FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik  

Geri git   FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik > Dini Bölüm > Dini Konular > Risalei Nur
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-22-2008, 23:55   #1 (permalink)
Onursal Üye
 
Bekir Berk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: Wireless Bölgesi
Mesajlar: 3.349

Level: 44 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 1642 / 1642
Güç: 1116 / 2922
Tecrübe: 79%

REP Gücü : 487810
REP Puanı : 48780610
REP Seviyesi : Bekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond repute
Standart Köşe Yazarlarına Verilen Cevaplar!

"O adam" acaba gizli kardinalmi ? Yazar Dr. Emin Şimşek
Yeni Mesaj’dan Muharrem Bayraktar böyle soruyor 31.07.2004 tarihli Köşe yazısında. Cenaze evinde Nasreddin Hoca fıkrası anlatma maskaralığını hatırlatan bu yaklaşım karşısında , bence en azında bir mümin her şeyin hakkını vermeli ise , maskaralığında Hakkını verme adına kendisini tebrik etmek isterim.

İddiasının nedenli güçlü olduğunu göstermek için de , bunun birde latincesini (in pectore) dile getirmeleri yokmu , maskaralığına ayrı bir renk katmıştır. Şunu demeye getiriyor yazar :" Sizde benim Şeyhime (!) bir isnadda bulunursanız , o isnadın terminolojisi ile zikrederseniz daha inandırıcı olur."
Halbuki biz kendi şahsi kusur ve eksiklerimizle meşgul olduğumuzdan , başkasının hatalarını araştırmaya bazıları gibi ne vaktimiz müsait nede takvamız. Bu arada tam bu konu ile alakalı bir Yazı ile karşılaşıyoruz ve paylaşmayı uygun görüyoruz. Başlığı :"Tevrat ve İncil Peygamberimizin (SAV) Nübüvvetine Delildir ":
Geçmiş peygamberlerle birlikte, geçmiş mukaddes kitaplardan Tevrat ve İncil, Hâtem-i Enbiyâ’nın peygamberliğine birer delil ve şahittir. Tahrif edilmiş olmalarına rağmen, Hüseyin Cisrî gibi allâmeler, elimizdeki Tevrat ve İncil nüshalarında, bu mevzû ile alâkalı pek çok işaretler bulmuşlardır. Bunlardan sadece dört tanesini vermekle iktifâ edeceğiz:
1) “Onlar için kardeşleri arasından, senin gibi bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyacağım” (Kitab-ı Mukaddes, Tesniye Bâbı, Âyet: 18). “Gerçek, Mûsa demiştir: “Rab size kardeşleriniz arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak, her ne söylerse onu dinleyeceksiniz. Ve bütün peygamberler, Semuel (İsmail) ve sıra ile gelenler, hep söylenen bu günleri ilân ettiler” (Rasullerin İşleri, Bâb: 3, Âyet: 22). “... ve Rabbin... Mûsa gibi bir peygamber daha İsrail’de çıkarmadı.” (Tesniye, Bâb: 34, Âyet: 12). Kitab-ı Mukaddes’in Ahd-i Atik (Tevrat) ve Ahd-i Cedid (İncil) bölümlerinden alınan yukarıdaki âyetlerde: a) Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İshak’ın soyundan gelen İsrail Oğulları’na Hz. Mûsa’nın “kardeşleriniz” şeklindeki hitabı, Hz. İshak’ın kardeşi Hz. İsmail’in soyuna, yani İsmail Oğulları’na işarettir. İsmail Oğulları’ndan gelecek olan peygamber ise ancak Hz. Muhammed (sav) olabilir; çünkü İsmail soyundan yalnızca Efendimiz (sav) gelmiştir. Hz. Yûşa ve Hz. İsa, Hz. İsmail’den değil, İsrail Oğulları’ndandır.
b) Hz. Mûsa, “benim gibi” sözüyle Peygamberimizi kasdetmektedir; çünkü, cihad, getirdiği kanun ve hükümler, koyduğu cezalar, cemaati arasında sözünün dinlenir olması.. gibi yirmi kadar hususta Hz. Mûsa’ya benzeyen, Hz. Yûşa ve İsa değil, Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir (sav).
c) Hz. Mûsa gibi bir nebînin İsrail Oğulları’ndan bir daha çıkmayacağı açıkça ifade olunmaktadır. d) “Sözlerimi ağzına koyacağım” ifadesi, Efendimizin ümmî olup, okuma-yazması bulunmadığı halde Allah’ın Kelâmı’nı kolayca hıfzedip insanlara okuyacağına işarettir.2) “Rab, Sina’dan geldi ve onlara Sâir’den doğdu; Paran dağlarında parladı ve mukaddeslerin onbinleri içinden geldi. Onlar için sağında ateşli ferman vardı” (Tesniye, Bab: 33, Âyet: 2). a) “Sina’dan gelme”, Hz. Mûsa’ya Tûr-ı Sîna’da ilâhî hükümlerin verilmesini; “Sâir’den doğma”, Hz. İsa’ya İncil’in verilmesini ve “Paran dağlarında parlama” ise, Efendimizin Mekke’de çıkacağını ifade eder. Paran, Arapça okunuşuyla Faran, Mekke’nin eski isimlerinden olduğu gibi, Kitab-ı Mukaddes’in Tekvin Bölümünde de Hz. İsmail’in Paran çölünde oturduğu anlatılmaktadır (Bâb: 21, Âyet: 21). b) İçinden gelindiği belirtilen mukaddeslerle, Peygamberimizin her türlü ayıptan uzak bulunan Âli’ne, Ehl-i Beyt’ine ve Ashâbı’na işaret olunmaktadır.
c) “Sağda ateşli ferman”, İslâm Dini’nde Cihad’a işarettir.
3) “Taş, köşenin başı oldu... ve o, gözlerimizde şaşılacak iştir... Allah’ın melekûtu sizden alınacak ve O’nun meyvelerini yetiştirecek bir millete verilecek ve bu taşın üzerine düşen parçalanacak; o da kimin üzerine düşerse onu toz gibi dağıtacaktır” (Matta, Bâb: 21, Âyet: 42).
a) Yukarıdaki âyette geçen “köşe taşı” Hz. İsa (as) olamaz; çünkü, Hz. İsa ve getirdikleri altında parçalanma, toz gibi olma meydana gelmemiş, bu Peygamberimizle olmuştur. Zâten, hükmeden Hz. İsa değil, Efendimizdi (sav); hükmetmek için gelmediğini söyleyen de bizzat Hz. İsa’nın (as) kendisidir. (Yuhanna, Bâb: 12, Âyet: 47). b) Buharî ve Müslîm’in rivâyetlerinde, Peygamberimiz (sav), kendisinin Peygamberlik binasının köşe taşı olduğunu bizzat ifade etmekte ve dolayısıyla köşe taşı konmakla, yani Peygamberimizle (sav) Peygamberlik tamamlanmış olmaktadır. 4) “Rab, size başka bir Faraklit verecektir; ta ki, daima sizinle beraber olsun” (Yuhanna, Bâb: 14, Âyet: 15). “O, size her şeyi öğretecek ve size söylediğim her şeyi hatırınıza getirecektir.” (Yuhanna, Bâb: 14, Âyet: 26). “Benim için o şehâdet edecektir...” (Yuhanna, Bâb: 15, Âyet: 26). Gitmezsem, Faraklit gelmez... ve O geldiği zaman günah, salâh ve hüküm için dünyayı ilzâm edecektir” (Yuhanna, Bâb: 15, Âyet: 7-8).
Yukarıdaki âyetlerde Faraklit olarak geçen kelimenin aslı Yunanca’da ‘Piriklitos’ olup, Arapça ‘Ahmed’ kelimesinin karşılığıdır. ‘Ahmed’, Efendimizin (sav) ismi olduğu gibi, Kur’ân-ı Kerim’de de O’nun İncil’de ‘Ahmed’ olarak geçtiği açıkça ifade edilir. Ve, burada sayılan bütün vasıflar sadece Efendimizde (sav) vardır. Kaldı ki, Efendimizin (sav) geleceğini ve vasıflarını açıkça anlatan pek çok İncil bugün elimizde mevcut değildir.
Muharrem Bey'e sormak istiyorum :" Hani müslümanları hıristiyanlatıracağını iddia ettiğiniz Gizli Kardinaliniz (!) , İnancın Gölgesinde adlı eserinde Hz.Muhammed Mustafa (SAV) 'min mevcut muharref İncil ve Tevratta zikredildiğini ispat ederek maksadını aşmış mı oluyor şimdi ? "
-----------------
[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]

