Küresel ısınma ve 7 büyük yanılgı [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Küresel ısınma ve 7 büyük yanılgı


[...oMeRCaN...™]
08-06-2007, 16:50
Küresel ısınma ve 7 büyük yanılgı

Tehlikenin yaklaŭakta olduĵnu insanlara hatırlatma görevini yine doġ üstlendi; küresel ısınmanın soyut bir kavram olmadıĄ?nı anlatmak için insanları seller, kuraklıklar, kasırgalar, buzul erimeleri ve on milyonlarca mülteci aracılıĄ? ile bilinçlendirmeye çalıń?yor. Ne yazık ki bu konuda hâlâ kuūu duyanlar var. Bunlar dünyada bugün yašnmakta iklim kaymalarının dönemsel olduĵna inanıyorlar; ya da inanmak istiyorlar.

Türkiye'nin Kyoto Protokolü'nü henüz imzalamamıŠolmasına dikkat çeken Al Gore, her ülkenin küresel ısınma karń? yapması gereken 'ev ödevleri' olduĵnu vurguluyor.

ABD eski Baūan Yardımcısı Al Gore da ülke ülke gezerek dünyanın karń? karń?ya olduĵ iklim krizi ile ilgili bilgilendirme toplantıları düzenliyor. 13 Haziran'da İstanbul'da da "Küresel İklim Deĩũkliĩ" konusunda bir konferans verdi. İki Oskar äüllü "Uygunsuz Gerçek" isimli belgeselinde de tehlikeyi çarpıcı bir ťkilde gözler önüne seren Al Gore, "İnsanlar küresel ısınmayı tersine çevirecek güce sahip, ancak önce buna inanması ve istemesi, elindeki teknolojiyi de bu doIJultuda kullanması gerekir" diyor. Ve en önemlisi Türkiye'nin Kyoto Protokolu'nu henüz imzalamamıŠolmasına dikkat çekerek, her ülkenin küresel ısınmaya karń? yapması gereken "ev ödevleri" olduĵnu vurguluyor.

Saygın bilim dergisi New Scientist, her ťyden önce küresel ısınmayla ilgili doIJu bilinen yanlıŬarın ve yanlıŠbilinen doIJuların düzeltilmesi gerektiĩne dikkat çekerek, gerçekleri Ń?yle açıklıyor.

1.Yanılgı: Benim yašdıĄ?m yer çok soĵk. Havaların biraz ısınması daha iyi olmaz mı?
Gerçek: Küresel ısınma insanları nasıl etkileyecek? Bu insanların nerelerde yašdıĄ?na, ne kadar uzun yašdıĄ?na ve yašmını nasıl kazandıĄ?na baĬı olarak deĩũr. Ayrıca bu sorunun yanıtı, insanların çocuklarının ve genel olarak insanlıĄ?n geleceĩ konusunda duyduĵ sorumluluġ da baĬıdır.

Antarktika'nı n dıń?nda gezegenin her yeri 1970 yılından bu yana ısınıyor. Buzullar eriyor, bahar daha erken geliyor, hayvan ve bitki sınırları giderek kutuplara doIJu ilerliyor.

Pek çok insan için bu çok önemli bir fark yaratmaz. Yazlar daha sıcak, kıŬar daha ılık geçiyor olabilir. Isıtma giderleri düťrken, soĵtma masrafları yükselir. Isı dalgaları bazı insanların ölümüne yol açmakla birlikte soĵk algınlıĄ?ndan ölenler azalabilir.

Zengin ülkeler ve bireyler bu kısa vadeli deĩũkliklere rahatlıkla uyum saĬayabilirler. Genel olarak tarımsal verim ilk baŴa artar. Ancak bazı bölgelerde sıkıntı giderek artar. Afrika bundan en fazla etkilenen bölgelerin bań?nda gelecektir; 2020 yılında bazı Afrika ülkelerinde tarımsal verimin %50 oranında azalacaĄ? tahmin ediliyor.

Vahũ doġ da bu gidišttan zarar görecek. Bazı bitki ve hayvanlar CO2 miktarının artmasıyla birlikte daha fazla geliťcek. Ancak bunun bedelini diĥr bitki ve hayvanlar ödeyecek. Mercan kayaları bundan en fazla zarar görecek canlıların bań?nda geliyor.

