Soros, Rockefeller Vakiflarinin ve CFR'nin Türkiye'deki Truva Atları [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Soros, Rockefeller Vakiflarinin ve CFR'nin Türkiye'deki Truva Atları


[...oMeRCaN...™]
08-06-2007, 16:48
Soros, Rockefeller Vakiflarinin ve CFR'nin
Türkiye'deki Truva Atlari;

Bu Vakıf veya Dernekler ya Açık toplum enstitüsünden yardım
almaktadırlar, ya da bazı kişiler aracılığıyla Açık toplum
enstitüsüne bağlıdırlar. Tepede Soros Vakfı vardır.
KADER
TOSAV
KASIDE
TÜSIAD
Türk Demokrasi Vakfi;
Liberal Düsunce Toplulugu
Umut Vakfi;
TESEV
Koç Vakfi;
TÜSEV
Toplumsal Saydamlik Dernegi
Istanbul Bilgi Üniv.
TOBB
Basın Enstitüsü Derneği
Radikal Gazetesi
Açık Radyo
DYB Sanat Merkezi
Yeni Şafak Gazetesi
Açık Site
Afet için Sivil Koordinasyon Derneği
Anadolu Kültür
AÇEV
SABANCI-BOGAZICI-BİLGİ ÜNİVERSİTELERİ
Uluslararası Basın Derneği
Tarih Vakfı
Şizofreni Dostları Derneği
Uçan Süpürge Derneği
Kadın Merkezi (KAMER)
Eğitim Reform Girişimi

KILIT KIŞİLER İSE ŞÖYLEDİR:
(SIVIL TOPLUM ÖRÜMCEKLERİ)


Üstün Ergüder (Sebataycı-Mason-Bilderberg üyesi, Eski Bogaziçi
Rektörü)
Kürşat Bumin (Yeni Şafak gazetesi, Bilgi Üniversitesi)
Hakan Altınay (Bilgi Üniversitesi)
Salim Uslu (Hakiş- Türk Henkel Seydişehir Al. Üst düzey mason, 32.
derece masonlardan T. Uslunun yakını)
Ömer Dinçer (Başbakanlık Müşaviri)
Oguz Ozerden (Mason, Bilgi üniversitesi, Diyarbakır sanat merkezi
kurucularından)
Murat Belge (2. Cumhuriyetçi, İletişim Yayın Kuruluşu, Radikal
gazetesi, Bilgi Üniversitesinde görevli)
Nebahat Akkoç (KADER yöneticisi)
Nabi Avcı(Başbakanlık danışmanı)
Nadire Mater (Interpress Service Türkiye Temsilcisi, F. Eberth ve H.
Boll Vakıflarıyla ve Mac Arthur Vakfı ve CIA ile bağlantılı tam bir
sivil toplum örümceği)
Osman Kavala (Eski Kavala şirketler grubu ve Avrupa Barış ve
Demokrasi Merkezi Üyesi)
Baskın Oran (Azınlıklar raporunu TESEV ve NED için hazırlayan kişi)
Şahin Alpay (Karen Fogg, Fettullah Gulen ve Zaman gazetesi ile
bağlantılı, Ordu düşmanı, 2. Cumhuriyetçi)
Neşe Düzel (Radikal gazetesi)
Ahmet Altan
Çetin Altan
Mehmet Altan
Mehmet Barlas (Karısı Canan Barlas TESEV yöneticisi Nafiz Can
Paker'in kızkardeşidir)
Omer Madra (Bilgi Üniversitesi, Açık Radyo, Meral Madra ile birlikte)
Özlem Dalkıran ( Uçan Supurge Derneği Başkanı, İngiliz Konsolosluğu
ile süregen bağlantılı)
AYDIN DOGAN (detaya gerek yok!)
MAÇA ASI:
NAFIZ CAN PAKER (SABETAYCI, Selanikten Niğde'ye göc eden gizli
Sabetaycı örgütlenmenin içinde. Üst düzey mason, Bilderberg
bağlantılı, Sorosun birinci düzeyde adamı, TESEV başkanı, CFR ve CIA
bağlantısı biliniyor;Sabancı Holding, TÜSİAD, Türk Henkel; )

Fethullahci tüm örgütlenmeler (STV, Zaman)

Soros, Rockefeller Vakiflari ve CFR, Bilderberg, Trilateral
Komisyonun ve CIA,Mossad'i Türkiye'deki Truva Atlari Farklı bir liste
(Aydinlik 1 Subat 2004)

Fethullah Gülen ve tüm Fethullahçilar
Can Paker
Üstün Ergüder
Osman Kavala
Özlem Dalkiran
Hakan Alunay
Ömer Madra
Nebahat Akkoç
Murat Belge
Nadire Mater
Sahin Alpay
Salime Uslu
Cüneyt ZapsuAdnan Oktar ve Adnancılar
Ertugrul Kürkçü
Nabi Avci;
Eyüp Can
Ali Bulaç
Aydin Dogan ve Medyasi;
Yaman Akdeniz
Cengiz Çandar
Mehmet Ali Birand
Diger pek çok sivil toplum kurulusuunda görevli akademisyen ve yazar
Bazi tarikatlar (Naksibendi vb)

Bu mesaj gruplarında yeni MİT müsteşarının ARMAN SUAR olacağından
bahsedilirken, ARMAN SUAR'ın bağlantılarının da araştırılması
gerektiği düşüncesindeyim.

Sarigül-SOROS-BİLGİ ÜNİVERSİTESİ ve AÇIK TOPLUM Enstitüsü-VATAN
gazetesi bağlantıları ortaya döküldükten sonra eksik kalan GEORGE
SOROS'un kim olduğudur. Bu konularda çalışan bir profesyonel olarak
önce bunları açalım isterseniz.
-------------------------------------------------
GEORGE SOROS: EMPERYAL YAHUDİ AJANI

Konu bir narsistik kişilik bozukluğu değildir; konu George Soros'un
ABD hegemonyasını dünyada uygulayış biçimidir. Soros vakıfları ve
finans mekanizmaları Doğu Avrupa ve SSCB'de sosyalizmin çöküşünün
kısmi sorumlusudur ve o şimdi gözlerini Çin'e çevirdi. Öte yandan
Yugoslavya'yı parçalayan saldırının bir parçasıdır. Kendini bir
insansever olarak nitelerken Dolar milyarderi George Soros'un görevi
globalizm ve Yeni Dünya Düzeni'nin ideolojik idam ipini sıkmak ve bu
sırada da kar etmektir. Soros'un ticari ve "insani" örgütleri gizli,
karşıt ve işbirlikçidir. Ve onun ekonomik faaliyetleri sözkonusu
olduğunda, kendi tabiriyle vicdanı yoktur, tam ahlakdışı bir
düzlemde çalışan bir kapitalisttir.

