İbadetten Zevk Almak [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İbadetten Zevk Almak


Cengiz Han
02-10-2008, 20:23
İbadetten Zevk Almaya Çalışmak

a) İbadetten Zevk Almanın Sırrı
b) Devamlı surette taharete riayet edip abdestli bulunmak
c) Allah’ı çokça zikretmek
d) Kur’anı manasını anlayarak okumak
e) Salih kimselerle beraber olmak
f) Sünnet ve Nafilelere ağırlık vermek
g) İnsanlar uykuda iken gece namazı kılmak
h) Bir namazı kıldıktan sonra, diğer bir namazı beklemek
i) Sonuç

Giriş: İslam’ın Sünnetlerinden biri de; ibadetlerde samimi olmaktır. İçten gelen o samimi duygular ile Rabbe yönelmektir. her an gizli ve açık bütün hallerde O’na karşı daimi bir edep içinde olmak lazımdır. Kula düşen burada, efendisinin hangi davranışından ötürü kendisinden razı olacağını bilen ve bunun da gereğini yerine getiren kölenin bu gayreti gibi gayretli olmaktır.
Yaratıklar içerisinde Allah tealaya en sevimli olan varlık insandır. İnsanı Rabbi katında böyle sevimli kılan, şüphesiz Rabbine takdim ettiği ibadetleridir. Bir kimseyi de Rabbi katında yücelten başlıca üç değer vardır ki, bunlardan bir tanesi ‘İMAN’.. Bir tanesi ‘İBADET’.. Ve bir tanesi de ‘AHLAK’tır. İnsan sahip olduğu bu değerlerle değer kazanır. Bunlardan nasibi olmayanın, kulluktan nasibi yoktur. Yahut bunlardan kulun nasibi ne kadar ise, kulluktan da nasibi o kadardır.
İbadetten Zevk Almanın Sırrı: İbadetlerden zevk almak isteyen, ilk müslümanları ve ondan sonraki gelenleri iyi anlamalıdır. Onlar dünyadaki elde edilen zevk ne ise, bunu ibadetlerinde hissetmeye çalışmışlardır. Çünkü onlar, her işte olduğu gibi, ibadet ve taat’taki lezzete erişmede de Resulullah (sav) efendimizi örnek almışlardır. Sahabeden birisi diyor ki:
- “Bir gece mescide uğramıştım. Resulullah (sav) namaz kılıyordu. Ben de ardına durdum. Bakare suresini okuyordu. Ben: ‘Herhalde yüz ayet okuyunca rükua gider’ diye düşündüm. Fakat o devam etti. Bu sefer: ‘İki yüz ayet olunca rükua gider’ diye düşündüm. O yine devam etti. ‘Sureyi bitirince belki gider’ dedim, fakat surenin sonunda üç kerre: ‘Rabbena leke’l-Hamd’ dedi ve Al-i Imran suresine geçti. Onu da aynı şekilde okudu ve ardından Maide suresine geçti. Böylece birinci rek’atta beş cüz kadar okumuştu. Daha sonra ikinci rek’atta En’am suresini okudu. Fakat ben dayanamayıp namazı bırakmak zorunda kaldım.” (1)
Onlar; Allah Resulü (sav)’de bu hali gördükleri için, ona benzemeye son derece itina gösterirlerdi. Günlerce mescidde kalan nice gençler vardı da, ibadet ve taat sayesinde şehevi yönde çılgınlığa düşmezlerdi. Sapıklığa meyletmezlerdi. Peygamberimizin ashabı içerisinde cinsi sapıklıkla kimse itham edilmemiştir. Çünkü onlar, kendilerini daima gözeten Allah’a karşı son derece bir edep içerisinde bulunurlardı. Onun için de, bu tür sapıklığa meyletmezler ve daima Rablerine ibadete düşkünlerdi. Bu sebeple onlar, her an Rablerine kavuşmanın özlemi içindeydiler. Vefat edecekleri zaman da, son derece neşeli ve sevinçli idiler. Varacakları cennetin kokusu burunlarının ucuna kadar yaklaştırılırdı. Kendilerini bekleyen huriler, sırça saraylar, köşkler gözlerinin önüne getirilirdi.
Ne mutlu o bahtiyarlara. Kulluğun gereğini yerine getirdiler. Çalıştılar, başardılar ve kazandılar. Yaşadılar ve yaşamayı öğrettiler. Sevdiler ve sevmeyi öğrettiler. Yandılar ve yanmayı öğrettiler. Bütün varlıklarını o gaye uğrunda feda ettiler. Cehennemin o yakıcı hararetini söndürecek İmani olgunluğa ulaştılar...
