ƒÏЯΛVЦИ
07-28-2007, 22:47
Abramoviç 1,5 yaşında babasını, 4 yaşında ise annesini kaybetti.
Endüstri ve ticarete ilgisi Sovyet ordusuna katılmadan önce başlamıştır. İş hayatına 1992 yılında başladı. 1992-1995 yılları arasında beş şirket kurdu.
Yılda 700 milyon dolar para harcadığı öne sürülen Abramoviç Forbes dergisi tarafından dünyanın en çok para harcayan zengini ilan edildi. Ayrıca Sunday Times Zenginler Listesinde İngiltere'nin en zengin adamı olduğu açıklanmıştır.
İşadamının Türkiye'de de yatırımı vardır. Antalya’nın Kundu bölgesinde bulunan ve hâlâ inşaatı süren, beş yıldızlı bir oteli de satın almıştır.
Roman Abramoviç şu anda 4 yata sahip. Sipariş ettiği yat ise 160 metre boyu ile Dünyanın en büyük yatı özelliğini taşıyacak. Bakımları için yılda 23 milyon Avro harcıyor.
The Bandit isimli 30 kişilik yemek salonu, lavaboları altın kaplamalı mutfağı olan Boeing-767 jete sahip. Bu değişikliklerle birlikte uçağın 300 milyon dolara malolduğu belirtilmektedir. Ayrıca bir Boeing 737'si, iki de helikopteri vardır.
Başta Maybach limuzin olmak üzere hepsi zırhlı olan otomobil filosuna sahip olup, Londra'da, Eaton Meydanı'nda 6 katlı bir evi 28 milyon Sterlin'esatın alan Abramoviç'in ülkenin batısındaki Sussex'te 450 dekarlık arazisi ve Moskova, Cote d'Azur, İspanya ve İsrail gibi ülkelerde çok sayıda mülkleri vardır.
2005 yılında, Londra'da açık artırmayla satışa çıkan İtalya'nın Toskana bölgesindeki San Miniato kasabası yakınlarında bulunan 850 gramlık trüf siyah mantarı, 28 bin pound'a satın aldı.
Chelsea Klübünü Satin Aldiginda Yapilan Bir Inceleme Yazisi
Abramovich'in Ateşle İmtihanı!
Burnu büyük İngilizlerin takımı olarak bilinen Chelsea'nın yeni patronu bir 'yeni Rus'! Roman Abramovich'in hikayesi biraz da Rusya'nın son 10 yılının hikayesi...
Geçtiğimiz aylarda Roman Abramovich diye bir Rus işadamı birden dünyanın gündemine oturuverdi. Kendi ülkesi dışında adının anılmasına, İngiliz Chelsea futbol takımını satın alması neden oldu. Toplamda 150 milyon pound'a mal olan bu alışverişin 80 milyon pound'u Chelsea takımının yıllar içinde birikmiş ve kangrene dönmüş borçlarıydı. Roman Abramovich kendisine yakışan hamleyi yaptı ve bir gece içinde borçları temizledi! Bu gösterişli hareket Abramovich'in nakit gücünü cümle aleme ispat etmeye yetti. Ondan sonradır ki Abramovich'le ilgili bilgiler arka arkaya dünya basınına akmaya başladı. Evet, kendisi şu anda Rusya'nın en zengin ikinci adamı (birinci sırada Yukos'un patronu Mikhail Khodorkovsky var). Servetinin 5.7 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Avrapa'nın en zengin 50 listesinde Berlusconi'nin hemen ardından 19. sırada.
Servetinin asıl kaynağı Sibneft petrol şirketi, ama alüminyum sektöründe de büyük yatırımları var ve yakınlarda Rus havayolları Aeroflot'un büyük ortaklarından biri oldu. Sibneft çok yakında Yukos ile birleşerek dünyanın en büyük 4. petrol firması olmaya oynuyor. Dahası, yerel siyasette de boy gösteriyor kendisi. Sibirya'nın unutulmuş bir köşesinin valisi ve geçen yıl cebinden 300 milyon dolar harcadığı söyleniyor. Yöre halkı neredeyse tapıyor kendisine (ama kişisel katkıları yerel yönetimin iflas etmesini de önleyemedi). Henüz 36 yaşındaki biri için tam bir 'başarı öyküsü' Abramovitch'inki...