Yeni bir rüşvet sisteminin mimarı olarak kendini devlet adamlarına
takdim etmekte ve onlardan iyi cevaplar almaktadır. Henry
Kissinger'a, Vaclav Havel'e Polonyalı General Wojciech Jaruzelski'ye
yakındır. Dalay Lama'yı desteklemektedir; onun ve diğer dostu eski
Sovyet lider Mikhail Gorbaçev'in enstitülerinin de merkezi San
Francisco'dadır. Soros "Council of Foreign ,Relations"un (CFR -
Dışilişkiler Konseyi), World Economic Forum'un (Dünya Ekonomik
Forumu) ve Human Rights Watch'ın (Helsinki İnsan Hakları Gözlem
Örgütü) ilerigelen üyesidir. 1994'te kendi felsefi "şeyhi" Sir Karl
Popper'la görüştükten sonra Soros şirketlerine Orta ve Doğu Avrupa
iletişim sektörüne yatırım emrini verdi.

Çek Cumhuriyeti'nin Federal Radyo - Televizyon Kurumu teklifini
kabul ederek Radio Free Europe (Hür Avrupa Radyosu) arşivlerini
devir ve onlara destek kararı aldı. Soros, arşivleri Prag'a getirtti
ve bakımı için 15 milyon Dolardan çok harcadı. Şimdi bir Soros
Vakfı, ABD hükümeti ve RFE/RL ile birlikte, CIA'ce oluşturulan Radio
Free Europe - Radio Liberty'yi işletmektedir. Faaliyet alanı
Kafkaslar ve orta Asya'ya kaymıştır. Soros Open Society Institute'un
(Açık Toplum Enstitüsü) kurucu ve destekçisidir. Onun kurduğu
International Crisis Group (ICG), diğer şeylerin yanısıra
Yugoslavya'nın yıkımından beri Balkanlarda da faaldir. Soros açıkça
U.S. Institute of Peace (ABD Barış enstitüsü) ile birlikte
çalışmaktadır; bu kuruluş CIA'in açıkta çalışan bir kanadıdır.

Anti-globalizm taraftarları Şubat 2002'de New York'ta Waldorf
Astoria otelinin önünde soğuktan donarken, George Soros içeride
Dünya ekonomik Forumu'na hitap ediyordu. Polis göstericileri Park
Avenue'daki kafeslere tıkarken, Soros "Açık Toplum"un meziyetlerini
göklere çıkartıyordu; Zbigniew Brzezinski, Samuel Huntington,
Francis Fukuyama ve diğerleri de ona eşlik ediyordu.

Kim Bu Adam?
George Soros 1930'da Macaristan'da doğdu. Ailesi aslen Yahudi olsa
da köklerinden o kadar uzaklaşmışlardı ki, rahatça Nazi Almanyası'na
tatile gidebiliyorlardı. Soros Nazi hükmü altında yaşadı,
Komünistlerin zaferi ile 1947'de İngiltere'ye geçti. Burada Soros,
London School of Economics'te Filozof Karl Popper'ın öğrencisi
oldu. Popper aşırı bir antikomünist ideologdu ve onun öğretileri
Soros'un siyasi eğilimlerinin temelini oluşturdu. Soros'un yazdığı
hiçbir kitap ya da makale, yaptığı hiçbir konuşma yoktur ki,
Popper'dan bir etki yansıtmasın.

1965'te Sir olan Popper "Açık Toplum" sloganını icat etti; bu
Soros'un Açık Toplum Vakfı ve Enstitüsü'nde yankısını buldu (Open
Society Foundation and ınstitute). Popper'ın takipçileri onun
sözlerini gerçek imanlılar gibi tekrarladılar. Popperci felsefe
Batılı bireyciliğin şiarı oldu. Soros İngiltere'yi 1956'da terketti
ve Wall Street'te iş buldu; burada 1960'ta bir menkul değerler
şirketi ("hedge fund") kurdu.

"..Menkul değer şirketleri çok zengin insanlara hizmet eder...
Genellikle gizli fonlar, genellikle de offshore işlerde
kullanılır... astronomik karlar getirir. "Bahis" parasının çapı
genellikle sonucu garantiler: `bir hissenin büyük menkul
şirketlerince satın alındığı dedikodusu diğer yatırımcıları da buna
sevkeder,' sonuçta alınan hisseler değer kazanır."

Soros 1969'da Quantum Fund'ı organize etti ve dövizlerle oynamaya
başladı. 1970'lerde finans faaliyetleri gelişmişti:

"alternatif kısa ve uzun vadeler.... Soros, hem gayrimenkul
fiyatlarının yükselişinden, hem de düşüşünden kazanıyordu! (ünlem
çevirenin). 20 yıllık yönetimi boyunca Quantum yılda şaşırtıcı bir %
34.5 gelir sağladı. Soros en çok döviz spekülasyonu ile bilinir (ve
ondan korkulur)... 1997'de bir devlet başkanı, Malezyalı Mahathir
Muhammed tarafından "haydut" olarak tanımlanma şerefine erişti; bu
ülkenin parasına spekülatif bir saldırı yapmıştı."

Bu tür gizli finans operasyonlarıyla Soros bir Dolar mültimilyarderi
oldu. Şirketlerinin Arjantin, Brezilya ve Meksika'da arazileri,
Venezuela'da bankaları var; dünyanın en karlı döviz ve kambiyo
işlerini yapıyorlar ve genelde kabul edilen o ki, yüksek
makamlardaki dostları onun finans işlerinde yardımcı oluyorlar, hem
siyasi hem de maddi kazanç için.

George Soros 1997'de Tayland ekonomisini çökertmekle suçlandı. Bir
Taylandlı göstericinin ifadesiyle "Biz George Soros'u bir tür
Drakula olarak görüyoruz. O insanların kanını emiyor." Çinliler
ona "timsah" diyor, çünkü onun Çin'deki faaliyetleri o kadar doymak
bilmezce ve Tayland ile Malezya ekonomilerini silip süpürdü.

