GS=KRAL
03-23-2008, 14:44
Geleneksel Türk Sanatlarından, ebru, yoğunlaştırılmış su üzerine toprak ve toz boyalarla resim yapma sanatıdır. Koyulaştırıcı bir madde ile kıvamı arttırılmış suyun üzerine, içine öd katılmış, suda erimeyen boyaların serpilmesi ve su yüzeyinde meydana gelen şekillerin bir kağıda geçirilmesiyle yapılır.
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] b/a/a5/PaperMarbling003France1880Detail.jpg/300px-PaperMarbling003France1880Detail.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 03France1880Detail.jpg) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 03France1880Detail.jpg)
Battal ebru : Su üzerine serpilen boyalara hiçbir müdahale olmaksızın yapılan ebru
Gelgit ebru : Battal ebrudan sonra, önce enlemesine ,boydan boya, daha sonra yukarıdan aşağıya çizgiler çekildiğinde elde edilen ebru
Şal ebru : Gelgit ebrudan sonra çapraz çizgiler çekilerek elde edilen ebru
Somaki ebru : Genellikle iki renk yapılır. İkinci renge fazla miktar öd katılarak birinci rengin iyice sıkıştırılıp, damarlar haline gelmesi sağlanır. Böylece somaki mermer görünümü elde edilir.
Taraklı ebru : Battaldan sonra yapılan gelgit deseninin üzerine taraklar yardımı ile yapılan desen türüdür. Gelgit yapmadan da taraklar yardımı ile değişik desenler elde etmek mümkündür.
Bülbül Yuvası : Çiçekli ebruGenellikle küçük taneli battal ebrusu yapıldıktan sonra dıştan başlayıp içe doğru istenilen çapta (genellikle 3-5 cm çapında) spiraller çizilir. Bu spiraller içten dışa doğru da olabilir.Ayrıca gelgit, taraklı gibi desenler üzerine de yapılabilir. Bülbül yuvaları bir biz yardımı ile tek tek yada geniş aralıklı kalın uçlu bir tarak ile tüm tekneye yapılabilir.�Yapımı, öd sıralarına göre, yani ödü az olan boyaları önce, çok olan boyaları sonra atma suretiyle yapılır. Tek veya çok renkli olabilir. Boyalar teknenin yüzeyine serpilir ve daha sonra kâğıda aktarılır.
Hafif ebru : Genellikle üzerine yazı yazmak için hattatlar tarafından kullanılan açık, soluk renkli ebrulardır. Normal astar kıvamına aynı miktar su ilave edilerek astar cıvıklaştırılır. Ayrıca, boyarmaddelerin su ve öd miktarları artırılarak da yapılabilir. Böylece renkler kolay ve çokça açılacağından açık renkli olurlar. Aynı kağıda iki veya daha çok ebru yapılmak istendiğinde de bu desen kullanılabilir.
Koltuk ebrusu
Hatip ebrusu :Kısaca "iç içe damlatılmış renklerden oluşan daireleri şekillendirmek " olarak tanımlanabilir. Çiçekli ebrunun temeli sayılırlar. Hatip Ebrusu'nu uygularken önce herhangi bir ebru türü zemin olarak yapılır. Bu zemin üzerine kalın bir biz veya damlalık kullanarak, çapları 2-4 cm'yi geçmeyen eşit aralıklı daireler oluşturulur. Görüntünün belirgin olması için, ilk renk genellikle koyu seçilir . Daha sonra ikinci, üçüncü, hatta istenirse dördüncü renk konulur. İnce bir uç, iğne veya biz yardımıyla desenleme yapılır.
Yazılı ebru :
Akkase ebru : "Akkase" (عاكسه), "yansıma" veya "kalıp" manesidir. "Aks" (عكس) "negatif" Arapca dilde asli ve şimdi Farscadan Türkce'ye geldi. Bir oyma kağıti kalıp veya Arap zamkı kullanılarak ebrunun figür ya da yazı şeklinde kapatılan yerlerinin ebru almaması sağlanarak yapılan figüretif ebru türü.