[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]
Bekir Berk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam Alanı
Alt 03-22-2008, 23:57   #2 (permalink)
Onursal Üye
 
Bekir Berk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: Wireless Bölgesi
Mesajlar: 3.349

Level: 44 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 1642 / 1642
Güç: 1116 / 2922
Tecrübe: 79%

REP Gücü : 487810
REP Puanı : 48780610
REP Seviyesi : Bekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond repute
Standart

Yazar M. Latif Salihoğlu
Bu yazarı üç kâğıda kim getirdi?

Muharrem Bayraktar isimli şahıs, Yeni Mesaj gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor. 28 Nisan 2005 tarihli "Gözlem" köşesindeki yazısının konusu, başlıktaki ifadesinden de anlaşıldığı üzere "Bir başka açıdan Said–i Nursi."

Muharrem Beyin Said Nursî'yi hangi zaviyeden tarassut ettiğini ve bu konuya hangi açıdan bakarak girdiğini merak ettiğimiz için, yazısını dikkatle okumaya başladık.

Yazının cümlelerini, paragraflarını okuyup ilerledikçe, akıl, vicdan başta olmak üzere, bütün insanî duygularımızın bir "yalan rüzgârı"na mâruz kaldığını hissetmeye başladık.

Açıkçası, insanı hayretten dehşete düşüren bir fecâat ile karşı karşıya oduğumuzu gördük. Yazar, Said Nursî'ye tamamen ters açıdan bakmış, yüzde yüz zıt yönden yaklaşmış. Tıpkı, şaşkın ördek misâli...

Bu arada, şunları düşünmeden edemedik: Yâhû, dindar geçinen bir insan, nasıl olur da bu derece aldanır, yahut aldatılır? Nasıl olur da, bir mü'min bu kadar bâriz şekilde üç kâğıda gelir, yahut getirilir? Nasıl olur da, bir allâme-i cihana böylesine çirkin yalanlar, ithamlar, iftiralar atılarak veya yutularak yazılır, yahut yazdırılır?

