Tarihin Evrimi İddialarını Çürüten Bir Başka Medeniyet [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tarihin Evrimi İddialarını Çürüten Bir Başka Medeniyet


Geη©eßaY
02-04-2008, 11:17
Evrimci yayınların hemen hepsinde ortak bir nokta vardır. Bu yayınlarda bir canlıya ait biyolojik yapı veya özelliğin niçin evrimleşmiş olabileceğine dair hayali senaryolara yer verilir. Dikkat çekici olansa, evrimcilerin hayal gücüyle ürettikleri hikayelerin bilimsel gerçeklermiş gibi anlatılmasıdır. Oysa bu yayınlarda anlatılanlar "Darwinist masallar"dan başka bir şey değildir. Evrimciler kendi zihinlerinde kurguladıkları senaryoları, topluma sözde bilimsel kanıt gibi sunmaya çalışmaktadırlar. Oysa bu anlatımlar tümüyle aldatıcıdır. Darwinist masallar, herhangi bilimsel bir değer taşımazlar; evrimci iddialar için de asla kanıt oluşturmazlar.
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]

Bazı evrimci bilim adamları, Mayaların metal eşya kullanmadıklarını iddia ederler. Ancak, Maya kalıntılarındaki taşların üzerinde yer alan detaylı taş işlemeciliğinin nasıl yapıldığını açıklayamazlar. Yoğun nemli bir ortam olan Amazon ormanlarının yüksek bölgelerinde, metal eşyalar çok kısa sürede okside olup çürürler. Dolayısıyla günümüze Mayaların kullandıkları metal eşyaların izleri kalmamış olabilir. Ama kalan taş yapılar, metalin bilindiğini ve kullanıldığını göstermektedir. Çünkü bu derece ince ve detaylı işlemenin sadece taş aletlerle yapılması mümkün değildir.
(Üstte) Eski Maya kentlerinden Uxmal'deki bir bina kalıntısı

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
El Mirador, Guetamela,
Klasik öncesi döneme ait
Maya kentinin rekonstrüksiyonu.
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler toprağı alt-üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi... (Rum Suresi, 9)

Evrimci literatürde sıkça rastlanılan hikayelerden biri de, sözde maymunsu varlıkların insana dönüşmesi ve ilk başlarda sözde ilkel olan insanın da belirli bir süreç içerisinde sosyalleşerek gelişmesidir. Hiçbir bilimsel kanıtı olmamasına rağmen, yarı dik yürüdüğü, hırıltılar çıkardığı varsayılan "mağara adamları"nın ailesiyle birlikte gezerken ya da ellerindeki kaba aletlerle avlanırken veya bir ateş başında otururlarken resmedildiği sözde ilkel insan canlandırmaları da bu hikayenin en bilinen parçalarıdır.
"İnanın ve böyle olduğunu hayal edin" anlamına gelen bu canlandırmalar, evrimcilerin, insanları somut gerçeklerle değil de hayali masallarla iknaya çalıştıklarının en önemli göstergelerindendir. Çünkü bunlar bilimsel kanıtlara değil, sahibinin kabullerine ve ön yargılarına dayalı hikayelerdir.
Evrimciler bu hikayeleri anlatmanın yanlışlığını bile bile bunları profesyonel literatürde tutmakta, topluma bilimsel gerçekler gibi sunmakta bir sakınca görmemektedirler. Ancak evrimcilerin sık sık anlattığı bu senaryolar evrim teorisine hiçbir bilimsel destek oluşturmamaktadır. Çünkü insanın maymunsu atalardan türediği iddiasını destekleyen bir tek bilimsel bulgu dahi bulunmamaktadır. Aynı şekilde, toplumların ilkelden gelişmişe doğru evrimleştiğini gösteren hiçbir arkeolojik ve tarihsel bulgu da yoktur. İnsan var olduğu ilk günden beri insandır ve her dönemde farklı medeniyetler, kültürler inşa etmiştir. Bu medeniyetlerden biri de, geride bıraktığı izlerle büyük hayranlık uyandıran Maya medeniyetidir.
Tarihi kaynaklarda, bu bölgede yaşayan toplumlara gelen, uzun boylu, beyaz kıyafetli bir kişiden bahsedilmektedir. Yazıtlarda yer alan bilgiye göre, kısa bir dönem için, tek İlah inancının yayıldığı ve bilimde, sanatta gelişme kaydedildiği belirtilmektedir.
MATEMATİK UZMANI MAYALAR
MÖ 1000 yıllarında Orta Amerika'da, diğer medeniyetlerden oldukça uzakta yaşayan Mayalar, tıpkı Mısır, Yunan veya Mezopotamya'daki uygarlıklar gibi gelişmiş bir medeniyet oluşturmuşlardır. Mayaların en önemli özelliği ise, astronomi ve matematik alanındaki çalışmaları ve oldukça karmaşık yazı dilleriyle bilime öncülük etmiş olmalarıdır.