Soros bir keresinde İngiliz Sterlini üzerine spekülasyonla bir günde
1 milyar Dolar kazandı (spekülasyon sözünü pek sevmez!). "Sterlin
üzerine spekülasyonla İngiliz vergi mükelleflerinin cebini
boşaltmakla" suçlandığında şöyle dedi: "Finans piyasalarında
spekülasyon yaptığınızda normal bir ticareti bağlayan ahlaki
sınırlardan özgürsünüz... Finans piyasalarında benim ahlaki
kaygılarım yoktur."

Soros'un sınırsız kişisel servet elde etmek ve başkalarınca hakkında
iyi düşünülmek şeklinde şizofrenik istekleri vardır:

"Döviz alım-satımcıları tezgahlarında oturur; üçüncü dünya
ülkelerinin dövizlerini çok miktarda alır - satar. Para değeri
dalgalanmalarının bu ülkelerde yaşayan insanlara etkisi onların
akıllarına gelen bir konu değildir. Gelmemelidir de; yapacak işleri
vardır. Eğer durup düşünmeye başlarsak kendimize şunu sormalıyız:
Acaba döviz tacirleri ... milyonların hayatını mı yönetiyorlar?"

Soros, George W. Bush'u da petrol şirketi batmak üzereyken kurtardı.
Soros Harken Energy Corp.'un sahibiydi ve Bush'un şirketinin
batmadan önce hızla gerileyen hisselerini aldı. Geleceğin ABD
Başkanı bu işten 1 milyon Dolar nakit ile çıktı. Soros,
gerçi "siyasi güç" satın almadığını söyledi. Yine Soros meşum
Carlyle Group'un da bir ortağıdır. 1987'de kurulan bu "dünyanın en
büyük özel hukuk firması" 12 milyar Dolarlık bir ciroyu
yönetir; "idare eski Cumhuriyetçi liderlerden birinin kayyumluğunda
yürütülür", bu kimi zaman eski CIA'ci Frank Carlucci, kimi zaman
eski CIA başkanı (Baba) George Bush'tur. Carlyle Group karlarının
önemli kısmını da silah ticaretinden kazanır.

"İnsansever" Hortlak

1980'de Soros milyonlarca Doları Doğu Avrupa'da sosyalizme karşı
harcamaya başladı. Kendisiyle işbirliği yapan kişilere paralar
aktardı. İlk başarısı Macaristan'daydı. Macar eğitim ve kültür
kurumlarını aldı, bunlarla ülkedeki sosyalist kurumları devre dışı
bıraktı. Böylece doğrudan Macar hükümetine bir kanal açtı. Sonra
Soros Polonya'ya geçti, CIA güdümündeki Dayanışma'yı finanse etti.
Ve aynı yıl Çin'de faaliyete başladı. Sonra SSCB geldi.

Bütün bu ülkelerde CIA faaliyetlerinin de olması tesadüf değildir.
CIA'in de amacı Açık Toplum Vakfı ile aynıdır: Sosyalizmi yıkmak.
Güney Afrika'da CIA antikomünist muhalifler aradı. Macaristan'da,
Polonya'da ve SSCB'de CIA, "National Endowment for Democracy"nin
(Milli Demokrasi Derneği), AFL-CIO'nun (Amerikan Federal İşçi
Sendikaları), USAID'in ve diğer kurumların açık desteğiyle
antikomünistleri organize etti ve destekledi; bunlar Soros'un Açık
Toplum Vakfı'nca da gönüllü listesine yazılmışlardı. CIA bu
kişilere "birikim" (assets) derdi. Soros'un dediği gibi, "her ülkede
bir grup insan farkettim - kimi lider kişiler, diğerleri o kadar
bilinmeyenler; bunlar benim görüşlerimi paylaşıyorlardı.."

Soros'un Açık Toplum Vakfı antikomünist Çekler, Sırplar, Rumenler,
Macarlar, Hırvatlar, Boşnaklar ve Kosovalılarla konferanslar
düzenledi. Onun giderek artan etkisi ABD haberalma sisteminin bir
parçası olduğu kuşkularına neden oldu. 1989'da Washington Post
gazetesi, ilk kez 1987'de Çin hükümetinin yaptığı, Soros Vakfı'nın
Çin'de reform ve dışa açılma ile ilgili faaliyetlerinin CIA
bağlantılı olduğu, iddialarına yer verdi.

Hedef Moskova

1990'dan sonra Soros yardımları Rus eğitim sistemini hedef aldı; tüm
ülkeye ders kitapları dağıtıldı. Aslında Soros "Açık Toplum"
propagandasıyla tüm genç Rus kuşağının beyninin yıkanmasını sağladı.
Soros vakıfları Rus finans sisteminin, özelleştirme planlarının ve
bu ülkede yabancı yatırımların kontrolünü almak için stratejiler
yürütmekle suçlandı. Ruslar Soros'un yargı girişimlerine sert cevap
verdi. Soros'un ve diğer Amerikan vakıflarının karşıtları bu
manevraların amacının "Rusya'yı, dünyanın tek süpergücüyle
başedebilecek bir devlet olmaktan çıkarmak" olduğunu söylediler.
Ruslar Soros ve CIA'in bağlantılarından şüphelenmeye başladılar.
Para babası Boris Berezovsky "birkaç yıl önce Soros'un bir CIA ajanı
olduğunu duyduğumda düşüp bayılacaktım," dedi. Berezovsky'ye göre
Soros ve Batı "Rus sermayesinin güçlenmesinden korkuyordu".