Hatırımıza ister istemez bunlar geldi ve bilmecburiye sormak durumunda kaldık.

Evet, şunu düşünmemek ve sormamak elde değil: Nasıl olur da, Yeni Mesaj'ın yazarı Said Nursî hakkında muhtevası yüzde yüz yalan, yanlış ve "hâzâ iftira" kabilinden bir yazı yazma gafletine düşer?

Aziz okuyucu, elbette ki şimdi "Ne oldu ve neler yazıldı?" diye sorup meselenin esasını merak ediyorsunuzdur.

O halde, şimdi sabır kuvvetine dayanarak ve dahi sinirlerinize hâkim olarak, yazının bundan sonraki kısmını dikkatle takib ediniz.

* * *

Muharrem Bey, söz konusu yazısına aynen şu cümlelerle başlıyor:

"Bu ülkenin özgür ve egemen hale gelmesi kolay olmamıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrası parsel parsel bölünmek istenen, tarih sahnesinden silinmek istenen Türkiye’nin yeniden dirilişini gerçekleştiren hareket Kuva–yı Milliye hareketi olmuştur."

Güzel. Umumî kabul gören bu güzelliğe, yazarın şu iki cümlesini de ilâve edebilirsiniz:

"Sonuçta da bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti ortaya çıkıyor.

"Kuva–yı Milliyecilerin yiğit mücadelelerine destek verenler olduğu gibi, karşı çıkanlar da olmuştur."

Güzellik, yazının daha bu ilk cümlelerinden itibaren bitiyor. Ve ne yazık ki, bundan sonraki hemen bütün ifadeler, düpedüz yalanla, yanlışla, iftirayla, karalamayla, kin, haset ve kıskançlık kokusunu yayan bir edâ ile devam edip gidiyor.

İşte, baştan sona kara çalmaya matuf bu yazının devam eden cümlelerinden birkaç örnek:

"(Kuva–yı Milliye hareketine) karşı çıkanların en başta gelenlerinden biri ise, Said–i Nursi, ya da diğer ismiyle Said–i Kürdi!

"Said–i Nursi’yi ihtişamlı törenlerle kutlayanlara, onun hatırasını yaşatmak için toplantı üstüne toplantı düzenleyenlere, bugün bir belge sunacağım.

"...30 Ekim 1918’de Osmanlı’nın tasfiyesi fiilen yürürlüğe girmişti. Bu tasfiye anlaşmasına karşı, ülkenin bir çok yerinde örgütlenen ve yeni bir özgürlük savaşına girişen 'Kuvvacılara' karşı çıkan teşkilatlar arasında Teal–i İslam Cemiyeti vardı. Başındaki İslâm kelimesi sizi aldatmasın, bu cemiyeti kurduran İngilizlerdi.

"Teal–i İslam’ın yönetim kurulunda bulunan etkin isimlerden biri de Said–i Kürdi idi.

"Teal–i İslam Cemiyeti 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk milletini Kuva–yı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırıyordu. Bu bildirinin altında imzası bulunanlardan biri de Said–i Nursi idi.

"Oldukça uzun olan bu bildirinin bir bölümünü size aktararak, Türk milletini Milli Mücadeleden uzak tutmaya çalışan bu şaşırtıcı ifadelerin yorumunu sizlere bırakmak istiyorum..."

Adına "fetvâ-yı şerife" de denilen bu bildiri metninde Anadolu halkına hitap edilerek, Kuvvâ-yı Milliyeciler "Selanik dönmeleri, hainler, canavarlar, hinoğlu hinler, Allah’tan korkmaz, Peygamberden utanmaz mahluklar" gibi galiz tâbirlerle yâd ediliyor, halka "Allah’ını, Peygamberini ve padişahını seven bu tarafa gelsin" çağrısı yapılıyor, kezâ millî kuvvetler "İngilizleri kızdırıp üzerimize Yunanlıları musallat ettirmek"le itham ediliyor ve sonunda "Cenâb–ı Hakk’ın gazap ve lâneti sizin üzerinize olsun" denilerek, onlara lânet okunup bedduada bulunuluyor.”

Yazının sonlarında—söz verdiği halde—yorumu okuyucuya bırakmayarak kendi kendini tezkip eden sayın yazar, şunları ifade ediyor:

"Altında Said–i Nursi’nin de imzası bulunan 'Kuva–yı Milliye’yi yok edin' bildirisinden bir kesit aktardım size. Adeta İngiliz istihbaratının kaleme aldığı bir bildiriyi andırıyor bu satırlar.

"Kuva–yı Milliye ruhu ile ülkenin dört yanından toplanan, Yunan’a karşı savaşan Müslümanları 'Artık Yunanlıları öldürmeyin, bu bizim aleyhimize' diyebilecek kadar ürkütücü ifadeleri şaşkınlıkla okuduk.

"Allah’ını ve Peygamberini seven, 'bağımsız bir vatanda, düşmanın çiğnemediği özgür bir ülkede' daha rahat yaşamak, ibadetini daha güzel yapmak için mücadele eder. İngiliz’e boyun eğmeye, Allah’ı, Peygamberi–haşa–alet etmez.