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Taş üzerindeki detaylı işleme, Mayaların taş işçiliği için gerekli teknik alt yapıya sahip olduklarını göstermektedir. Çelik eğeler, levyeler ve benzeri aletler olmadan bu işçiliğin yapılması neredeyse imkansızdır.
Kral Hanab Pakal döneminde inşa edilmiş olan tapınak (Altta)
Cichen Itza'daki Savaşçılar Tapınağı (Solda üstte)
Rosalila yapıtının Batı binasının üst kısmı (Üstte sağda)

Mayaların zaman, astronomi ve matematik alanlarındaki bilgileri, kendi dönemlerinin Batı dünyasının bilgisinden bin yıl ilerideydi. Mesela Dünya'nın bir yıllık dönüşü hakkındaki hesapları, bilgisayar icat edilmeden önce yapılan hesaplardan daha kesin ve hatasızdı. Matematikte sıfır kavramı, Avrupalı matematikçilerin keşfetmesinden bin yıl önce Mayalar tarafından kullanılıyordu. Matematikte kendi çağdaşlarından çok daha gelişmiş rakamlar ve işaretler kullanmışlardı.
Maya Takvimi
Mayaların kullandığı takvim de, ileri medeniyetlerini gösteren delillerden biridir. Mayalar tarafından kullanılan "Haab takvimi" 365 günden oluşmaktadır. Ayrıca Mayalar, bir yılın 365 günden biraz daha uzun olduğunu da hesaplamışlardır. Mayaların yaptıkları hesaplamalara göre bir yıl 365.242036 günden oluşmaktadır. Günümüzde kullanılan Gregoryen takvimi ise 365.2425 günden oluşmaktadır.57 ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] p#dipnot) Görüldüğü gibi iki rakam arasında çok küçük bir fark bulunmaktadır. Bu da, Mayaların matematik ve astronomi konusundaki uzmanlıklarını gözler önüne seren bir başka delildir.

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Maya takvimi, günümüzde kullanılan 365 günlük Gregoryen takvimiyle neredeyse aynıdır. Mayalar, bir yılın 365 günden biraz daha uzun olduğunu hesaplamışlardı. (Yanda).
Yukarıda - Azteklerin taşa oydukları takvimleri görülmektedir. (Yukarıda)
Mayaların Astronomi Bilgileri

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Venüs yörüngesinin her 6000 yılda bir gün geri alınmasının gerekli olduğunu tespit edecek kadar mükemmel bir astronomi bilgisi, geçmişte yaşamış insanların nasıl bir medeniyete sahip olduklarını göstermesi bakımından önemli bir örnektir.
Mayalardan günümüze gelen ve Kodeks olarak isimlendirilen üç kitapta, Mayaların yaşantılarına ve astronomi ilimlerine dair önemli bilgiler bulunmaktadır. Madrid Kodeksi, Paris Kodeksi ve Dresden Kodeksi olarak adlandırılan bu üç kitaptan, Dresden Kodeksi Mayaların astronomi hakkında ne kadar çok bilgiye sahip olduklarını göstermesi açısından çok önemlidir. Mayalar oldukça karmaşık bir yazı stiline sahiptirler ve bugüne kadar Maya yazısının %5-%30'luk kısmı çözülebilmiştir. Bu bile, Mayaların ne kadar ileri bir bilim seviyesine sahip olduklarını göstermek için yeterli olmuştur.
Örneğin Dresden Kodeksi'nin 11. sayfasında Venüs gezegenine dair bilgiler bulunur. Mayalılar bir Venüs yılını 583.92 gün olarak hesaplamışlar ve bu rakamı yuvarlayarak 584 gün olarak kabul etmişlerdir. Bununla birlikte binlerce yıllık Venüs devrelerini çizimleriyle ortaya koymuşlardır. Aynı kodekste iki sayfa Mars'a, dört sayfa Jüpiter ve uydularına ait bilgilere, sekiz sayfa da Ay'a, Merkür'e, Satürn'e ayrılmıştır. Bu sayfalarda, sözü edilen gezegenlerin Güneş etrafındaki dönüşleri, Güneş'le birlikte hareketleri, gezegenlerin birbirleriyle ilişkileri, Dünya'yla ilişkileri gibi oldukça karmaşık hesaplamalarla belirlenen bilgileri açıklamışlardır.

