![]() |
|
|
#1 (permalink) | |||||||||
|
Öyle Özledim ki...
![]()
Üyelik tarihi: Aug 2007
Nerden: Kavganın İçinden...
Mesajlar: 15.633
Level: 74 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Paylaşım: 2766 / 2766 REP Gücü : 10000
REP Puanı : 2147483647
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
giderek I.dünya savaşına yol açacak olan uluslararası rekabet, geçen yüzyıldan başlayarak belirli safların oluşmasını ve savaştaki tarafların belirlenmesini sağlamaktaydı.
ingiltere ile fransa arasında 1904 yılında imzalanan anlaşmadan sonra 31 ağustos 1907 de, bu kez ingiltere ile rusya arasında bir anlaşma imzalanmasıyla "üçlü itilaf" kurulmuş oldu. bu, aynı zamanda, büyük avrupa devletlerinin saflaşmalarının da esas çizgileriyle belirginleşmesi, dahası kesinleşmesi demekti. çünkü "üçlü ittifak" daha geçen yüzyılda oluşmuş, almanya ile avusturya-macaristan ve italya birlikte saf tutmuşlardı. karşı safın oluşması daha uzun zaman aldı. bunda, öncelikle almanya nın rakibi durumunda olan ingiltere, fransa ve rusya arasındaki önemli çıkar çelişkileri başlıca rolü oynamıştı. fakat almanya nın büyük bir hızla güçlenmesi karşısında en önce fransa ve rusya aralarında anlaşmaya vardılar (1893). fransa ile ingiltere nin uzlaşması ancak 1904 yılında gerçekleşti. aslında böylece fransa aracılığıyla ingiltere ve rusya arasında da bir bağ kurulmuş oluyordu ama bunun yazılı bir anlaşma biçimini alması için 1907 ye dek beklemek gerekmişti. ingiltere, fransa ve rusya arasında bir ittifak kurulmuş olması almanya nın izlemekte olduğu siyasetin doğal bir sonucuydu. çünkü almanya yeni sömürgeler ele geçirmek ve topraklarını genişletmek için öncelikle bu üç devleti hedef almıştı. alman başbakanı bismarck ın kaygılandığı ve önlemeye çalıştığı bir durum gerçekleşmiş oluyordu bu yüzden. bismarck, başbakanlığı sırasında alman imparatoru, I. wilhelm e verdiği bir raporda bu olasılığı şöyle işaret etmişti: "rusya ile ingiltere arasında dostluk ilişkileri yerine düşmanlık ilişkilerinin var olması ve sürmesi alman politikasının çıkarınadır. ingiliz-rus anlaşması gerçekleşirse, bu anlaşmayı fransa nın katılmasıyla pekiştirmek her zaman mümkündür. demek ki ingiliz-rus anlaşması daha geniş bir koalisyonun ilk temel taşını meydana getirecektir. öyle bir koalisyon ki almanya için bundan daha tehlikeli bir şey düşünülemez." bismarck ın çekilişinden sonra ise, almanya siyasetini değiştirmiş, hele II. wilhelm imparator olunca oldukça sakınmasız bir politika izleyerek söz konusu devletlerin kendisine karşı bir birlik oluşturmalarını ister istemez kolaylaştırmıştı. büyük güçler arasındaki çekişme konularından biri de osmanlı devleti idi. ingiltere nin gözü osmanlı devletinin mezopotamya bölgesindeki topraklarını ele geçmekteydi. küçük balkan devletlerinden ayrı olarak avusturya-macaristan ve rusya nın da osmanlı devletinin balkan topraklarında gözü vardı. istanbul ve boğazlar ise ingiltere, rusya hatta minik yunanistan için bir fetih hedefiydi. bu koşullarda almanya kendisini osmanlı devletinin dostu, hatta koruyucusu gibi sunarak tam da ingiltere nin gözünü diktiği ortadoğu bölgesinde etkili olmak amacındaydı. gerçi kendi safındaki avusturya-macaristan ın osmanlı devleti zararına giriştikleri faaliyetleri durdurmak gibi bir kaygısı yoktu ama ingiltere, rusya ve fransa karşısında osmanlı devleti için bir karşı-ağırlık niteliği taşımasının bütün avantajlarından yararlanıyordu. böylece avusturya-macaristan ın almanya nın müttefiği olmasından ötürü baltık denizinden kafkaslara kadar rusya, bir alman tehlikesi altında hissetmeye başlamıştı kendini. üstelik balkanlarda ve boğazlardaki emelleri de suya düşmekteydi. ingiltere de osmanlı-alman yakınlaşmasını kendisinin özellikle hindistan