Çakı®kağan™
03-18-2008, 16:54
Yazar:
Yeni bir 'okur' tipi türedi ama pek hayra alamet değil. Tam tersi, ciddi tehlike sinyalleri veriyor. Son derece bilinçli, 'seçerek okuyor'lar.
Kitap, dergi falanla gözlerini yormuyor, medya üzerinden 'ideolojik okuma' yapıyor ve anında pratiğe geçiyorlar. Sergi, konferans ya da mahkeme salonlarında, adliye koridorlarında boy gösteriyorlar; hedefi imha etmek için. Yeni okuma biçimi ve sonucu bu!
En son, vicdani ret hakkını savunan yazısı nedeniyle yargılanan Perihan Mağden karşısındaydılar, adliye koridorlarında. Okuduklarından anladıklarını zaten bildiklerini -hemencecik orada- 'hedef'e ve cümle âleme olabildiğince gür sesle ilan ediverdiler. Hedef, 'PKK cariyesi'ydi, yanındakiler de 'şerefsiz'. Bu kadar. Yaklaşık son bir yılın ürünü bu yeni 'okur' kitlesi. Türkiye tarihinin yüzkarası, İstanbul'un en büyük talan hareketlerinden 6/7 Eylül'ün 50. yıldönümü için açılan sergide ilk kez kendilerini gösterdiler, anımsadığım kadarıyla. Marifetmiş gibi sergilenen görüntüler, biz Türkler için pek yüz ağartıcı değildi ne yazık ki. Sergi-mergi gibi lüzumsuz, lüks, çoğu kez maneviyat bozucu, bozguncu şeylerle hayatta işi olmayan has Türkler, mecburen koşturdular sergiye. Ve gereğini yaptılar: İmha.
Okuma ve doğrudan eylemin mesajı:
Bir daha olmasın. Yeni okur tipi, bilinçli ve seçici. Her sergiye tenezzül edilmiyor.
Sergiye gidilecekse de gerekli alet, edavat hazır ediliyor. Falçata gibi.
Laf ebeliğinden, canbazlığından başka bir şey olmayan, hainlerin elinde bozgunculuğa dönen konferans, panel, sempozyum falan gibi işler de aynen sergi gibi sakat şeylerdir bu yeni 'okur' tipi için. Bilinçli ve seçici olduklarından her münasebetsizliğe vakit ayıracak halleri yoktur. Gerekli olana müdahale ederler. Ertelendiği, iptal edildiği halde ısrarla sahnelenen 'Osmanlı Ermenileri' gibi takıntıya el atmak da has Türkler için farz olmaktadır.
Yumurta, domates gibi gerekli ve sakıncasız cephane tabii ki hazır edilmektedir. Orhan Pamuk'u, Hrant Dink'i, Kurtlar Vadisi'ni diline dolayan ve haliyle suratına muştayı yiyen Metin Uca'yı falan tek tek saymaya gerek yok. Her 'okuma ve doğrudan eylem', kendi gereklilikleri çerçevesinde yapılmaktadır.
Eylem değil, kadrosu, kaynağı ve biçimi yeni. Öncelikle gözlerini, kulaklarını medyaya çevirmiş durumdalar. Oradan 'haber'ini aldıkları ve kendilerince rahatsız edici, tehlikeli buldukları hedeflere yöneliyorlar.
Asıl yenilik ise, düne değin doğrudan 'militer' parti örgütlenmesine dayanan eylemci kitlenin bir tür 'sivil'lik kazanması. Yine düne değin muhalif, demokrat, sosyalist düşüncelerden beslenen dernek türü örgütlenmelerin günümüzde 'paramiliter' nitelikli çevrelerce benimsenmesi.
Diyelim ki solda öteden biri tutuklu aileleri, kayıp aileleri örgütlüdür. Buna karşılık 'Şehit Aileleri' çıkar. Geçmişte sol akımların gençlik, işçi, meslek örgütlerinin faşist hareket tarafından marke edilmesi günümüzde 'sivil toplum' hareketi görünümünde uygulanıyor. En tipik gösterge: Yukarıdan beri andığım eylemlerdeki militan-müdahil aktörlerden avukat Kemal Kerinçsiz'in içinde olduğu Hukukçular Birliği, Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Birliği gibi örgütler.
Bu yeni örgütlerin öncülüğünde gerçekleşiyor medyatik okuma. Kerinçsiz'in sahne aldığı son eylem bir roman okuması: 'Baba ve Piç'te Türklüğü aşağıladığı gerekçesiyle Elif Şafak'ı mahkemeye verdi. Devamını adliye koridorlarında izleriz. Öncekilerde olduğu gibi.
Zeki Coşkun tarafından yazılan bu makale, 09 Haziran 2006 Cuma günü yayınlanan Radikal Gazetesindeki köşe yazısıdır.
Yeni bir 'okur' tipi türedi ama pek hayra alamet değil. Tam tersi, ciddi tehlike sinyalleri veriyor. Son derece bilinçli, 'seçerek okuyor'lar.
Kitap, dergi falanla gözlerini yormuyor, medya üzerinden 'ideolojik okuma' yapıyor ve anında pratiğe geçiyorlar. Sergi, konferans ya da mahkeme salonlarında, adliye koridorlarında boy gösteriyorlar; hedefi imha etmek için. Yeni okuma biçimi ve sonucu bu!
En son, vicdani ret hakkını savunan yazısı nedeniyle yargılanan Perihan Mağden karşısındaydılar, adliye koridorlarında. Okuduklarından anladıklarını zaten bildiklerini -hemencecik orada- 'hedef'e ve cümle âleme olabildiğince gür sesle ilan ediverdiler. Hedef, 'PKK cariyesi'ydi, yanındakiler de 'şerefsiz'. Bu kadar. Yaklaşık son bir yılın ürünü bu yeni 'okur' kitlesi. Türkiye tarihinin yüzkarası, İstanbul'un en büyük talan hareketlerinden 6/7 Eylül'ün 50. yıldönümü için açılan sergide ilk kez kendilerini gösterdiler, anımsadığım kadarıyla. Marifetmiş gibi sergilenen görüntüler, biz Türkler için pek yüz ağartıcı değildi ne yazık ki. Sergi-mergi gibi lüzumsuz, lüks, çoğu kez maneviyat bozucu, bozguncu şeylerle hayatta işi olmayan has Türkler, mecburen koşturdular sergiye. Ve gereğini yaptılar: İmha.
Okuma ve doğrudan eylemin mesajı:
Bir daha olmasın. Yeni okur tipi, bilinçli ve seçici. Her sergiye tenezzül edilmiyor.
Sergiye gidilecekse de gerekli alet, edavat hazır ediliyor. Falçata gibi.
Laf ebeliğinden, canbazlığından başka bir şey olmayan, hainlerin elinde bozgunculuğa dönen konferans, panel, sempozyum falan gibi işler de aynen sergi gibi sakat şeylerdir bu yeni 'okur' tipi için. Bilinçli ve seçici olduklarından her münasebetsizliğe vakit ayıracak halleri yoktur. Gerekli olana müdahale ederler. Ertelendiği, iptal edildiği halde ısrarla sahnelenen 'Osmanlı Ermenileri' gibi takıntıya el atmak da has Türkler için farz olmaktadır.
Yumurta, domates gibi gerekli ve sakıncasız cephane tabii ki hazır edilmektedir. Orhan Pamuk'u, Hrant Dink'i, Kurtlar Vadisi'ni diline dolayan ve haliyle suratına muştayı yiyen Metin Uca'yı falan tek tek saymaya gerek yok. Her 'okuma ve doğrudan eylem', kendi gereklilikleri çerçevesinde yapılmaktadır.
Eylem değil, kadrosu, kaynağı ve biçimi yeni. Öncelikle gözlerini, kulaklarını medyaya çevirmiş durumdalar. Oradan 'haber'ini aldıkları ve kendilerince rahatsız edici, tehlikeli buldukları hedeflere yöneliyorlar.
Asıl yenilik ise, düne değin doğrudan 'militer' parti örgütlenmesine dayanan eylemci kitlenin bir tür 'sivil'lik kazanması. Yine düne değin muhalif, demokrat, sosyalist düşüncelerden beslenen dernek türü örgütlenmelerin günümüzde 'paramiliter' nitelikli çevrelerce benimsenmesi.
Diyelim ki solda öteden biri tutuklu aileleri, kayıp aileleri örgütlüdür. Buna karşılık 'Şehit Aileleri' çıkar. Geçmişte sol akımların gençlik, işçi, meslek örgütlerinin faşist hareket tarafından marke edilmesi günümüzde 'sivil toplum' hareketi görünümünde uygulanıyor. En tipik gösterge: Yukarıdan beri andığım eylemlerdeki militan-müdahil aktörlerden avukat Kemal Kerinçsiz'in içinde olduğu Hukukçular Birliği, Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Birliği gibi örgütler.
Bu yeni örgütlerin öncülüğünde gerçekleşiyor medyatik okuma. Kerinçsiz'in sahne aldığı son eylem bir roman okuması: 'Baba ve Piç'te Türklüğü aşağıladığı gerekçesiyle Elif Şafak'ı mahkemeye verdi. Devamını adliye koridorlarında izleriz. Öncekilerde olduğu gibi.
Zeki Coşkun tarafından yazılan bu makale, 09 Haziran 2006 Cuma günü yayınlanan Radikal Gazetesindeki köşe yazısıdır.