Eğer ABD ekonomi ve siyaset eliti Rusya'dan bir ekonomik rekabetten
korkuyorsa, onu kontrol etmek için, Rus medyasını, eğitimini,
araştırma merkezlerini ve bilimini hakimiyet altına almaktan daha
iyi ne yol vardır? 250 milyon Doları "yüksek okul ve üniversite
düzeyinde sosyal ve iktisadi bilimler eğitiminin transformasyonu"
için harcadıktan sonra Soros 100 milyon Dolar ile International
Science Foundation'u (Uluslar arası Bilim Vakfı) kurdu. Rus Federal
Karşı İstihbarat Servisi (FSK) Soros'un Rusya'daki
vakıflarını "casusluk yapmakla" suçladı. Onlara göre Soros tekbaşına
çalışmıyordu; Ford ve Heritage vakıflarından gelen paralar, Harvard,
Duke ve Columbia üniversitelerinden destek ve Pentagon ile ABD
haberalma servislerinden bağlantılardan oluşan bir sistemin
parçasıydı. FSK Soros'un 50.000 Rus bilimadamına para verdiğini
bildirdi; böylece Soros binlerce Rus bilimsel buluşu ve teknolojisi
ile devlet ve ticari sırları üzerinde kontrol sağlayarak çıkarlarını
genişletiyordu.

1995'te Ruslar ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi Fred Cuny'nin Çeçen
krizine karışması nedeniyle öfkeye kapıldılar. Cuny'nin görünüşte
görevi felaket yardımı idi ama onun ABD çıkarlarını ilgilendiren
uluslar arası çatışma bölgelerindeki, ve yanısıra FBI ve CIA'deki
geçmişi Amerikan devletine bağlantılarını ortaya koyuyordu.
Kaybolmadan önce Cuny Soros Vakfı için çalışıyordu. Çeçenistan'daki
şiddet dalgasının genelde Washington'un sıcak baktığı, ve belki de
güdümündeki bir politik destabilizasyon kampanyasının sonucu olduğu
pek bilinmez. Yazar Tom Clancy için bu değerlendirmeler yeterli
olacak ki, bunları birer gerçek olarak "The Sum of All Fears" (Tüm
Korkuların Toplamı) adlı çok satan kitabında sundu. Ruslar Cuny'yi
bir CIA görevlisi olmak ve bir Çeçen başkaldırısını desteklemekle
suçladı. Soros'un Açık Toplum Vakfı ve diğer Soros kuruluşları hala
Çeçenistan'da faaldir.

Rusya, Soros'un cebini şişirecek en azından bir operasyona sahne
olmuş; olaya Clinton yönetiminden diplomatik görevliler karışmıştır.
1999'da Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, 500 milyon Dolarlık bir
ABD Exim Bank kredisinin Rus şirketi Tyumen Oil'a verilmesini
engelledi; gerekçe bunun ABD milli çıkarlarına aykırı oluşuydu.
Tyumen Amerikan malı petrol ekipmanı ve hizmetlerini Dick Cheney'in
Halliburton Şirketi'nden ve, Bloomfield New Jersey'deki ABB Lummus
Global'dan almak istiyordu. George Soros ise Tyumen'in almak
istediği bir şirketin ortağı idi. Soros ve BP Amoco bu işlemi
durdurmak için lobi yaptı ve Albright araya girmek zorunda kaldı.


Sol Antisosyalizmi Beslemek

Soros'un Açık Toplum Enstitüsü'nün her delikte bir parmağı vardır.
Onun direktörler kurulu, adeta "Soğuk Savaşta ve Yeni Dünya
Düzeninde Kim Kimdir" kitabı gibidir. Paul Goble, İletişim Direktörü
ve eski Radio Free Europe'un şef politik yorumcusudur. Herbert Okun,
Nixon yönetiminin dışişlerinde hizmet etmiş ve Henry Kissinger'a
haberalma danışmanlığı yapmıştır. Kati Marton, eski Clinton yönetimi
dönemi Yugoslavya'daki BM temsilcisi Richard Holbrooke'un eşidir.
Marton, Soros'un desteklediği B-92 Radyosu için lobicilik yapmıştır;
bu radyo National endowment for Democracy'nin de bir projesidir
(başka bir CIA yan kuruluşu); Yugoslav hükümetini devirmekte etkili
olmuştur.

Helsinki Watch

Soros, Açık Toplum Vakfı'nı kurduğunda liberal ermiş Aryeh Neier'ı
yönetime geçirdi. Neier, Helsinki Watch'ın da başkanıydı; burası
antikomünist eğilimli bir insan hakları örgütüdür. 1993'te Açık
Toplum Vakfı, Açık Toplum Enstitüsü oldu.

Helsinki Watch, 1975'te Human Rights Watch (İnsan Hakları Gözlem
Örgütü) olmuştu. Soros şu sıra onun Amerikalar, Doğu Avrupa ve orta
Asya danışman heyetlerindedir; ve onun Açık Toplum Enstitüsü
sponsorlar listesinde yeralır. Soros Helsinki Watch ile daimi
ilişkiler içindedir; ve Neier düzenli olarak "The Nation" dergisine
yazılar yazar; ama Soros'tan bordrolu olduğu bilinmez.

Soros Helsinki Watch ile ilişkisini saklamak için elinden geleni
yapar. Sadece programları finanse ederek planladığını ve yürüttüğünü
söyler; ama onlar yürütücüsünün felsefesinden uzakta değillerdir.
Helsinki Watch ve Açık Toplum birbirine yakındır. Görüşlerinde pek
fark yoktur. Tabii ki, başka kurumlar da bu kurumu finanse
etmektedir; ama Soros ideolojisi burada hakimdir.

George Soros'un faaliyetleri 1983'te National; Endowment for
Democracy'nin kurucusu Allen Weinstein tarafından kurulan bir
yapının çerçevesi içine düşer. Weinstein, "bugün bizim açıkça
yaptıklarımız 25 yıl önce CIA'ce gizlice yapılıyordu," der. Soros,
tam da bu istihbarat yapısı içinde çalışmaktadır. CIA'in 1960'ta
Laos'ta faal uyuşturucu kaçakçılarından, ya da
Afganistan'daki "Mücahitlerin" esrar ticaretinden kar ederken CIA
görevlerini yerine getirmesinden biraz farkı vardır. O, diğer
piyonlardan çok daha fazla parayı yönlendirmekte (ve kazanmakta) ve
işinin çoğunu da günışığında yapmaktadır. İçtenlikle söylediğine
bakılırsa görevi hasar giderimi yaparak ABD dışpolitikasına
meşruiyet kazandırmaktır. Bugün Amerikan merkez solunda kendini
değerlendiren birçok kişi toplumun sosyalist bir dönüşümünden
ümitsizdir. Böylece Soros'un "desantralizasyon modeli" ya da "adım
adım" bir "negatif ütiliteryanizme (kullanışçılık) yaklaşarak,
sefaleti azaltma" anlayışı, ki bu Popper felsefesiydi, onlara
çekici geliyor. Soros bir Açık Toplum araştırması düzenlettirerek
Kaliforniya ve Arizona'daki uyuşturucu yasalarının gevşetilmesini
destekledi. Soros uyuşturucunun tam serbest olması taraftarıdır;
yani bu sayede artık sefaletinizin farkında olmazsınız. Soros fırsat
eşitliği ile aldatır. Sosyal seviyesi yüksek Sosyal demokratlar
Soros'un desteğini kabul eder ve kapitalizm içindeki sivil haklara
inanır. Bu gibiler için Soros'un ticari faaliyetlerinin korkunç
sonuçlarını (dünyanın heryerinde insanların fakirleşmesi) onun
insani faaliyetleri affettirir. Benzer şekilde, ABD içinden -
dışından liberal-sol aydınlar "Açık Toplum" fikrinin cazibesine
kapılırlar, tabii parasal desteğin de.

