¤ۣۜ..¤ ████ frmpaylas Alperen Ocağı ████ ¤ۣۜ..¤ [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ¤ۣۜ..¤ ████ frmpaylas Alperen Ocağı ████ ¤ۣۜ..¤


Burak
08-10-2007, 16:17
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] yapz7.gif

ALPEREN OCAĞI [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] walper01-1.jpg
Bazı kavramlar vardır ki,
insanların hem birey hem de grup olarak hayatlarını şekillendirir.
Bir yerde şekillendirmekle kalmaz onun yaşayış tarzı ve kültürü olur.
Alperen olmak kolay değildir.
Çünkü; Alperenlik büyük bir meziyeti,
kararlılığı ve cesareti ifade ediyor.
Cazibesi çok yüksektir. Alperenlik
İlayı Kelimetullah doğrultusunda Aleme nizam verme sevdasıdır.
Adaleti alemin bütününde hakim kılma davasıdır.
Yer yüzündeki zulümleri durdurma azmidir.
Kendini bilen dağa taşa “Hak yol İslâm yazacağız”
diyen herkes Alperenim demeye can atıyor.
Çünkü :
“Alperen, beyninin her hücresine işlemiş olan düşünceler
-değerler- iktidar olmadıkça “muhalif olma”
dürüstlüğünü terk etmeyen insan” dır.

Alperen ömrünün hiç bir döneminde karşısında olduğu
sistemle işbirliği yapmaya tenezzül etmeyen insan” tipini temsil eder.
Alperen “kendini ısıran köpeği beslemeyen” bir tiptir.
Ve zalimlere rest çeken “cesur yürek”tir.
Alperen gizli mahfillerin düşmanıdır.
Alperenler haksızlığa, uğursuzluğa ve zulme boyun eğmezler.

Kısaca Alperen “dik” durandır.

Alperenler “dik” oldukları için mazlumun dostu,
zalimin düşmanıdırlar yeryüzünde.
Zalimler hep Alperenlerden çekinirler.

ALPEREN OCAKLARININ VİZYONU, MİSYONU, ORGANİZASYONU VE AHLAK İLKELERİ

İçinde bulunduğumuz asır “sivil toplum örgütleri”nin
cemiyet hayatında çok aktif hale geldiği bir dönemdir.
Modern devletler toplum hayatının şekillendirilmesinde sivil örgütlerin önemini kavramış ve görevlerinin büyük bir kısmını adı geçen örgütlere marifetiyle
yerine getirmekte oldukları bilinmektedir.

Bir milletin varlığını devam ettirebilmesi bünyesinde
oluşan sivil toplum örgütlerinin milletin bekası doğrultusunda
faaliyet göstermeleriyle doğru orantılıdır denilebilir.
Sivil toplum örgütleri ve kurumları genel anlamda kurucuları tarafından belirlenen amaçlar ve hedefler doğrultusunda faaliyetlerini sürdürürler.

Sivil toplum örgütlerinin ve kurumlarının oluşmasında
toplumun kültürel değerleri önemli yer tutar.
Örgütlerin kuruluşunda ve işleyişinde
kültürel değerlerin tesiri göz ardı edilemez.
Türk milletinin tarihi seyrini ve gelişim sürecini
analiz ettiğimizde diğer toplumlardan farklı olarak
“vakıf medeniyeti”ni oluşturduğunu ve
bu medeniyet anlayışının inşasında sivil toplum örgütlerinin
ağırlıkta yer aldığı ve bunların toplum hayatını derinden etkilediği görülür.
Tarihi süreç içerisinde Türk sosyal hayatını
derinden etkileyen sivil örgütlerin başında “Ahilik teşkilatı” gelir.
Bu tür teşkilatlanmalara ihtiyacımız vardır
ve Alperen Ocakları böyle bir iddianın sahibidir.
Unutulmamalıdır ki,
bir örgütün varlığını yüzyıllarca devam ettirebilmesi
ve içinde bulunduğu topluma hizmetinin doğru anlaşılması
onun temel özelliklerinin geçerliliği ile doğru orantılıdır.

Alperen Ocaklarının bu bağlamda analız edilmesi başta mensupları
olmak üzere tüm insanımıza doğru anlatılması gerekir.
Aleme nizam verme iddiasında olan teşkilatın
kendini ifade etmesi ve benimsetmesi kaçınılmazdır.
Bunu başaramayan teşkilatlar misyonları
ne kadar ulvî olursa olsun daralmaya mahkumdur.