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Pek çok araştırmacı aşağıda görülen resmin Mayaların uzay aracı kullandıklarını sembolize eden bir resim olduğuna inanmaktadır.
Mayalıların astronomi bilgisi, Venüs yörüngesinin her 6000 yılda bir gün geri alınmasının gerekli olduğunu tespit edecek kadar mükemmeldir. Böyle bir bilgi birikimini nasıl edindikleriyse, günümüzde halen astrologlar, astro-fizikçiler ve arkeologlar tarafından tartışılmaktadır. Günümüzde böyle karmaşık hesaplar bilgisayar teknolojisinin yardımıyla yapılabilmektedir. Bugünün bilim adamları uzay hakkında bilgilerini, her türlü teknolojik ve elektronik cihazla donatılmış gözlem merkezlerinde ve üslerde edinmektedirler. Mayalar ise bundan 2000 yıl önce günümüz teknolojisiyle ulaşılan bilgi ve hesaplamalara sahiptirler. Bu durum bir kez daha, toplumların sürekli olarak sözde ilkellikten medeniyete doğru ilerledikleri tezini geçersiz kılmaktadır. Tarihte yaşamış pek çok toplum, günümüz toplumları kadar hatta bazılarından çok daha ileri bir medeniyet seviyesine sahiptir. Ve günümüzde de geçmişte yaşamış toplumların seviyesine dahi ulaşamamış gerilikte yaşayan birçok toplum bulunmaktadır. Kısaca, medeniyet kimi zaman ileri, kimi zaman geri gitmekte, kimi zaman da hem ileri hem geri medeniyetler aynı dönem içerisinde yaşayabilmektedir.

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Maya medeniyetine ait yan sayfadaki resim, Maya yöneticilerinden Pakal'ın mezarının kapağında yer almaktadır. Pakal'ın üzerinde oturduğu araç bir tür motorsikleti andırmaktadır. Bu, Mayalar döneminde kullanılan, o devre ait motorlu bir araç olabilir.
Eski Maya Şehri Tikal'deki Yol Ağı

