![]() |
|
|
#1 (permalink) | |||||||||
|
Emekli Üye
![]()
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: eskişehir
Mesajlar: 9.615
Level: 64 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Paylaşım: 2369 / 2369 REP Gücü : 775126
REP Puanı : 77511587
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sırların hazinesi olan BİSMİLLAH ile başlarım. Onun ile o hazineyi keşfederim. Ardından; Mahlukatın en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı, HZ. MUHAMMED’E (S.A.V) salat ve selam getiririm.
ALLAHIM!.. KÂİNATIN SAHİBİ SENSİN.. ONA HAYAT VERENSİN… ONU AYAKTA TUTANSIN... HAK ve GERÇEKSİN... APAÇIKSIN... SENDEN BAŞKA İLAH, MA’BUD OLAMAZ... SEN BENİM RABBİMSİN.. BENİ ŞEKİLLENDİRİP YARATTIN. B E N İ S E S A N A K U L U M … GÜCÜM YETTİĞİ SURETÇE SANA VERDİĞİM SÖZ ve SENDEN ALDIĞIM VAAD ÜZERE KALACAĞIM… Bugünkü ders konumuz: İNSAN VE HEDEFİ… EĞER BİR GEMİ; “ROTASINI KAYBETMİŞ İSE” GİTMEYİ ARZULADIĞI “LİMANA” ULAŞMASI, HEMEN HEMEN İMKANSIZDIR.. Arslan gibi hayvanların DİŞ ve PENÇELERİNE bakılırsa, “PARÇALAMAK İÇİN” için yaratılmış oldukları anlaşılır. Ve kavunun, meselâ, letafetine, lezzetine dikkat edilirse, YEMEK İÇİN yaratılmış olduğu hissedilir. Aynen öyle de, insanın da İSTİDAT ve KABİLİYETLERİNE bakılırsa, YARADILIŞ VAZİFESİNİN “UBUDİYET, KULLUK” OLDUĞU anlaşıldığı gibi; RUHUNDAKİ ULVİ ve YÜKSEK DUYGULAR ve EBEDİ YAŞAMAYA OLAN, adeta aşk derecesindeki ARZUSUNA da dikkat edilirse, en evvel insan; BU ALEMDEN DAHA “LATİF” BİR ALEMDE RUHEN YARATILMIŞ DA, “GİDECEĞİ ALEM” İLE İLGİLİ CİHAZAT ALMAK ÜZERE, GEÇİCİ OLARAK BU ALEME GÖNDERİLMİŞ OLDUĞU anlaşılır. Şimdi bu kısımları biraz daha açalım inşALLAH.. Mesela bir köyde, küçük bir derede tonlarca büyüklükte bir balina balığının bulunduğu görülse... Deredeki su da, o balinanın ellide birini ıslatacak boyutta olsa, elbette anlaşılır ki, O BALİNA O DERENİN BALIĞI DEĞİLDİR… Onun yeri okyanuslar, büyük denizlerdir. Değil mi? Yine bir başka örnekte: Biliriz ki BİSİKLET, mahalle aralarında dolaşmak içindir. TAKSİ, şehir içinde; OTOBÜS, şehirlerarası; UÇAK ülkeler arası; FÜZE, ROKET gibi araçlar da gezegenler arası ulaşım için kullanılır. HEPSİNİN BİR KULLANIM ALANI VAR... Mantıksal olarak da kabul edilir ki, Füze, roket gibi taşıtlar, MAHALLELER ARASI ULAŞIM İÇİN KUL-LA-NIL-MAZ!!! Daha önceki derslerimizde, İNSANA VERİLEN DUYGULARIN VE CİHAZLARIN, BU DÜNYADA, TAMAMININ DEĞİL; ANCAK BELLİ ORANLARDAKİ KISIMLARININ KULLANILABİLDİĞİNİ anlatmıştık. Yani kulağımız ile ancak BELLİ FREKANSLARDAKİ SESLERİ DUYABİLİYORUZ.. Oysa duyma minimum ve maksimum seviyelerinin, ALTI VE ÜSTÜ FREKANSLARI DA VAR bizim duyamadığımız.. Yine bunun gibi GÖRME POTANSİYELİMİZ de sınırlı.. Mikropları ve bazı ışınları, çıplak gözümüzle göremiyoruz. Ya aklımız!.. Normal bir insan, aklının %4- %5’ini kullanabiliyor.. Buna diğer açılımları kıyas edebilirsiniz. Ama, mesela bir sinek, kendine