ABD'deki Yeni Sol bir sosyal demokrat harekettir. Kesinlikle anti-
Sovyettir ve Doğu Avrupa ve SSCB çöktüğünde onların çok azı
sosyalist sistemlerin yıkımına karşı çıktı. Yeni Sol Doğu Avrupa ve
Orta Asya'da milyonların işlerini, evlerini, eğitim haklarını,
sağlık hizmetlerini ve kültürel gelişim imkanlarını kaybetmelerine
ne üzüldü ne de bunu protesto etti. Çoğu, CIA ya da National
Endowment of Democracy veya the Open Society Fund gibi
kimi "NGO"ların (tırnaklar çevirenin) sosyalizmin yıkımındaki aktif
rollerini küçümsedi. Bu insanlar zannettiler ki, Batı'nın 1917'den
beri SSCB'yi yıkmaktaki kararlılığının Sovyetlerin çöküşüyle ilgisi
yoktur. . Onlara göre sosyalizm kendi inanırlığını yitirmişti, çünkü
yanlıştı.

İhtilallere gelince, Mozambik, Angola, Nikaragua ya da El
Salvador'dakiler işbirlikçi güçlerce yıkıldı ya da
göstermelik "seçimlerle" durduruldu; Yeni Sol pragmatikleri ise omuz
silktiler ve arkalarını döndüler. Yeni Sol'un, bazan Amerikan
dışpolitikasının Sovyetler sonrası dünyadaki mekanizmalarını kasten
görmezden geldiği görünüyor

Hırvatistan'da siyasi faaliyetleri olan Bogdan Denitch, Açık Toplum
Enstitüsü'nde faal bir kişi idi ve fonlar aldı. Denitch,
Hırvatistan'dan Sırpların etnik temizliğini, NATO'nun Bosna ve
Yugoslavya'yı bombalamasını, hatta Yugoslavya'nın karadan işgalini
savundu. Denitch, Amerikan Demokratik Sosyalistlerinin kurucusu ve
uzun süre başkanıydı. Bu önemli bir liberal sol Amerikan grubuydu. O
uzun süre prestijli Sosyalist Bilimadamları (Socialist Scholars)
Konferansı'nın da başkanlığını yaptı. Bu kanalla birçok kişinin
NATO'nun genişlemesine olumlu bakmasını sağladı. Soros'un yardım
yönelttiği diğer yerler "Refuse and Resist the ACLU" (Amerikan Sivil
Özgürlükler Birliğine Direniş ve Red) Örgütü, ve bir kısım diğer
liberal kurumlardır. Soros listesine "New School for Social
Research", New York (Yeni Sosyal Araştırmalar Okulu) gibi yeni
renkler de ekledi; burası uzun süredir sol aydınların tercihi bir
akademiydi. Şimdi Burada Orta ve Doğu Avrupa programlarını
destekliyor.

Nikaragua'daki devrimden etkilenen birçok solcu üzüntüyle 1990'da
Violetta Chamorro'nun Sandinistaları seçim yenilgisine uğratmasını
kabul etti. Birçok Nikaragua'ya yardım kuruluşu bundan sonra
dağıldı. Belki Yeni Sol, Michael Kozak'ın yükselen yıldızından
birşeyler öğrenebilirdi. O Nikaragua, Panama ve Haiti'de başa
sempatik liderler geçirmek, ve Küba'yı baltalamak hedefli ve
Washington üslü bir kampanyanın kıdemlilerindendi. Burada
Havana'daki ABD çıkarları ile ilgili bir büronun müdürlüğünü
yürüttü.

Nikaragua Chamorro'nun zaferini organize ettikten sonra, Kozak Beyaz
Rusya'ya geçti ve ABD büyükelçisi oldu. Kozak, Soros'ça
desteklenen "Internet Access and Training Program"da (IATP -
İnternet erişimi ve eğitim programı) çalıştı. Bu program Beyaz
Rusya'da geleceğin liderlerini yaratmakla meşguldü. Aynı program
eşzamanlı şekilde Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan,
Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan'da uygulandı. IATP, ABD
Dışişleri'nin açık desteğiyle yürütüldü. Çok şükür ki Beyaz Rusya,
Kozak ve Soros Açık Toplum Vakfı/ABD Dışişleri güruhunu ülkeden
kovdu. Aleksandr Lukaşenko hükümeti keşfetti ki, Minsk'e gelmeden 4
yıl önce Kozak, on milyonlarca Doların Beyaz Rus muhalefetine
akıtılmasını sağlamıştı. Kozak bir birleşik muhalefet cephesi
kuruyor, web sitelerine, gazetelere ve piar şirketlerine para
veriyor ve Yugoslav Otpor'una benzer öğrenci direniş hareketini
eğitiyordu. Kozak, Otpor liderlerine Beyaz Rus muhalifleri eğitme
görevi verdi. 11 Eylül 2001'den kısa süre önce ABD, Başkan Aleksandr
Lukaşenko'ya karşı bir karalama kampanyası başlatıyordu.
Lukaşenko'yu karalama şu sıra "terörizme karşı savaşla" birlikte
yürütülüyor.