"İzmir Yunan işgali altında iken, Cuma namazı için camiye toplanan cemaate karşı 'İzmir Yunan’ın elinde iken size Cuma namazı kıldırmam' diye kükreyen Denizli Müftüsü Ahmed Hulusi Efendi mi yanlış yaptı, yoksa 'Aman Yunan’ı daha fazla öldürmeyin' diye bildiri yayınlayanlar mı? Bu bildirinin ve Kuva–yı Milliye karşıtlığının perde arkasını aralamak ayrıca bir tarihî zorunluluk değil mi?

"Said–i Nursi’nin bu boyutunu ortaya koymadan, sadece Risâlelere takılarak yön bulmaya çalışmak, yanlış olur diye düşünüyorum."

* * *

Evet, ortada bir yanlışlık olduğu muhakkak; ama, nerede ve kimde bu yanlışlık?

Denizli Müftüsü, tabiî ki doğru olanı yapmış.

Aynı şekilde, harp gazisi bir vatanperver olarak Said Nursî'nin de, yukarıdaki fetvânın tam aksine, üstelik "Hareket-i Milliye" lehinde bir fetvâ yayınladığı, üstelik neşrettiği "Hutûvât-ı Sitte" isimli eseriyle İngiliz işgaline karşı mücadale ettiği ve hasseten bu gerekçeyle Ankara'daki Millet Meclisine dâvet edilerek resmî "Hoşâmedî" ile karşılandığı da—Meclis'teki Kuvvâ-yı Milliyeciler dahil—binlerce insanın şahitliğiyle vâkidir ve doğrudur. (Bkz: TBMM Zabıt Ceridesi, 9.XI.1338/1922.)

O halde, temel yanlışlık yazar Muharrem Bayraktar'ın kendisinde. Yazar, bu acib yanlışını özür dileyerek derhal düzeltmeli, tashih etmeli. Aksi halde, kendisini üç kâğıda getirenlerle birlikte çalışıyor durumuna düşürmüş olacak.

* * *

Evet, Said Nursî'ye bugüne kadar pek büyük iftiralar atıldı, isnatlarda bulunuldu. Ancak, böylesi hiç görülmedi.

Birinci Dünya Harbinde, vatan savunması için bütün talebelerini başına toplayarak Kafkas Cephesinde Rus ordusu ve Ermeni çetecilere karşı canla başla mücadele eden Said Nursî, İstanbul'u işgal eden İngiliz cebbarlarının yüzüne şöyle tükürüyordu: "...Tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!" (Tarihçe-i Hayat, s. 124.)

Şimdi soruyoruz: Said Nursî "İşgalci İngiliz yanlısı" gösterildiği takdirde, onun bu okkalı tükrüğü kime ve nereye gidecek?

Bakınız, yine o "Hutûvât-ı Sitte" isimli eserin "Altıncı Hatve"sinde işgalciler için ne diyor: "...Hey! Ekpekü'l-küpekâ! Köpekten tekepküp etmiş köpek! Senin yüzüne tükürmek, gözüne tokat vurmakla, ruh ve kalbimiz sağ kalır. Ceset de şehit olur."

Evet, bütün bunları merdane şekilde çıkıp haykırdığı için, Kuvvâ-yı Milliyeci Meclis üyeleri tarafından bile alkışlanan ve memleket için hayır duâsı istenen Said Nursî'yi, şayet bütün bu söylediklerinin tam aksi yönünde itham eden olursa, acaba onun hali nice olur, varın bunun tarifini, izahını siz yapın.


Bediüzzaman'ın 19 Ocak 1923'te Meclisteki mebûslara yaptığı hitaptan


Ey mücâhidîn-i İslâm!

Bu fakirin bir meselede on sözünü, birkaç nasihatini dinlemenizi rica ediyorum.

Evvelâ: Şu muzafferiyetteki hârikulâde nimet-i İlâhiye bir şükran ister ki devam etsin, ziyade olsun. Yoksa, nimet şükrü görmezse gider.

Saniyen: Âlem-i İslâmı mesrur ettiniz, muhabbet ve teveccühünü kazandınız. Lâkin o teveccüh ve muhabbetin idamesi, şeâir-i İslâmiyeyi iltizamla olur. Zira, Müslümanlar İslâmiyet hesabına sizi severler.

Salisen: Bu âlemde evliyaullah hükmünde olan gazi ve şühedalara kumandanlık ettiniz. Kur'ân'ın evâmir-i kat'iyesine imtisal etmekle, öteki âlemde de o nurânî güruha refik olmaya çalışmak, sizin gibi himmetlilerin şe'nidir.

Sadisen: Hasmınız ve İslâmiyet düşmanı olan frenkler, dindeki lâkaytlığınızdan pek fazla istifade ettiler ve ediyorlar. Hattâ diyebilirim ki, hasmınız kadar İslâma zarar veren, dinde ihmalinizden istifade eden insanlardır.