Alperen Ocakları kendini ifade edebilecek durumdadır.


Alperen...

"Alp", eski Türklerde kahraman, bahadır, yiğit sıfatlarını ifade eden bir isimdir.
"Eren", ermiş, erişmiş, iyi yetişmiş, vasıl olmuş demektir.

Alperen kafilesinin başında Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ve O’nun seçkin dört arkadaşı (Dört Halife) bulunuyor. Bizim Alperenler, madde ve mânâda, cenk ve cesaretle, sevgi ve merhametle, insaniyete, İslâmiyete, ümmete, millete hizmette daima Hz. Muhammed’i (S.A.V.) örnek tuttuğu ölçüde ulaşıyor, destanlaşıyor. Bakıyoruz Oğuz Han, Ahmed Yesevî, Dede Korkut, Fatih Sultan Mehmed bütün varlıkları ile peygambere benzemek istemişlerdir.

Bir büyük Alperen olarak da Fatih Sultan Mehmed’i hatırlayalım. Hocası Akşemseddin Efendi’nin önünde diz çöküp, Hakk divanına durmayı, sarayında safa sürmeye yeğ tutan da, İstanbul’un fethi sabahı Topkapı ordugâhında yüzbinlerce askerine, beyine, paşasına imam olup, zafer namazı kıldıran da O’dur. Ama dualarla, tekbirlerle beraber Urban Usta’ya, Musluhiddin Bey’e döktürdüğü topları Bizans’ın katil kulelerine yönelten de Sultan Mehmed olup, Dolmabahçe’den Beyoğlu tepelerine gemiler çıkarıp, donanmayı kızaklarla Haliç’e indiren de yine O’dur. Yine madde ve mânâ dengesini, örnek aldığı Peygamberimiz gibi O da saklamış, uygulamış, Alperenlik töresinin timsal kişilerinden olmuştur.

Esasen yücelikleri koruyabilmek, ancak büyüklüğünü muhafaza edebilen milletlere vergidir. Rabbim fillere çiğnetmedi, filleri ebabil kuşları ile kovaladığı kabesini koruyacak cevherini elbette biliyordu. Nitekim Yavuz Sultan Selim, kendisini Harameyn’in hakimi ilan etmek isteyenlere, "Hayır, Harameyn’in Hadimiyim" diyerek Alperenlik dersi veriyordu.

Alperen gayba inanan adamdır. Herşeyi Allah’ın işi olarak yorumlar, o sebeble her işte hayır bulur. "Mevlâ görelim neyler. Neylerse güzel eyler." onun için tek gerçektir.

Nefsine arsa yapıp, onun üzerine Allah sevgisi, insan sevgisi, vatan sevgisi binalarını ihtişamla inşa eden, kanatlarını geniş ufuklara açtığı için geniş manzarada kimseyi bıktırıp usandırmayan "İnsan-ı Kâmil"dir, Alperen. Yunus Emre şu iki mısrasında hem kendini, hem de kendisine keramet izafe edilen ve milletin herşeyini benimseyip överek yorumladığı Alperen kişiyi anlatmaktadır:

"Her dem yeni doğarız. Bizden kim usanası"

Alperen, dünyanın sufliliklerinden arınmış, nefsini boğazlamış, başkalarının görüş sınırlarını aşmış, ”dünyaya gelişin hüner ” olmadığını kavramış, mutlaka bir ulvi iddiası, zirvede ise aşkı olan adamdır. Kendisini yenemeyen düşmanını yenemez ve hiçbir gence de peşimden gel diyemez.

Kavgamız inancımızın ve imanımızın düşmanlarıyla olacaktır. Cahillikten, yobazlıktan, zalimlere itaata, şartlanmış kölelik anlayışından, taklide meyletmekten, kutsal idealleri dünyevi menfaatler için pazarlamaktan geçen yollar bizim yolumuz olmayacaktır. Helâl ve haram kavramlarını dinimizin emrettiği şekilde, önce nefislerimizde tatbik edeceğiz, sonra da başkalarını bu çizgiye çekeceğiz. Alperenlik iddiamızın temel felsefesi budur. Buna riayet etmezsek, muvaffakiyetimiz nisbi olur, batıl olur. Halbuki bizler, her türlü kötülükten arınmış, nihaî hedefin yolcularıyız.