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Darwinistler hiçbir bilimsel delilleri olmamasına rağmen, insanın geçmişte ilkel bir canlı olduğunu, ilkel bir şekilde yaşadığını ve zaman içinde zeka seviyesinin geliştiğini öne sürerler. Arkeolojik bulgular ise bu iddiaların geçersizliğini ortaya koymaktadır. Örneğin eski Maya şehirlerinden biri olan Tikal'de yapılan kazılarda mühendislik ve planlama harikası eserler ortaya çıkarılmıştır. Hava fotoğrafları Maya şehirlerinin geniş bir yol ağıyla birbirlerine bağlı olduklarını göstermektedir. Tüm bunlar tarihin her döneminde ileri medeniyetlerin var olduğunu göstermektedir.
Tikal, en eski Maya şehirlerinden biridir. MÖ 8. yüzyılda kurulmuştur. Vahşi bir orman arazisinin içine kurulmuş olan Tikal şehrinde yapılan arkeolojik kazılarda şimdiye kadar, evler, saraylar, piramitler, tapınaklar, toplantı alanları ortaya çıkarılmıştır. Tüm bu alanların birbirleriyle yollar aracılığıyla bağlantılı olduğu görülmüştür. Hatta uçaktan çekilen bazı radar fotoğraflarında, komple bir kanalizasyon sisteminin yanı sıra şehrin her alanını kapsayan bir de sulama sistemi olduğu anlaşılmıştır. Ne deniz ne de nehir kenarında bulunan Tikal'de sulamanın gerçekleşebilmesi için yaklaşık on tane de dev su deposu kullanıldığı açığa çıkarılmıştır.
Tikal'den ormana doğru uzanan beş ana cadde vardır. Bunlar arkeologlar tarafından merasim yolları ya da seramoni caddeleri olarak adlandırılmaktadır. Havadan çekilmiş olan fotoğraflar ise, Maya şehirlerinin geniş bir yol ağıyla birbirlerine bağlı olduklarını göstermektedir. Yaklaşık toplam 300 km uzunluğundaki bu yollar, detaylı bir mühendislik çalışması yapıldığını ortaya koyar niteliktedir. Tüm yollar, kırılmış kayalardan yapılmış ve üzerleri açık renk dayanıklı bir tabakayla kaplanmıştır. Cetvelle çizilmiş gibi düzgün bir hatta sahip olan bu yolların nasıl inşa edilmiş olduğu, yollar inşa edilirken Mayaların yönlerini nasıl belirlemiş oldukları, hangi araç ve gereçlerden yararlanmış oldukları cevaplanması gereken önemli sorulardır. Evrimci anlayışla bu sorulara akılcı ve mantıklı cevaplar verilmesi mümkün değildir. Çünkü mühendislik harikası, kilometrelerce uzunluktaki yollar söz konusudur. Gayet açıktır ki, bu yollar ince hesaplamaların, ölçümlerin, yön tayininin, gerekli araç ve gereçlerin kullanımının eseridir.
Mayaların Kullandığı Dişli Çarklar
Mayaların yaşamış oldukları bölgelerde yapılan araştırmalar, dişli çark mekanizmasına sahip aletler yaptıklarını göstermektedir.
Mayaların önemli kentlerinden biri olan Copan'da çekilmiş olan arka sayfadaki fotoğraf, bu durumun delillerinden biridir. Dişli çark mekanizmasını kullanan bir toplumun makine mühendisliği bilgisine sahip olması, kuvvet ve hareketin etkileşimlerini bilmesi şarttır.
Bu bilgilere sahip olmayan birinin dişli çark mekanizmasını meydana getirmesi mümkün değildir. Örneğin sizden, bu resimdekine benzer bir mekanizma oluşturmanızı isteseler, gereken eğitimi almadan bu mekanizmayı meydana getirmeniz ve kusursuz işlemesini sağlamanız olanaksızdır.
Oysa Mayalar bunu başarmıştır. Bu da Mayaların bilgi seviyesinin önemli bir göstergesi, evrimcilerin iddia ettiği gibi "geçmişte yaşayanların geri" olmadıklarının ispatıdır.

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Copan'da bulunan Maya dişli çarkları

Buraya kadar ele alınan bilgiler bize geçmişte yaşamış olan toplumların ileri medeniyet seviyelerinden birkaç küçük örnek sunmaktadır. Bu örnekler, oldukça önemli bir gerçeği göstermektedir: Yıllardır evrimci zihniyetle telkin edilen, geçmişte yaşamış toplumların geri, ilkel ve basit bir yaşamları olduğu tezi doğru değildir. Tarihin her döneminde farklı medeniyet seviyelerinde, farklı kültürlere sahip toplumlar yaşamıştır. Ancak hiçbiri diğerinden evrimleşmemiştir. Bundan 1000 yıl önce bazı geri medeniyetlerin yaşamış olması, tarihin evrimleştiğini, toplumların ilkelden gelişmişe doğru ilerlediğini gösteren bir durum değildir. Çünkü bundan bin yıl önce bu geri toplumlarla beraber, bilim ve teknolojide ilerlemiş, köklü medeniyetler inşa etmiş, son derece ileri toplumlar da yaşamıştır. Toplumların ilerlemesinde, kültürlerin birbirlerinden olan etkileşimleri, nesillerin birbirlerine aktardıkları bilgi birikimi, kuşkusuz önemli bir rol oynar. Ama bu bir evrimleşme değildir.


Kuran-ı Kerim'de de geçmişte yaşamış toplumlardan örnekler verilirken, bunların bazılarının ileri bir medeniyet inşa etmiş oldukları haber verilir:
Onlar, yeryüzünde gezip-dolaşmıyorlar mı ki, böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden daha üstün idiler... (Mümin Suresi, 21) Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, (azaba karşı) onlara hiçbir şey sağlayamadı. (Mümin Suresi, 82)(Halkı) Zulmediyorken yıkıma uğrattığımız nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları (terk edilmiş bulunmakta), yüksek sarayları (çın çın ötmektedir). (Hac Suresi, 45)Kuran'da haber verilen bu gerçekler, arkeolojik bulgularla da desteklenmektedir. Yeryüzündeki pek çok arkeolojik bulgu ve geçmiş toplumların yaşama alanları incelendiğinde, gerçekten de, bu toplumların çoğunluğunun günümüzdeki bazı toplumlardan dahi ileri bir seviyede yaşadıkları, inşaat teknolojisinde, astronomide, matematikte, tıpta çok büyük aşamalar kaydettikleri görülür. Bu da Darwinistlerin, tarihin ve toplumların evrimi masalını bir kez daha geçersiz kılmaktadır.

