ρυяєgση
08-09-2007, 00:11
"Arif oğlum kalkın hadi. ulan buldun yumuşak yeri hiç sesin çıkmıyor değil mi."Arif hadi lan diğer time yetişemezsek aç kaldık oğlum erzak da bitti. Fesih'e söyle maraşlıyla öne geçsin sis kalkıyor ama hala belirsiz ortalık.""öldün mü oğlum kalksana!!!" "Arif ! Arif!! Arifffffffffffffffffffffff!!" "gardaşım bizi soğuktan kanınla mı koruyacaktın ha. konuşsana oğlum. peki babana ne diyeceğim. daha dün konuştuk beraber, helallik aldık unuttun mu?"
Bu konuşma yirmi yaşındaki sivaslı jandarma komando er Arif'in komutanı asteğmen Sarp tarafından yazıya aktarılmıştır. kelimesi kelimesine ifade edildiği gibidir. nerden mi biliyorum. çünkü hala duyuyorum. gece gündüz. insan kendi sesinden bıkar mı? hiç düşündünüz mü? ben bıktım.ne tarafa baksam arkasına sığındığımız o kaya. ve sis... hani bakar da göremez, göremeyince korku kaplar ya insanın içini, işte öyle. her yer sis...sis...sis... bir de o tir tir titrerken nerden geldiğini anlayamadığım sıcaklık hissi. kendimi o uçurumun kenarında evimde,ana kucağında hissettiren o his.
Kanın pıhtılaşmaya başlayana kadar vücüttaki sıcaklığını dış ortamda da koruyabildiğini biliyor muydunuz? ben öğrendim. hem de en acı biçimde.
Saf bir çocuktu sivaslı Arif. Büyük şehirlerden gelen diğer arkadaşları gibi değildi. insan ona bakarken bile kanı ısınıyordu bu çocuğa. o kadar saftı ki arasıra ulan bu çocuk bizimle kafa yapıyor demekten kendimi alamıyordum. çalışkandı. üç kişinin işini yapabilen gürbüz bir köy delikanlısı. her yanından sürgün veren yemyeşil bir fidan. bazen öyle korumasız ki en hafif rüzgarda boynunu büken bir fidan.
Ama gitti işte. bir kör kurşun. hiç sesi çıkmadı. bir ara "ANAM!!" dedi galiba ama çatışma seslerinden tam olarak anlayamadım. gitti... kestiler o körpe fidanı. daha başlamadan bitirdiler ömrünü. sanki biliyordu şehit olacağını,sanki müjdelenmişti.
Bunları neden mi anlatıyorum. Bu vatanın bağrında uyumaya hak kazanan bu vatanın has evlatlarının kemiklerini sızlatan insan görünümlü mahluklara haykırışımı duyurmak için.
Tüm bu olanlara sessiz ve tepkisiz kalan, "GEMİSİNİ KURTARAN KAPTAN" zihniyetiyle hareket eden insanlara bir nebze duyarlılık için yalvarmak için.
Bu konuşma yirmi yaşındaki sivaslı jandarma komando er Arif'in komutanı asteğmen Sarp tarafından yazıya aktarılmıştır. kelimesi kelimesine ifade edildiği gibidir. nerden mi biliyorum. çünkü hala duyuyorum. gece gündüz. insan kendi sesinden bıkar mı? hiç düşündünüz mü? ben bıktım.ne tarafa baksam arkasına sığındığımız o kaya. ve sis... hani bakar da göremez, göremeyince korku kaplar ya insanın içini, işte öyle. her yer sis...sis...sis... bir de o tir tir titrerken nerden geldiğini anlayamadığım sıcaklık hissi. kendimi o uçurumun kenarında evimde,ana kucağında hissettiren o his.
Kanın pıhtılaşmaya başlayana kadar vücüttaki sıcaklığını dış ortamda da koruyabildiğini biliyor muydunuz? ben öğrendim. hem de en acı biçimde.
Saf bir çocuktu sivaslı Arif. Büyük şehirlerden gelen diğer arkadaşları gibi değildi. insan ona bakarken bile kanı ısınıyordu bu çocuğa. o kadar saftı ki arasıra ulan bu çocuk bizimle kafa yapıyor demekten kendimi alamıyordum. çalışkandı. üç kişinin işini yapabilen gürbüz bir köy delikanlısı. her yanından sürgün veren yemyeşil bir fidan. bazen öyle korumasız ki en hafif rüzgarda boynunu büken bir fidan.
Ama gitti işte. bir kör kurşun. hiç sesi çıkmadı. bir ara "ANAM!!" dedi galiba ama çatışma seslerinden tam olarak anlayamadım. gitti... kestiler o körpe fidanı. daha başlamadan bitirdiler ömrünü. sanki biliyordu şehit olacağını,sanki müjdelenmişti.
Bunları neden mi anlatıyorum. Bu vatanın bağrında uyumaya hak kazanan bu vatanın has evlatlarının kemiklerini sızlatan insan görünümlü mahluklara haykırışımı duyurmak için.
Tüm bu olanlara sessiz ve tepkisiz kalan, "GEMİSİNİ KURTARAN KAPTAN" zihniyetiyle hareket eden insanlara bir nebze duyarlılık için yalvarmak için.