Alperen; eşref-i mahlukat olarak Allah’a kulluk ve ibadet için varolduğuna inanır.
Alperen; bu gaye içinde kendi benliğini gayesine teslim etmiş ve gayesi içinde erimiş insandır.
Alperen; kalbi diliyle, dili de kalbiyle beraber olan, sözü işine uyan kişidir.

Alperen; "Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim." buyuran Peygamber Efendimiz’in hayatını örnek alarak, zevki ve saadeti O’nun yaşadığı güzel ahlâkta bulan insandır.

Alperen; kula kulluğu reddeden, kuvvet karşısında boyun eğmeyen, Hakk yolundan dönmeyen insandır.

Alperen; Hz. Ebu Bekir (ra) gibi adil, Hz. Osman (ra) gibi nezaket ve ilim sahibi, Hz. Ali (ra) gibi cesur insandır.

Alperen; çağın getirmiş olduğu problemlere İslâm’ın değeryargılarıyla çelişmeyen önlemler bulan insandır.

Alperen; paranın hükmettiği insan değil, paraya hükmeden insandır.

ALPEREN YEMİNİ

39ugyMhuAM4




Alperen Ocakları Genel Merkezi 2007-001


eUJCiLf2sWA

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]

OCAĞIMIZIN LOGOSU
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] f ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])


RADYO ALPERENCE ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] enceos7.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])

OCAĞIMIZIN RADYOSU

[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] irmizikckbv0.gif[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 5004/logokirmizibeyazkcklv4.gif

avatar için logolar

ÜYELER

Alperen

vatan_hasreti

Reis

rexscorpion

Vatansever

Dяaga_м£µ

A.S.P.A.V.A.

Gultepeli

Muhafazakar Milliyetçi
08-10-2007, 18:01
selamunaleyküm Kardeşim Hayirli Olsun

ülkücüde Alperende Ayni
şimdi Birlik Zamani
ülkücüde Benim Alperende Benim
Yaz Benide Kardeşim

Allah Utandirmasin

Burak
08-10-2007, 18:36
aleykümselam hoşgeldin kardeşim...Allah razı olsun...

Kemalist Hareket
08-11-2007, 16:58
Hayırlı olsun ama az kişisiniz kardeşlerim :(

Burak
08-11-2007, 17:35
sağolasın kardeşim hoşgeldin...inşallah zamanla artar...

Alperen
08-12-2007, 15:47
S.a
Abi Benide Yazarmısın

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
08-12-2007, 16:13
BEnide yaz kardeşim boş kalmasın :);)

Burak
08-12-2007, 17:56
a.s hoşgeldiniz kardeşlerim..Allah razı olsun...

Vatansever
08-12-2007, 19:04
Burak gardaşım benide yaz ülkücülük adına.

Muhafazakar Milliyetçi
08-12-2007, 19:20
selamunaleyküm yiğit alperenler dava kardeşlerim nasılsınız

Burak
08-13-2007, 08:23
Burak gardaşım benide yaz ülkücülük adına.

eyvallah gardaşım yazıyorum...

Burak
08-13-2007, 08:24
selamunaleyküm yiğit alperenler dava kardeşlerim nasılsınız

aleykümselam kardeşim...sen nasılsın...

Dяaga_м£µ
08-13-2007, 13:02
hayırlı oLsun...inş. sayınız artar...

Burak
08-13-2007, 13:10
hayırlı oLsun...inş. sayınız artar...

sağolasın gardaşım...

Burak
08-13-2007, 14:22
*Alperen’in ülküsü; İ’la-yı Kelimetullah için Nizam-ı Alem’dir. Alperen’in bunun dışında bir ülküsü olmamıştır, olmayacaktır da...


*Alperen, Allah’tan başka ilah tanımaz. Kalü bela’da Allah’a verdiği sözün eridir. İnsanların fani davasının baki olduğuna inanır.


*Alperen, şu veya bu şahsın davasının değil, Allah’ın davasının davacısıdır. Dava kişilerin rızasını kazanmak değil, Allah’ın rızasını kazanmaktır.


* Alperen, İslamiyet’in birleştirici, bütünleştirici huzur, barış ve adalet getiren çağrısına bugün sadece Müslümanların değil bütün insanlığın ihtiyacı olduğuna inanır.


