Geη©eßaY
01-01-2008, 18:52
Diasporanın ilk kapısı Almanya
Türkiyeli göçmenlerin ilk Batı kapısı olan Almanya'da Türkler 2 milyonu aşan nüfuslarıyla en kalabalık yabancı grup. Göçmenlerin 700 bini Alman vatandaşı olmuş. 500 bini ise seçme hakkına sahip.
Batı Avrupa'nın Almanya, Hollanda ve İsviçre gibi önemli ülkelerine yaptığımız yolculukta kırk yıllık Türk Diasporası'nı inceledik. Her üç ülkenin Türkiye açısından önemi, büyük sayıda Türk nüfusa sahip olmaları. Batı Avrupa'daki Türkler yabancı göçmenler arasında 3,5 milyon nüfusla ilk sırada yer alıyorlar. Türkiye'den gelen göçmenlerin ezici çoğunluğu Almanya'da yaşıyor. 82 milyonluk Almanya'da 7,4 milyon yabancı var. Göçmenler arasında ilk sırayı iki milyonu aşan nüfusla Türkler alıyor. Bunun 1 milyon kadarı Kuzey Rhein Westfalya Eyaleti'nde yaşıyor. Türklerle birlikte Almanya'da yaşayan müslüman göçmenlerin nüfusu 3 milyona yaklaşıyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra federal sisteme geçen Almanya, başta Kuzey Rhein Westfalya ve Bavyera olmak üzere 16 eyaletten oluşuyor. Her eyaletin kendi başbakanı ve parlamentosu var. Eyaletler Meclisi ve Federe Meclis'ten oluşan iki meclise sahip. 1960'ların başında Almanya'nın göç merkezi Kuzey Rhein Westfalya idi. Ruhr havzası olarak da bilinen Kuzey Rhein Westfalya, Almanya'nın en kalabalık eyaleti. Nüfusu 18 milyon. Bu eyaletteki göçmenlerin yüzde 34'ü Türk. Almanya'daki Türklerin 700 bini Alman vatandaşlığına geçti. 500 bin Türk seçme hakkına sahip. Alman vatandaşlığını seçenlerin büyük kısmı ikinci kuşak Türkler. Yabancılar arasında Alman vatandaşlığını seçenlerin çoğu da Türkler. Almanya'daki göçmenlerin oranı toplam nüfusun en az yüzde 10'una tekabül ediyor. Almanya ile 1800'lerin sonlarına doğru başlayan sıkı bir ilişkimiz oldu. Bu ilişki Birinci Dünya Savaş'ından hemen önce askeri bir ittifaka dönüştü. Osmanlı Devleti Almanya ile birlikte İngiltere, Fransa ve Rusya'nın başını çektiği bloka karşı savaştı. Almanya yenik düştüğü için Osmanlı Devleti de mağlup sayıldı.
KUZEY-GÜNEY ÇEKİŞMESİ
Kuzey Rhein Westfalya, Alman politikasında etkili bir bölge. Kuzey Batı Almanya ve Güney Almanya eyaletleri arasında hem sosyo-ekonomik, hem sosyo-kültürel farklılıklar söz konusu. Alman politikasında son elli yıldır Kuzey Batı Almanya eyaletleri etkili olmuş. Güney Almanya, Katolik ve sosyo-kültürel yapısı itibariyle muhafazakar. Bu bölgede selamlar dahi diğer bölgelerden farklı. Güneyde insanlar daha çok "Grüs Gott (Allah'ın selamıyla)" derken diğer bölgelerde sadece "Grüs" diyorlar.
Almanya'daki Katolik ve Protestanların sayısı biribirine yakın. İki Almanya'nın birleşmesinden önce Batı Almanya'da 30 milyon protestan, 28,2 milyon Katolik vardı. Güney eyaletlerinde Hiristiyan Birlik Partileri çok güçlü. Son seçimlerde Bavyera'lı Edmund Stoiber'in çok az farkla Başbakanlığı Kuzey Ren Westfalyalı Shröder'e kaptırmasının nedeni bu rekabete dayandırılıyor. Bayveralılar sert ve kaba yapılarıyla tanınıyorlar. Stoiber, Bavyera seçimlerinde parlamentoda üçte iki çoğunluğu elde etti. CSU oyların yüzde 61'ini alırken, SDP ise yüzde 19, Yeşiller yüzde 7 oy alabildi. Kırmızı-Yeşil Koalisyonu'nun önümüzdeki seçimlerde en güçlü rakibi yine Stoiber. Sosyal Demokratlar ve Yeşillerin çekinceli ılımlı tavırlarına karşın Hrıstiyan Birlik Partileri başörtüsünün siyasi simge olduğunu savunuyorlar. Cumhurbaşkanı Rau'nun başörtülüler lehinde yaptığı açıklamaya en fazla tepki gösterenler Hıristiyan Birlik Partileri. Öte yandan Birlik Partileri, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği konusunda da olumsuz tutum takınıyorlar.
GÖÇMENLER SİYASETİN NESNESİ
Stoiber'in genel başkanlığını yaptığı Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi aslında Bavyera partisi. Hıristiyan Demokrat Birliği CDU'nun kardeş partisi olan CSU, Bavyera dışında faal değil. CDU da Bavyera dışındaki eyaletlerde faal. CSU 1945'de Bavyera'da kuruldu. CDU-CSU'nun ortak Başbakan adayı Edmund Stoiber(Bavyera Başbakanı), Kırmızı-Yeşil Koalisyonu'nun hazırladığı Göç Yasası'na karşı etkin bir muhalefet yürüttü. Yabancılara karşı söylemleriyle seçmenlerin karşısına çıkan Stoiber, göçmenlerin desteğini kaybetti. Türkler oylarını başta SDP ve Yeşiller olmak üzere diğer partilere kullandılar. İlk sıralar önde giden Stoiber'in Başbakanlık koltuğuna oturmaya hazırlanırken 13 bin oyla Başbakanlığı kaybetmesi göçmen oylarının altın değerinde olduğunu gösteriyor. 500 bin kadar Türk kökenli göçmenin oyları Alman siyasetinde gözardı edilemeyecek kadar önem kazandı. Türk oyları artık hem genel hem eyalet hem yerel seçimlerde kilit rol oynayacak. Türk göçmenlerin nüfusuyla siyasetteki temsiliyetleri arasında büyük bir fark olsa bile gelecekte Almanya iç politikasındaki ağırlıklarını daha da artacak.
Başbakan Gerhard Schröder ve Cumhurbaşkanı Johannes Rau da Kuzey Rhein Westfalya'lı. Rau bu eyalette Başbakanlık yaptı. Başbakan Shröder, İkinci Dünya Savaşı'nda Romanya'da ölen Westfalyalı bir askerin çocuğu. Bu nedenle bir Nazi askerinin çocuğu olduğu muhalifleri tarafından sıkça gündeme getirilmiş. Kırmızı-Yeşil Hükümetin iddialı "süper bakan"ı SDP'li Ekonomi ve Çalışma Bakanı Wolfgang Clement de bu eyaletten.
Almanya'nın kalbini Türkler çalıştırdı
Türk işçilerin ilk durağı olan Kuzey Rhein Westfalya, İkinci Dünya Savaşı'nda müttefik devletlerin yoğun bombardımana tuttukları bölgelerin başında yer aldı. Bunun sebebi, Alman silah sanayii için hayati önem taşıyan kuruluşların bu bölgede yer alması. İkinci Dünya Savaşı'nda en büyük tahribat da bu eyaletin, Duisburg, Bochum, Dortmunt, Essen gibi sanayi şehirlerinde gerçekleşmiş. Bu savaşta çelik ve kömür havzasının merkezi olan Ruhr bölgesinin yüzde yetmişi tahrip edilmiş. Almanlar, savaştaki büyük yıkıma rağmen kısa sürede Rhein Havzası'nı yeniden canlandırmayı başarıyorlar. Rhein Havzası son yıllara kadar Alman ekonomisi ve sanayisinin can damarı olmayı sürdürdü. Rhein Havzası'nda yaşayan Türklerin tarihi kırk yılını doldurdu. 1960'larda ve 1970'lerin başında gelen birinci kuşağın önemli bir kısmı emekli oldu. Türk emekli sayısının 200 bine ulaştığı sanılıyor.
Bugün Almanya'da üç kuşak göçmen yaşıyor Almanya'da. İkinci kuşakta yer alan Türklerin yaş durumları 30-45 arasında iken Üçüncü Kuşak'ın yaş sınırı 20'lere uzanıyor. Üçüncü kuşaktan çocukların 500 bini okuyor. Bunun otuz bin kadarı üniversiteli.
Türkiyeli göçmenlerin ilk Batı kapısı olan Almanya'da Türkler 2 milyonu aşan nüfuslarıyla en kalabalık yabancı grup. Göçmenlerin 700 bini Alman vatandaşı olmuş. 500 bini ise seçme hakkına sahip.
Batı Avrupa'nın Almanya, Hollanda ve İsviçre gibi önemli ülkelerine yaptığımız yolculukta kırk yıllık Türk Diasporası'nı inceledik. Her üç ülkenin Türkiye açısından önemi, büyük sayıda Türk nüfusa sahip olmaları. Batı Avrupa'daki Türkler yabancı göçmenler arasında 3,5 milyon nüfusla ilk sırada yer alıyorlar. Türkiye'den gelen göçmenlerin ezici çoğunluğu Almanya'da yaşıyor. 82 milyonluk Almanya'da 7,4 milyon yabancı var. Göçmenler arasında ilk sırayı iki milyonu aşan nüfusla Türkler alıyor. Bunun 1 milyon kadarı Kuzey Rhein Westfalya Eyaleti'nde yaşıyor. Türklerle birlikte Almanya'da yaşayan müslüman göçmenlerin nüfusu 3 milyona yaklaşıyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra federal sisteme geçen Almanya, başta Kuzey Rhein Westfalya ve Bavyera olmak üzere 16 eyaletten oluşuyor. Her eyaletin kendi başbakanı ve parlamentosu var. Eyaletler Meclisi ve Federe Meclis'ten oluşan iki meclise sahip. 1960'ların başında Almanya'nın göç merkezi Kuzey Rhein Westfalya idi. Ruhr havzası olarak da bilinen Kuzey Rhein Westfalya, Almanya'nın en kalabalık eyaleti. Nüfusu 18 milyon. Bu eyaletteki göçmenlerin yüzde 34'ü Türk. Almanya'daki Türklerin 700 bini Alman vatandaşlığına geçti. 500 bin Türk seçme hakkına sahip. Alman vatandaşlığını seçenlerin büyük kısmı ikinci kuşak Türkler. Yabancılar arasında Alman vatandaşlığını seçenlerin çoğu da Türkler. Almanya'daki göçmenlerin oranı toplam nüfusun en az yüzde 10'una tekabül ediyor. Almanya ile 1800'lerin sonlarına doğru başlayan sıkı bir ilişkimiz oldu. Bu ilişki Birinci Dünya Savaş'ından hemen önce askeri bir ittifaka dönüştü. Osmanlı Devleti Almanya ile birlikte İngiltere, Fransa ve Rusya'nın başını çektiği bloka karşı savaştı. Almanya yenik düştüğü için Osmanlı Devleti de mağlup sayıldı.
KUZEY-GÜNEY ÇEKİŞMESİ
Kuzey Rhein Westfalya, Alman politikasında etkili bir bölge. Kuzey Batı Almanya ve Güney Almanya eyaletleri arasında hem sosyo-ekonomik, hem sosyo-kültürel farklılıklar söz konusu. Alman politikasında son elli yıldır Kuzey Batı Almanya eyaletleri etkili olmuş. Güney Almanya, Katolik ve sosyo-kültürel yapısı itibariyle muhafazakar. Bu bölgede selamlar dahi diğer bölgelerden farklı. Güneyde insanlar daha çok "Grüs Gott (Allah'ın selamıyla)" derken diğer bölgelerde sadece "Grüs" diyorlar.
Almanya'daki Katolik ve Protestanların sayısı biribirine yakın. İki Almanya'nın birleşmesinden önce Batı Almanya'da 30 milyon protestan, 28,2 milyon Katolik vardı. Güney eyaletlerinde Hiristiyan Birlik Partileri çok güçlü. Son seçimlerde Bavyera'lı Edmund Stoiber'in çok az farkla Başbakanlığı Kuzey Ren Westfalyalı Shröder'e kaptırmasının nedeni bu rekabete dayandırılıyor. Bayveralılar sert ve kaba yapılarıyla tanınıyorlar. Stoiber, Bavyera seçimlerinde parlamentoda üçte iki çoğunluğu elde etti. CSU oyların yüzde 61'ini alırken, SDP ise yüzde 19, Yeşiller yüzde 7 oy alabildi. Kırmızı-Yeşil Koalisyonu'nun önümüzdeki seçimlerde en güçlü rakibi yine Stoiber. Sosyal Demokratlar ve Yeşillerin çekinceli ılımlı tavırlarına karşın Hrıstiyan Birlik Partileri başörtüsünün siyasi simge olduğunu savunuyorlar. Cumhurbaşkanı Rau'nun başörtülüler lehinde yaptığı açıklamaya en fazla tepki gösterenler Hıristiyan Birlik Partileri. Öte yandan Birlik Partileri, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği konusunda da olumsuz tutum takınıyorlar.
GÖÇMENLER SİYASETİN NESNESİ
Stoiber'in genel başkanlığını yaptığı Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi aslında Bavyera partisi. Hıristiyan Demokrat Birliği CDU'nun kardeş partisi olan CSU, Bavyera dışında faal değil. CDU da Bavyera dışındaki eyaletlerde faal. CSU 1945'de Bavyera'da kuruldu. CDU-CSU'nun ortak Başbakan adayı Edmund Stoiber(Bavyera Başbakanı), Kırmızı-Yeşil Koalisyonu'nun hazırladığı Göç Yasası'na karşı etkin bir muhalefet yürüttü. Yabancılara karşı söylemleriyle seçmenlerin karşısına çıkan Stoiber, göçmenlerin desteğini kaybetti. Türkler oylarını başta SDP ve Yeşiller olmak üzere diğer partilere kullandılar. İlk sıralar önde giden Stoiber'in Başbakanlık koltuğuna oturmaya hazırlanırken 13 bin oyla Başbakanlığı kaybetmesi göçmen oylarının altın değerinde olduğunu gösteriyor. 500 bin kadar Türk kökenli göçmenin oyları Alman siyasetinde gözardı edilemeyecek kadar önem kazandı. Türk oyları artık hem genel hem eyalet hem yerel seçimlerde kilit rol oynayacak. Türk göçmenlerin nüfusuyla siyasetteki temsiliyetleri arasında büyük bir fark olsa bile gelecekte Almanya iç politikasındaki ağırlıklarını daha da artacak.
Başbakan Gerhard Schröder ve Cumhurbaşkanı Johannes Rau da Kuzey Rhein Westfalya'lı. Rau bu eyalette Başbakanlık yaptı. Başbakan Shröder, İkinci Dünya Savaşı'nda Romanya'da ölen Westfalyalı bir askerin çocuğu. Bu nedenle bir Nazi askerinin çocuğu olduğu muhalifleri tarafından sıkça gündeme getirilmiş. Kırmızı-Yeşil Hükümetin iddialı "süper bakan"ı SDP'li Ekonomi ve Çalışma Bakanı Wolfgang Clement de bu eyaletten.
Almanya'nın kalbini Türkler çalıştırdı
Türk işçilerin ilk durağı olan Kuzey Rhein Westfalya, İkinci Dünya Savaşı'nda müttefik devletlerin yoğun bombardımana tuttukları bölgelerin başında yer aldı. Bunun sebebi, Alman silah sanayii için hayati önem taşıyan kuruluşların bu bölgede yer alması. İkinci Dünya Savaşı'nda en büyük tahribat da bu eyaletin, Duisburg, Bochum, Dortmunt, Essen gibi sanayi şehirlerinde gerçekleşmiş. Bu savaşta çelik ve kömür havzasının merkezi olan Ruhr bölgesinin yüzde yetmişi tahrip edilmiş. Almanlar, savaştaki büyük yıkıma rağmen kısa sürede Rhein Havzası'nı yeniden canlandırmayı başarıyorlar. Rhein Havzası son yıllara kadar Alman ekonomisi ve sanayisinin can damarı olmayı sürdürdü. Rhein Havzası'nda yaşayan Türklerin tarihi kırk yılını doldurdu. 1960'larda ve 1970'lerin başında gelen birinci kuşağın önemli bir kısmı emekli oldu. Türk emekli sayısının 200 bine ulaştığı sanılıyor.
Bugün Almanya'da üç kuşak göçmen yaşıyor Almanya'da. İkinci kuşakta yer alan Türklerin yaş durumları 30-45 arasında iken Üçüncü Kuşak'ın yaş sınırı 20'lere uzanıyor. Üçüncü kuşaktan çocukların 500 bini okuyor. Bunun otuz bin kadarı üniversiteli.