Günümüzde Rabbe kul olmak, kulluğun zevkine erişmek, ibadeti bir ihtiyaç olarak algılamak, pek çok kimse için kolay değildir. Çünkü insanlar Allah’ın istediği şekilde değil de, kanunların veya patronların müsaade ettiği kadar iman ettiği Rabbinin emirlerini yerine getirebiliyorlar. Kimileri geçim sıkıntısı yüzünden, kimileri ekonomik zafiyetten, kimileri zevk ve sefa yüzünden ve kimileri de gaflet yüzünden kendisini kulluğun lezzetinden mahrum etmektedir. Bu itibarla da günümüzde Rabbe iman etmekle birlikte, itaat ve ibadette insanlar kulluğun lezzetine erişmekte zorlanıyorlar.
Halbuki Allah (cc) kullarına sunduğu bütün yasalarda onların dünya selametini dilemiş ve buna uydukları ölçüde de hem dünya mutluluğuna ve hem de ahiret selametine erişeceklerini vaat buyurmuştur. Kullarından güçleri yetmeyecek şeyler istememiştir. Bunu: (لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا اِلاَّ وُسْعَهَا) “Allah hiç kimseye taşıyamayacağı şeyi teklif etmez” (2) ayeti ile, yapılmasını istediği şeylerde insan gücünün dışında bir şey olmadığını belirtmiştir. Bunu da kullarından: (فَاتَّقُوا اللّهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ) “Elinizden geldikçe Allah’tan korkun” (3) ayeti ile, güçleri yettiği kadarıyla yapmalarını istemiştir.
Hangi ibadetle meşgul olunursa olunsun, eğer Mevla tealayı memnun etme arzusu kalpte yoksa, işte o ibadet şekilden başka bir şey değildir. Öyleyse; bütün bir dikkati O’na yöneltmeli ki, ibadetlerden haz ve lezzet duymak gerçekleşsin. Bilginler bazı amel ve ölçülere uyulduğu takdirde bu zevke ulaşmak mümkün olur, ümidi ile bu konuda çeşitli eserler vermişlerdir. Bu eserlerden kısmen istifade ile, bazı hususları anlatacağız.
Devamlı surette taharete riayet edip abdestli bulunmak: Zira devamlı surette abdestli bulunan kimse, düşmana karşı hazırlıklı bulunan ve düşmana galip gelen orduya benzer. Büyükler demişlerdir ki: ‘Devamlı abdestli bulunan kimsenin, kapısını şeytan az çalar..’ Bu sebepten ötürü, devamlı abdestli olmak, ibadetlerden daha çok faydalanmaya vesiledir. Rabbimiz de abdest ile niçin emrettiğinin hikmetini şöylece açıklıyor:
مَا يُريدُ اللّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلكِنْ يُريدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ..
- “Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat sizi tertemiz kılmak ve size ihsan ettiği nimetlerini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz” (4)
İbadetlerin ve ilahi tekliflerin tümü, mü’minleri zora koşmak, onları sıkıntıya sokmak için değil, onları temizlemek, kirden arındırmak, ruh ve beden sağlığına ulaştırmak için emredilmiştir. İlahi nimetler de zaten bu ibadetlere devam edildiği takdirde tamamlanır. Ruhunu kötü ahlaktan ve bedenini de zahiri kirlerden arındırmayan ve bunu da medeniyet sayan kimselerde, Allah’a kul olmak yerine, şeytana kul olma arzusu hakim olur. Ama ruh ve beden temizliğine riayet edenlerde, Allah’a kul olma arzusu bulunur. Onlarda kulluk noktasında samimiyet ve içtenlik bulunur. Şartlar ne olursa olsun, olgun mü’minleri Rablerine kulluk etmekten alıkoyacak bir şey yoktur.
Allah’ı çokça zikretmek: Zevk ile ibadet yapmak için, Allah’ı unutmamak sureti ile çokça zikretmelidir. Çünkü zikir, sevgiliyi daima hatırda tutmaya, O’nun sevgisini elde etmeye ve kulun Allah katında sevilmesine vesiledir. Kulun Allah’ı zikretmesi de, O’nu çok sevdiğinin ispatıdır. Çünkü seven, sevdiğini anmaktan hoşlanır. Sevilen de, seven tarafından anılmaktan hoşlanır. Hiçbir sebebe bağlı olmaksızın Allah teala, kullarından kendisini zikretmelerini istemektedir. Hatta Kur’an’da mü’minler sürekli olarak Allah’ı zikretmekle emrolunurlar. Bir ayette buyurulur ki:
يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا اذْكُرُوا اللّهَ ذِكْرًا كَثيرًا ..