SıcaklıĄ?n bugünkünün 3 derece üzerine çıkması felaketlerle sonuçlanacak. En kötü senaryoya göre bu sıcaklıġ içinde bulunduĵmuz yüzyılın sonunda eriťceĩz. Türlerin yaklań?k üçte biri yok olacak. Tarımsal verim dünyanın pek çok bölgesinde azalacak. Milyonlar kıyılarda sular altında kalma riski ile karń? karń?ya kalacak. Sıcaklık dalgaları, kuraklık, seller ve yangınlar bu olumsuz tabloyu iyice beter hale getirecek.
Isınmanın sonuçlarını deĥrlendirirken iki faktörün göz önünde bulundurulması gerekiyor. îce, ısınmadan doIJudan etkilenmeyen ülkeler bile diĥr ülkelerdeki ekonomik ve siyasi dalgalanmalardan etkilenecek. İkinci olarak sera gazı artıń? ile bu artıń?n iklim üzerindeki etkilerinin ortaya çıkması arasında kısa bir süre geçer. Yarın CO2 düzeyi sabitlense bile, dünya 10'larca yıl boyunca ısınmaya devam edecek.

Ayrıca küresel ısınma ile deniz seviyesinin yükselmesi arasında da bir gecikme yašnır. IPCC'ye* göre 2100 yılında deniz seviyesi 0.6 metre yükselecek. Ancak bu yalnızca bir baŬangıç olacak. 3 milyon yıl önce sıcaklık 3 derece yükseklerde seyrediyor iken, deniz yüzeyi 25 metre yüksekti. Bu da Londra, New York, Tokyo ve šnghay'ın sular altında kalması anlamına geliyor. Benzer oranda bir sıcaklık yükseliũ, deniz seviyesinde benzer bir yükselmeye yol açabilir. IPCC bunun olması için aradan yüzyılların geçmesi gerektiĩni ileri sürmekle birlikte bazı bilim adamları buzul levhalarının afet halinde çökmesi sonucu bunun daha erken yašnabileceĩne dikkat çekiyor.
Bu noktada kesin olan, önlem almakta geciktikçe iklim deĩũkliĩ felaketlerini engellemenin giderek zorlašcaĄ?.

2.Yanılgı:GeçmiŴe de sıcaklıkların arttıĄ? dönemler yašnmıŮ O zaman bugün yašdıĄ?mız sıcaklık artıŬarını niye bu kadar sorun haline getiriyoruz?

Gerçek: 150 yıl ve öncesindeki dönemlere iliūin küresel sıcaklıklar tahminlere dayanır. Bu tahminler buzul çekirdeklerine ve bir takım varsayımlara dayanarak yapılır. Ne kadar geriye gidersek, belirsizlik de o kadar artar.

Dünya'nın geçmiŴe bugünkünden daha sıcak dönemler geçirdiĩ biliniyor. Bazı dönemlerde iklimsel çeũtliliĥ yol açan temel etmenler daha iyi anlań?lmakla birlikte, bazı dönemlerde bu etmenler o kadar iyi tanımlanamaz.

750 milyon ile 580 milyon yıl öncesinde Dünya hiç olmadıĄ? kadar ũddetli bir buzul çaĄ? yašdı. O dönemde gezegenin tümünün buz ve kar ile kaplı olması çok büyük bir olasılıktı . Bu döneme o yüzden Kartopu Dünyası adı veriliyor.

Bu nasıl olmuŠolabilir? Buz levhalarının oluŭası giderek havaların soĵmasına yol açar, çünkü güneũn sıcaklıĄ? uzaya geri yansıtılmaktadı r. Ancak karalardaki buzullar kayaların hava almasını önler. Kayaların hava alması atmosferdeki CO2'nin azalması anlamına gelir. Kartopu Dünya 'nın ortaya çıkmasının nedeni o dönemde kıtaların ekvatorda kümelenmesinden de kaynaklanıyor olabilir. Bu durumda kayaların hava alması devam ediyordur ve havadan CO2'yi alıyordur. Ã?nkü buzul levhalar kutuplarda yoĵnlaŭıŴır. Buzullar kutuplardan ašĄ?lara inip karaları da buzul ile kaplayınca, sera gazlarının yoĵnluĵ artmaya baŬamıŠolabilir.

Bu derin dondurucu dönemden sonra, hem CO2 düzeyinin, hem de sıcaklıkların yükseklerde seyrettiĩ uzun süren bir dönem yašndı. Ne var ki bu dönemle ilgili büyük bir belirsizlik söz konusu. En sıcak dönem 55 milyon yıl önceki Paleosen-Eosen Termal Maksimum (PETM) dönemdir. Bu dönem sırasında kütlesel yok oluŬar yašnmıŬ küresel sıcaklıklar birkaç bin yıl içinde 5 ile 8 derece (santigrat) yükselmiŴir. Kutup denizlerinin sıcaklıĄ? 23 dereceye ulaŭıŴır.