Madalyonun Öteki Yanı
Rusya'daki ekonomik ve siyasi ortamı tanımayanlar için bu mülayim görünüşlü adamın Chelsea'yı satın alması Avrupa'ya açılmak isteyen bir işadamının PR harcaması olarak görülebilir. O zaman bir de Rusya'daki manzarayı özetleyelim size:
Abramovich'in de dahil olduğu ve bugün Rus ekonomisinin iplerini elinde tutan işadamlarının hemen hemen hepsi Yeltsin döneminde, "Yeltsin ailesi" olarak bilinen insanlardan oluşuyor. Abramovich o zamanlar çok gençti ve bu yüzden özelleştirme nimetlerinden doğrudan yararlanamadı, ama hakkındaki soruşturmalardan kaçarak İngiltere'ye sığınan bir başka zenginin, Boris Berezovsky'nin himayesi altındaydı. Bugün Rusya'da Oligarşiler diye tabir edilen, ekonomiyi ve üretimi elinde tutan ve bir düzineyi geçmeyen bu işadamları, Yeltsin dönemindeki 'bedava özelleştirmelerden' faydalandılar. Ama Putin'in başa gelmesiyle birlikte, hem Rusya'daki siyaset hem de bu oligarşilerin hayatı değişti.
Putin, kendi tabiriyle Rus siyasetinde 'yasanın diktatörlüğü' döneminin başlangıcı oldu. Putin oligarşilerle iki temel madde üzerinden basit bir anlaşma yaptı: 1. Bugüne kadar oligarşilerin yolsuzlukla elde ettiği servet devlet tarafından sorgulanmayacaktı, ama bundan sonra herkes vergisini doğru dürüst ödeyecek ve yasallaşacaktı. Yani oligarşiler için bir milad belirlendi, 2. Oligarşiler siyasete müdahale etmeyecekti.
Putin'in başa gelirken ortaya attığı, "10 yıl içinde GSMH'yi ikiye katlama vaadi" biraz da bu anlaşmalara dayanıyordu. Putin'in rolü de, bu oligarşilerden herhangi birinin dengeleri bozacak şekilde büyümesini ve tekelleşmesini önlemekti.
Son dönemde ise bu 'sosyal uzlaşmanın' tek taraflı olarak bozulduğu gelişmeler yaşandı: Roman Abramovich'in Sibneft'i ile Mikhail Khodorkovsky'nin Yukos'u birleşmeye karar verdi. Bu, oligarşilerden birinin diğerleri üzerinde hakimiyet kurması anlamına geliyordu. Diğer yandan, oligarşiler içinde büyük vergi yolsuzlukları ayyuka çıktı. Ve tüm bunların yanı sıra, Khodorkovsky siyasete el atarak, Putin'e muhalefet eden ve hepsi kayıtsız şartsız Amerikan yanlısı olan partilere büyük miktarlarda para yardımı yapmaya başladı.
Putin'in Gazabı
Nihayetinde arkasında büyük bir halk ve ordu desteği olan Putin'in bozulan anlaşma nedeniyle bu 'çıbanbaşlarına' savaş açması kaçınılmazdı. Öyle de oldu. Mikhail Khodorkovsky ve Roman Abramovich başta olmak üzere önde gelen oligarşilerin gözde simalarına soruşturma açıldı. Abramovich'e açılan soruşturmalardan biri 300 milyon dolarlık bir vergi yolsuzluğuyla ilgiliydi. Soruşturmanın açıldığı gün Abramovich, Chelsea'yı satın aldı. Alışverişte kullanılan paranın, soruşturmaya konu olan para olduğu iddia ediliyor. Dahası, Abramovich'in bir İngiliz futbol takımını satın alarak yaptığı çıkış, "Bizimle çok uğraşma, yatırımları yurtdışına kaydırırız" mesajı olarak yorumlanıyor.
Putin ise geçmiş dönemde yönetim anlayışına ters düşenleri sistemden elimine etmeyi profesyonelce başarmıştı. Boris Berezovsky ve bir zamanlar medya baronu olan, bugünlerde Atina'da tutuklanarak yargılanmasına başlanan Vladimir Gusinsky sadece iki örnek. Yerel ve genel seçimlerin yaklaştığı da düşünülürse Rusya'daki çekişme giderek alevleneceğe benziyor. Dahası Khodorkovsky'nin Putin'e kafa tutuşunun arkasında, Irak savaşı dolayısıyla Rusya'yla zıt kutuplara düşen ABD'nin olduğu da iddialar arasında.