Tasian: Sizin bu İstiklâl Harbindeki muzafferiyetinizi ve âli hizmetinizi takdir eden ve sizi can ü dilden seven cumhur-u mü'minîndir. Ve bilhassa tabaka-i avâmdır ki, sağlam Müslümanlardır. Sizi ciddî sever ve sizi tutar ve size minnettardır ve fedakârlığınızı takdir ederler. (Hubâb Risâlesi)


Tarihin yorumu


2Mayıs 1876: Bulgaristan'da Osmanlı devletine karşı büyük bir isyan hareketi başlatıldı.

Rusya’nın da teşvikiyle Osmanlıdan ayrılmak isteyen Bulgarlar, geniş bir bölgede isyan çıkardı. 40 gün kadar süren bu isyan hareketi, alınan siyasî ve zecrî tedbirler sonucu zor belâ bastırılabildi.


Kaynak: M. Latif Salihoğlu, Yeni Asya, 02.05.2005
-----------------
[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]

[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]
Bekir Berk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-22-2008, 23:59   #3 (permalink)
Onursal Üye
 
Bekir Berk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: Wireless Bölgesi
Mesajlar: 3.349

Level: 44 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 1642 / 1642
Güç: 1116 / 2922
Tecrübe: 79%

REP Gücü : 487810
REP Puanı : 48780610
REP Seviyesi : Bekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond repute
Standart

Yazar Dr. Emin Şimşek

İddia : Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin : “Köre kör demek nasıl eziyet edici bir söz ise, kafire kafir demek de bu ölçüde eziyet verici sözdür.” cümlesi eleştiriliyor ve Allah'ın Kur’an–ı Kerim’inde, yaklaşık 350 ayette “küfür” kelimesini değişik kalıplarda kullandığını ve Kafirun suresinin : “(Ey Resulüm!) De ki!: ‘Ey kafirler!’...” şeklinde başlamasını delil getirerek Üstad Hazretleri tenkit ediliyor !



El-Cevab:

Bediüzzaman Hazretleri , Münazarat adlı eserinin 72. sayfasında kendisine sorulan ”Bir kısım Jön Türk der: Demeyiniz Hıristiyanlara hey kâfir! Zira ehl-i kitaptırlar." Neden kâfir olana kâfir demeyeceğiz?” sorusuna bakın nasıl cevab veriyor :

Kör adama, hey kör demediğiniz gibi... Çünkü eziyettir. Eziyetten nehiy var. “Kim zimmî olan birine eziyet ederse..." Hadis-i şerifin devamı "Ben onun hasmı olurum; şeklindedir."( El-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr: 6:19, hadis no: 8270) diyerek İslamiyetin tahkir ve eziyet dini olmadığını vurgulamıştır.Yazısının devamında Kur’anı Kerimde geçen “kafir” hitabına muhatab olan iki zümreden bahsetmektedir :

1-) Allah’ı inkar eden dinsiz kafir : “Bu anlam ile Ateistler kast edilmektedir”. Çünkü ameli yönden küfre düşmüşlerdir.
2-) Peygamberimiz ve İslamiyeti inkar eden kafir : “Bu anlam ile Ehl-i Kitab kast edilmektedir. Çünkü itikat yönü ile küfre düşmüşlerdir.

SONUÇ:

1-) Birkere sual Hıristiyan Ehl-i Kitaba Kafir denip denmemesi ile ilgili olduğundan , siz sanki bütün kafirlere kafir denmemesi olarak algılayarak , konuyu tam bilmeden yorum yapma hatasına düşmüşsünüz !
2-) Kör bir adama kör demek bir nevi hakarettir , bir eziyettir ve bu uslub ile şayet İslamı tebliğ etme gibi bir niyetiniz varsa , bunu hakaret ederek değil , seviyeli bir uslub ile yapmak Kur'an ve sünnetin gereğidir.Çünkü :

- Allah Hz.Musa (AS) ’mı, Firavuna gönderirken: “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” (Taha, 44)
- Yine Efendimiz (SAV) için: 'Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet etmeyi ” (Nahl, 16/125) vaz etmektedir.
- Allah’ın Ayetlerini inkar eden ve Efendimiz (SAV) ‘i yalanlayanlar için: “Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.” (Hicr, 85) demektedir.
- Efendimiz (SAV) ‘e Uhud Savaşı ve sonrasında hitab ederken, Efendimiz (SAV) ‘min yanında yer almayan, onun emir ve tavsiyelerini yerine getirmeyen hem Münafık hemde İmanları Tahkiki seviyede olmayanlar için: “Sen yalnızca Allah'ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli biri olsaydın kesinlikle etrafından dağılıp gitmişlerdi.' (Ali İmran, 159) demektedir.

Şimdi , Kur’anı Kerimin İslamı Tebliğ stratejisi ortada iken Kafirun suresinde geçen “Ey Kafirler “ hükmünü delil getirmişsiniz : Lakin Elmalı Hamdi Yazır Tefrisinde, bu hitab şeklinin , bütün kafirler için kullanılmadığını , Ayetin nazil gerekçesinde Kureyş kafirlerinden, Peygamberimizden ibadetlerde,bir sene kendi tanrılarına, bir senede Peygamberimizin Tanrısına (Allah’a) tapılmasını istemesi üzerine , Kureyşin ileri gelenlerine bir hitab şekli olduğunu, bundan dolayı bir kâfire "ey kâfir" yahut "ey kâfirler" demenin hakaret ve buğz anlamı taşıyacağından caiz olmadığına hükmederek , Bediüzzaman Hazretlerini teyit sizi ise tekzib etmektedir !

