Ölen, öldüren çocuklar [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ölen, öldüren çocuklar


Çakı®kağan™
03-18-2008, 15:58
Yazar:
Anadolu kentlerinden birinde liseli genç babasının arabasını kapmış, okuldan iki kız arkadaşını almış yanına, keyif yapacak. Yolda önüne iki çocuk çıkıyor, altı-yedi yaşlarında. Çarpıyor bizimki.

Çocuklar seriliyor yola. Keyfi kaçtığından olsa gerek, geri dönüyor arabayla, bir kez daha geçiyor çocukların üstünden.

'Liseli cinayetleri' salgını yoktu bu olay yaşandığında. Belki 2000'lere adım bile atmamıştık daha. Ama benim 'Anadolu rap'i'nin habercisi saydığım Sincanlı Oğuz, henüz büyük medya ve TV'ler tarafından keşfedilmese de kasetleri peynir-ekmek gibi satıyordu.

Şimdilerde 'Arabada beş, evde 15, hoşuma da giderse ağaya bedava'

nağmeleri döktüren, 'pompayı göreceksin' muhabbetiyle âlemleri kırıp geçiren Ankaralı Namık'ın, aynı ayaktan giden Ankaralı Turgut'un falan öncüsüdür Sincanlı Oğuz.

Taşranın, metropollerdeki dışarılıklıların ekranlardan, sayfalardan taşan 'renkli hayatlar'a, müziğinden edebiyatına popla pompalanan aşlar içindeki dünyaya tepkisidir bütün o Sincan-Ankara kırık havalarının söylediği, ortaya koyduğu. Yoksun ve karanlık hayatların, üstlerine üstlerine gelen renkli dünyayı kendi cephesinden deşifre etmesi, alaşağı etmesidir. Yaşanmayanın yaşananı söylemesidir.

Arabayla çiğneyip geçme faslı olduğunda, ne Adana'daki liseli kız kendisini terk eden sevgilisini okulda kurşunlayıp öldürmüştü, ne de Samsun'daki delikanlı çarşıdan silah satın alıp 'kız meselesi'nden

iki okul arkadaşına şarjör boşaltmıştı.

Okullu, ama okumayan/okuyamayan, büyük, şenlikli, hisli hayatlar arayan çocuklar bunlar. O nedenle büyüyünce mafya babası olmayı kafaya koyan Kocaelili 16 yaşındaki çocuk, arabasına ve silahına konmak için öz babasını haklayıvermişti gözünü kırpmadan.

Ve sonunda geldik buraya: Ankara'da meslek lisesi öğrencisi 16 yaşındaki kız, yine lise öğrencisi 19 yaşındaki sevgilisiyle plan yapıyor

görüşmelerine engel olan, aşkını kendine yasaklayan ailesini toptan imha etmek için! Erkek, işi geçiştirmeye bakıyor, kızın ısrarı sonucu, hem ona mahçup olmamak için ve de gururuna yediremediği için operasyonu kabul ediyor.

Kızın sağladığı anahtarla onun evine girip babayı hallediyor erkek. Kız, annesi ve ablasını dışarı çıkarmıştır. Telefonla haber bekliyor sevgilisinden; 'Babamı hallettin mi' mesajını geçiyor. Tamam karşılığını alınca yanındakilerle dönüyor eve, bıçağı kaptığı gibi ablanın işini bitiriyor. 'Annemi öldüremem' diyerek onu sevgilisine havale ediyor.

Sırada ağabey kalmıştır, onu beklerken iki sevgili bilgisayarda oyun oynamaktadır!

Evet, tamamen oyun. Tıpkı filmlerdeki gibi, tıpkı internet sitelerindeki çeşitli programlardaki gibi yok etme oyunu.

Sıradan. Arkasından ne olacak sorusu, asla yok. Çünkü bütün bu 'liseliler' için 'düşünme' denen şey çoktan, çoktan yasaklanmıştır.

Hayat ve insan sadece ve sadece 'beden'e indirgenmiştir çünkü. Hepimiz için. Haz ve arzu vardır her şeyin başında, önünde. Onu elde etmek, onu yaşamak için her şey yapılır, yapılmalıdır.

Budur vaaz edilen hayat. Hepimize.

Uzmanlar, 'antisosyal' olarak tanımlıyormuş sevgilisiyle bir olup ailesini imha eden kıza. Kimin, neyin ürünü acaba bu antisosyallik, bu canilik?

Yokluklar, yasaklar ve arzular dünyasında ölerek, öldürerek sosyalleşiyoruz işte.

Zeki Coşkun tarafından yazılan bu makale, 02 Haziran 2006 Cuma günü yayınlanan Radikal Gazetesindeki köşe yazısıdır.