- “Ey iman edenler! Allah’ı çok çok zikredin” (5)
Kul Rabbini şu fani alemde, fani bir varlık olarak zikredip anarken, Rabbi de onu kendi zatında ve ulvi alemlerde zikredip anar. Böylece kuldan Rabbe ve Rab’den de kula ulaşan bu alaka süreklilik arzettikçe, sevgi devam ediyor demektir.
Her yapılan bir iş ve amelin, insan üzerinde olumlu veya olumsuz bir tesiri olduğu bir gerçektir. İbadetlerin de insan üzerinde olumlu ve kalıcı bir takım tesirleri mevcuttur. Zaten ibadetlerin çokça ve çeşitli şekilde emredilmesindeki sayısız hikmetlerden biri de, kişinin ibadet sayesinde elde ettiği enerji ile, günlük yaşantısında imanının meyvesini tatması içindir. Bu ayette Hak teala kullarından hiçbir özrü kabul etmeksizin, her hal üzere kendisini zikretmelerini istemektedir. Onlar Rablerini zikrederken, Rableri de onlar için büyük mükafat hazırlamaktadır. Zikre devam edeceğiz de ne olacak? diyenlere cevap..
Kur’anı manasını anlayarak okumak: Kur’an yeryüzünde Allah’ın ipidir. Ruhun bedendeki mahiyeti ne ise, inanan kimselerin de kalbinde de Kur’an’ın yeri odur. Kur’an Allah’ın ziyafet sofrasıdır. Paslanan kalplerin cilasıdır. İnsanlık için bir hidayet rehberidir. Dünya ve ahiret mutluluğunun ilacıdır. Bu Kur’an’ın indirilmesinden maksat; işitip ibret almak ve uyup amel etmektir.
كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُوا ايَاتِه وَلِيَتَذَكَّرَ اُولُوا اْلاَلْبَابِ ..
- “Resulüm! Sana bu mübarek kitabı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar, diye indirdik” (6)
Eski müslümanlar Kur’an okumaya çok itina gösterirlerdi. Lüzumsuz lakırdılardan kaçınırlar, kendilerini Kur’an okumaya verirlerdi. Bilirlerdi ki, onu okudukça dereceleri artar, yükselirdi. Gaflet perdesi onun sayesinde yırtılırdı. Bu sebeple de fitnelerden emin olarak yaşarlardı. Keder, üzüntü ve stresten uzak yaşarlardı. Bugün içinde yaşadığımız toplumda, insanların bir çoğu, madden oldukça refah içerisinde ama, ruhen bunalım içindeler ve bu insanlar depresyon geçiriyorlar. Doktorların verdiği rapora göre, Hollanda’da en fazla satılan ilaçlar, psikolojik tedavi içeren ilaçlardır. Evet.. Kimilerini para mutlu ederken, bu insanları para vesaire mutlu kılmıyor. Eşyanın konforu bunlara sıkıntı veriyor. Bundan çıkış ve kurtuluş yolu, işte Kur’an’a sarılmak ve onu manasını anlayarak okumaktır.
Pek çok kimsede tecrübe ettim ki, Kur’an ile irtibatını kesmeyenler, bu hastalıklardan uzak yaşamaktalar. Kur’an bu hastalıklardan sahibini koruyor. Ama Kur’an okumaya vakit ayırmayanlar, benzer hastalık ve illetlere düşmüşlerdir. Öyleyse; asrın fitnelerinden ve sıkıcı buhranlarından kurtulmanın ilacı Kur’an okumaktır. Yine çağın getirdiği problemlerin çözümü Kur’an okumaktadır. Bugün bütün bilim camiası Kur’an okuyor. Onlar Kur’an sayesinde birçok maddi keşifleri gerçekleştiriyorlar. Çünkü Kur’an, her çağın kitabıdır. Herkese, her seviye ve anlayışa hitap eder.
Şu çok iyi bilinmeli ki; Kur’an okuyan kimse Rabbi ile konuşuyor, demektir. Her şeyden önce burası bizim için çok önem veren bir husustur. Yüceler yücesi olan alemlerin Rabbi ile konuşmak.. Onun huzurunda söz söylemek.. Bilim adamı için maddenin keşfi oldukça mühimdir ama, bizim için de O’nunla konuşmak daha mühimdir. Öyleyse, Kur’an’ı okutmak da Allah ile nasıl konuşulacağını öğretmek demektir. Şu halde Kur’an’ı öğrendikten sonra, onu öğreten ve onu yaşayan rehberler olmak icap eder.
Salih kimselerle beraber olmak: Salih bir dost bulmak, ibadet ve taatten zevk almayı sağlayan çok önemli bir unsurdur. Çünkü Salih ve sadıklarla yapılan her görüşme, insanın iç alemini ferahlatır. Sadık dost, dünyada hüzünlü ve kederli anlarda akarsu gibidir. Kıyamet gününde ise, şefaatçi ve yardımcıdır. Allah adamlarının hem sözleri ve hem de halleri kadar tesirli bir şey yoktur. Nitekim: ‘Bakışı ve hali fayda sağlamayanın, sözü de fayda sağlamaz!’ denilmiştir. Rabbimiz (cc):
يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا اتَّقُوا اللّهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقينَ..
- “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Sadıklarla beraber olun” (7) buyurur.
Sadıkların alameti ise, yüzlerine bakıldığı zaman Allah hatırlanan, Allah’ın rahmetinden ümit kestirmeyen ve azabından da emin kılmayan, taati gafletinden fazla olan kimselerdir. Bunlarla beraberlikten maksat, hem zahiri hallerde onların sohbetlerine katılmak ve hem de onlarda görülen iyi ve güzel hallerle bereketlenmektir.
İslam büyükleri Salih kimselerden dost edinmeye özen göstermişlerdir. Hz. Ali (kv) efendimiz buyururlar ki: “Dost edinin! Onlar sizin için dünya ve ahiret sermayesidirler. Cehennem ehlinin:
فَمَا لَنَا مِنْ شَافِعينَ.. وَلاَ صَديقٍ حَميمٍ..
- “Bizim için şefaat edicilerden kimse olmadığı gibi, samimi dostta yoktur” ( diyeceklerini duymadınız mı!” der. (9) Demek ki dünyada sadık dost edinmek, ahirette böyle faydalara götürecektir.
Mücahid b. Cübeyr (ks) der ki: “Allah için sevişenler bir araya gelip güler yüz ve tatlı sözle buluştukları zaman, güz yaprakları gibi günahları dökülür” demiştir.
Fudayl b. İyaz ise: “Kişinin dostunun yüzüne şefkat ve merhametle bakması ibadettir” demiştir. (10) Burada kişinin niyyeti önemlidir.
Ömer es-Sühreverdi hazretlerinin şeyhlerinden biri Mina’da ‘Hayf Mescidi’nin etrafında dolaşan mü’minlere bakar bakar taaccüp edermiş. Birisi neden böyle yaptığını sorunca: “Allah’ın öyle kulları vardır ki; nazar kıldıkları kimseye saadet ve hafiflik kazandırırlar. İşte ben böyle birini arıyorum” (11) cevabını vermiştir.
Sünnet ve Nafilelere ağırlık vermek: İbadetin kemali farzları eksiksiz olarak yapmaktadır. Farzın kemali de, Sünnetlerin yerine getirilmesi iledir. Şu halde Sünnetleri yerine getirmek, farzın kemaline vesiledir. Buradan anlaşıldı ki; Allah Resulü (sav) efendimizin her bir Sünneti, Allah tealanın bize emrettiği farzları koruyan bir siper hükmündedir.
Meşhur fıkıh imamı olan İmam Ahmed b. Hanbel hazretleri, gündüzleri fıkıh meseleleri ile meşgul olurken günde, üç yüz rek’at namaz kılardı. Hz. Sabit el-Bennani (rh.a) de: “Allah’ım! Eğer kabirde bir kimseye namaz kılmak için izin verilecekse, bana da izin verilsin” diye dua ederdi. (12)
Büyük Allah dostu Sehl b. Abdullah (rh.a) der ki: ‘Kul, farzları tam yerine getirebilmek için, Sünnetlere muhtaçtır. Sünnetleri yerine getirebilmek için de, Nafile ibadetlere muhtaçtır. Nafilelerin kemali de, edeplere riayet etmeye bağlıdır. Dünyayı terk etmek de edeplerdendir’ (13)
İnsanlar uykuda iken gece namazı kılmak: Geceleyin namaz kılmak geçmiş ümmetlerdeki Salih kimselerin alışkanlıklarındandır. O vakitte yapılan ibadetler daha kalıcı tesirler bırakır insan üzerinde. Nitekim:
- “Ey Allah’ın Resulü! Falan kişi gece namazı kılıyor, gündüz kalktığında hırsızlık yapıyor” diyenlere Resulullah (sav): “Dediğiniz şey, onu men edecektir” (14) buyurdu. Ravinin bildirdiğine göre durumu anlatılan kimsenin az bir süre sonra tevbekar olup, halini düzelttiği görülmüştür.