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler; üstelik onlar kuvvet bakımından kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz O, bilendir, güç yetirendir. (Fatır Suresi, 44)

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] Açıklanamayan Nazca Çizgileri

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
45 metre uzunluğunda örümcek resmi ve insan figürü
Peru'nun Liman şehrinde yer alan Nazca çizgileri, bilim adamlarının açıklayamadıkları bulgulardan biridir. 1939 yılında New York Üniversitesi'nden Dr. Paul Kosok'un söz konusu bölgeyi havadan incelemesiyle ortaya çıkan bu çizgiler oldukça şaşırtıcıdır. Kilometreler boyunca uzanan bu çizgiler, kimi zaman bir havaalanını, kimi zaman çeşitli kuşları, kimi zaman maymunları, kimi zaman da örümcekleri andırmaktadır. Çizgilerin Peru'nun bu çorak çöl arazisinde kim tarafından, ne amaçla ve nasıl çizilmiş olabileceği hala meçhuldur. Çeşitli bilim adamları bu konuda farklı tezler ortaya atmış, ancak bu tezlerden hiçbiri henüz doğrulanmamıştır. Öte yandan, kilometrelerce uzanan, belli şekiller oluşturan bu çizgileri yapan insanların, bazı bilim adamları tarafından öne sürüldüğü gibi, ilkel bir yaşamları olmadığı da açıktır. Bu insanlar, ancak belli bir yükseklikten görülebilen ve ne olduğu anlaşıbilen şekilleri kusursuz bir düzen içerisinde meydana getirmişlerdir. Elbette bu, üzerinde düşünülmesi gereken şaşırtıcı bir durumdur.

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Büyük sinekkuşu resmi 145 metre uzunluğunda (Sol üstte).
Uzunluğu 58 metre genişliği 93 metre olan büyük maymun resmi (Sağ altta)
Bölgenin havadan görünüşü (Sağ üstte)

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Elbette tarihsel süreç içerisinde her alanda büyük ilerlemeler kaydedilmiş, bilim ve teknolojide büyük gelişmeler sağlanmıştır. Fakat bu değişimleri evrimcilerin ve materyalistlerin iddia ettiği gibi bir "evrim" süreci olarak tanımlamak akılcı ve bilimsel bir yaklaşım değildir. Kültür ve tecrübe birikimi sayesinde teknoloji ve bilim gibi alanlarda sürekli bir gelişim söz konusudur. Ancak burada önemli olan nokta şudur; günümüz insanı ile binlerce yıl önce yaşayan bir kişi arasında, nasıl fiziksel özellikler açısından bir fark yoksa, zeka ve yetenek açısından da bir fark yoktur. 20. yüzyıldaki insanların beyin kapasitesi ve zekası daha çok geliştiği için daha ileri bir uygarlığa sahip oldukları düşüncesi, evrim teorisinin telkinleri sonucunda oluşturulmuş yanlış bir bakış açısıdır