konulan teleskobik gözler ile mikropları görebiliyor.. Ya da bir kartal, şahin gibi kuşlar kilometrelerce yüksekten, yerdeki bir fareyi veya tavşanı görebiliyorlar… Yine bir yarasanın duyma yeteneği o kadar harikadır ki; ses frekanslarının duvara çarpıp kendisine gelmesi ile yolunu bulabiliyor… Sonuç itibarıyle, MUTLAK ADALET SAHİBİ RABBİMİZ, HANGİ VARLIĞA HANGİ ÖZELLİK GEREKİYORSA ONA, ONU VERMİŞ.. Örnekler çoğaltılabilir.. Pekiyi, neden anlattık bunları?.. Madem ALLAH, HİKMETLE YARATIYOR, ABES ve BOŞ İŞ YAPMIYOR; DEMEK Kİ, BU CİHAZLARIN KULLANILAMAYAN KISIMLARININ KULLANILACAĞI BİR BAŞKA ALEM VAR, VE İNSAN “ORAYA” SEVKEDİLİYOR.. Eğer öyle bir alem olmasaydı; BUNCA MÜKEMMEL ve ANCAK SINIRLI KAPASİTELERDE KULLANILABİLEN DUYGULARA, CİHAZLARA NE GEREK VARDI?.. İşte insanın da kabiliyetleri, kendisine verilen duygu ve cihazları gösteriyor ki, İNSAN, BU KISACIK HAYAT İÇİN ve BU DAR ALEM İÇİN YARATILMAMIŞTIR!!!. Bunun apaçık delili de, HİÇ ÖLMEK İSTEMEMESİ ve EBEDİ OLARAK YAŞAMAK İSTEME DUYGUSUDUR... Oysa EBEDİ YAŞAMAK İÇİN, NE BU VÜCUD, NE ŞU SINIRLI KULANILABİLEN CİHAZLAR ve NE DE ŞU GEÇİCİ DÜNYA UYGUN DEĞİLDİR… Herkes kendi duygularını tartsa, hissedecektir ki, ONLARIN “BU DÜNYA İLE TATMİN EDİLMELERİ” MÜMKÜN DEĞİLDİR. İnsanda öyle DOYMAK BİLMEZ DUYGULAR var ki.. Adam; dünyayı elde etse, YETMEZ; AY’A GÖZ KIRPAR; “ACABA ONU NASIL ELDE EDEBİLİRİM?” diye.. Neler ister insan?.. Önce BAŞINI SOKABİLİCEK BİR KULÜBE.. Sonra onu elde etti mi; BİR YAZLIK DA FENA OLMAZ HANİ!.. Ya da AYAKLARINI YERDEN KESECEK, MÜTAVEZİ BİR ARABA ister önce.. Onu elde ettiğinde; DAHA YÜKSEK MODELLERİ kestirir gözüne.. Gibi DOYMAYAN DUYGULAR.. 75 yaşında bir amcaya deseniz: “-Amca artık yolun sonuna bayağı yaklaşmışsın” falan… “-Ama evladım, ağzını hayra aç” der… Hakeza. sıkıntı olmasın istiyor insan; hastalık olmasın, sevdiklerinden ayrılmasın.. ÖLÜM OLMASIN… Bunların hepsi, CENNETE DUYULAN ÖZLEMİN, DÜNYADAKİ HİSSEDİLEN BOYUTLARIDIR.. ZEVK ve LEZZET ADINA, İNSAN NEYİ ARZULUYORSA; HEM DE “ÖLÜMSÜZLÜK” İLE BİRLİKTE, EBEDİ OLARAK… HEPSİ CENNETTE MEVCUD.. İŞTE İNSANIN DUYGULARININ DOYUMSUZLUĞU, ÖLÜMSÜZLÜĞE OLAN AŞKI; CENNETİN VARLIĞINA EN BÜYÜK DELİLDİR.. Bebeğin anne karnındaki durumu gibi.. Sadece göbek kordonu işine yararken; kendisinde bulunan ve o daracık yerde HİÇ İŞİNE YARAMAYAN, EL, AYAK, AĞIZ, BURUN, KULAK gibi organlarının bulunması; KENDİSİNİN SADECE O DAR ALEM İÇİN YARATILMADIĞINI, DİĞER BÜTÜN ORGANLARINI DA KULLANABİLECEĞİ, “BİR BAŞKA ALEME” GÖNDERİLECEĞİNE BİR DELİLDİR.. Hatta bilindiği gibi onsekizbin alemin içinde yerleştirildiği insan, yukarıda belirttiğimiz gibi BU KISA DÜNYADA bu duygu ve cihazlarının ÇOK AZ BİR KISMINI kullanabiliyor. Aklın %8-10 gibi cüz’i bir kısmını kullanan bir insan, dünyanın en akıllı adamı oluyorsa, GERİ KALAN YÜZDENİN KULLANILAMAMASININ ELBETTE BİR NEDENİ VARDIR… Demek ki, madem bize kendini “HAKÎM” olarak tanıtan, yani