Kumlu ebru : Yüzey gerilimi düşük bir teknede, sürekli aynı noktaya boya damlatarak yapılan ebru çeşidi.
Neftli ebru : Battal ebru türünde tekneye atılan son boyanın içine neft katılarak yapılan ebru çeşidi.
Kitre [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=3)]
Ebru yapımında kullanılan suyun belli bir yoğunluğa sahip olması ve özel olarak hazırlanan boyayı üzerinde tutabilmesi gerekmektedir, her hangi bir suyla ebru yapılamaz. Ebrunun suyuna bu özelliği veren maddenin ismi kitredir. Kitre ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]), Türkiye ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])'nin güney ve güneydoğu bölgelerinde kırlarda yetişen yabani bir dikenin(geven) özsuyudur. Köylüler kırlarda geven dikeninin gövdesine bıçakla çizik atar, birkaç gün beklerler. Bitkinin özsuyu çizik bölgeden akar ve kurur. Bir ağaç kabuğuna benzer görünüm alır. Bu kabuklar tek tek toplanır. Kabuk şeklinde olan kitre aktarlarda satılmaktadır. Ebrunun suyu hazırlanırken musluk suyunun içine belli ölçülerde kitre konulur. Su ağzı kapalı bir kapta bu şekilde bir süre bekletilir. Belli zaman aralıklarıyla çalkalanarak eriyen kitre özünün dağıtılması gerekir. Suyun yeterli yoğunluğa ulaşmasından sonra, içinde kalan erimemiş kitre kalıntılarını ayırmak için, ebru suyu iyice süzülmelidir.
Kitre ebru yapımında kullanılan, suyun belli bir yoğunlukta olması için suya karıştırılan maddelerden biridir. Ünlü Ebrucu Sacid Okyay ebru yapımında en iyi sonucu salepin verdiğini ancak kitrenin daha ucuz olması sebebi ile kitre kullandığından bahseder.
Ebruda boyalar [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=4)]
Ebruda çok çeşitli özellikte pigmentler kullanılmıştır. Geleneksel ebruda bitkisel esaslı lahor, demir oksitler ve ultramarin kullanılmaktadır. Toz pigment mermer veya cam tezgah üzerinde suyla ezilmelidir. Hazırlanan boyanın içine büyükbaş hayvanlardan elde edilen öd suyu eklenip karıştırılarak, boyanın pişmesi için iki hafta yada daha uzun bekletildikten sonra kullanıma hazır hale gelir. Boyanın içine katılan öd, boyanın yüzey gerilimini arttırarak yayılmasını ve şekil verilecek hale gelmesini sağlar; ne kadar çok katılırsa boya o kadar çok yayılacağından eklenen öd miktarına dikkat edilmelidir.
Fırça, tarak, bız [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=5)]
Kullanılan fırçalar geleneksel ebrucuların kullandığı şekilde atkılı ve kuru ağaç dallarından imal edilebilir ya da ebru için satılan fırçalardan alınabilir. Ebru yapımında kullanılan diğer malzemelerden tarak ve bız ise evde imal edilebilir ya da tığ şiş gibi bir çok araçla ikame olunabilir. Ebru için hazırlanmış tekneye aktarılan özel sudaki hava kabarcıkları "bız" denilen ve figür yapımında da kullanılan araçla alınmalıdır. Aksi takdirde kabarcık olan bölümde boya dağılamaz ve ebrunun alınacağı baskı yüzeyinin fonrengi yüzeyde leke şeklinde kalabilir.
