Cengiz Han
02-09-2008, 15:43
Zikir yani Allah’ı (cc) anmak, kulluk yolculuğunda her Müslüman’ın mutlaka yanında bulundurması gereken bir azıktır. Hak dostları tarafından, Allah’ın ad ve unvanlarının teker teker veya birkaçının bir arada anılması ve tekrar edilmesi şeklinde anlaşılan zikir; anmak, hatırlamak, varlık âlemindeki hemen her nesneden Allah’a ait bir mesaj almak ve O’nu herkese ilan etmek demektir.
Aslında zikir daha şümullü düşünülmelidir; yani anma, unutan bir insanın hatırlaması olarak değil de hatırlamanın sürekli olması, her fırsatta O’nu bir kere daha yâdetme ve bunun insan tabiatının bir yanı haline gelmesi şeklinde anlaşılmalıdır. Bu sebeple zikir Allah’ı anmaktan ziyade Allah’ı unutmamanın adıdır.
Zikir, hem dil, hem kalb, hem beden, hem de vicdanla yerine getirilen bir vazife ve bir kulluk borcudur.
Cenâb-ı Hakk’ı o güzel isimleriyle, kudsî sıfatlarıyla yâd etmek, O’na hamd ü senâda bulunmak ve tesbîhlerle gürlemek, yerinde Kitab’ı okumak, yerinde de aczini, fakrını duâ lisânıyla ilân etmek... dil ile yapılan birer zikirdir. Allah’ın varlığına dair deliller üzerine düşünmek, değişik yollarla varlığın perde arkası sırlarını araştırmak; varlık kitabında sürekli parlayıp duran ve her an bize ayrı ayrı şeyler fısıldayan ilâhî isim ve sıfatları düşünmek ve basiret yoluyla uhrevî güzellikleri temâşâ etmek de bir kalbî zikirdir. İlâhî emir ve yasakları, kulluk adına yapılan teklifleri vicdanında hissederek, iştiyakla emirlerin yerine getirilmesi için koşmak ve derin bir mes’ûliyet şuuruyla yasaklardan kaçınmak da bedenî zikirdir.
__________________
Aslında zikir daha şümullü düşünülmelidir; yani anma, unutan bir insanın hatırlaması olarak değil de hatırlamanın sürekli olması, her fırsatta O’nu bir kere daha yâdetme ve bunun insan tabiatının bir yanı haline gelmesi şeklinde anlaşılmalıdır. Bu sebeple zikir Allah’ı anmaktan ziyade Allah’ı unutmamanın adıdır.
Zikir, hem dil, hem kalb, hem beden, hem de vicdanla yerine getirilen bir vazife ve bir kulluk borcudur.
Cenâb-ı Hakk’ı o güzel isimleriyle, kudsî sıfatlarıyla yâd etmek, O’na hamd ü senâda bulunmak ve tesbîhlerle gürlemek, yerinde Kitab’ı okumak, yerinde de aczini, fakrını duâ lisânıyla ilân etmek... dil ile yapılan birer zikirdir. Allah’ın varlığına dair deliller üzerine düşünmek, değişik yollarla varlığın perde arkası sırlarını araştırmak; varlık kitabında sürekli parlayıp duran ve her an bize ayrı ayrı şeyler fısıldayan ilâhî isim ve sıfatları düşünmek ve basiret yoluyla uhrevî güzellikleri temâşâ etmek de bir kalbî zikirdir. İlâhî emir ve yasakları, kulluk adına yapılan teklifleri vicdanında hissederek, iştiyakla emirlerin yerine getirilmesi için koşmak ve derin bir mes’ûliyet şuuruyla yasaklardan kaçınmak da bedenî zikirdir.
__________________