OSI (Açık Toplum V.) ve HRW (Helsinki W.) kanalıyla Soros,
Belgrad'daki B-92 Radyosu'nun ana sponsorlarından oldu. Soros
Otpor'a da para verdi; bu örgüt 5 Ekim 2000 darbesinde "para
valizleri" aldı ve Yugoslav hükümeti devrildi. İnsan Hakları Gözlem
örgütü (Helsinki) bunun akabinde Slobodan Miloşeviç'in kaçırılmasını
ve Lahey'deki mahkemesini, onun hakları üzerine hiçbirşey
söylemeyerek meşrulaştırdı. Bu illegal mahkemenin başkanı Louise
Arbour şu sıra Soros'un Uluslar arası Kriz Grubu yönetim
kurulundadır. Açık Toplum/Helsinki çetesi şimdi Makedonya'da
çalışmakta ve buna "uygarlaştırma misyonunun" bir parçası
demektedir. Bu cumhuriyetin de Yugoslavya'nın parçalanmasını
tamamlamak için "kurtarılmasını" bekleyin.

Gücün Vekilleri

Soros, aslında kendi insani felsefesinin ahlaka uygun, bunun için
para kazanma işinin ahlak dışı olduğunu söylemektedir. Ancak
Soros'ça desteklenen NGO'larda çalışanların önünde açık ve tutarlı
bir gündem vardır. Soros'un en etkili kurumlarından International
Crisis Group (1986'da kuruldu) siyaset ve iş aleminin merkezinden
kimi isimlerce yönetilmektedir. Yönetim kurulunda Zbigniew
Brzezinski, Morton Abramowitz, eski ABD dışişleri bakan yardımcısı
ve eski NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Wesley Clark, eski
ABD Milli Güvenlik danışmanı Richard Allen vardır. Allen'ın Nixon'un
Milli Güvenlik Kurulu'ndan "Henry Kissinger'ı fazla liberal bulduğu
için" istifa ettiğini, Oliver North'u(1) Reagan'ın Milli Güvenlik
Kurulu'na önerdiğini ve İran Contra skandalında İran'a rehineler
karşılığı füze pazarlığında rol aldığını not düşelim (tırnaklar
çevirenin). Bu kişiler için "sınırlı çatışma" ABD'nin dünya insan ve
kaynakları üzerindeki kontrolünün diğer adıdır.

1980 ve 90'larda, Reagan Doktrini zamanında, ABD'nin Afrika, Latin
Amerika, Karayipler ve Asya'daki gizli-açık operasyonları
hazırlanıyordu. Soros bunların birçoğunda faaldi; "müstakbel
devrimcilerin" satın alınmasından politikacıların, aydınların ve
devrimci dalga geçtikten sonra iktidarda kalan kim
varsa "sübvansiyonuna" kadar uğraşıyordu (tırnaklar çevirenin.)
James Petras diyor ki:

"1980'lerin başında neoliberal yönetici elitin akıllı kesimi,
politikalarının toplumu kutuplaştırdığını ve geniş çaplı sosyal
rahatsızlık doğurduğunu farkettikten sonra, neoliberal
politikacılar "aşağıdan" bir paralel strateji başlatıp
desteklediler; bu anlamda "kendiliğinden" ve "anti devletçi"
ideoloji sahibi kuruluşlara yardım ederek, potansiyel çatışma
tehlikesi taşıyan kesimlere sızdılar ve bir "sosyal tampon"
oluşturdular. Bu örgütler parasal olarak neoliberal kaynaklara bağlı
olup doğrudan yerel liderlerin etrafındaki sosyopolitik hareketler
ve eylem komiteleriyle rekabete sokuldular. 1990'larda bu örgütler
(NGO, "hükümet dışı" diye adlandırıldılar) binlerceyi bulmuştu ve
tüm dünyada toplam 4 milyar Doları bulan yardım alıyorlardı."

"Underwriting Democracy" adlı kitabında Soros "Doğu Avrupa'nın
Amerikanlaşması" ile övünür. Ona göre, onun eğitim programları ile
artık bir Sorosçu genç liderler kadrosu yoldadır. Bu Soros Vakfı
eğitimli genç insanlar "nüfuz ajanları" olarak işlev görecektir.
Onların Akıcı dil yetenekleri, ve hedef ülkelerde bürokratik
merdivenleri tırmanmaya başlamaları sayesinde bu gönüllü askerler
felsefi açıdan Batılı çokuluslu şirketlerin giriş yollarını
temizleyeceklerdir.

Meslekten diplomat Herbert Okun (şimdi Helsinki Watch'ın Avrupa
Komitesi'ndedir) George Soros'la birlikte bir seri ABD Dışişleri
bağlantılı kurumla ilişki içindedir; bunlar arasında USAID'den
Rockefeller Vakfı'nca desteklenen Trilateral Komisyon'a kadar
kurumlar vardır. 1990'dan 97'ye dek Okun, "Finans Hizmetleri
Gönüllüler Teşkilatı" (Finance Services Volunteer Corps) denen
birşeyin başkanıydı; bu kurum USAID'in alt kuruluşudur; amacı "eski
komünist ülkelerde serbest Pazar finans sistemlerinin yerleşimine
yardımdır". George Soros, dünya ekonomisini devralmaya çalışan diğer
kapitalistlerle tam uyum içindedir.

Kâr Amacı Gütmeden Kâr

Soros, döviz spekülatörü olarak çalıştığı ülkelerde insani amaçlar
gütmediğini söylemektedir. Ama Soros sıksık bu türden
bağlantılarından da yatırım amaçlı yararlanmaktadır. ICC'nin bir
araştırması, ve, Kosova Geçici BM Yönetimi şefi Bernard Kouchner'in
yardımı sayesinde, Soros Balkanlardaki en kârlı maden ocağını almak
istedi.

Eylül 2000'de, Yugoslav seçimlerinden önce Trepca madenlerini bir an
önce almak için, Kouchner bu madenden yayılan kurşunun çevre
standartlarını aştığını açıkladı. Aynı kişinin, NATO Yugoslavya'yı
seyrelmiş Uranyumlu mermilerle bombalar ve 100,000 ton (kg olmalı,
ç.n.) kanser yapıcı madde havaya, suya, toprağa karışırken bunu
alkışladığını bilmek hayret vericidir. Ama Kouchner kendi işine
bakıyordu ve madenler "sağlık nedeniyle" kapatıldı. Soros 150 milyon
Dolar vererek Trepca'nın altın, gümüş, kurşun, çinko ve kadmiyum
madenlerini almak istedi; tesisin değeri 5 milyar Dolardı.