Tarihçe [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=6)]
Ortaya çıkış yeri ve tarihine ilişkin kesin bir delil bulunmamaktadır. Ancak, köklerinin 9. ve 10. yüzyıla kadar uzandığı varsayılmaktadır. Bilinen o ki, bu sanat, kağıdın tarih sahnesine girmesiyle gelişmiştir. Çin'de liu-şa-cien (流沙箋), XII. asırdan itibaren Japonya'da suminagaşi (墨流し) ve beninagaşi (紅流し) isimleriyle sulu vasatta yapılan bir takım çalışmaların mevcudiyeti, daha sonraki asırlarda Çağatay Türkçesi'yle ebre (ابره) adını alarak Türkistan'da ortaya çıkan bu sanatın tarihi gelişimi hakkında, müphem de olsa bir fikir vermektedir. Türkistan'dan en geç XVI. asır başlarında İpekyolu'nu takiben İran'a geçişinde ebri (ابری) olarak isimlendirilen bu sanat, görünüşüyle gerçekten bulut kümelerine benzer şekiller taşıdığından, buluta nisbet ifade eden bu Farsça ismi doğrulamaktadır. Osmanlı ülkesinde de revaç bulan aynı isim, telaffuz zorluğundan son yüzyılda Türkçe'de ebru'ya dönüşmüştür. Galat olmakla beraber, kaş gibi şekiller de ihtiva ettiğinden, bu sanata ebru denilmesi bir çelişki sayılmamalıdır; çünkü ebru kelimesi Farsça'da kaş manasına gelmektedir. XVI. asır ortalarında Mir Muhammed Tahir (میر محمد طاهر) tarafından Hindistan'da yapılmaya başlandığı rivayet olunan ebruculuk, buradan İran'a ve sonra da İstanbul'a kadar yayılmıştır. Aynı yüzyılın sonlarında, İstanbul'dan Avrupalı seyyahlar tarafından kendi memleketlerine götürülen ebru kağıtları önce Almanya'da, sonra da Fransa ve İtalya'da mermer kağıdı veya Türk mermer kağıdı, hatta sadece Türk kağıdı adıyla tanınıp benimsenmiş ve oralarda da yapılmaya başlanmıştır. Zaman içinde İngiltere ve Amerika'ya da yayılan ebru kağıdı, her ülkenin sanat anlayışına göre bir başkalık gösterir. Bunda, kullanılan değişik malzemenin de rolü olmalıdır. Belgelenen en eski ebru örneği 16. yüzyıla aittir. Kağıdın süslenmesinde, kıt'a ve levhaların iç ve dış pervazlarında, yazma ciltlerinde yan kağıdı olarak sıkça kullanılmıştır. (Derman، M.Uğur Osmanlı Ansiklopedisi. C.11,s.189)
Ebru hakkında Türkçe kaleme alınmış bilinen en eski eser, 1615’ten sonra yazılan "Tertib-i Risâle-i Ebrî" (ترطيبِ رسالهِ ابری) adlı yazma kitapçıktır. Günümüzde bilinen ebru tarzındaki eserler ilk kez Orta Asya ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) - Osmanlı ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) coğrafyasında ortaya çıkmıştır. Ebrunun tarihi ile ilgili olarak sayın Uğur Derman (Türk Santında Ebrû), tarihi kestirilebilen en eski ebru olarak, üzerinde Mâlikî Deylemî’ye ait bir kıt’anın bulunduğu ve Gürcistan’da yazılmış olan 1554 tarihli bir ebruyu gösterir. Bu ebrunun, hafif ebru olarak yapılmış olması ve hafif ebrunun ancak belli bir ustalaşmadan sonra yapılabildiği gözönüne alınacak olursa, ebrunun orijinin çok daha eskilere dayandığı düşünülmektedir.
Osmanlı döneminde başlıbaşına bir sanat ve iş kolu olan ebruculuk, 20.yüzyıl başlarına gelindiğinde unutulma noktasına gelmiştir. Bu sanatın tekrar hayat kazanması, ebru sanatına 'çiçekli ebru'yu hediye eden büyük sanatçı Necmeddin Okyay sayesinde olmuştur. Okyay'dan sonraki büyük merhale Mustafa Düzgünman'dır. Mustafa Düzgünman'ın talebelerinden Niyazi Sayın, Sabri Mandıracı,Timuçin Tanarslan,Alparslan Babaoğlu,Fuat Başar bu sanatın yeniden yaygınlaşmasında büyük gayret sarfetmişlerdir.