*Alperen, insanları sömüren; hak ve hukuku çiğneyen her türlü anlayışa karşı çıkan ve bu anlayışlarla mücadele eden kişidir.


*Alperen, Türk-İslam medeniyetini yeniden ihya ve inşasını gerçekleştirmek için mücadele eder.


*Alperen, Türk-İslam Medeniyetine imanla, ilimle, teknikle, güzel, doğru, iyi ve helal olan bütün değerlerle, yepyeni müessese ve kadrolarla birlikte ulaşacağını bilir.


*Alperen, tarihine, milli ve mukaddes değerlerine, milli kültür ve medeniyetine, ülkü ve özlemlerine ters düşmeden kendini geliştirir.


*Alperen, din, dil, tarih şuuruna sahiptir. Alperen, dinini yaşamayı hayatının gayesi olarak görür. Alperen, dilinin kimliği olduğunu bilir. Türk dil şuuruna sahiptir. Türkçeyi Türklüğün nişanı olarak görür. Türkçe’yi laubali, züppe aksanıyla konuşmaz. Konuşmaları ciddidir. Yabancı, uydurukça ve argo kelimeleri asla kullanmaz. Alperen, tarih şuuruna sahiptir. Geçmişi olmayanların geleceklerinin de olmayacağına inanır. Kökü mazide olan atidir.


*Alperen, İslam’da diriliş hamlesini, davasını yaşamakla, İslam ahlakına sarılarak gerçekleştirecektir.

Burak
08-13-2007, 14:53
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] .jpg

Burak
08-13-2007, 14:55
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg

Kerkük mitinginden

Burak
08-13-2007, 14:57
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] .jpg

Kerkük mitinginden...

Burak
08-13-2007, 14:59
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] c9f46cd88fddx4.gif

Burak
08-13-2007, 15:00
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] z1ut5.jpg

Ayasofya Fatihi Alperenler

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
08-13-2007, 15:01
Kimse yokmu______?? :13:

Herkese selamlar :D

Burak
08-13-2007, 15:03
Kimse yokmu______?? :13:

Herkese selamlar :D

a.s burdayız kardeşim...

birazdan bin kişilik bir ordu gelecek:)

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
08-13-2007, 15:07
Gelsin gelsin bekliyorum

Sawaşmı war :13:

Burak
08-13-2007, 15:10
Gelsin gelsin bekliyorum

Sawaşmı war :13:

harp var harp boğaz harbi:D

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
08-13-2007, 15:21
İİİİİİİİİi bende tüfeğimi almaya gideyim bari :13:

Burak
08-13-2007, 15:25
İİİİİİİİİi bende tüfeğimi almaya gideyim bari :13:

yo yo boğaz harbi dediğim insan boğazı..yani yemek yiyeceğiz demek istedim:13:

Muhafazakar Milliyetçi
08-13-2007, 16:15
aleykümselam kardeşim...sen nasılsın...

BENDE İYİYİM HAMDOLSUN KARDEŞİM SAOLASIN
PAYLAŞIMLARIN İÇİN SAOLASIN KARDEŞİM
ALLAH RAZI OLSUN

Burak
08-13-2007, 17:52
BENDE İYİYİM HAMDOLSUN KARDEŞİM SAOLASIN
PAYLAŞIMLARIN İÇİN SAOLASIN KARDEŞİM
ALLAH RAZI OLSUN

cümlemizden kardeşim...

Burak
08-13-2007, 18:07
Alperenlik ruhu
Dün üç kıta, yedi denize hakim olan bir millet, şimdi ufacık bir coğrafyada adeta hapsedilmiş durumda! Bu hapsediliş bir yana, bir de bu aziz millet, bu ümmet, ayrılık tohumları ile birbirine düşman hale getirilmiş, adeta kendi topraklarımızda esir edilmişiz… Daha da öte, kendi milli ve manevi değerlerimize yabancı, hatta düşman hale getirilmişiz. Kendi milli ve manevi değerlerimizden habersizce yaşar haldeyiz. Bu oyunu düzenler, zevkten dört köşe… Peki bu sömürü çarkı, bu hapis, bu esaret, bu kültürel yabancılaşma ne zaman ve nasıl biter? Bunun tek yolu var: Alperenlik ruhunu diriltmek. Mevcut durumdan memnun olmayan, edilgin değil etkin olmak isteyen, mazinin ihtişamını özleyerek, yarınlara şekil vermek isteyen herkes, önce kendine Alperenlik ruhuna göre yeniden şekil vermek zorundadır. Yeniden uyanış, yeniden diriliş için bu şarttır. Alperenlik ruhu, Anadolu'yu vatanlaştıran ruhtur. Bu ruha sahip çıkmak, Anadolu'ya sahip çıkmaktır. Bu ruha sahip çıkmak, milli ve manevi değerlere sahip çıkmak; küreselleşmeye karşın hayatımıza, bu değerleri hakim kılmaktır.