Ogan Güner
Endüstri ve ticarete ilgisi Sovyet ordusuna katılmadan önce başlamıştır. İş hayatına 1992 yılında başladı. 1992-1995 yılları arasında beş şirket kurdu.
Yılda 700 milyon dolar para harcadığı öne sürülen Abramoviç Forbes dergisi tarafından dünyanın en çok para harcayan zengini ilan edildi. Ayrıca Sunday Times Zenginler Listesinde İngiltere'nin en zengin adamı olduğu açıklanmıştır.
İşadamının Türkiye'de de yatırımı vardır. Antalya’nın Kundu bölgesinde bulunan ve hâlâ inşaatı süren, beş yıldızlı bir oteli de satın almıştır.
Roman Abramoviç şu anda 4 yata sahip. Sipariş ettiği yat ise 160 metre boyu ile Dünyanın en büyük yatı özelliğini taşıyacak. Bakımları için yılda 23 milyon Avro harcıyor.
The Bandit isimli 30 kişilik yemek salonu, lavaboları altın kaplamalı mutfağı olan Boeing-767 jete sahip. Bu değişikliklerle birlikte uçağın 300 milyon dolara malolduğu belirtilmektedir. Ayrıca bir Boeing 737'si, iki de helikopteri vardır.
Başta Maybach limuzin olmak üzere hepsi zırhlı olan otomobil filosuna sahip olup, Londra'da, Eaton Meydanı'nda 6 katlı bir evi 28 milyon Sterlin'esatın alan Abramoviç'in ülkenin batısındaki Sussex'te 450 dekarlık arazisi ve Moskova, Cote d'Azur, İspanya ve İsrail gibi ülkelerde çok sayıda mülkleri vardır.
2005 yılında, Londra'da açık artırmayla satışa çıkan İtalya'nın Toskana bölgesindeki San Miniato kasabası yakınlarında bulunan 850 gramlık trüf siyah mantarı, 28 bin pound'a satın aldı.
Chelsea Klübünü Satin Aldiginda Yapilan Bir Inceleme Yazisi
Abramovich'in Ateşle İmtihanı!
Burnu büyük İngilizlerin takımı olarak bilinen Chelsea'nın yeni patronu bir 'yeni Rus'! Roman Abramovich'in hikayesi biraz da Rusya'nın son 10 yılının hikayesi...
Geçtiğimiz aylarda Roman Abramovich diye bir Rus işadamı birden dünyanın gündemine oturuverdi. Kendi ülkesi dışında adının anılmasına, İngiliz Chelsea futbol takımını satın alması neden oldu. Toplamda 150 milyon pound'a mal olan bu alışverişin 80 milyon pound'u Chelsea takımının yıllar içinde birikmiş ve kangrene dönmüş borçlarıydı. Roman Abramovich kendisine yakışan hamleyi yaptı ve bir gece içinde borçları temizledi! Bu gösterişli hareket Abramovich'in nakit gücünü cümle aleme ispat etmeye yetti. Ondan sonradır ki Abramovich'le ilgili bilgiler arka arkaya dünya basınına akmaya başladı. Evet, kendisi şu anda Rusya'nın en zengin ikinci adamı (birinci sırada Yukos'un patronu Mikhail Khodorkovsky var). Servetinin 5.7 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Avrapa'nın en zengin 50 listesinde Berlusconi'nin hemen ardından 19. sırada.
Servetinin asıl kaynağı Sibneft petrol şirketi, ama alüminyum sektöründe de büyük yatırımları var ve yakınlarda Rus havayolları Aeroflot'un büyük ortaklarından biri oldu. Sibneft çok yakında Yukos ile birleşerek dünyanın en büyük 4. petrol firması olmaya oynuyor. Dahası, yerel siyasette de boy gösteriyor kendisi. Sibirya'nın unutulmuş bir köşesinin valisi ve geçen yıl cebinden 300 milyon dolar harcadığı söyleniyor. Yöre halkı neredeyse tapıyor kendisine (ama kişisel katkıları yerel yönetimin iflas etmesini de önleyemedi). Henüz 36 yaşındaki biri için tam bir 'başarı öyküsü' Abramovitch'inki...