Günümüzde bilinen ebru ustaları [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=7)]
Timuçin Tanarslan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] %A7in_Tanarslan&action=edit&redlink=1) / Alparslan Babaoğlu ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] an_Babao%C4%9Flu&action=edit&redlink=1) / Fuat Başar ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) / Köksal Çiftçi ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ksal_%C3%87ift%C3%A7i&action=edit&redlink=1) / Yılmaz Eneş ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] F) / Recep Aydın Güleç ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] yd%C4%B1n_G%C3%BCle%C3%A7&action=edit&redlink=1) / Sabri Mandıracı ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] and%C4%B1rac%C4%B1&action=edit&redlink=1) / Sedat Altınöz ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] B6z) / Hüseyin Yalçınkaya ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] seyin_Yal%C3%A7%C4%B1nkaya&action=edit&redlink=1) / Füsun Arıkan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sun_Ar%C4%B1kan&action=edit&redlink=1) / Hikmet Barutçugil ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] Barut%C3%A7ugil&action=edit&redlink=1) / Hicabi Gülgen ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] G%C3%BClgen&action=edit&redlink=1) / Mukadder Kavas Siviloğlu ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] r_Kavas_Sivilo%C4%9Flu&action=edit&redlink=1) / Ömer Sabuncu ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])] / A.Burhan Ersan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n_Ersan&action=edit&redlink=1) / Nilgün Çevik ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] %BCn_%C3%87evik&action=edit&redlink=1) / Beki Almaleh ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] maleh&action=edit&redlink=1) / A.Mahmut Peşteli ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] t_Pe%C5%9Fteli&action=edit&redlink=1) / İbrahim Sami Özen ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] rahim_Sami_%C3%96zen&action=edit&redlink=1) / Mehmet Selim Saygılı ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] Selim_Sayg%C4%B1l%C4%B1&action=edit&redlink=1) / Salih Elhan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] lhan&action=edit&redlink=1) / Hayrettin Elhan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] in_Elhan&action=edit&redlink=1) / Kubilay Eralp Dinçer ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] _Eralp_Din%C3%A7er&action=edit&redlink=1) /
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] b/a/a5/PaperMarbling003France1880Detail.jpg/300px-PaperMarbling003France1880Detail.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 03France1880Detail.jpg) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 03France1880Detail.jpg)
Battal ebru : Su üzerine serpilen boyalara hiçbir müdahale olmaksızın yapılan ebru
Gelgit ebru : Battal ebrudan sonra, önce enlemesine ,boydan boya, daha sonra yukarıdan aşağıya çizgiler çekildiğinde elde edilen ebru
Şal ebru : Gelgit ebrudan sonra çapraz çizgiler çekilerek elde edilen ebru
Somaki ebru : Genellikle iki renk yapılır. İkinci renge fazla miktar öd katılarak birinci rengin iyice sıkıştırılıp, damarlar haline gelmesi sağlanır. Böylece somaki mermer görünümü elde edilir.
Taraklı ebru : Battaldan sonra yapılan gelgit deseninin üzerine taraklar yardımı ile yapılan desen türüdür. Gelgit yapmadan da taraklar yardımı ile değişik desenler elde etmek mümkündür.
Bülbül Yuvası : Çiçekli ebruGenellikle küçük taneli battal ebrusu yapıldıktan sonra dıştan başlayıp içe doğru istenilen çapta (genellikle 3-5 cm çapında) spiraller çizilir. Bu spiraller içten dışa doğru da olabilir.Ayrıca gelgit, taraklı gibi desenler üzerine de yapılabilir. Bülbül yuvaları bir biz yardımı ile tek tek yada geniş aralıklı kalın uçlu bir tarak ile tüm tekneye yapılabilir.�Yapımı, öd sıralarına göre, yani ödü az olan boyaları önce, çok olan boyaları sonra atma suretiyle yapılır. Tek veya çok renkli olabilir. Boyalar teknenin yüzeyine serpilir ve daha sonra kâğıda aktarılır.