Alperenlik, Ahmet Yesevi'den başlayarak günümüze ulaşan, Türk- İslam davasının adıdır. Alperenlikte Türklük, İslam'dan ayrı düşünülemez. Alperenler, Ahmet Yesevi'nin kurmuş olduğu kutlu yolun, yolcularıdır. Alperenin örnek aldığı nesil, Hz. Peygamber ve sahabesinin neslidir; örnek alacağı kahramanlar, Türk İslam tarihinin kahramanlarıdır: Kılıçarslan, Alparslan, Selahaddin Eyyubi, Sultan Fatih, Yavuz, Kanuni…. gibi. Alperenler, yaşantısını, Allah rızası üzerine kuranlardır.

Alperenlikte bu dünya, öte dünyanın tarlasıdır. Burada ne ekilirse; orada, o biçilecektir. Dayanılan temel ilkeler, Allah'ın ayetleri ve resulünün (SAV) sünnetidir. Alperenler, Türk milletinin şahsında, cihana, İslam'ı hakim kılma gayreti ile doludurlar. İslam'ı yaşamak, yaşatmak, İslam'a hizmet etmek onlar için şereftir. Yaklaşık 200 yıldır ezilen, horlanan, sömürülen tüm İslam coğrafyasının özgürlük savaşçısıdırlar. Alperenlik, inançlarımıza uygun bir toplum ve devlet kurma ülküsüdür.

Alperenlik, bir tepki hareketi değil; etki hareketidir ve amacı dünyayı inşa etmek; dünyaya nizam vermektir. Bunun yolu da şu beş safhadan geçecektir: nizam-ı nefs, nizam-ı aile, nizam-ı çevre, nizam-ı millet ve nihayetinde nizam-ı alem. Alperen, "Kendi yaşantısına çekidüzen vermeyenler, çevrelerine ve aleme nizam veremezler" anlayışı ile öncelikle kendi nefsine yönelerek, onu İslam'a uygun şekilde ihya edendir.

Alperen, Batılı kavramlara göre düşünmez, o kavramlara göre fikir yürütmez, Batılı doktrinleri elinin tersi ile iter. Alperen, İslam medeniyetinin kendine has kavramlarını kullanır, İslam'ın kendine özgü kavramlarına dayalı düşünür ve İslam düşüncesini esas alır. Dünyaya, Piza veya Eyfel kulesinden değil; Kabe'den, Sultanahmet'ten, Selimiye'den bakar. Devşirme ruhlu, devşirme zihinli değildir.

Bugün dünya, insanca yaşayabilme ve adaletli bölüşüme ne kadar da muhtaç! Bunu sağlayacak olan ruh, Alperenlik ruhudur. Dünya, buna muhtaç! Alperen, kuru milliyetçilik iddiasında değildir; o, bütün Müslümanları kardeş görür; bütün Müslümanlara, kardeşçe yaklaşır. Dünyanın farklı yerlerinde zulüm gören Müslümanların sızısını, içinde hisseder.

Seyyid Ahmet Arvasi hocamıza göre Alperenlik, "Ülkemizde ve yeryüzünde Allah'ın nizamını hakim kılmak için kendine metod olarak Kur'an'ı ve sünneti ölçü alan bir iman hareketidir." Alperen, hedefe varmak için her yol meşrudur, anlayışını reddederek; hedefe, meşru vasıtalarla varmaya çalışır. Allah'ın müsaade etmediği şeye, müsaade etmez.

Yer altı ve yerüstü kaynaklarımızın ve insanımızın sömürülmesinin önüne geçmek için; onurlu ve tam bağımsız bir devlet için, İslam aleminin, büyük birliğe kavuşabilmesi için Alperenlik ruhuna ihtiyacımız vardır. Bu ruha sahiplenelim, yaşayalım ve yaşatalım; öğrenelim ve öğretelim; anlayalım ve anlatalım; özellikle yeni nesillere! Keşke tvler, radyolar, gazeteler bunu anlatabilse! Ülkemiz insanı ve tüm dünya bu ruha muhtaçtır.

Burak
08-13-2007, 18:40
Haykiriyoruz !!!!!!!!!!

VURGUNCU,SOYGUNCU, KÖHNE DÜZENE
VE HER TÜRLÜ BEŞERİ İDEOLOJİYE BAŞKALDIRAN
NİZAM-I ALEM ÜLKÜCÜLERİ OLARAK

HAYKIRIYORUZ
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM
ZALİMİ ASLA SEVEMEM
GELENİN KEYFİ İÇİN
GEÇMİŞİME KALKIP SÖVEMEM.......................
ÜÇ BUÇUK SOYSUZUN ARDINDAN
ZAĞARLIK YAPAMAM
HELE HAK NAMINA
HAKSIZLIĞA ÖLSEM TAPAMAM.......................
M.AKİF ERSOY

A.S.P.A.V.A.
08-13-2007, 19:12
Selamün Aleyküm Yiğit Alperenler
Gönlünüz Ferah,Ocağınız Şen olsun.

Gultepeli
08-14-2007, 08:57
alperen nizamı alem ülkü ocakları türk ocakları hepimiz biriz hepimiz öz kardesiz hep beraberiz inşallah yaz benide kardesim

Burak
08-14-2007, 10:49
Selamün Aleyküm Yiğit Alperenler
Gönlünüz Ferah,Ocağınız Şen olsun.


ve aleykümselam kardeşim...Allah razı olsun...

Burak
08-14-2007, 10:50
alperen nizamı alem ülkü ocakları türk ocakları hepimiz biriz hepimiz öz kardesiz hep beraberiz inşallah yaz benide kardesim

sonuna kadar beraberiz kardeşim...hoşgeldin...Allah c.c bizleri bu yoldan ayırmasın...

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
08-14-2007, 11:47
Kim war bakım burda nabünüüüüüüüüzzzzzzzzz :13:

Burak
08-14-2007, 12:06
Kim war bakım burda nabünüüüüüüüüzzzzzzzzz :13:

pen varim...:13:niyiyiz...sen neydiyonuz:13::13::13:

Burak
08-14-2007, 12:15
Nizam-ı Âlem: Allah’ın (C.C.) insanı halife olarak yarattığı yeryüzünde, yine onun istediği gibi yaşamak isteyenlerin ölüme kadar peşinde koşmakla mükellef olduğu ulvî bir misyondur. Biraz açarsak bu dünyayı ötelerin tarlası kabul eden İslâm inancı, bu dünyayı imar vazifesini de yüklemiştir inananlara... Müslümanın hayatında cemiyet kaçkınlığı, ruhbanlık gibi hayat tarzları yoktur.
Müslümanlar bu dünyanın hakkını,
sadece ve sadece inançlarına uygun olarak vermek zorundadırlar.
"Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya,
yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışmak" olarak ifade buyrulan
ilahî ölçü buna işaret değil midir?
İslâmiyet insanların vicdanına hapsedilmiş bir inanışın adı değildir.
"Siz benim namazıma-orucuma bakmayın, benim kalbim temiz.
Din bir vicdan meselesidir ve Allah’la kul arasındadır."
safsataları müslümanın inançları ile bağdaşmaz.
Keza "Şeriat, yani İslâm zahire göre hükmeder"
prensibini bilmeyenimiz yoktur.
Din, insanların yaşamını şekillendirir.
Birtakım mükellefiyetler, müeyyideler, ahlâkî prensipler içerir.
Bunlar, O dine bağlanmış fertlerin uyması zorunlu olan yükümlülüklerdir.
"Ben şurasını kabul eder, burasını kabul etmem"
ve "İnancım bu meselelere karışsın ama şu şu şu meselelerden soyutlansın,
müdahil olmasın" düşüncesi saçmadır
ve aynı zamanda İslâm’ın kabulleriyle çelişmektedir.
Çünkü bizler, müslümanlar olarak, doğumumuzdan ölümümüze,
taharetlenmizden yememize, içmemize,
konuşmalarımızdan sükût etmemize kadar uzanan bir hayat çizgisinde,
herşeyi Allah (C.C.) ve Resulü’nden
ve onun mümtaz Sahabiler kadrosundan öğrendik.
Bunların zıddı bir anlayışa
ve bizlere biçtiği yaşam biçimine muhalif olmak haddimize midir?
İslâmiyet tam bir teslimiyet ve kabul ister.
Müslümanım diyen bir şahıs,
müslümanlığın gereklerini ayırıma tutma hakkına sahip değidir.
Yani, ya hep, ya hiç.
Konunun özü budur.
Bana göreler ve ben böyle anlıyorumlar yoktur.
Herşey Allah’a ve Resulü’ne göre şekillenecektir...

İşte Nizam-ı Âlem;
bütün vasıtaların, bütün kadroların, bütün anlayışların,
bütün fikirlerin velhasıl yeryüzünün,
İslâm’a ve onun ölçülerine göre kıvamlanması,
ilahî kalıplara oturtulması ve adem-i beşerin hayatını,
Hakk’ın (C.C.) tanıdığı serbestiyet ve yasaklar dahilinde
idame ettirmesini sağlayacak meşru düzenin adıdır.

Burak
08-14-2007, 12:16
NİZAM-I ALEM ÜLKÜCÜLÜĞÜ [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] mehmet_han.jpg [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] osmanliarma.jpg [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] fatih.jpg
Türk milletinin iç ve dış oluşumuna,
dilinin zenginleşmesine ve dolayısıyla edebiyatına, düşüncesine,
sosyal ve siyasî müesseselerine ve dünya görüşüne
bin yıldan beri İslâm şekil vermektedir.
Bugün yetmişküsür yıllık resmî Batılılaşma sürecine alternatif olarak,
bin yıllık müslüman tarihinden terkiblerle donanmış
bir çok yerli hareketlerin atak yaptığı bu ülke,
yarı yolda resmîleşenlere, sırf cemaat yapısıyla kalıp düşünce
ve siyaset alanlarında iştigal etmeyenlere ve yalnızca millî
ve İslâmî bir eğitim gayesi taşıyıp dünya görüşü, olmayan gruplara sahne olmaktadır.

Nizam-ı Âlem düşüncesi de,
bu sürecin içinde doğruyu,
yerliyi sürdürmek isteyen bir hareketin bu millet
adına oluşturmak istediği dünya görüşünün adıdır.
Nizam-ı Âlem hareketinin doğmasına sebeb olan faktörler farklılıklardır.
Kendine ülkücü dediği halde bazı insanlar farklı bir metodun zaruretini ortaya koydular.
Çünkü, cüz-i irade yaptığı değerlendirmede bu neticeyi önlerine getiriyordu.
Başkalarının dümen suyuna girerek birşey yapılmayacağını,
düzenin bütün icaplarına uyarak alternatif olunamayacağını imanda
ve ihlasta en küçük bir ayrılığı olmayan insaların yalnızca
metodlarının farklılığından dolayı hasım görülemeyeceğini, kardeşlerimizin katillerine methiyeler dizip iktidar nimetlerinden faydalanmakla hizmette bulunulamayacağını,
Türkiye’nin kaderine hükmedecek bir itifakı
şahsi meseleler uğruna bozarak mü’minlerin ittihadına engel olmanın
hiçbir dava ile bağdaşmayacağını gören bazı insanlar farklı bir metodun zaruretini idrak ettiler. Çünkü tekamül olmadan hizmet olmazdı
ve her ne hikmetse bir türlü tekamül edilemiyordu.
Ayrıca sürüp gelen ülkücülüğün leik ve Türkçü söylemle buluşması
ve dün karşı çıkılan herşeyi meşru kılmasıyla,
ölçülerinde ve ahdlerinde sadık olanlar için yol ayrımına gelinmişti.
İşte bu sebeblerle yeni bir metod
ve arkasından vicdanen müsterih bir kadro teşekkül etti.
İslâm’ın cevaz verdiği ölçüde milliyetçilik yapılanmasına
ve millîlik anlayışının İslâmî zeminde ifade edilmesi gerektiğine,
ayrıca devlet ve millet gibi temel kavramların bin yıllık tabiî,
kültürel akış içinde yeniden yorumlanmasına karar verenler,
Altı Ok’la buluşan ülkücülükten mahiyet olarak ayrılmış
ve Nizam-ı Âlem Ülkücülüğü yahut Alperenliği çatısında toplanmışlardır.