alinett
04-06-2008, 00:03
arkadaşım bende tesadüfi evrime karşı olan birisiyim. çalışman güzel olmuş. ellerine sağlık... ama bilmemiz gereken bir ayrıntı var. evrim birkaç bin seneye dayanmaz. yüz milyonlarca seneye dayandırırlar ve gerçektende öyledir. canlılar bu gezegende yaklaşık 3.5 milyar seneden beri vardır. tabiki o en eski canlı türlerini bulmamız imkansız. yani mayalara inkalara dayanarak tesadüfi evrim sürecini çürütmemiz neredeyse imkansız... çünkü darvinistler birkaç bin yıllık tarihi evrim sürecinde çok kısacık bir zaman olarak görmekteler. bu medeniyetler de onlara göre evrimleşmiş insanın ürünü.benim anladığım kadarıyla türün kendi içinde değişik kaynaklı gelişimler olmuş yani tür kendini yeni koşullara adapte edebilmek içim baskın genlerini de kullandıkça gelişmiş ama asla bir tür yeni bir türü oluşturmamıştır. bunun somut örneği yok. bu yüzden darvinizm geçerli bilimsel bilgi değildir.canlının kendi türü içinde gelişimleri gözlenmekte zaten. ama tür değiştiren bir canlı henüz ortalıkta yok. mutasyona uğratılıp yeni bir türe çevrilmeye çalışılan canlılar ise yaşamayı becerememekte.mutasyonlar canlılar üzerinde pek olumlu etkiler de göstermemiş. bu hep böyle kalacak. zaten var olan genetik potansiyeli zarar gören canlıların ne hale geldiğini bizlerde görmekte ve yaşamaktayız. mesala kanser. genetik kodları zarar gören hücrelerin farklı davranması sonucu sağlam hücrelere zarar vermesi ile oluşan bir hastalık değil mi? sigara, hormonlar, güneş ışığı, ağır kimyasal elementler nedeni ile hücredeki DNA kodları zarar gören canlılarda kanser oluşmakta. şunu da unutmayalım. en sonunda kanser hücreleriğ birbirini de yok edecektir.ifade etmek istediğim mutasyon yeni türleri oluşturamaz.mutasyona uğramış bir canlının yaşaması tedavisi olmadıkça imkansız...darvinistler bırakın genetik kodların oluşumunu bir hücre zarının oluşumunu bile bilimsel olarak açıklayamazlar. masal da anlatırlar bu konuda. bir insanın bir ata dönüşeceğini hiçbir zaman göremeyeceğiz. ama bir insan grubundan zencisi. çekik gözlüsü. beyazı, kızılderilisi,sarısı olduğunu her zaman göreceğiz. Allahın izniyle olmaya da devam edecek...

Geη©eßaY
04-06-2008, 00:07
doğru söze ne denir :)

berkant16
05-02-2008, 17:36
Paylaşımın için çok teşekkürler! benimde bir kaç aykırı görüşüm var paylaşmak istiyorum:öncelikle mayaların büyük bir medeniyet kurdukları bu çalışmalardan anlaşılıyor daha yakından da bildiğimiz roma medeniyeti gibi. Astronomi ve yapı işlerinde o tarihlerde insanlık inanılmaz ilerlemeler kaydetmiştir GENCEBAY kardeşimin de bahsettiği gibi bu çalışmaların bir kısmının sırrını bile çözebilmiş değiliz. ancak bunun sebebinin teknik deteylar ve o medeniyetin ilim dilini tam olarak bilmememizle alakalı olduğunu yoksa onların kendilerinden sonraki medeniyetlerden çok ileride olduklarına yorulabileceğini sanmıyorum. orta çağ tarım ve imparatorluklar çağı oldundan heralde, ilim adamları bu alanlarda çok yoğunlaşmış olmalılar.
Darwin ile ilgili ise mutaassıp kesimde inanılmaz bir antipati var, aslında bunu anlıyorum; adam insan soyununun adem'e değil bilmediğimiz bir türe dayandığını iddia ediyor yada bir başka başka dillerden konuştuğumuzdan onun böyle dediğini sanıyoruz: ama hakikatte hıristiyanlığın uslanmaz baskı ve doğmalarında bıkan insanlığın hakikati arama sürecinin bir parçasıdır, darwin ve onun gibilerinin araştırma ve fikirleri. aslında bu fikirler medeniyet tarihimize ışık tutabilir. darwinin şahsında ürettiği teorilerde hata olmuş olabilir ama bu onun gerçeği arama gayretini gölgelememeli. Darwincilerin din düşmanlığı; birazda aşırı dinci hıristiyanlar ve kiliselerin insanların onların yalan yanlış öğretilerini bırakıpta kutsal kitaplarını sorgulamalarına mani olabilmek için yaptıkları karşı propagandaya tepki olarak büyümektedir. ne yazıkki islam dünyasında da bazı samimi, ihlaslı müslümanların Allah ın yaratılıştaki hikmetini sadece kur' an' ın müteşabih ayetlerinden yola çıkarak subjektif yorumlarla geliştirdikleri ve grekoromen orta çağ mitolojilerinin hıristiyan kaynaklara sızması bunlarında islam kaynaklarına geçmesi ile oluşturdukları yaratış teorilerini savunmaları, inançlı insanların yaratılış teorilerine karşı herşeyin hz Adem in cennetten kovulması ile başladığını sandığı yanılsamasına sebep olmaktadır.