Hafif ebru : Genellikle üzerine yazı yazmak için hattatlar tarafından kullanılan açık, soluk renkli ebrulardır. Normal astar kıvamına aynı miktar su ilave edilerek astar cıvıklaştırılır. Ayrıca, boyarmaddelerin su ve öd miktarları artırılarak da yapılabilir. Böylece renkler kolay ve çokça açılacağından açık renkli olurlar. Aynı kağıda iki veya daha çok ebru yapılmak istendiğinde de bu desen kullanılabilir.
Koltuk ebrusu
Hatip ebrusu :Kısaca "iç içe damlatılmış renklerden oluşan daireleri şekillendirmek " olarak tanımlanabilir. Çiçekli ebrunun temeli sayılırlar. Hatip Ebrusu'nu uygularken önce herhangi bir ebru türü zemin olarak yapılır. Bu zemin üzerine kalın bir biz veya damlalık kullanarak, çapları 2-4 cm'yi geçmeyen eşit aralıklı daireler oluşturulur. Görüntünün belirgin olması için, ilk renk genellikle koyu seçilir . Daha sonra ikinci, üçüncü, hatta istenirse dördüncü renk konulur. İnce bir uç, iğne veya biz yardımıyla desenleme yapılır.
Yazılı ebru :
Akkase ebru : "Akkase" (عاكسه), "yansıma" veya "kalıp" manesidir. "Aks" (عكس) "negatif" Arapca dilde asli ve şimdi Farscadan Türkce'ye geldi. Bir oyma kağıti kalıp veya Arap zamkı kullanılarak ebrunun figür ya da yazı şeklinde kapatılan yerlerinin ebru almaması sağlanarak yapılan figüretif ebru türü.
Kumlu ebru : Yüzey gerilimi düşük bir teknede, sürekli aynı noktaya boya damlatarak yapılan ebru çeşidi.
Neftli ebru : Battal ebru türünde tekneye atılan son boyanın içine neft katılarak yapılan ebru çeşidi.
Kitre [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=3)]
Ebru yapımında kullanılan suyun belli bir yoğunluğa sahip olması ve özel olarak hazırlanan boyayı üzerinde tutabilmesi gerekmektedir, her hangi bir suyla ebru yapılamaz. Ebrunun suyuna bu özelliği veren maddenin ismi kitredir. Kitre ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]), Türkiye ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])'nin güney ve güneydoğu bölgelerinde kırlarda yetişen yabani bir dikenin(geven) özsuyudur. Köylüler kırlarda geven dikeninin gövdesine bıçakla çizik atar, birkaç gün beklerler. Bitkinin özsuyu çizik bölgeden akar ve kurur. Bir ağaç kabuğuna benzer görünüm alır. Bu kabuklar tek tek toplanır. Kabuk şeklinde olan kitre aktarlarda satılmaktadır. Ebrunun suyu hazırlanırken musluk suyunun içine belli ölçülerde kitre konulur. Su ağzı kapalı bir kapta bu şekilde bir süre bekletilir. Belli zaman aralıklarıyla çalkalanarak eriyen kitre özünün dağıtılması gerekir. Suyun yeterli yoğunluğa ulaşmasından sonra, içinde kalan erimemiş kitre kalıntılarını ayırmak için, ebru suyu iyice süzülmelidir.
Kitre ebru yapımında kullanılan, suyun belli bir yoğunlukta olması için suya karıştırılan maddelerden biridir. Ünlü Ebrucu Sacid Okyay ebru yapımında en iyi sonucu salepin verdiğini ancak kitrenin daha ucuz olması sebebi ile kitre kullandığından bahseder.