Madalyonun Öteki Yanı
Rusya'daki ekonomik ve siyasi ortamı tanımayanlar için bu mülayim görünüşlü adamın Chelsea'yı satın alması Avrupa'ya açılmak isteyen bir işadamının PR harcaması olarak görülebilir. O zaman bir de Rusya'daki manzarayı özetleyelim size:
Abramovich'in de dahil olduğu ve bugün Rus ekonomisinin iplerini elinde tutan işadamlarının hemen hemen hepsi Yeltsin döneminde, "Yeltsin ailesi" olarak bilinen insanlardan oluşuyor. Abramovich o zamanlar çok gençti ve bu yüzden özelleştirme nimetlerinden doğrudan yararlanamadı, ama hakkındaki soruşturmalardan kaçarak İngiltere'ye sığınan bir başka zenginin, Boris Berezovsky'nin himayesi altındaydı. Bugün Rusya'da Oligarşiler diye tabir edilen, ekonomiyi ve üretimi elinde tutan ve bir düzineyi geçmeyen bu işadamları, Yeltsin dönemindeki 'bedava özelleştirmelerden' faydalandılar. Ama Putin'in başa gelmesiyle birlikte, hem Rusya'daki siyaset hem de bu oligarşilerin hayatı değişti.
Putin, kendi tabiriyle Rus siyasetinde 'yasanın diktatörlüğü' döneminin başlangıcı oldu. Putin oligarşilerle iki temel madde üzerinden basit bir anlaşma yaptı: 1. Bugüne kadar oligarşilerin yolsuzlukla elde ettiği servet devlet tarafından sorgulanmayacaktı, ama bundan sonra herkes vergisini doğru dürüst ödeyecek ve yasallaşacaktı. Yani oligarşiler için bir milad belirlendi, 2. Oligarşiler siyasete müdahale etmeyecekti.
Putin'in başa gelirken ortaya attığı, "10 yıl içinde GSMH'yi ikiye katlama vaadi" biraz da bu anlaşmalara dayanıyordu. Putin'in rolü de, bu oligarşilerden herhangi birinin dengeleri bozacak şekilde büyümesini ve tekelleşmesini önlemekti.
Son dönemde ise bu 'sosyal uzlaşmanın' tek taraflı olarak bozulduğu gelişmeler yaşandı: Roman Abramovich'in Sibneft'i ile Mikhail Khodorkovsky'nin Yukos'u birleşmeye karar verdi. Bu, oligarşilerden birinin diğerleri üzerinde hakimiyet kurması anlamına geliyordu. Diğer yandan, oligarşiler içinde büyük vergi yolsuzlukları ayyuka çıktı. Ve tüm bunların yanı sıra, Khodorkovsky siyasete el atarak, Putin'e muhalefet eden ve hepsi kayıtsız şartsız Amerikan yanlısı olan partilere büyük miktarlarda para yardımı yapmaya başladı.
Putin'in Gazabı
Nihayetinde arkasında büyük bir halk ve ordu desteği olan Putin'in bozulan anlaşma nedeniyle bu 'çıbanbaşlarına' savaş açması kaçınılmazdı. Öyle de oldu. Mikhail Khodorkovsky ve Roman Abramovich başta olmak üzere önde gelen oligarşilerin gözde simalarına soruşturma açıldı. Abramovich'e açılan soruşturmalardan biri 300 milyon dolarlık bir vergi yolsuzluğuyla ilgiliydi. Soruşturmanın açıldığı gün Abramovich, Chelsea'yı satın aldı. Alışverişte kullanılan paranın, soruşturmaya konu olan para olduğu iddia ediliyor. Dahası, Abramovich'in bir İngiliz futbol takımını satın alarak yaptığı çıkış, "Bizimle çok uğraşma, yatırımları yurtdışına kaydırırız" mesajı olarak yorumlanıyor.
Putin ise geçmiş dönemde yönetim anlayışına ters düşenleri sistemden elimine etmeyi profesyonelce başarmıştı. Boris Berezovsky ve bir zamanlar medya baronu olan, bugünlerde Atina'da tutuklanarak yargılanmasına başlanan Vladimir Gusinsky sadece iki örnek. Yerel ve genel seçimlerin yaklaştığı da düşünülürse Rusya'daki çekişme giderek alevleneceğe benziyor. Dahası Khodorkovsky'nin Putin'e kafa tutuşunun arkasında, Irak savaşı dolayısıyla Rusya'yla zıt kutuplara düşen ABD'nin olduğu da iddialar arasında.
Ogan Güner