YAPTIĞI HER İŞTE MUTLAK HİKMETLER BULUNAN ve ABES, BOŞUBOŞUNA HİÇBİR ŞEY YARATMAYAN ALLAH (C.C.), mutlaka bu kullanılamayan kısımların da kullanılacağı bir başka âlemi yaratıp, bizi oraya sevkedecektir. Bununla beraber yine gözümüz ancak belli aralıkları görebiliyor olmasından; Kulağımız ise belli frekansları algılayabiliyor olmasından; ELBETTE ANLAŞILACAKTIR Kİ, BU CİHAZLAR İNSANA “SADECE BU DÜNYA İÇİN” VERİLMEMİŞTİR.. ÖYLE İSE, BU CİHAZLARIN KULLANILACAĞI, “ONA UYGUN” EBEDİ BİR ALEM VARDIR.. Ve İnsan, GEÇİCİ OLARAK bu dünyada bulunup, kendisine verilen “KULLANIM KILAVUZU” çerçevesinde bu CİZHAZLARI kullanıp, aldığı gibi sağlam bir şekilde, bozmadan; BURADAN GÖÇÜP, “GERÇEK MEKANINA” GİTMELİDİR… Herhangi bir makinanın, KULLANIM ŞARTLARINA UYGUN OLMAKSIZIN KULLANILMASI İLE “BOZULACAĞI” GİBİ, bize verilen cihazların da –O CİHAZLARI İCAD EDEN ZAT TARAFINDAN- ÖNGÖRÜLMÜŞ BİR “KULLANIM ŞEKİLLERİ” VARDIR. Ve bu şartlar çerçevesinde kullanılmadığında, onların da BOZULACAĞI bildirilmiştir. Mesela: GÖZ bir makinadır ki, ilahi kullanım kılavuzunda belirtilen kullanım şartlarına sahip bir EMANET OLARAK verilmiştir. Veriliş nedeni; KENDİNİ TANITTIRMAK ve SEVDİRMEK AMACI İLE BU KÂİNATI YARATAN ZATI; SANAT ESERLERİNİ GÖREREK; BUNLARIN HİKMETLERİNİ DÜŞÜNEREK “TANIMAYA” ÇALIŞMAKTIR… Bununla beraber, akıl, kalb, kulak gibi bütün cihazlarımız buna kıyas edilsin.. Ve İŞTE EN ÖNEMLİ GERÇEK: EMANET OLMASI GÖSTERİYOR Kİ, ONLARI “DİLEDİĞİMİZ GİBİ” ; NEFSİMİZ NASIL İSTERSE, KULLANMA HAKKINA SAHİP DEĞİLİZ!!! Ve bir gün GERÇEK SAHİBİNE “HESAP VERMEK İÇİN” O’NA (C.C.) DÖNDÜRÜLECEĞİZ… ÖZET OLARAK: Arının beynini, mikrobun gözünü tanzim eden, intizam ile yerine takan zât, elbette İNSANIN FİİLERİNİ, HAREKETLERİNİ ve YAPTIĞI İŞLERİ İHMAL ETMEYİP, BAŞIBOŞ, HESAPSIZ, KİTAPSIZ BIRAKMAYARAK; “İMAM-I MÜBİN’DE” YAZAR... ONA GÖRE MUHASEBESİ, BİR HESABI OLACAKTIR… (Mesnevi Nuriye.) KENDİ NEFSİMİZDEN BAŞLAYARAK- sık sık nefsimize şu soruyu sormanın faydası olur kanaatindeyiz: Ey nefis, ACABA SIRF DÜNYA İÇİN Mİ YARATILMIŞSIN Kİ, BÜTÜN VAKTİNİ ONA SARFEDİYORSUN… (SÖZLER) "Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." (Bakara Sûresi, 2:32.) "Duâları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan ALLAH'a mahsustur." (Yûnus Sûresi, 10:10.) EY RABBİMİZ!.. BİZLERİ; NEFİS ve ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ve KABİR AZABINDAN ve CEHENNEM ATEŞİNDEN MUHAFAZA EYLE ve CENNETÜ’L-FİRDEVSTE MES’UD KIL!.... AMİN AMİN AMİN Ey Rabbimiz, rahmetinle bizlerin imtihanını kolaylaştır. Sana hakiki kul, habibine lâyık ümmet olabilmeyi nasip eyle. Son nefeste de iman ile ruhumuzu teslim etmeyi nasip eyle. AMİN… “Asra yemin olsun ki, insanlar mutlaka ziyandadır.. Ancak; iman edip iyi işler yapanlar, birbirlerine hep hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna..” (ASR SURESİ) DUA İLE.. VESSELAM.. |
|||||||||
|
|
|
| Reklam Alanı |