Ebruda boyalar [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=4)]
Ebruda çok çeşitli özellikte pigmentler kullanılmıştır. Geleneksel ebruda bitkisel esaslı lahor, demir oksitler ve ultramarin kullanılmaktadır. Toz pigment mermer veya cam tezgah üzerinde suyla ezilmelidir. Hazırlanan boyanın içine büyükbaş hayvanlardan elde edilen öd suyu eklenip karıştırılarak, boyanın pişmesi için iki hafta yada daha uzun bekletildikten sonra kullanıma hazır hale gelir. Boyanın içine katılan öd, boyanın yüzey gerilimini arttırarak yayılmasını ve şekil verilecek hale gelmesini sağlar; ne kadar çok katılırsa boya o kadar çok yayılacağından eklenen öd miktarına dikkat edilmelidir.
Fırça, tarak, bız [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=5)]
Kullanılan fırçalar geleneksel ebrucuların kullandığı şekilde atkılı ve kuru ağaç dallarından imal edilebilir ya da ebru için satılan fırçalardan alınabilir. Ebru yapımında kullanılan diğer malzemelerden tarak ve bız ise evde imal edilebilir ya da tığ şiş gibi bir çok araçla ikame olunabilir. Ebru için hazırlanmış tekneye aktarılan özel sudaki hava kabarcıkları "bız" denilen ve figür yapımında da kullanılan araçla alınmalıdır. Aksi takdirde kabarcık olan bölümde boya dağılamaz ve ebrunun alınacağı baskı yüzeyinin fonrengi yüzeyde leke şeklinde kalabilir.
Tarihçe [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=6)]
Ortaya çıkış yeri ve tarihine ilişkin kesin bir delil bulunmamaktadır. Ancak, köklerinin 9. ve 10. yüzyıla kadar uzandığı varsayılmaktadır. Bilinen o ki, bu sanat, kağıdın tarih sahnesine girmesiyle gelişmiştir. Çin'de liu-şa-cien (流沙箋), XII. asırdan itibaren Japonya'da suminagaşi (墨流し) ve beninagaşi (紅流し) isimleriyle sulu vasatta yapılan bir takım çalışmaların mevcudiyeti, daha sonraki asırlarda Çağatay Türkçesi'yle ebre (ابره) adını alarak Türkistan'da ortaya çıkan bu sanatın tarihi gelişimi hakkında, müphem de olsa bir fikir vermektedir. Türkistan'dan en geç XVI. asır başlarında İpekyolu'nu takiben İran'a geçişinde ebri (ابری) olarak isimlendirilen bu sanat, görünüşüyle gerçekten bulut kümelerine benzer şekiller taşıdığından, buluta nisbet ifade eden bu Farsça ismi doğrulamaktadır. Osmanlı ülkesinde de revaç bulan aynı isim, telaffuz zorluğundan son yüzyılda Türkçe'de ebru'ya dönüşmüştür. Galat olmakla beraber, kaş gibi şekiller de ihtiva ettiğinden, bu sanata ebru denilmesi bir çelişki sayılmamalıdır; çünkü ebru kelimesi Farsça'da kaş manasına gelmektedir. XVI. asır ortalarında Mir Muhammed Tahir (میر محمد طاهر) tarafından Hindistan'da yapılmaya başlandığı rivayet olunan ebruculuk, buradan İran'a ve sonra da İstanbul'a kadar yayılmıştır. Aynı yüzyılın sonlarında, İstanbul'dan Avrupalı seyyahlar tarafından kendi memleketlerine götürülen ebru kağıtları önce Almanya'da, sonra da Fransa ve İtalya'da mermer kağıdı veya Türk mermer kağıdı, hatta sadece Türk kağıdı adıyla tanınıp benimsenmiş ve oralarda da yapılmaya başlanmıştır. Zaman içinde İngiltere ve Amerika'ya da yayılan ebru kağıdı, her ülkenin sanat anlayışına göre bir başkalık gösterir. Bunda, kullanılan değişik malzemenin de rolü olmalıdır. Belgelenen en eski ebru örneği 16. yüzyıla aittir. Kağıdın süslenmesinde, kıt'a ve levhaların iç ve dış pervazlarında, yazma ciltlerinde yan kağıdı olarak sıkça kullanılmıştır. (Derman، M.Uğur Osmanlı Ansiklopedisi. C.11,s.189)
Ebru hakkında Türkçe kaleme alınmış bilinen en eski eser, 1615’ten sonra yazılan "Tertib-i Risâle-i Ebrî" (ترطيبِ رسالهِ ابری) adlı yazma kitapçıktır. Günümüzde bilinen ebru tarzındaki eserler ilk kez Orta Asya ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) - Osmanlı ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) coğrafyasında ortaya çıkmıştır. Ebrunun tarihi ile ilgili olarak sayın Uğur Derman (Türk Santında Ebrû), tarihi kestirilebilen en eski ebru olarak, üzerinde Mâlikî Deylemî’ye ait bir kıt’anın bulunduğu ve Gürcistan’da yazılmış olan 1554 tarihli bir ebruyu gösterir. Bu ebrunun, hafif ebru olarak yapılmış olması ve hafif ebrunun ancak belli bir ustalaşmadan sonra yapılabildiği gözönüne alınacak olursa, ebrunun orijinin çok daha eskilere dayandığı düşünülmektedir.