Son olarak , Bediüzzaman Hazretleri , bu tasnife delil olarak İslam Fıkhından örnek getirmiştir : “Onun için, İslâmiyet, fâsıkı hain bilir, şehadetini reddeder. Mürtedi zehir bilir, idam eder. Hıristiyan bir zimmîyi ve kâfir muahidi ibka eder (olduğu gibi kabullenir) . Hanefî mezhebi zimmînin şehadetini kabul eder”. (Hutbe-i Şamiye, Sayfa 151)

Evet, Ehl-i Kitab’ın Hukukta şehadeti ve cizye karşılığında dinlerini yaşama hakkı verilirken , müşriklerin ne şehadeti nede cizye hakkının verilmemesi Bediüzzaman Hazretlerinin Kafiri 2 çeşit olarak algılamasına en güzel bir delildir .

Bilmemek ayıp değil , öğrenmemek ayıp Müslim Bey ! Bilmeden yorum yapmak ise , İsra Suresi 36.Ayet-i Celile gereği Haramdır :

"Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar."

Yeni Mesaj Gazetesi, 28.01.2005 tarihli Müslim Karabacak yazısına cevaben yazılmıştır












-----------------
[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]

[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]
Bekir Berk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-23-2008, 00:01   #4 (permalink)
Onursal Üye
 
Bekir Berk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: Wireless Bölgesi
Mesajlar: 3.349

Level: 44 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 1642 / 1642
Güç: 1116 / 2922
Tecrübe: 79%

REP Gücü : 487810
REP Puanı : 48780610
REP Seviyesi : Bekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond repute
Standart

Yazar Dr. Emin Şimşek Salı, 25 Ekim 2005 Müslim Karabacak "Diyalogcu Ebu Lehebti , Hz.Muhammed mübelliğdi"yazısında , Efendimizin tebliğ görevini; beşir/müjdeci ve nezir/korkuyu haber verici olmak üzere iki başlık altında yapardı. İman edip “salih amelle/Allah rızasını gözeterek” yapılan kulluğu hangi güzelliklerin beklediğini müjdelerdi.İman etmeyip şirk içinde olanları da hangi kötü akıbetin beklediğini anlatarak iman etmemeleri durumunda başlarına gelecek korkunç sonu anlatırdı.

EL-CEVAB :Efendimiz (SAV) ‘in hem tebliğ hemde temsil yanı vardı ! Rahmetim Gadabımın önündedir diyen Hz.Allah (C.C.) , göndermiş olduğu Resulünüde (SAV) , Alemlere Rahmet ve müjdeleyici olarak gönderilmiştir , yoksa korkutucu olarak değil !


[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...](Enbiya:107)


İDDİA :
Hz. Peygamber (as) bu tebliğ görevini, hangi halde ve şartlarda olursa olsun, muhatabının konumu ne olursa olsun, başına ne gelecekse gelsin, kısaca hiçbir hesap içinde olmadan yapmaktan bir an bile sarf–i nazar etmemiştir.Gün geldi muhatabı yaşadığı çağın süper gücü Bizans’ın kralı oldu, O’na bu tebliği yaptı.Gün geldi bir bedevi oldu muhatabı, O’nu İslam’a/Tevhid’e davet etti.Günü geldi Ebu Cehl’e gitti, O’nu imana davet etti.Ama imana davet etti!“Diyalog” yapmadı.



EL-CEVAB :

Efendimiz (SAV) , -haşa- Don Kişot vari , her şartta , her önüne gelene “Müslüman ol” dememiştir ! Bu , Efendimiz (SA)'i usul ve yöntem bilmez olarak adlandırmış olursunuz ki , bunu kabul etmek mümkün değildir. Efendimiz (SAV) , İslamı Temsil ve tebliğ ederken , muhatabın konumu , ilmi kapasitesi , ve kazanma noktalarını göz önünde bulundurarak Tebliğ vazifesini yapmıştır ! Mesela , İkrime (R.A.) Mekke Fethinde firar etmiş , Efendimiz (SAV) bu azılı düşmanını hanımı vesilesi ile ikna ederek yanına gelmesini sağlamış , huzuruna geldiğinde : “Merhaba , ey şerefli Muhacir “ şeklinde iltifat ettikten sonra , İkrime (RA) iman etmiştir. Mesela , Vahşi (RA) ‘da aynı şekilde Mekke Fethinden sonra Taif’e kaçmış , lakin Efendimiz (SAV) bir aracı vasitası ile ona tam 3 mektub ve her mektubta Allah’ın mağfireti ve günahları bağışlıyacağına işaret eden Ayetleri yazmış , nihayet üçüncü Mektubunda o İslama teslim olmuştu ! Ebu Süfyan ise , kendisine verilen 100 deve değerindeki bir ganimet karşısında , kalbi İslama ısındırılmış ve tam fethedilmiştir ! Hz.Yasir (RA) bir çokları gibi, Efendimiz (SAV) ‘min El-Emin vasfına binaen , hiçbir davet almadan İslam ile müşerref olmuştur ! Mesela bir Hudeybiyye Barış antlaşması ile , Halid bin Velidler , Amr bin As’lar , Osman bin Talha’lar “Müslüman ol” denmeden kendileri İslama girmişlerdir !
Demekki Efendimiz (SAV) , her insana fıtratına ve uslubuna uygun bir Diyalog zemini aramış , bu tesis edildikten sonrada İslam’a kazandırmıştır ! Yoksa , Diyaloğa girmediği hiç kimseye İslam’ı doğrudan temsil ve Tebliğ etmemiştir !