Halbuki islam teorisyenlerinden tam otuz dört tanesi yaratılış teorisi üretmiştir ve bunların tamammı da darwin den çok önce yaşamışlardır. Bu teorilerden birinde tüm yaşamın bir tek hücreden yaratılan türlerle oluştuğu teorisidir. Bu da darwin in dahi islam kaynaklarında bu teorilerini üretirken yararlandığına dair sağlam delillerden birisidir. İbn'i Sina, farabi,ibn'i Rüşt gibi insanlığa ışık tutan ama yaşadıkları dönemde tutucu müslümanların bir çeşit afarozuna uğrayan düşünürlerin, yaratılış teorilerinin var olduğu ve batı ilim dünyasına büyük katkıları olduğunu biliyoruz.
Özgür düşünen beyinlerin gelişmesi için taassuplara karşı daha tahammülsüz olalım...

ilker1972
05-03-2008, 22:55
Çok güzel çalışma fakat ben tarih hakkında fazla bilgim yok kendi yorumumu yapmak eğer açıksa yoruma Eğer mayalar çok ileri bir düzeydeydiler de fakat neden kayalara kazıyarak resimler yapmışlar madem motorlu taşıtları varmış kağıdımı icat edememişler cam da yokmuş ozaman demek yok oluşlarında aniden olduysa peki bu resimleri çizmek için zamanları nerden oldu (madem ki biz onlar kadar ileri değiliz bizde kağıt olsun cam olsun herşey mevcut kağıt kalem veya bilgisayar varken siz olsanız kayalara yazı yazarmısınız.Düşüncem sadece ve sadece onlara ait sadece kayalara yapılan resimler hiçbir mekanik olsun araç yok bulunan değilmi araştırmacıların mekanik aracın fosili olmazmı yani

wehrmacht41
05-24-2008, 19:50
arkadaş herşeyi boşverin mayalar yada aztekler veya sümerler en uzağa gidelim mu uygarlığı işin özünde bir soru var peki bu uygarlıklar bu bilgilere nası ulaştı nasıl olurda bir insan hiçbirşey bilmeden astroloji profesörü olur? nasıl matematiği öğrenir venüs'ün yıllık dönüş zamanını açıklar bu bilgiler onlara bile gökten düşmüş olamaz onun için bilmiyorum okudunuz mu ama 12.gezegen'i öneririm size yazar yahudi biraz o tarafa kaçmış ama yinede azda olsa tarafsız kalmaya çalışmış kitap çok ilginç ve eğer doğruysa sanırım iş düşündüğümüzden ve bildiğimizden çok daha karışık varlığımız bu dünyadan dışarı çıkıyor çünkü :)

kadihan
08-09-2008, 23:19
arkadaş herşeyi boşverin mayalar yada aztekler veya sümerler en uzağa gidelim mu uygarlığı işin özünde bir soru var peki bu uygarlıklar bu bilgilere nası ulaştı nasıl olurda bir insan hiçbirşey bilmeden astroloji profesörü olur? nasıl matematiği öğrenir venüs'ün yıllık dönüş zamanını açıklar bu bilgiler onlara bile gökten düşmüş olamaz :)

Evet gökten düsmemistir ama ALLAH (cc)Her topluma bilge peygamberler o toplumun gelismesine yardimci olacak bilgilerle donatilmis Nebiler , Resuller göndermistir

kadihan
08-09-2008, 23:41
....inançlı insanların yaratılış teorilerine karşı herşeyin hz Adem in cennetten kovulması ile başladığını sandığı yanılsamasına sebep olmaktadır....




Biz de şöyle dedik: "Ey adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."

Taha 15

Yanilsama dediginiz Kuranda bir ayet gercekte siz yanilmis olmayasiniz

Yok kastiniz Adem(as) dünyaya gelmeden önce canlilarin yaratilmis olmasi ise o konuda kimsenin aykiri bir görüste oldugunu sanmiyorum

Belkide ben yanlis anlamisimdir (lütfen dini konularda aciklayici bir bilgi verirken daha dikkatli olalim)