Osmanlı döneminde başlıbaşına bir sanat ve iş kolu olan ebruculuk, 20.yüzyıl başlarına gelindiğinde unutulma noktasına gelmiştir. Bu sanatın tekrar hayat kazanması, ebru sanatına 'çiçekli ebru'yu hediye eden büyük sanatçı Necmeddin Okyay sayesinde olmuştur. Okyay'dan sonraki büyük merhale Mustafa Düzgünman'dır. Mustafa Düzgünman'ın talebelerinden Niyazi Sayın, Sabri Mandıracı,Timuçin Tanarslan,Alparslan Babaoğlu,Fuat Başar bu sanatın yeniden yaygınlaşmasında büyük gayret sarfetmişlerdir.
Günümüzde bilinen ebru ustaları [değiştir ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sel_T%C3%BCrk_ebru_sanat%C4%B1&action=edit§ion=7)]
Timuçin Tanarslan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] %A7in_Tanarslan&action=edit&redlink=1) / Alparslan Babaoğlu ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] an_Babao%C4%9Flu&action=edit&redlink=1) / Fuat Başar ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) / Köksal Çiftçi ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ksal_%C3%87ift%C3%A7i&action=edit&redlink=1) / Yılmaz Eneş ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] F) / Recep Aydın Güleç ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] yd%C4%B1n_G%C3%BCle%C3%A7&action=edit&redlink=1) / Sabri Mandıracı ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] and%C4%B1rac%C4%B1&action=edit&redlink=1) / Sedat Altınöz ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] B6z) / Hüseyin Yalçınkaya ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] seyin_Yal%C3%A7%C4%B1nkaya&action=edit&redlink=1) / Füsun Arıkan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sun_Ar%C4%B1kan&action=edit&redlink=1) / Hikmet Barutçugil ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] Barut%C3%A7ugil&action=edit&redlink=1) / Hicabi Gülgen ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] G%C3%BClgen&action=edit&redlink=1) / Mukadder Kavas Siviloğlu ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] r_Kavas_Sivilo%C4%9Flu&action=edit&redlink=1) / Ömer Sabuncu ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])] / A.Burhan Ersan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n_Ersan&action=edit&redlink=1) / Nilgün Çevik ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] %BCn_%C3%87evik&action=edit&redlink=1) / Beki Almaleh ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] maleh&action=edit&redlink=1) / A.Mahmut Peşteli ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] t_Pe%C5%9Fteli&action=edit&redlink=1) / İbrahim Sami Özen ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] rahim_Sami_%C3%96zen&action=edit&redlink=1) / Mehmet Selim Saygılı ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] Selim_Sayg%C4%B1l%C4%B1&action=edit&redlink=1) / Salih Elhan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] lhan&action=edit&redlink=1) / Hayrettin Elhan ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] in_Elhan&action=edit&redlink=1) / Kubilay Eralp Dinçer ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] _Eralp_Din%C3%A7er&action=edit&redlink=1) /