Bulgaristan "serbest Pazar" kaosu içinde çökerken Soros sinekten yağ
çıkarmaya bakıyordu; Reuters 2001 başlarında şu haberi verdi:

"Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası" (EBRD - European Bank of
Reconstruction and Development) (Bulgar ileri teknoloji şirketi)
Bila'ya 3 milyon Dolar kredi verdi. Bu şirket, orta ve Doğu
Avrupa'daki teknoloji şirketleri için hazırlanmış 300 milyon
Dolarlık bir kredi diliminden ilk yararlanan kurum olacak... Bir 3
milyon Dolar da Amerikan Argus Capital Partners'tan geliyor; kredi
sponsoru Prudential Insurance Company of America ve çalışma alanı
Orta - Doğu Avrupa ... Soros, Rila'ya yaptığı önce 3 milyon Dolarlık
ve sonra 1 milyon Dolarlık yatırımla yine en büyük hissedar olarak
kaldı."
Konulara Hakimiyet
Soros'un insansever görüntüsü ona, kimlerin kurban kimlerin suçlu
olduğu tartışmaları patladığında uluslar arası kamuoyunu yönlendirme
gücü veriyor. Diğer NGO'lar gibi, Soros'un borazanı Helsinki Watch
da birçok bağımsız ve organize emekçi sınıf hareketini görmezden
geliyor.

Kolombiya'da işçi liderleri rutin olarak ABD güdümlü hükümetle
işbirliği içindeki paramiliterlerce katledilmektedir. Bu kişilerin
geldiği sendikalar neoliberal ekonomiye karşı olduklarından Helsinki
Watch bu konuda fazla ses çıkarmaz. Bu yılın Nisanı'nda Helsinki
Watch'tan Jose Vivanco ABD Senatosu'nda "Plan Kolombiya" lehine
ifade verdi:

"Kolombiyalılar insan hakları ve demokrasiye bağlıdırlar ve yardıma
muhtaçlar. Helsinki Watch'ın ABD ile temel bir sorunu yoktur."
Helsinki Watch, devlet terörü, fakirlik ve istismara karşı savaşan
Kolombiyalı gerillaları ABD destekli silahlı güçler ve paramiliter
idam mangalarıyla aynı kefeye koymaktadır. Helsinki Watch, görevi
mülkiyet hakları ve ekonomik statükoyu korumak olan Pastrana
hükümeti ve onun ordusunu haklı görmektedir. Helsinki Watch'a göre
(bile ç.) sivil ölümlerinin %50'si hükümetin göz yumduğu idam
mangalarının işidir. Gerçek rakam %80'dir.

Helsinki Watch aynı şekilde 2002'de Uribe hükümetinin seçimini de
onayladı. Uribe ABD'nin Latin Amerika'da desteklediği diktatörler
kuşağından kalmadır; gerçi "seçilmiştir", ama Helsinki Watch
çoğunluğun seçimi boykot ettiğinden sözetmez.

Karayiplerdeki Küba başka bir neoliberalizm karşıtı olup Helsinki
Watch tarafından karalanmıştır. Yanıbaşındaki Haiti'de Soros
destekli faaliyetler Duvalier rejiminin devrilmesinden sonra oluşan
popüler hareketleri silmiş, Haiti'nin ilk demokratik lideri Jean
Bertrand Aristide'i baltalamıştır. Helsinki Watch'tan Ken Roth,
ABD'nin Aristide'i "demokrasi dışı" nitelemelerine katılmıştır.
Kendi "demokrasi" anlayışlarını göstermek için Soros vakıfları
Haiti'deki faaliyetlerini diğer ABD faaliyetlerine gizlice
katmaktadır; örneğin USAID'in FRAPH ile ilişkili kişileri
desteklemesi gibi. FRAPH meşum CIA destekli idam mangalarının
adıdır; onlar "Bebe Doc" Duvalier'in düşüşünden beri ülkede terör
estirmekteler.

Helsinki Watch'ın web sitesinde, Direktör Roth ABD'yi Çin'e karşı
daha sert çıkmamakla eleştirmektedir. Roth'un faaliyetleri arasında
Tibet özgürlük Konserinin organizasyonu da vardır; bu gezgin bir
propaganda topluluğu olup, ünlü rock'çılarla birlikte ABD'yi
dolaşmış ve gençleri Çin'e karşı Tibet'i desteklemeye çağırmıştır.
Tibet, yıllardır CIA gündemindeki ana dosyalardan biridir.

Roth, geçenlerde petrolce zengin Sincan'da Çin kontrolüne karşı
çıktı. Sömürgeci "böl ve yönet" anlayışıyla Roth, kimi Uygur etnik
azınlık gruplarını Kosova'daki ABD/NATO müdahalesinin onlar için de
iyi bir örnek olduğu konusunda iknaa çalıştı. Ağustos 2002'de ABD
hükümeti de bu çabaya destek verdi.

ABD'nin bu bölgedeki projeleri açıkça New York Times'ta Sincan
üzerine yayınlanan bir makalede tasvir edilmiş; burada Uygurlar "bir
Müslüman azınlık olup huzursuz bir Çin egemenliği yaşamaktadırlar"
denmiştir. Onlar "Yugoslavya'daki NATO bombardımanından çok
etkilenmişler, kimi bunu Kosova'daki müslümanların kurtarılması
olarak kutlamıştır; kendileri de benzer bir kurtarılışın hayalini
kurmaktadırlar" denmiştir. The New York Times yazısı "Sincan'da son
bulunan petrol rezervleri burasını uluslararası ticaret açısından
çok çekici kılmaktadır" notu düşülmekte ve bir yandan da "buranın
yerli halkı Tibetlilere benzer" görülmektedir.

Sayı Sayamamak
Soros örgütleri rakam tesbitlerinde, gerçekten gerçekle ilgilerini
kesmiş gibidirler. Örneğin Helsinki Watch 500 kişinin (2000 değil)
Yugoslavya'ya NATO bombardımanlarında öldüğünü söylerler.
Afganistan'a Amerikan saldırısında da 4000 değil 350 kişi ölmüştür.
1989'da ABD Panama'yı bombaladığında Helsinki Watch raporunun giriş
bölümünde "Manuel Noriega'nın devrilmesi... ve demokratik Başkan
Guillermo Endera hükümetinin kuruluşu Panama'ya çok ümitler
getirmiştir..." der. Rapor ölü sayısından bahsetmez.

