bana geri verin."
"Yani, siz pismanlik duydugunuz hayatinizi yeniden yasamak mi istiyorsunuz?">
"Elbette hayir. Soylemek istedigim bu degil. Ben yalnizca kaybettigim yillarimi geri istiyorum. Eger bir sansim daha olursa ayni hatalari tekrarlamayacagim."
"Herhalde bunu cok istiyorsunuz."
"Evet, hem de her seyimi verecek kadar."
"Peki, benim size verecegim elli bes yilin karsiliginda siz bana ne verebilirsiniz?"
"Ne isterseniz?"
"Sanki bunun icin herseyden vazgecmeye hazir gibisiniz."
"Hic kuskunuz olmasin. Su anda sahip oldugum herseyden vazgecebilirim. Yeter ki geride biraktigim yillarimi bana geri
verin."
Yasli adam, ellerini sakallarinda dolastirirken,kendini sallanan koltugunun devinimlerine birakmisti. Bir sure dusundu.
Musterisinin, sabirsizlikla, pazarligin bitmesini beklediginden emindi.
Buyu dukkanina gelen kisiler, genellikle bir an once istediklerini alip gitmek icin acele ederlerdi. Bu nedenle, yasli adam,pazarligin basindaki dusunce yolculuklarinda yalniz kalirdi. Su anda da, sessizligin yalnizca kendi isine yaradigini biliyordu. Koltugu ile birlikte one dogru egilerek musterisinin gozlerinin icine bakti ve agir agir konusmaya basladi:
"Beyefendi, her ne kadar siz elli bes yil karsiliginda bana herseyinizi vermeye hazir olsaniz da, ben sizden bir tek seyisteyecegim."
"Dileyin benden ne dilerseniz."
"Belleginizi..."
"Anlamadim?"
"Belleginizi dedim...Elli bes yilin yasantisini icinde barindiran belleginizi istiyorum."
"Ah evet anladim. Ilginc bir bedel... Kabul ediyorum.Tamam alin bellegimi."
"Emin misiniz?"
"Neden olmayayim? Elli bes yil kazanacagim."
"Belleginizi, icindeki her seyle birlikte bu dukkanda birakip gideceksiniz. Elli bes yilin tek bir anini hatirlamayacaksiniz. Buraya neden geldiginizi bile ..."
"Daha iyi ya! Her seye yeniden baslayacagim. Zaten gecmisi hatirlamak istemiyorum ki!"
"O halde, korkarim elli bes yil sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime,bir baskasi size yardimci olur."
"Hayir hayir... Emin olun ki, su dakika bellegimi size birakip elli bes yilimi geri alacagim ve dukkaninizi, bir daha donmemek uzere terk edecegim. Ve yine soz veriyorum, su ana kadar yaptigim hatalarin hic birini tekrar etmeyecegim."
"Isterseniz baska sozler vermeyin. Cunku, az sonra, belleginizle birlikte butun hepsini burada birakip gideceksiniz."
Yasli adamin son sozleri, musterinin duraklamasina neden olmustu. Bu sozlerin anlamini kavrayabilmek icin birkac saniye
dusunmek zorunda kaldi.
"Nasil yani? Buradan ciktigimda hicbir sey hatirlamayacak miyim? Sizinle konustuklarimizi bile, oyle mi?"
"Yani hicbir seyi mi ? Buraya neden geldigimi, sizin kim oldugunuzu ve hatta...!"
"Ne yazik ki!" Yasli adam, su anda pazarligin sonuna geldiklerini hissediyordu. Karsisinda oturan musterinin yuzunde gordugu aydinlanma, pazarlik sahnelerinin en hoslandigi goruntusuydu. Son sozleri musterisinin soylemesini istedigi icin bir sure sessiz kaldi ve bekledi. Bu seferki sessizligin, musterisinin isine yaradigindan emindi.
Onun aydinlanan yuzunun ortasinda parlayan gozbebekleri, yasli satici icin, sessizligin icinden cikacak sesli bir coskunun habercisi gibiydi.
Gercekten de, konusmaya baslayan musterisi onu yaniltmadi:
"Sanirim ne demek istediginizi simdi anliyorum. Eger ellibes yilin bedeli bu ise, pes ediyorum. Bellegimden vazgecemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadinin, cok istedigi bir tokayi, saclari karsiliginda satin almasina... Cok ilginc bir insansiniz. Bana, Buyu Dukkani'ndan almak istedigimden cok farkli bir seyle cikacagimi soylemislerdi de inanmamistim. Ben, bugune kadar ki yasamimi almak icin gelmistim, ancak bugunden sonraki yasamimi alip gidiyorum. Size tesekkur ederim."
"Bir sey degil. Guzel bir pazarlikti. Hosca kalin. "
Yasli adam, musterisini gozden kaybolana dek gulumseyerek izlerken, aklindan Santayana'nin bir sozu geciyordu:
"Gecmisi hatirlamayanlar, onu bir kez daha yasamak zorunda kalirlar."
yoktu. Bazi musteriler birseye sahip olmak icin denebilecek tek bedelin para olabilecegi dusuncesiyle, cepleri kabarik gelirlerdi. Oysa burada yapilan pazarliklar, gunluk yasamdakilerden biraz farkli olur ve pek cok musteriyi sasirtirdi.Kis mevsiminin bu soguk gununde epeyce usumus,yorgun dusmus olmaliydi. Kapinin onune gelinceye> kadar,gozlerini hic ayirmadan izledi onu. Iyice kulak kabartti. Uc basamakla cikilan, ahsap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eslik eden gicirtiyi duymaktan cok hoslanirdi. Bekledigi kisinin ayak sesleri ikinci basamakta kesildi.Musteri calmadan, kapiyi acmamayi prensip edinmisti yasli adam. Cunku, hemen herkes o kapinin onunde durup, bir kez daha dusunurdu. Kapiyi calmaktan vazgecip donenler, az da olsa olmustu. O gun de ayni seyi yapti. Sonunda kapi calindi.
"Ununuzu duyunca cok uzaklardan kalkip geldim buraya... Istedigim seyi, bir tek sizin dukkaninizda bulabilecegimi soylediler. Karsiliginda ne isterseniz vermeye hazirim."
"Istediginiz seyin ne oldugunu ogrenebilir miyim ?"
"Bakin, ben elli bes yasindayim. Yani yolun yarisini geceli cok oldu. Soylemeye dili varmiyor ama yolun sonuna yaklastim galiba. Bu gercege tahammulum yok. Ben bugune kadarki hayatimi geri istiyorum. Mumkun mu ?"
"Elbette mumkun. Biliyorsunuz, dukkanimda her sey mevcut. Ancak tam olarak ne istediginizi anlayabilmem icin, bana geri istediginiz hayatinizi biraz anlatabilir misiniz?" Dukkan sahibinin sordugu soru, musteriyi ic dunyasina dondurmustu. Gozunun onunden gecen sahnelerin kendi yasamina ait oldugunu kabul etmek icin kendini zorluyordu. Butun goruntuler, bir kargasa ve telas icinde birbirlerine karisarak gecip gittiler ve geride yalnizca issiz bir huzun biraktilar. Huznunun yuzune yansimasina engel olamayan musteri, yasli saticinin sorusu karsisinda ancak sunlari soyleyebildi.
"Gecmis yasamimda bircok hata yaptim. Bunlar icin pismanlik duyuyorum... Yanlis kararlar verdim, kayiplara ugradim. Zamani hovardaca harcadim. Bir gun bir de baktim ki, hayat yanimdan gecip gidiyor. Panige kapildim ve bir care aramaya basladim. Dostlarimla konusmayi denedim. Beni teselli edip derdimi unutturmaya calisanlar da oldu, yardim etmeye calisanlar da.Ama hicbiri kar etmedi. Kendimi cok mutsuz hissediyordum.Derken,bir gun birisi bana sizden ve Buyu Dukkani'ndan soz etti. Bunu duyar duymaz sanki icimde bir isik yandi. Buyuk bir umutla hemen yollara dusup size geldim. Kendimi cok caresiz hissediyorum. Lutfen elli bes yilimi bana geri verin."
"Yani, siz pismanlik duydugunuz hayatinizi yeniden yasamak mi istiyorsunuz?">
"Elbette hayir. Soylemek istedigim bu degil. Ben yalnizca kaybettigim yillarimi geri istiyorum. Eger bir sansim daha olursa ayni hatalari tekrarlamayacagim."
"Herhalde bunu cok istiyorsunuz."
"Evet, hem de her seyimi verecek kadar."
"Peki, benim size verecegim elli bes yilin karsiliginda siz bana ne verebilirsiniz?"
"Ne isterseniz?"
"Sanki bunun icin herseyden vazgecmeye hazir gibisiniz."
"Hic kuskunuz olmasin. Su anda sahip oldugum herseyden vazgecebilirim. Yeter ki geride biraktigim yillarimi bana geri
verin."
Yasli adam, ellerini sakallarinda dolastirirken,kendini sallanan koltugunun devinimlerine birakmisti. Bir sure dusundu.
Musterisinin, sabirsizlikla, pazarligin bitmesini beklediginden emindi.
Buyu dukkanina gelen kisiler, genellikle bir an once istediklerini alip gitmek icin acele ederlerdi. Bu nedenle, yasli adam,pazarligin basindaki dusunce yolculuklarinda yalniz kalirdi. Su anda da, sessizligin yalnizca kendi isine yaradigini biliyordu. Koltugu ile birlikte one dogru egilerek musterisinin gozlerinin icine bakti ve agir agir konusmaya basladi:
"Beyefendi, her ne kadar siz elli bes yil karsiliginda bana herseyinizi vermeye hazir olsaniz da, ben sizden bir tek seyisteyecegim."
"Dileyin benden ne dilerseniz."
"Belleginizi..."
"Anlamadim?"
"Belleginizi dedim...Elli bes yilin yasantisini icinde barindiran belleginizi istiyorum."
"Ah evet anladim. Ilginc bir bedel... Kabul ediyorum.Tamam alin bellegimi."
"Emin misiniz?"
"Neden olmayayim? Elli bes yil kazanacagim."
"Belleginizi, icindeki her seyle birlikte bu dukkanda birakip gideceksiniz. Elli bes yilin tek bir anini hatirlamayacaksiniz. Buraya neden geldiginizi bile ..."
"Daha iyi ya! Her seye yeniden baslayacagim. Zaten gecmisi hatirlamak istemiyorum ki!"
"O halde, korkarim elli bes yil sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime,bir baskasi size yardimci olur."
"Hayir hayir... Emin olun ki, su dakika bellegimi size birakip elli bes yilimi geri alacagim ve dukkaninizi, bir daha donmemek uzere terk edecegim. Ve yine soz veriyorum, su ana kadar yaptigim hatalarin hic birini tekrar etmeyecegim."
"Isterseniz baska sozler vermeyin. Cunku, az sonra, belleginizle birlikte butun hepsini burada birakip gideceksiniz."
Yasli adamin son sozleri, musterinin duraklamasina neden olmustu. Bu sozlerin anlamini kavrayabilmek icin birkac saniye
dusunmek zorunda kaldi.
"Nasil yani? Buradan ciktigimda hicbir sey hatirlamayacak miyim? Sizinle konustuklarimizi bile, oyle mi?"
"Yani hicbir seyi mi ? Buraya neden geldigimi, sizin kim oldugunuzu ve hatta...!"
"Ne yazik ki!" Yasli adam, su anda pazarligin sonuna geldiklerini hissediyordu. Karsisinda oturan musterinin yuzunde gordugu aydinlanma, pazarlik sahnelerinin en hoslandigi goruntusuydu. Son sozleri musterisinin soylemesini istedigi icin bir sure sessiz kaldi ve bekledi. Bu seferki sessizligin, musterisinin isine yaradigindan emindi.
Onun aydinlanan yuzunun ortasinda parlayan gozbebekleri, yasli satici icin, sessizligin icinden cikacak sesli bir coskunun habercisi gibiydi.
Gercekten de, konusmaya baslayan musterisi onu yaniltmadi:
"Sanirim ne demek istediginizi simdi anliyorum. Eger ellibes yilin bedeli bu ise, pes ediyorum. Bellegimden vazgecemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadinin, cok istedigi bir tokayi, saclari karsiliginda satin almasina... Cok ilginc bir insansiniz. Bana, Buyu Dukkani'ndan almak istedigimden cok farkli bir seyle cikacagimi soylemislerdi de inanmamistim. Ben, bugune kadar ki yasamimi almak icin gelmistim, ancak bugunden sonraki yasamimi alip gidiyorum. Size tesekkur ederim."
"Bir sey degil. Guzel bir pazarlikti. Hosca kalin. "
Yasli adam, musterisini gozden kaybolana dek gulumseyerek izlerken, aklindan Santayana'nin bir sozu geciyordu:
"Gecmisi hatirlamayanlar, onu bir kez daha yasamak zorunda kalirlar."