Yılmaz'la Öz'ün gençlik sırrı [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yılmaz'la Öz'ün gençlik sırrı


Çakı®kağan™
03-18-2008, 16:00
Yazar:
Peş peşe aramızdan ayrılan Atıf Yılmaz ve Erdal Öz'ün yaşlarını hiç düşünmedim. İkisine de 'abi' diyordum. Biri 80'i, öteki 70'i devirmiş meğerse. Neden yaşsız, daimi genç, hatta çocuk kaldıklarını Başbakan sayesinde çözdüm!

Başbakanımız Yunanistan ziyaretinde Selanik'e, Atatürk'ün doğduğu eve uğradı, malum. Anı defterine bir şeyler yazacaktı ki... Fethi Dördüncü'nün yazdıklarını gördü, beyninden vurulmuşa döndü. Görevlilere esti gürledi, "Bunlara nasıl izin veriyorsunuz" diye çıkıştı. O sayfayı kopardı. İktidar partisini Atatürk'e şikâyet eden satırların yazarı, 1930'lardan 1960'lara Türk basınına damgasını vurmuş gazete patronlarından Halil Lütfü Dördüncü'nün evlatlığı. Halil Lütfü, iktidar provokasyonuyla baskına uğrayan ünlü Tan gazetesi ve matbaasının sahiplerinden. Serteller ülkeyi terk edince tek sahibi olarak kalır gazete ve matbaanın. 1955'te Yeni Gazete'yi çıkarır.

Hastalık derecesindeki pintiliğiyle ünlüdür. Rıfat Ilgaz, yıllarca Tan'da karın tokluğuna 'mürettip' (dizgici) ve 'musahhih' (düzeltmen) olarak çalışmıştır. Bir gün kapıcı, "Patron odasında, komada" der. Halil Lütfü yemek zehirlenmesindn komaya girmiş. Ilgaz, "Yanlışlık olmuş, patron paraya kıyıp da yemek yemez ki zehirlensin!" der. Başkasının ısmarladığı söylenince ikna olur. Babıâli'nin en ucuz doktoru çağrılır. Doktor hastaya bakar, "Bir yumurta, çabuk!" der. Yemek zehirlenmeleri için en etkili, ucuz ilaç, yumurta akı içirmektir hastaya. Müdahale sonuç verir, patron gözlerini açar. Serüveni zamanın en ünlü mizah dergisi Dolmuş'ta yazan Rıfat Ilgaz, sonunu şöyle bağlar: "Yumurta kırıldı. Doktor yumurtanın akını bir bardağa akıttı. Sayın patron açtı birden gözlerini, 'Ahmet,' dedi, 'yumurtanın sarısını sonra isterim senden, bir bardağa koy sakla!"

Dördüncü hakkında bir hikâye daha: Matbaa çalışanlarından birine, neden küçük adımlarla yürüdüğünü sorar Halil Lütfü. "Uzun adım atmaya bak! İki adım yerine bir adım atarsan, altı ay giydiğin ayakkabıyı da bir sene giyersin." Adam teşekkür eder, ama "ayakkabımdan size ne" diye de sorar. Yanıt: "Bana ne senin ayakkabından... Ama muşambaları yeni döşettim. Sen altı ay giyeceğin ayakkabıyı bir senede eskitirsen, ben de bu muşambaları bir senede eskitirim!"

---

Daha nice hikaye var Halil Lütfü için... Basın, yayın, sanat dünyasının diğer patronları pek farklı değildir. Para verilmez yazıya, yazara, yönetmene, sanatçıya. Her anlamıyla 'ucuz' iş yaparsan varsın o dünyada. Atıf Abi de, Erdal Abi de tüm bunları görüp yaşadıkları için o ucuzcu dünyanın dışında durdular. Hep genç, hep yeni, hep diri kaldılar. Kalacaklar.

Zeki Coşkun tarafından yazılan bu makale, 12 Mayıs 2006 Cuma günü yayınlanan Radikal Gazetesindeki köşe yazısıdır.