İyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak


Cengiz Han
05-02-2008, 18:21
Maruf, dinimizin emrettiği; münker ise, yine dinimizin yasakladığı şeyler demektir. Başka bir deyimle Kur'an ve sünnete uygun düşen şeye maruf; Allah'ın râzı olmadığı, inkâr edilmiş, haram ve günah olan şeye de münker denilir. Yani marufu emretmek iman ve itaata çağırmak; münkerden nehyetmek de küfür ve Allah'a başkaldırmaya karşı durmaktır.

İşte bu kadar önemli bir imani görevi yerine getirmek son derece önemli bir görev olduğu için, onlarca ayet ve hadis-i şerifte bu konu işlenmiş ve biz Müslümanların dikkatleri çekilmiştir. Maruf olanı emretmenin, münker olanı yasaklamanın farz oluşunu ifade eden bir ayet-i kerime meali şöyledir.
Rabbimiz Teala Hz.leri buyuruyor ki: “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Al-i İmran Suresi, [3:104]); Bu ayet-i kerimeden İslam âlimleri emr-i bil maruf nehy-i anil’ münker yapmanın farz-ı kifaye ile farz olduğuna hükmetmişlerdir.

Diğer bir ayet-i kerimede Rabbimiz bu defa bu görevi yerine getirenleri şöyle buyurarak övmüştür: “Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, [3:114])



Peygamber Efendimiz (as) bu konuyu anlatırken, marufu emredip, münkeri yasaklama konusunu bize hatırlatırken, düzeltilmesi ya da tavsiye edilmesi gerekli olan konuların el, dil ve kalble olabileceğini ifade ediyor ve şöyle buyuruyor: “Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78; Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17) Bu görevi yerine getirme konusunda, elde imkânı olduğu halde, kayıtsız kalarak nemelazımcı bir zihniyetle hareket edilmesi halinde, muhtemel kötülükler herkesi içine alarak, toplumun tamamını etkisi altına alır. Nitekim Rabbimiz, Kur’an’ında marufu emir, münkeri yasaklama konusunda gevşek davranan ve bundan dolayı helak olan toplumları şöyle buyurarak yermiştir:

“Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!” (Maide Suresi, [5:79])

Diğer yandan bu görevi hakkıyla yerine getiren insanlar ise yine Cenab-ı Hak tarafından şöylece övülmüştür:“Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe Suresi, [9:71])

Bu önemli sorumluluğun ihmalinin vebali Peygamber (as)’ın lisanında da şöyle dile gelmiştir: "Bana hayat bahşeden Allah'a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez" (Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbn Hanbel, V, 388).



Dünyaya güzelliklerin yerleşmesi, çirkinliklerin toplum bünyesinden uzaklaştırılması gayesiyle, gönderilmiş olan İslam Dininin birer mensubu olarak, gücümüz nisbetinde adeta birer itfaiye eri gibi hareket ederek, toplum bünyesine zarar verebilecek her şeye karşı çıkmalı, insanlığa menfaat ve maslahat sağlayacak şeylere destek vermeli ve bu noktada Müslümanlar olarak birbirimizi uyarmalıyız. Çünkü bir toplumda ma'rûfu emreden, kötülükten menedenler olmazsa giderek münker olan işler birer kural haline, bir yaşama biçimi haline gelirler. Böylece de toplum tümüyle fesada uğrar. Bu gün gelinen noktada bu görevin hakkıyla yapılmamasının çok büyük bir payı vardır. Onun içindir ki, ıslah ile memur olan Müslümanlar, önce şahıslarında, sonra da toplumda iyiliklerin motoru, şerlerin fireni olmalılar ve şu müjde dolu ayeti hiç unutmayarak hareket etmeliler: “Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele.” (Tevbe Suresi, [9:112])

AyHaRuALOn
05-02-2008, 22:45
tşk............