Fosil planktonlarında izotop düzeyleri, ısınmanın nedeninin büyük miktarlarda ****n veya CO2'nin havaya salınmasından kaynaklandıĄ?nı gösteriyor. En son kurama göre ısınma, olaġnüstü miktarlardaki lav püskürmelerinden kaynaklanıyor olabilir. Baūa bir deyiŬe, bu, atmosfere salınan yüksek miktarda fosil karbonun neden olduĵ küresel bir ısınma felaketidir. Bu sıcak dönem 200.000 yıl devam etmiŴir.
Son birkaç milyon yıl boyunca Dünya buzul çaĄ? ile daha sıcak dönemler arasında gidip geldi. Bu dönemsel deĩũklikler gezegenin yörüngesindeki osilasyonlara baĬı olarak da tetiklenmiŠolabilir. Yörüngesel osilasyonlar Dünya'ya eriťn güneŠradyasyonları nın miktarını deĩŴirir.

Buzul çaĬarı arasında sık sık sıcaklıklar yükselmiŮ Bu, büyük bir olasılıkla, sıcaklıkların bugünkünden 1 ile 2 derece daha sıcak ve deniz seviyesinin bugünkünden 5 ile 8 metre daha yüksek olduĵ 125.000 yıl önceki Eemian dönemidir.
Son buzul çaĄ?ndan sonra 6000 yıl önce sıcaklıklar yine yükseliť geçerek, Holosen denilen dönem yašnmıŮ Bu ısınma daha çok bölgesel nitelikte kalmıŮ

GeçmiŴe daha sıcak dönemlerin yašnmıŠolması, gelecekteki sıcaklık artıŬarından kaygı duymamamız gerektiĩ anlamına gelmemeli. Son sıcak dönemlerde deniz seviyesi onlarca metre yükselmiŴi. Bu da belli baŬı pek çok kentin sular altında kalması demektir.

Gerçek: Antarktik Yarımarası'nın ısındıĄ? kesinleŭiŠdurumda. Kıtanın iç kısımlarının da ısındıĄ? düŃ?nülüyor, fakat 2002 yılında yapılan bir analiz, 1966 ile 2000 yılları arasında iç kısımların soĵduĵnu ortaya koydu.

3.Yanılgı: Antarktika giderek soĵyor ve buzul levhaları giderek kalınlań?yor.

Ancak bu dünyanın ısınmadıĄ? anlamına gelmiyor. İklim modellerine göre gezegen her yerde aynı ťkilde ısınmayacak ve ayrıca Antarktika'nı n iç kısımlarından baūa her yerin ısınıyor olması da bu tezi doIJuluyor.

Antarktika'nı n soĵması kıtanın çevresindeki dairesel rüzgarların güçlendiĩnin bir išreti. Bu rüzgarlar daha ılık havanın iç kısımlara ulaŭasını engelliyor. šń?rtıcı bir ťkilde rüzgarların artıŠgösteren hızı, kutuplar üzerindeki ozon deliĩnin üst atmosferde soĵmaya yol açmasından kaynaklanıyor. Ozon deliĩ gelecek 10-20 yıl içinde kapanırsa, dairesel rüzgarlar zayıflayacak ve iç kısımlarda da hızlı bir soĵma baŬayacak.

Bir diĥr šń?rtıcı sonuç ise IPCC'nin raporuna göre küresel ısınma gelecek yüzyılda, kar yaĄ?ń? buzul erimelerinden hızlı olacaĄ? için, buzul levhalarının kalınlaŭasına yol açacak. Buzullarda neler olduĵnu tespit etmek kolay deĩl. Uydu ölçümlerine dayanarak yapılan bir çalıŭaya göre Antarktika'nı n iç kısımlarında buzullar kalınlań?rken, daha fazla miktarda buzul kıyılarda eriyecek. Sonuçta erime kalınlaŭadan fazla olacaĄ? için kayıplar daha fazla olacak.
IPCC'nin son öngörüleri ise deniz seviyesinde 2100 yılındaki artıń?n 20 ile 60 cm arasında olacaĄ? yönünde. Bu tahmin Grönland ve Antarktika buzul levhalarının bugünkü hızda eriyeceĩ varsayımı üzerine kurulu. Bazı bilim adamları bu öngörünün gerçekleri yansıtmadıĄ?nı, buzul erimelerinin hızlanacaĄ?nı, dolayısıyla kar yaĄ?ń?ndaki artıń?n etkisini ortadan kaldıracaĄ?nı ve sonuçta deniz seviyesindeki yükselmenin hız kazanacaĄ?nı ileri sürüyor.Ne var ki kimse neler olacaĄ? konusunda kesin bir ťy söyleyemiyor.

4.Yanılgı: OrtaçaĠbugünkünden sıcaktı. İngiltere'de üzüm baĬarı bile var dı.

Gerçek: İngiltere'de šrapçılık yeniden güçleniyor. ùle ki ülkedeki baĬarın alanı ortaçaĤa olduĵ iddia edilen baĬardan daha geniŮ Eĥr bunu iklimlerin ısınmasını gösteren bir gösterge olarak kabul ederseniz, bugünün ortaçaĤan daha sıcak olduĵnu söyleyebiliriz. Ne var ki iklimlerle ilgili tarihi öyküleri ihtiyatla karń?lamak gerekir.

Ortalama küresel sıcaklıĄ?n yüzyıllar boyu nasıl bir trend izlediĩni ortaya çıkartmak için iklim bilimcileri dünyanın olabildiĩnce farklı bölgelerinden uzun vadeli kayıtlara ihtiyaç duyar. Bu nedenle daha pratik bir yöntem olan aġç halkalarını incelemeyi tercih ederler . Bugün kuzey yarıkürenin sıcaklık ölçümleriyle ilgili bir düzineye yakın çalıŭa 1600'lerden eskilere uzanıyor. Bu kayıtlara göre MS 900-1300 yılları arasında olaġnüstü bir sıcaklıĄ?n yašnmıŠolduĵ görülüyor. Güney yarıkürede ise bu dönemlerde hem sıcak hem de soĵk dönemlerin yašnmıŠolduĵ ileri sürülüyor. Bu da OrtaçaĦ#39;daki sıcak dönemin bölgesel bir olay olduĵnu gösteriyor.

İklim bilimcilerinin hazırladıĄ? raporlar, gezegenin bugün OrtaçaĦ#39;a göre daha sıcak olduĵnu gösteriyor. Burada önemli olan, ŵ anda havanın ne kadar sıcak olduĵ deĩl, ileride ne kadar sıcak olacaĄ?. Raporlarda, ortalama sıcaklık farklılıklarının 1980'lere kadar dar bir aralık içinde yol aldıĄ?, ancak bu tarihten sonra hızla yükselen bir trend izlediĩ görülüyor.

5.Yanılgı: Küresel ısınma tehdidinin tek sorumlusu kozmik ıń?nlardır.

Gerçek: Kimse güneũn Dünya'nın iklimi üzerindeki kritik etkisini göz ardı etmiyor. Dünya'ya eriťn toplam enerji miktarı deĩũr; fakat son yıllardaki deĩũklikler tanık olduĵmuz son ısınma olayını açıklamıyor. Diĥr güneŠfaaliyet ťkillerinin iklimler üzerinde beklenilenin üzerinde bir etki yaratma riski ne kadardır?

1990'lü yılların sonlarına doIJu Danimarkalı bilim adamları, kozmik ıń?n adı verilen yüksek-enerji parçacıklarının atmosferi iyonize ederek, bulut oluŵmunu etkilediĩ yönündeki fikri inceledi. Eĥr bu iddia doIJu ise, güneŠfaaliyetlerindeki küçük bir deĩũklik iklimleri büyük ölçüde etkileyebilecekti. Kozmik ıń?nların çoĵ derin uzaydan gelmekle birlikte güneŠfaaliyetlerindeki deĩũklikler Dünya'ya eriťn ıń?nların miktarını deĩŴirebilir. Danimarka Uzay Merkezi'nden Henrik Svensmark daha az sayıda kozmik ıń?nın daha az miktarda bulut anlamına geleceĩni ve dünyanın giderek ısınacaĄ?nı ortaya atmıŴı. Svensmark'a göre bu son ısınma için uygun bir açıklama idi.
Kozmik ıń?nlarda üç kritik konu söz konusudur. İlk olarak, kozmik ıń?nlar gerçekten bulut oluŵmunu tetikliyor mu? İkincisi, eĥr tetikliyorsa bulut yapısındaki deĩũklikler sıcaklıĄ? nasıl etkiliyor? Son olarak son yıllardaki ısınmayı kozmik ıń?nlar açıklayabilir mi?

CERN Parçacık Fiziĩ Laboratuvarı' nda yürütülen çalıŭalar bu soruları bir sonuca baĬayacak.

Ancak bu arada önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor. Kozmik ıń?n yoĵnluĵndaki deĩũklikler bulut oluŵmunu ve sıcaklıĄ? gerçekten etkiliyor olsa bile, son yıllardaki hızlı sıcaklık artıŬarını açıklayamaz. 50 yıl geriye giderek yapılan ölçümler, yoĵnluk açısından periyodik bir çeũtliliĩn varlıĄ?nı tespit etmiŠolsa bile, son yıllardaki sıcaklık artıŬarının, düŃ?Šgösteren bir trend ile eŬeŭemiŠ olması kafaları karıŴırıyor.

6. Yanılgı: İnsan faaliyetlerinin yol açtıĄ? CO2 emisyonları, doġl kaynakların çıkarttıĄ? emisyonlarla karń?laŴırıldıĄ?nda devede kulaktır.

Gerçek: Evet, insan faaliyetlerine baĬı olarak ortaya çıkan CO2 emisyonları, pek çok doġl kaynaklardan salınan CO2 ile mukayese edildiĩnde çok azdır. Yine de buzul çekirdekleri, son yarım milyon yıl atmosferdeki CO2 düzeyinin 180 ile 300 ppm arasında oldukça sabit bir yol izlediĩni gösteriyor. Sanayi çaĄ?nda ise bu düzey 380 ppm'ye yükseldi.

Bu nasıl olmuŠolabilir? Bunun yanıtı doġl kaynakların doġl çukurlarla dengelenmesidir. òneĩn organik maddelerin parçalanması havaya yüksek miktarlarda CO2 salar, ancak bitkilerin büyümesi aynı miktarda CO2'yi emer. CO2 düzeyinin yükselmesinin nedeni atmosfere her yıl giren gazın miktarının, doġl yollarla emilimden fazla olmasıdır.

Bu ilave CO2'nin sorumlusunun insan olduĵndan nasıl emin olabiliriz? Bunu gösteren bazı kanıtlar söz konusu. òneĩn fosil yakıtları görünürde karbon-14 içermez, çünkü kozmik ıń?nların atmosfere çarpması sonucu olušn bu dengesiz izotopun yarı-ömrü, yaklań?k 6000 yıldır. Fosil yakıtlardaki hemen hemen tüm karbon-14'ler, yakıt yaktıĄ?mız çaġ gelinceye kadar çoktan çürüyüp gitmiŴir. Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan CO2'nun karbon-14 içermesi mümkün deĩldir. Aġç halkalarının incelenmesi sonucu havadaki karbon-14 oranının 1850 ile 1954 arasında %2 azaldıĄ? görülüyor. (954 yılından sonra nükleer testler yüksek miktarda karbon-14'ün salınımına yol açmıŴır.)

Sonuç olarak yanardaĬarın insan faaliyetlerinden daha fazla miktarda CO2 salmıŠolması doIJu deĩldir. CO2 düzeyinin büyük patlamalardan sonra yükselmediĩ görülüyor. Karalardaki yanardaĬarın çıkarttıĄ? CO2 emisyonu her yıl tahmini olarak ortalama 0.3 gigaton'dur. Bu da insan faaliyetlerinin ürettiĩ CO2'nin yüzde biridir. Ayrıca yanardaĠkaynaklı CO2, okyanus tabanındaki dalma-batma tektonik levhalarının altındaki karbon tarafından dengelenir.

7.Yanılgı: Karbon dioksit düzeyleri sıcak dönemlerin baŬangıcından sonra yükselir. Dolayısıyla CO2 küresel ısınmaya neden olmaz.

Gerçek: Antarktika ve Grönland'ı örten buz tabakalarından kesilerek çıkartılan yüzlerce bin yıllık buz örnekleri, en son buz çaĄ?nın sonunda atmosferdeki CO2 düzeyinin sıcaklıkların yükselmeye baŬamasından bir müddet sonra yükseldiĩni gösteriyor. Zamanlama konusunda belirsizlikler söz konusu. Bunun nedeni kısmen buz çekirdeklerinin içinde hapis olan havanın buzdan daha genç olması. Kaldı ki bu gecikmenin 800 yıldan daha uzun bir süreyi kapsadıĄ? görülüyor.

Yükselen CO2 düzeyinin buzul çaĬarının sonundaki ilk ısınma sürecini tetiklemediĩni gösteren bu gecikmeler, atmosferdeki daha fazla miktardaki CO2'nin gezegeni ısıttıĄ? fikrini de çürütmüyor.

CO2'in sera gazı olduĵnu biliyoruz, çünkü kızılötesi ıń?nlarını hem emiyor, hem de yansıtıyor. Temel fizik kurallarına göre bu tür gazlar Dünya'dan yansıyan ısıyı hapseder. Bu olmadıĄ? sürece gezegenin daha soĵk olacaĄ? iddia ediliyor.

Bütün bunlar geçmiŴeki sıcaklıklar ile geçmiŴeki CO2 düzeyi arasında bir korelasyon olacaĄ? anlamına da gelmiyor. İklimi daha baūa etmenler de etkiliyor. Bu etmenlerde büyük deĩũklikler olduĵ zaman CO2 ve sıcaklık arasındaki iliūi etkisini yitirebiliyor.

O zaman, geçmiŴe milyon yıl önce Dünya niçin tekrar tekrar buz çaĬarı ve daha sıcak dönemler arasında gidip gelmiŠolabilir? Uzun süredir doIJu olduĵna inanılan bir kurama göre bu Dünya'nın görüngesindeki deĩũklikten kaynaklanıyor. Bu deĩũkliklere Milankovitch Döngüsü adı veriliyor.

Ancak Dünya'nın yörüngesindeki deĩũkliklerin yol açtıĄ? ısıtma veya soĵtma etkisi küçüktür ve sıcaklıklardaki deĩũklikleri açıklamaya yetmez.

Bütün bu bilgilerin ıń?Ą? altında sıcaklıklardaki ilk deĩũklikleri bir çeũt geri beslemenin tetiklediĩ ortaya çıkıyor. Bu noktada buz kritik bir rol oynuyor. GeniŠbuz kütleleri eriyip küçüldükçe güneŠenerjisinin daha küçük bir kısmı uzaya geri yansıyor ve bunun sonucunda ısınma hızlanıyor.

CO2'nin bu süreçte önemli bir rol oynadıĄ? bir yüzyıldan beri bilinen bir gerçek. Buz çekirdekleri, son yarım milyon yıl boyunca CO2 düzeyleri ile sıcaklık arasında kayda deĥr bir iliūi olduĵnu gösteriyor. Bir buzul çaĄ?nın sona ermesi için yaklań?k 5000 yıl geçmesi gerekiyor ve sıcaklık ve atmosferdeki CO2 yoĵnluĵ birlikte 4000 yıl boyunca artıyor.

Buzul çaĄ?nın sonunda ne olduĵna baktıĄ?mız zaman yörüngesel deĩũmlere baĬı olarak ortaya çıkan ilk ısınma daha fazla CO2'nin atmosfere salınmasına yol açmıŠ olabilir. Bunun sonucunda ısınma artarken salınan CO2 miktarını da artır ve bu böyle sürüp gider. Buzul alanı daralmaya baŬayınca sıcaklıklar daha da artar.

Bu ilave CO2 nereden geliyor olabilir? Bilimsel kanıtlara göre kaynak okyanuslardır. Sıcak sularda gaz daha az erir.
Dolayısıyla daha sıcak denizler CO2'yi havaya geri verir. Ancak bu da CO2 artıń?nı açıklamaz. Diĥr bir faktörün biyolojik olma olasılıĄ? yüksek. Denizlerdeki fitoplanktonlar geliŴikçe havadaki CO2'yi emer. Fakat dünya ısındıkça rüzgarlardaki, akıntılardaki ve tuzluluk oranındaki deĩũklikler fitoplankton geliũmini önler.

Buzul çaĬarı bize ŵnları söylüyor: Sıcaklıklar CO2 düzeyini etkiler veya bunun tam tersi olabilir. ŵ anda okyanuslar, insanların havaya saldıĄ? ilave CO2'nin %40'ını emiyor. Denizler bunun yerine CO2 çıkartmaya baŬarlarsa insan eliyle üretilen CO2 miktarındaki azalmanın etkisi çok az olur.

Reyhan Oksay

Kaynak: New Scientist, 19 mayıs 2007

*IPCC: Intergovernmental Panel on Climate Change-İklim Deĩũkliĩ üzerine Hükümetlerarası Panel

(Cumhuriyet Bilim teknoloji)