Gece namazına devamlı olmak, gündüz gafleti ortadan kaldırır. Gece namazına devamlı olanların yüzlerinde ayrı bir nur parlar. Çünkü onlar, Rahman olan Allah ile baş başa kalma devletine erişmişlerdir. Rahman olan Allah’ın nefesleri onlara isabet etmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki, kişi isyan ve günah sebebi ile gece ibadetinden mahrum kalır. Allah’ım! Bizi her türlü hata ve günahtan muhafaza buyur ve gecelerin bereketine eriştir.
Bir namazı kıldıktan sonra, diğer bir namazı beklemek: İlk müslümanlar, ne zaman zorluğa düşseler, hemen abdest alıp bir miktar namaz kılarlar ve durumlarını Rablerine arz ederlerdi. Eğer ibadet sebebi ile yorgun düşecek olsalar, bir başka ibadetle dinlenmeye çalışırlardı. Bir hataya düşecek olsalar, peşinden hemen sadaka veya Salih bir amel işlerlerdi. Böylece kalplerinde bir huzur ve sükunet meydana gelirdi. Topluca ibadet ettikleri gibi, yalnız başlarına da ibadetle meşgul olurlardı. Evlerinin mühim bir odasını mescid haline getirirler ve oraya huşu içerisinde girerlerdi. Onlardan kimileri her gece Kur’an’ı hatmeder, kimisi senenin tamamını oruçla geçirir, mallarını sonuna kadar Allah yolunda dağıtırlardı. En zor iş olan cihadı bile eda ederken, onun zevkini elde etmeye çalışırlardı.
Sonuç: Netice olarak onlar, her an Rablerine kavuşmak arzusu ile bütünleşmişlerdi. Bunun için de bütün fırsatları kollayıp gözetirlerdi. İbadette kemiyetten çok, keyfiyete, şekilden daha çok manaya önem verirlerdi.
Rivayete göre alimlerden birisi: ‘Cennette namaz olmayacak’ demişti de, bir zat’ta ona karşı: ‘Efendim, cennette namaz olmazsa, orada vakitler nasıl geçecek?’ deyivermişti. Böylelikle o zat bu sözünden dolayı hüngür hüngür ağlamıştı. Allah Allah... Cennette namazsız geçecek olan zamanı hiçe saymak... Çoğumuz böyle bir şeyi düşünme zahmetine bile katlanmayız. Ama Allah’ın böyle dostları vardır. Namazı bir yük olarak değil, bir ihtiyaç olarak gören nice sadık dostlar var. Evet.. Alemde hayat, böyle kimselerin varlığı sebebi ile devam ediyor. Allah’ım! Bizleri ibadet ve taatinin lezzetine eren kullarından eyle. Rızana layık olacak ameller işlemeye bizleri muvaffak eyle. Amin...
Dipnotlar
1-) Fezail-i A’mal s 25-26 namazın faziletleri bölümü müellif Muhammed Zekeriyya Kandehlevi
2-) Kur’an-ı Kerim Bakare suresi ayet 286
3-) Kur’an-ı Kerim Teğabün suresi ayet 16
4-) Kur’an-ı Kerim Maide suresi ayet 6
5-) Kur’an-ı Kerim Ahzab suresi ayet 41
6-) Kur’an-ı Kerim Sad suresi ayet 29
7-) Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi ayet 119
8-) Kur’an-ı Kerim Şuara suresi ayet 100-101
9-) İhyau Ulumiddin c 2 s 401 müellif İmam-ı Gazali mütercim Ahmed Serdaroğlu
10-) İhyau Ulumiddin c 2 s 403 müellif İmam-ı Gazali mütercim Ahmed Serdaroğlu
11-) Avarifü’l-Maarif s 158 müellif Ebu Hafs Şihabüddin Ömer es-Sühreverdi mütercimler: Hasan Kamil Yılmaz-İrfan Gündüz
12-) Fezail-i A’mal s 79 namazın faziletleri bölümü müellif Muhammed Zekeriyya Kandehlevi
13-) Avarifü’l-Maarif s 378-379 müellif Ebu Hafs Şihabüddin Ömer es-Sühreverdi mütercimler: Hasan Kamil Yılmaz-İrfan Gündüz
14-) Kutü’l-Kulub c 1 s 131 müellif Ebu Talip el-Mekki mütercim Muharrem Tan

İnSecT
03-02-2008, 21:19
saol paylaşım için güzel olmuş...

Levon
03-02-2008, 21:37
kanka bundan sonra ibadet ederken çok işime yaraycak bi bilgi.emeğine sağlık