daki çıkarları açısından tehlikeli bulmaktaydı. öte yandan, XIX. yüzyılın son çeyreğinden başlayarak uzakdoğu da yeni bir güç ortaya çıkmıştı: japonya. bu devlet de yayılmacı planları içinde kendine başlıca hedef olarak çin i ve kore yi seçmiş, bu yüzden kısa zamanda batılı sömürgeci güçlere ciddi bir rakip olmuştu. rusya çin e olan coğrafi yakınlığından ötürü japonya için "baş düşman" niteliğindeydi. nitekim 1904 yılında japonya nın saldırısıyla çıkan rus-japon savaşı siyasal sonuçlar ıbakımından avrupalı sömürgeci güçlerin kendi aralarındaki ilişkileri de etkilemiş, özellikle fransa, rusya nın uzakdoğu da japonya ile savaşa tutuşmuş olmasından ötürü almanya nın bir rus tehlikesinden kaygılanmadan yalnızca kendisine cephe alabileceğini bütün dehşetiyle görmüştü. dolayısıyla fransa nın çıkarı rusya nın kendisini uzakdoğu da tehlikede hissetmemesindeydi. bu ise öncelikle ingiltere ile rusya nın arasının düzelmesine bağlıydı. çünkü yine almanya ile rekabetten ötürü ingiltere ile jpanoya uzakdoğu daki çıkarlarında uzlaşarak birbirleriyle iyi geçinmeye bakıyorlardı. kaldı ki ingiltere de benzeri bir durum değerlendirmesi yaparak hem kendisinin hem de japonya nın rusya ile ilişkilerini düzeltmesi gerektiği sonucuna varmıştı. rusya da kendi açısından daha başka türlü düşünmüyordu. bir kere japonya ile yeniden kapışmaktan kaçınıyor ve bütün gücünü asıl tehlikeli düşman olarak gördüğü almanya ya ayırmak istiyordu. ingiltere ile anlaşması bunu sağlayabilirdi. tarafların başlıca çıkarlarının böylesine ortak bir noktada birleşmesi anlaşmanın kağıda dökülmesini kolaylaştırdı. ilkin 28 temmuz 1907 de rusya ile japonya arasında balık avlama alanlarına ilişkin bir anlaşma imzalanmış, bunu 30 temmuzda imzalanan siyasal nitelikli bir anlaşma izlemiştir. bir ay sonra da 31 ağustos 1907 de ingiliz-rus anlaşması bağıtlanmıştır. rus-ingiliz anlaşmasının fransa nın da yardımıyla imzalanması rusya ile ingiltere arasında çekişme konusu olan birçok devletin de geleceğini belirlemekteydi. çünkü anlaşmanın kapsamına afganistan, tibet ve iran a ilişkin sorunlar girmişti. buna göre, iran üç bölgeye ayrılmış, kuzey bölgesi rusların, güneydoğu bölgesi ingilizlerin nüfuz alanı olmuştu. merkez bölgesi ise tarafsız kalacaktı. her iki taraf da kendi bölgesinde istediği önlemleri almakta özgür olacak, buna karşılık doğrudan ya da bir müttefikinin aracılığıyla dolaylı olarak öbür tarafın bölgesinde yeni çıkarlar elde etmeye çalışmayacaktı. afganistan ve tibet de benzeri bir paylaşmanın hedefi olmuşlardı. rusya, afganistan ı "rus etki alanının dışında" saydığını belirtiyor ve afganistan la olan ilişkilerinde ingiltere nin aracılığına başvurmayı vaad ediyordu. tibet le ilgili olarak ise her iki devlet de bu ülkenin iç işlerine karışmamayı ve toprak bütünlüğünü bozmamayı kabul ediyorlar, çin in bu ülke üzerindeki egemenliğini tanıyorlardı. rus-japon ve ingiliz-rus anlaşmalarından sonra ortaya çıkan uluslararası siyasal durum öncelikle ingiltere için büyük bir diplmomatik zaferdi. hem dünyanın dört bir bucağındaki sömürgelerini ve buralara giden stratejik yolları, geçitleri güvenlik altına almış, hem de almanya yı doğudan ve batıdan kıstırmış oluyordu. almanya ise izlemiş olduğu aşırı saldırgan politikasından ötürü büyük bir yalnızlığın içine düşmüştü. italya nın 1902 yılında fransa ile anlaşarak üçlü ittifak tan fiilen ayrılmasından sonra güçsüz bir müttefik olan avusturya-macaristan dan başka dostu kalmamıştı. geçen yıllar içinde de en büyük rakipleri aralarında anlaşırken, almanya osmanlı devletini yanına çekmekten daha ileri bir diplomatik başarı gösterememiş, taraflar savaşa giden yolda son hazırlıklarını tamamlamaya dalmışlardı.
-----------------
![]() |
|||||||||
|
|
|
| Reklam Alanı |