İDDİA :
Biri bana şunu ispat etsin bütün iddialarımdan vazgeçeceğim.Papalığın tasarlayıp uygulattığı “Dinlerarası Diyalog” sürecinde İslam’ı temsilen bulunanlardan herhangi biri, yapılan onca toplantının herhangi birinde “gayr–i Müslim” katılımcılara, ya da bir ferde; “bak beyefendi, şirk içindesin, bulunduğun hal küfürdür, iman et kurtul” diye bir tebliğinin, bir konuşmasının olduğunu bana biri ispat etsin, yanlış yaptığımı, hata işlediğimi peşinen kabul edeceğim.Böyle bir şeyi kimse ispat edemez. Çünkü böyle bir şey asla ve kat’a ve dahi hiçbir yerde yapılmadı.Yapılması da mümkün değildir.



EL-CEVAB :

Daha Efendimiz (SAV) ‘min Tebliğ Yöntemini bilmeden , onun tebliği hakkında yapılan bu ve benzeri iddialar , İlmi bir hüviyet kazanamıyacak , sadece ilmi bir acizliğin göstergesine delil olacaktır !


Mesela , Efendimiz (SAV) En yakın akrabalarını Safa tepesinde toplayıp onlari İslâm’a davet için, 'Size su dağın arkasında düşman atlılarının bulunduğunu söylesem, bana inanırmısınız? ' dediği zaman: 'Hepimiz inanırız. Çünkü sen yalan söylemezsin' diye cevap vermişlerdi.(Buhari Tecrid Tercemesi, 9/285) Bu örnek üzerine, Efendimiz (SAV) akrabalarını İslam’a davet etmiştir !


Yani , güven ve sıdık tesisi olmadan , islam adına yapılan hçbir davet uzun ömürlü olmayacağını bizzat bu örnekten göremkteyiz ! İşte Diyalog bu Güven Kredibilitesini tesis etmek, bahse konu Hrsitiyan ve yahudilerin bizleri (müslümanları) daha iyi tanımasını sağlaması için yapılıyor! Yani İslamın Diyalog ile temsili ve bu vesile ile tebliği yapılıyor. Siz güven telkin etmedikten sonra, sizinle ticaret bile yapılmazken, İslama davetine kim icabet edebilirki?

Bundan dolayı, Siyer (Efendimiz (SAV) 'in Hayatını) iyi bilmeden yorum yapmamak lazım! Çünkü Asr-ı Saadette yaşanana her hadise, mikro planda, günümüzdede yaşanmaktadır, yeterki doğru hadiseyi doğru hadiseyle değerlendirelim!



İDDİA :

Çünkü bu çalışmalar, İslam’ın hak din olduğu, Hz. Muhammed’in (as) Allah’ın son peygamberi olduğu hakikati üzerine bina edilmedi.


EL-CEVAB :

Dinlerarası Diyalog faaliyetlerinde , hangi Din mensubu ruhaniler , İslam’ın hak bir din olmadığını ve Efendimiz (SAV) ‘min son bir peygamberi olmadığını söylemiştir ?


İDDİA :
Peki sıkışınca “Hz. Peygamber (as) 33 kere (bu rakamı nereden buldularsa) Ebu Cehl’e gitti” diyen zavallılara sorum; gidince ne söyledi Ebu Cehl’e?



EL-CEVAB :

Bir kere Ebu Cehili ziyaret etme sayısı 33 değil , 100 ü aşkındır ! Bu konuda Siyer Kitablarından İbn-i Hişam , İbn-i İshak ve İbn-i Esir ‘e bakabilirsiniz ! Ebu Cehil ile eskiden bir tanışıklığı olduğundan , ve onun nazarında el-Emin vasfına haiz olduğundan Doğrudan tebliğ yapması doğaldır ! Olayları kritize ederken , elma ile armutu karıştırmak ilim ehli insanların işi değildir!


İDDİA :

Gel seninle İbrahimî dinlerde anlaşalım mı?
Senin dinin de hak benimki de, gül gibi geçinip gidelim mi?
Yoksa şunu mu dedi: “İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur, bunda da en çok suçlanacak olan ashabımdır, vakitli bir gayretle İslam’ın bu yanlış anlaşılmasını kaldırıp atabiliriz.”
Bunlardan hiçbirini demedi Hz. Peygamber.



