Geη©eßaY
01-18-2008, 17:48
Mahkeme Devletin savunmalarını kararında tekrar etmiştir. Kararda, son zamanlarda başörtünün siyasi simge olduğunu belirtilmektedir. Halbuki Türkiye’de başörtülüler örtülerini hiç bir zaman siyasi simge olarak kullanmamışlardır. Kendini bilen Müslüman bunu yapmaz. Bazı siyasiler bitmek tükenmek bilmeyen bu problemi siyasi amaçları için kullanmışlardır ama bu başörtülülerin suçu değildir. Siz bataklığı kurutmadıktan sonra sinek ilacı satan çok olur. Bu problemi çözecek olan devlettir. Ama maalesef devlet veya devlete tesir eden güçler problemi daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir.
Asırlardır başlarını örten genelde Müslümanlar özelde Türkler acaba hangi siyasi partidendi? Bu gün mecliste ana muhalefeti teşkil eden Cumhuriyet Halk Partisinin tabanında başörtülü milyonlar var. Onlarda siyasi olmuyor da başka partide mi oluyor? Kaldı ki şu an iktidar partisinde de milyonlarca başı açık kadın seçmen var. Eğer siyasi simge ise bunlar neden açık? Eğer siyasi simge ise CHP deki başörtülülerin orada işi ne?
Hakikat şu ki yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkemizde Müslümanlara inançlarını yaşama hakkı tanınmak istenmemektedir. Bu azınlığın çoğunluğa tahakkümüdür. Bu uygulama medeniyim diyen hiçbir kişi, topluluk, ülke tarafından kabul edilemez.
"Haydi kızlar okula" kampanyası açan devlet, aslında "haydi kızlar (açılarak) okula" demektedir. Çünkü okula gelene başörtünü aç yoksa giremezsin denmektedir. Kızlarımızın cehaletini giderecekken, inancını yok etmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde kız çocuklarının okumamasının müsebbibi ebeveynler değil bizzat devlettir, devletin uygulamasıdır. Devlet öncelikle kendi zaviyesinden bakmalı ve hatasını gidermelidir.
Dava maalesef yeterince anlaşılamamıştır. Belki anlatılamamıştır da. “laik üniversitede okuyan öğrenci onun kurallarını kabul eder” derken sanki ülkede laik olmayan bir üniversite varmış gibi davranılmaktadır. Halbuki ülkemizde laik olan – olmayan üniversite ayrımı yoktur. Dolayısıyla ülkemizi tanımadan verilmiş bu karar hukuka ve realiteye aykırı bir karardır.
Avrupa'da başörtüsü serbestken İslam ülkesinde yasak olmasını kendilerinin bile anladıklarını zannetmiyorum. Bu kararı “artık başörtüsü yasaklanabilir” diye topluma dayatacak insanlara sormak lazım “laik olmayan üniversite” nerede ? Kızlarımızı oraya gönderelim.
Karar hukuki değil siyasidir. Kaldı ki problem de hukuki değil siyasidir. YÖK yasasıyla ilgili kıyameti kopartan bazı mihraklar, başörtüsü probleminde de devlet ve millet üzerinde baskı uygulamasıdır. İslami inancın bu ülkede yaşanmasına tahammül edemeyen bu insanlar, gerçek düşüncelerini gizlemekte ve çağdaşlık, laiklik, medeniyet, kamusal alan gibi kavramların arkasına sığınmaktadırlar. Maalesef ülkede bunlar iktidardır. Hükümet olmak yetmemektedir. Hükümetin bu yanlışlığı düzeltmek istemesi halinde kıyameti koparmaktadırlar. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bu ülkede devlete hakim olan bu güçler AB kapısında 40 yıldır bizi bekleten Hıristiyan Avrupa'nın Mahkemesine etki etmemesi mümkün değildir. "Düşmanımın düşmanı düşman kaldıkça dosttur" ilkesince hareket eden bu iki tarafın başörtü konusunda müttefik olmaları hiç de şaşırtıcı değildir. Evet bu karar siyasi bir tercihtir. Batı, "Ilımlı İslam" , "Laik İslam" olursan buyurun gel, ama "tek başına "İslam" olacaksan 40 yıl beklersin demektedir. "Ne olursan ol gel" anlayışı Avrupa'da ve bizim bazı mihraklarda yoktur. Bizim Hıristiyanlara gösterdiğimiz "hoşgörü" bize gösterilmemektedir, gösterilmeyecektir de.
Laikliği olması gerektiği gibi uygulamak belki problemi çözebilir. Zira devlet dindara da dinsize de karışmamalıdır. İsteyen laik bir eğitim isteyen dini bir eğitim alabilmelidir. Bu eğitimi devlet sağlamıyorsa, sağlamak istemiyorsa halk kendisi okulu açar, eğitimini yapar. Ben öğretmem, sen öğrenemezsin. İnancını yaşayamazsın, inancını yaşayanı yaşatmam. Bu nasıl bir laiklik? Laiklik dinsizlik değil. Tamam da bu uygulama dinsizlik. O zaman sizinki laiklik değil.
Evet devlet erkanına sesleniyoruz. Laiklik ve hemen.
BaşÖrtüsü olayını o Kadar Büyüttülerki En Güzel Cevap Bence Bu Baş Örtüsüne Kadar Çok Şey varki düzeltilmesi Gereken...
AV. Halil DOĞAN
Alıntıdır...
Asırlardır başlarını örten genelde Müslümanlar özelde Türkler acaba hangi siyasi partidendi? Bu gün mecliste ana muhalefeti teşkil eden Cumhuriyet Halk Partisinin tabanında başörtülü milyonlar var. Onlarda siyasi olmuyor da başka partide mi oluyor? Kaldı ki şu an iktidar partisinde de milyonlarca başı açık kadın seçmen var. Eğer siyasi simge ise bunlar neden açık? Eğer siyasi simge ise CHP deki başörtülülerin orada işi ne?
Hakikat şu ki yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkemizde Müslümanlara inançlarını yaşama hakkı tanınmak istenmemektedir. Bu azınlığın çoğunluğa tahakkümüdür. Bu uygulama medeniyim diyen hiçbir kişi, topluluk, ülke tarafından kabul edilemez.
"Haydi kızlar okula" kampanyası açan devlet, aslında "haydi kızlar (açılarak) okula" demektedir. Çünkü okula gelene başörtünü aç yoksa giremezsin denmektedir. Kızlarımızın cehaletini giderecekken, inancını yok etmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde kız çocuklarının okumamasının müsebbibi ebeveynler değil bizzat devlettir, devletin uygulamasıdır. Devlet öncelikle kendi zaviyesinden bakmalı ve hatasını gidermelidir.
Dava maalesef yeterince anlaşılamamıştır. Belki anlatılamamıştır da. “laik üniversitede okuyan öğrenci onun kurallarını kabul eder” derken sanki ülkede laik olmayan bir üniversite varmış gibi davranılmaktadır. Halbuki ülkemizde laik olan – olmayan üniversite ayrımı yoktur. Dolayısıyla ülkemizi tanımadan verilmiş bu karar hukuka ve realiteye aykırı bir karardır.
Avrupa'da başörtüsü serbestken İslam ülkesinde yasak olmasını kendilerinin bile anladıklarını zannetmiyorum. Bu kararı “artık başörtüsü yasaklanabilir” diye topluma dayatacak insanlara sormak lazım “laik olmayan üniversite” nerede ? Kızlarımızı oraya gönderelim.
Karar hukuki değil siyasidir. Kaldı ki problem de hukuki değil siyasidir. YÖK yasasıyla ilgili kıyameti kopartan bazı mihraklar, başörtüsü probleminde de devlet ve millet üzerinde baskı uygulamasıdır. İslami inancın bu ülkede yaşanmasına tahammül edemeyen bu insanlar, gerçek düşüncelerini gizlemekte ve çağdaşlık, laiklik, medeniyet, kamusal alan gibi kavramların arkasına sığınmaktadırlar. Maalesef ülkede bunlar iktidardır. Hükümet olmak yetmemektedir. Hükümetin bu yanlışlığı düzeltmek istemesi halinde kıyameti koparmaktadırlar. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bu ülkede devlete hakim olan bu güçler AB kapısında 40 yıldır bizi bekleten Hıristiyan Avrupa'nın Mahkemesine etki etmemesi mümkün değildir. "Düşmanımın düşmanı düşman kaldıkça dosttur" ilkesince hareket eden bu iki tarafın başörtü konusunda müttefik olmaları hiç de şaşırtıcı değildir. Evet bu karar siyasi bir tercihtir. Batı, "Ilımlı İslam" , "Laik İslam" olursan buyurun gel, ama "tek başına "İslam" olacaksan 40 yıl beklersin demektedir. "Ne olursan ol gel" anlayışı Avrupa'da ve bizim bazı mihraklarda yoktur. Bizim Hıristiyanlara gösterdiğimiz "hoşgörü" bize gösterilmemektedir, gösterilmeyecektir de.
Laikliği olması gerektiği gibi uygulamak belki problemi çözebilir. Zira devlet dindara da dinsize de karışmamalıdır. İsteyen laik bir eğitim isteyen dini bir eğitim alabilmelidir. Bu eğitimi devlet sağlamıyorsa, sağlamak istemiyorsa halk kendisi okulu açar, eğitimini yapar. Ben öğretmem, sen öğrenemezsin. İnancını yaşayamazsın, inancını yaşayanı yaşatmam. Bu nasıl bir laiklik? Laiklik dinsizlik değil. Tamam da bu uygulama dinsizlik. O zaman sizinki laiklik değil.
Evet devlet erkanına sesleniyoruz. Laiklik ve hemen.
BaşÖrtüsü olayını o Kadar Büyüttülerki En Güzel Cevap Bence Bu Baş Örtüsüne Kadar Çok Şey varki düzeltilmesi Gereken...
AV. Halil DOĞAN
Alıntıdır...