Tanrının_Kırbacı
01-29-2008, 08:28
Oğuzlar’ın bıyığa büyük bir önem verdiklerini söylemiştik. Rahmetli üstadımız Fuad Köprülü, Boğraç adını taşıyan bir Türk boyunu araştırırken, bu boydan elen Türkler’in ‘bıyıklarının çok uzun ve sakalın da tıraş edilmiş olduğu' üzerinde dikkatle ve merakla durmuştu.
Bu görüşü destekleyen başka araştırmalar da yapılmıştır. Örnekleri daha fazla uzatmayacağız. Bununla beraber Dede Korkut Kitabı ile Topkapı Sarayı’ndaki yazmalardan, vaktiyle toplamış olduğumuz Türkler’in bıyıkları hakkındaki sözleri, aşağıda kısa olarak vermeyi faydalı görüyoruz:
‘Acığı tutanda bıyıklarından kan çıkan, bıyığı kanlu, Bügdüz Emen çapar yetti’.
‘Bıyığın engsesinden, yedi yerde dügen, erenler, yedi yerden düğümleyen, erenler evreni (Kara Güne)...’
Yani ‘Bıyığını ensesinden, yedi yerden düğümleyen, erenler evreni Kara Güne’ demektir. Bir başka yerde de, bıyığını ensesinden üç defa düğümleyen bir Türk alpından söz açılır: ‘bıyığını ensesinde üç gez düger...’ Bu mesele ile ilgili pek çok örnek vardır. Mevzuu uzatmamak için, araştırıcılar için şimdilik iyi bilinen bu örnekleri vermekle yetinelim.
Bıyık burmak, bıyık bükmek, eskiden olduğu gibi Anadolu’da da kullanılan ana deyişler idi.
Bıyıkların uzandığı ağzın kenarına ise, bıyık yastığı denirdi. Orta Asya Türk Mitolojisi’nde de bıyığa, büyük bir değer verilirdi. Mesela Manas Destanı’nın bölümlerinden biri olan Yoloy Han’ın bıyıklarından söz açılırken, ‘bıyıkları göğe çıkan Yoloy Han’ deniyordu.
Bıyıkları büküp, sivrilttikten sonra, öne doğru dikmek âdeti, eski Orta Asya Türkleri’nde de görülüyordu. Ayrıca Kırgızlar’da, bizim ‘bıyık altından gülme’ deyişini de görüyoruz.”
(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 5, s.311)
Bu görüşü destekleyen başka araştırmalar da yapılmıştır. Örnekleri daha fazla uzatmayacağız. Bununla beraber Dede Korkut Kitabı ile Topkapı Sarayı’ndaki yazmalardan, vaktiyle toplamış olduğumuz Türkler’in bıyıkları hakkındaki sözleri, aşağıda kısa olarak vermeyi faydalı görüyoruz:
‘Acığı tutanda bıyıklarından kan çıkan, bıyığı kanlu, Bügdüz Emen çapar yetti’.
‘Bıyığın engsesinden, yedi yerde dügen, erenler, yedi yerden düğümleyen, erenler evreni (Kara Güne)...’
Yani ‘Bıyığını ensesinden, yedi yerden düğümleyen, erenler evreni Kara Güne’ demektir. Bir başka yerde de, bıyığını ensesinden üç defa düğümleyen bir Türk alpından söz açılır: ‘bıyığını ensesinde üç gez düger...’ Bu mesele ile ilgili pek çok örnek vardır. Mevzuu uzatmamak için, araştırıcılar için şimdilik iyi bilinen bu örnekleri vermekle yetinelim.
Bıyık burmak, bıyık bükmek, eskiden olduğu gibi Anadolu’da da kullanılan ana deyişler idi.
Bıyıkların uzandığı ağzın kenarına ise, bıyık yastığı denirdi. Orta Asya Türk Mitolojisi’nde de bıyığa, büyük bir değer verilirdi. Mesela Manas Destanı’nın bölümlerinden biri olan Yoloy Han’ın bıyıklarından söz açılırken, ‘bıyıkları göğe çıkan Yoloy Han’ deniyordu.
Bıyıkları büküp, sivrilttikten sonra, öne doğru dikmek âdeti, eski Orta Asya Türkleri’nde de görülüyordu. Ayrıca Kırgızlar’da, bizim ‘bıyık altından gülme’ deyişini de görüyoruz.”
(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 5, s.311)