EL-CEVAB :

Biraz kapasitesi olan bir insan , bu soruları sormak yerine biraz düşünmelidir : Birkere İslam ‘ın henüz yeni nazil olduğu bir dönemde , İslam ‘ın yanlış tanınması mümkünüdür ? Madem mümkün değil , o halde yanlış anlaşılmasıda söz konusu değildir ! Kur’an-ı Kerim , buna rağmen Ehl-i Kitaba Efendimiz (SAV) min şu şekilde demesini öğütlüyor :” De ki: Rabbim, beni doğru yola iletti. Dosdoğru dine, Allah'ı birleyen İbrahim'in dinine. O, ortak koşanlardan değildi”(En’am :161)


İDDİA :
Girin google’ye. Ve yazın “millionen gegen Mohammed.” Karşınıza şöyle bir Almanca metin çıkacak; "Der Vatikan will weltweit die Ausbreitung des İslam stoppen. Eine kaum bekannte Organisation gibt dafür Riesensummen aus." (inşallah imlası yoktur. Sonra bir Alamanca bilene bunu tercüme ettirin.Bulamazsanız ben tercüme ettirmiştim, onunla iktifa edin: “Vatikan, İslam’ın dünya üzerinde yayılmasını durdurmak istiyor. Tanınmış büyük bir teşkilat bu uğurda büyük harcamalar yapıyor.”Bu büyük teşkilatı siz büyük bir cemaat olarak da tercüme edebilirsiniz.Anladınız mı papalık misyonunu?



EL-CEVAB :

Tercümeyi de kendi yazılarınıza benzetmişsiniz Müslim Bey ! Tercüme ettiğiniz “. Tanınmış büyük bir teşkilat bu uğurda büyük harcamalar yapıyor” şeklinde değil “ Pek tanınmayan bir teşkilat bu uğurda büyük harcamalar yapıyor” şeklinde olacaktır ! Dolaysıyla kendi iddianızı kendiniz tekzib etmiş oldunuz ! Allah şaşırttımı böyle şaşırttırıyor ! Çünkü ,burda iddia ettiğiniz “Çok tanınmış teşkilat “ Gülen cemaati ise , asıl tercümde geçen “pek tanınmayan teşkilat” sakın sizinki olmasın (!)


İDDİA :
Dinlerarası diyalogun İslam’a duble ihaneti var.Bir; Müslümanları Hıristiyan yapmak/Hıristiyan muhibbi yapmak.İki; Bu dinden İslam’a girmeyi düşünenlere “sakın ha! Sizin dininiz de hak, ne farkı var İslam’dan” telkinini yapıp Müslüman olmalarını önlemek.

EL-CEVAB :


Kaç kez sorduk ; lakin bir kez cevablamadınız : Diyalog faaliyeleri boyunca ( 10 yıldır) , kaç Müslüman Hıristiyan oldu ? Peki , Diyaloğu yapanlar içinde , kaç cemaat mensubu Hıristiyan oldu ? Cevab veremiyorsunuz ama ? Biz söyliyelim , “sıfır” !


İDDİA :

Olaya bizzat şahit olan anlattı.
Müslüman zekatıyla kurulan bir okula bu niyetle giden bir İsevî çifte, işte yukarıdaki cümlenin aynısı söylenmiş ve Müslüman olmaları engellenmiş.



EL-CEVAB :

Miş , - muş gibi ekler maşallah yazılarınızdan hiç eksik olmuyor ! Hiçbir İlmi yazıda rastlamadığımız ekleri sizin yazılarınızda rastlamış olmamız neyin götergesi acaba ? Ayrıca , bir arkadaşımıza , benzer bir emailde sizin hakkınızda gelmiş :” Doğu Perinçek’in zekatları ile Ulusalcı bir Kur’an Kursu açacakmışsınız .....“. Her gelen emaile inanmaya kalkasak , daha neler duymuş oluruz , lakin biz İlmi delillere itibar ettiğimizden , müfteri konumuna düşme gibi bir ihtimalimiz olmuyor !

(Yeni Mesaj Gazetesi 21.10.2005 tarihli Müslim Karabacak yazısına cevabtır)
-----------------
[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]

[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]
Bekir Berk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-23-2008, 00:31   #5 (permalink)
Emekli Üye
 
Cengiz Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: eskişehir
Mesajlar: 9.615

Level: 64 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 2369 / 2369
Güç: 3205 / 6270
Tecrübe: 18%

REP Gücü : 775126
REP Puanı : 77511587
REP Seviyesi : Cengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond repute
Standart

sağolasın kardeşim emeğine sağlık..
Cengiz Han isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-23-2008, 00:55   #6 (permalink)
Onursal Üye
 
Bekir Berk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: Wireless Bölgesi
Mesajlar: 3.349

Level: 44 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 1642 / 1642
Güç: 1116 / 2922
Tecrübe: 79%

REP Gücü : 487810
REP Puanı : 48780610
REP Seviyesi : Bekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond reputeBekir Berk has a reputation beyond repute
Standart

hacım sen bu yazıları devam ettirirsin sana zahmet, daha çok var biliyorsun
-----------------
[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]

[Yalnızca Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler. 10 Saniyede kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]
Bekir Berk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-23-2008, 00:56   #7 (permalink)
Emekli Üye
 
Cengiz Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: eskişehir
Mesajlar: 9.615

Level: 64 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 2369 / 2369
Güç: 3205 / 6270
Tecrübe: 18%

REP Gücü : 775126
REP Puanı : 77511587
REP Seviyesi : Cengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond reputeCengiz Han has a reputation beyond repute
Standart

tamam yarına bakarım dostum bu tarz yazıları kaçırmam
Cengiz Han isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla