FaNTaSTiC
07-26-2007, 15:55
sessizim bu gece,
halim harap, senden uzaktayım
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
sessizim bu gece...
günler geçiyor, gün geceye
gece güne dönüyor
sensizlik sarıyor dört bir yanımı
yangınlarda yüreğim
feryada gücüm yok
figanlardayım
ey dünya!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun hala...
yalnızım bu gece
halim harap, bilinmez bir tuzaktayım
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
yalnızım bu gece...
hayalin düşüyor duvarlarıma
sigara dumanından arta kalan...
aldanmışlıklarıma gem vurup
seni düşünüyorum
bilinmezliğin ötesinde
yılanların gölgesinde...
kalbim yok sanki
atışlarını hissedemiyorum
yerinden sökülüp alınmış
bir boşluk bırakmış ardında
hoş sensizim ya
nasıl nefes aldığıma bile
şaşıyorum arasıra...
saatler geçiyor
dakikalar geçiyor
saniyeler geçiyor
hayatımdan binlerce an tükeniyor
bir tek sen tükenmiyor
sana olan sevdam geçmiyor...
aynı yerde
bıraktığın gibi
sana sevdalı...
ey dünya!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun hala...
sensizim bu gece
halim harap, tükenmez bir sevdadayım...
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
sensizim bu gece...
bu gece ve de her gece
her med cezirde
her yakamozda
her an ve de her anıda
bir öncekinden
daha fazla sevdalıyım sana
her yalana
her dolana
her yılana
rağmen bir başka sevdalıyım sana
tüm kahpeliklere
tüm acılara
rağmen
sevdalıyım
kara değil
ak
gözünü kör edecek kadar
ak bir sevda bu...
ey kahpe dünya!!!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun
ben seviyorum
sen kuduruyorsun...
ben sevdamı yaşıyorum
sen hasetinden çatlıyorsun...
dön be dünya,
çatla be dünya,
kudur be dünya,
ben seviyorum,
sen aşkımla ölüyorsun...
hoşçakal kahpe dünya
kahpeliklerin vız geldi
ben yarime gidiyorum
sen bilinmezliğine
ben aşkıma
sen yalanlarına
ben sevdama
sen dolanlarına
devam et be dünya...
ey dünya!!!
ben deli gibi seviyorum,
sen ise gün geçtikçe eriyorsun,
bitecek sensin be dünya...
hoşçakal dünya,
hoşçakal...
halim harap, senden uzaktayım
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
sessizim bu gece...
günler geçiyor, gün geceye
gece güne dönüyor
sensizlik sarıyor dört bir yanımı
yangınlarda yüreğim
feryada gücüm yok
figanlardayım
ey dünya!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun hala...
yalnızım bu gece
halim harap, bilinmez bir tuzaktayım
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
yalnızım bu gece...
hayalin düşüyor duvarlarıma
sigara dumanından arta kalan...
aldanmışlıklarıma gem vurup
seni düşünüyorum
bilinmezliğin ötesinde
yılanların gölgesinde...
kalbim yok sanki
atışlarını hissedemiyorum
yerinden sökülüp alınmış
bir boşluk bırakmış ardında
hoş sensizim ya
nasıl nefes aldığıma bile
şaşıyorum arasıra...
saatler geçiyor
dakikalar geçiyor
saniyeler geçiyor
hayatımdan binlerce an tükeniyor
bir tek sen tükenmiyor
sana olan sevdam geçmiyor...
aynı yerde
bıraktığın gibi
sana sevdalı...
ey dünya!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun hala...
sensizim bu gece
halim harap, tükenmez bir sevdadayım...
belki bir gök gürültüsü kadar
belki de bir yağmur tanesi kadar
sensizim bu gece...
bu gece ve de her gece
her med cezirde
her yakamozda
her an ve de her anıda
bir öncekinden
daha fazla sevdalıyım sana
her yalana
her dolana
her yılana
rağmen bir başka sevdalıyım sana
tüm kahpeliklere
tüm acılara
rağmen
sevdalıyım
kara değil
ak
gözünü kör edecek kadar
ak bir sevda bu...
ey kahpe dünya!!!
ben ölüyorum
sen dönüyorsun
ben seviyorum
sen kuduruyorsun...
ben sevdamı yaşıyorum
sen hasetinden çatlıyorsun...
dön be dünya,
çatla be dünya,
kudur be dünya,
ben seviyorum,
sen aşkımla ölüyorsun...
hoşçakal kahpe dünya
kahpeliklerin vız geldi
ben yarime gidiyorum
sen bilinmezliğine
ben aşkıma
sen yalanlarına
ben sevdama
sen dolanlarına
devam et be dünya...
ey dünya!!!
ben deli gibi seviyorum,
sen ise gün geçtikçe eriyorsun,
bitecek sensin be dünya...
hoşçakal dünya,
hoşçakal...