Helsinki Watch Bosna'ya NATO saldırısının temellerini 1993'te sahte
tecavüz ve soykırım haberleriyle attı. Bu politik histeri doğurma
taktiği ABD için kendi Balkan siyasetini uygulamakta gerekliydi.
1999'da, Helsinki Watch Yugoslavya'ya NATO saldırısı için propaganda
gücü olarak çalışırken bu tekrarlandı. Soros'un "kanun hakimiyeti"
palavralarının çoğu unutulmuştu. ABD ve NATO kendi kanunu yaptı,
George Soros'un kurumları bunu destekledi. 11 Eylül 2001'le bu devam
etti. Bu sefer konu Dünya Ticaret Merkezi'nde ölen 2801 kişiydi. CFR
(Dışişleri Konseyi) 6 Kasım 2001'de toplandı ve bir "büyük kamuoyuna
dönük kampanya" planladı. CFR, bir "Amerika'nın Teröre Cevabı İçin
Bağımsız Görev Gücü" oluşturdu; Soros, Richard Holbrooke, Newton
Gingrich, John Shalikashvili'nin (eski ABD Genelkurmay Başkanı) ve
diğer etkili kişilerin katılımıyla DTÖ'de ölenler ABD dış
politikasına malzeme yapıldı. CFR raporu teröre karşı savaş
öngörüyordu. George Soros'un parmak izleri kampanyanın heryerinde
vardı:

"Yüksek düzey ABD memurlarının dost Arap ve diğer Müslüman ülke
hükümetlerine 11 Eylül olaylarının kınanması için baskı yapmasını
sağlayın, öte yandan da ABD antiterör kampanyasının mantık ve
hedeflerini de kollayın. Eğer hükümetleri sessiz kalırsa Ortadoğu ve
Güneydoğu Asyalıların çoğunu hiçbirzaman haklılığımıza ikna
edemeyiz. Onların bu açıklamaları nedeniyle eleştirilmelerini
engellemeli ve onların yanımızda ses vermelerini sağlamalıyız...
Boşnak, Arnavut ve Türkleri, ABD'nin Kosova'da 1995-99'da Bosnalı ve
Kosovalı müslümanları nasıl kurtardığını ve dünyanın her yerindeki
müslümanlarla sıkı ve uzun vadeli ilişkilerimizi diğer kişilere
anlatmaları için teşvik edin. Yerel aydınlar ve gazetecileri işe
katın, görüşlerine bakmayın. Yerel basını yakından izleyin ve
hücumlara hemen cevap verin... Amaç ve hedeflerimizi konuştuğunuzda
sürekli kurbanlara (özellikle adlarını vererek ve böylece onları
somutlaştırarak) atıf yapın."

Soros'un Sayı Sanatı: ABD Dış Politikasına Destek ve Savunma İçin
Saymak

Soros, Dünya kapitalist sistemindeki gerilemeden çok endişelidir ve
bu konuda hemen birşeyler yapmak ister. Geçenlerde şöyle
dedi: "Şimdiden nihai krizin adımlarını farkediyorum... Yerli siyasi
hareketler çıkacak ve onlar çokuluslu şirket mülklerine el
koyarak "Milli" serveti geri alacak."

Soros Birleşmiş Milletler'i devre dışı bırakmak için ciddi bir plan
önermektedir. Önerisi, "Dünya demokrasilerinin liderliği ele alması
ve BM olsun - olmasın işleyecek bir global ittifaklar sistemi
kurması"dır. Eğer deli olsaydı, kriz geçirdiğine hükmedebilirdiniz.
Ama gerçek şu ki, Soros'un "Birleşmiş Milletler yapısal olarak kendi
anayasasının girişinde yazan vaadleri yerine getirebilecek durumda
değil," saptaması, American Enterprise Institute gibi bir seri
reaksiyoner kurumun görüşünü yansıtmaktadır. Birçok muhafazakar
Soros şebekesine sol-kanat gözüyle baksa da, ABD'nin BM ile
ilişkilerinde Soros, örneğin John R. Bolton (Silahlanma Kontrolü ve
uluslar arası Güvenlik Dairesi'nden sorumlu Dışişleri bakan
yardımcısı), gibileriyle aynı tarafa düşer. Bolton "Kongre'deki
birçok Cumhuriyetçi artık BM sistemine zırnık dahi ödenmemeli
fikrindedir" demiştir. BM'e karşı onyıllardır süregelen bir sağ
kampanya vardır. Şimdi bunu Soros götürüyor. Çeşitli Soros web
sitelerinde BM'in çok zengin, bilgi konusunda ketum, ya da dünyayı
(Soros'un istediği gibi - parantezler çevirenin) yönetmeye
yakışmayacak işlere bulaşmış olduğu gibi eleştirilere rastlarsınız.
The Nation yazarları bile, bu konuyu iyi bilirlerken Soros etkisinde
kalmışlardır. Örneğin William Greider, geçenlerde Soros'un
eleştirilerinde bir haklılık payı bulmuş ve BM'in artık "bayağı
diktatörler ve totaliterlerin buluşma yeri olmaktan ve eşit ortaklar
gibi muamele görmekten çıkarılmasını" istemiştir. Bu tür Batı
merkezci ırkçılık tam Soros'a uygundur. Ona göre BM'in Dünya'yı
idare etmesi global güzeyde Faşizmdir. Batılı "ilericiler" Soros'a
gereğinden çok yüz vermişlerdir; ve herhalde Greider de artık bu
faşizm konusunu aşırı, haksız ve sinirlendirici bulur.

Ama yine de Soros'un şu söylediklerini dinleyelim: "Eski Roma'da
yalnız Romalılar oy kullanırdı. Modern global kapitalizmde de yalnız
Amerikalılar oy kullanabilir; Brezilyalılar ve Türkler oy kullanmaz."
SOROS'UN TURKİYE BAGLANTILARI DEŞİFRE ETMEMİZ SÜRECEK...

KeRİM
08-08-2007, 18:05
Paylaşım için sağol

Bolubeyi
08-09-2007, 18:42
paylaşım için teşekkürler

AYTAÇ
08-10-2007, 22:35
teşekkürler