Allah (C.C.) indinde sahip olunan mesuliyetleri
yerine getirmek için ileri gitmenin başka bir yolu var mıydı?
Zerre kadar tavize müsamahası olmayan bir davada,
dağlar kadar taviz verilerek bir yere varmak mümkün müydü?

Herşeyden önce taşınılan fikir,
Nizam-ı Âlem Ülküsü olunca, risk, mesuliyet,
ilmî zemin ve derinleşme gibi vasıf ve görevleri beraberinde getirmektedir.
Osmanlı bakayası bir Türkiye’de "Nizam-ı Âlem" (Cihan düzeni),
"İ’lây-ı Kelimetullah" gibi Allah’ın adından neş’et eden her bir kavramı,
oluşu ve dolayısıyla İslâm’ı önce kendi vatanından başlamak üzre
yeryüzüne yaymak amel ve cihadıyla yola çıkmaya soyunmanın
"büyüklüğünü" ve zorluğunu anlamak bile bu yolda atılan bir adım olacaktır.
Unutulmamalıdır ki,
şahısların hiç bir önemi olamaz.
Şahıslar,
insan olmanın şerefine lâyık oldukları müddetçe baştacı edilirler.
Ama gaye edilemezler.
İnsan olarak herkesin mesuliyetinin aynı ölçüde olduğu bir yerde,
herkes kendi hesabını eksiksiz verebilmenin kaygısını taşımalıdır.
Ortak tavırlar da teşkilatı meydana getirir.
Ama herkes kendine cenneti garantilemiş gibi,
birilerinin hesabına çalışırsa ortada ne dava kalır,
ne de mücadele.

Allah (C.C.)’ ın kullarına açtığı rahmet kapılarından biri de,
böylesine ulvi davalara hizmet etmek imkânıdır.
Evet, hizmet etmektir yapılması gereken;
Hizmetcilik, himetkârlık.
Asla, efendilik değil.
Çünkü Allah (C.C.) yolunda ancak hizmetkar olunur, o da layık olunursa.
Maazallah, efendilik iddiası şirktir, küfürdür.
İnsanoğlu uğraşır, çabalar, aç kalır, uykusuz kalır ama asla neticeyi takdir edemez.
O takdir Cenab-ı Hakk’a aittir.
Esasen, kulların neticeyle ilgili mesuliyetleri de yoktur.
Kulu ilgilendiren sadece gayrettir, samimiyettir.
Nizam-ı Âlem davası,
bir rahmet kapısı olarak görülünce, mahiyeti ortaya çıkar.
Allah-u Azimüşşan, kullarını imtihan için bu dünyaya göndermiştir.
İmtihan, O (C.C.)’un emirlerine ve yasaklarına uymak
ve belirlediği hedeflere yürümekle verilir.
İşte ülkücü de, başarmaya gücü asla yetmese de,
Nizam-ı Âlem’e yürümekle mükellef olduğunu idrak eden kuldur.
Çünkü, mükellefiyet, başarma hususunda değil, başarmaya çalışmak hususundadır;
İslâm’dan zerre kadar ayrılmadan, ütopik saplantılara batmadan,
şuurlu, akıllı, kararlı, sabırlı ve doğru metodlarla.
Karınca misali, varamasa da yolunda ölmecesine.
Herkes kendine nasip edilen miktarınca mesuldür.
Okumamış yazmamış, dinlememiş duymamış, köyünden dışarı çıkmamış,
çoluk çocuğunun rızkını kazanmaktan başka bir dava tanımamış bir insandan,
bizim anladığımız mânâda Nizam-ı Âlem’e hizmet beklemek abesle iştigaldir.
O insanın Allah (C.C.) indindeki mesuliyetleri ancak kendi dünyası
içinde gördüklerinden, yaşadıklarındandır.
Fakat, herşeyin farkında olup da, bu mesuliyeti görmezlikten gelmek de,
Allah (C.C.) bilir ya, mel’unluğun ta kendisidir.
Bu ülkede ben müslümanım diyen insanlar artık Millî Şef döneminde yaşamıyor ki,
dinin ne olduğunu bilmesin.
Kur’an-ı ve Sünnet’i, helal ve haramı artık insanımız biliyor.
Ve bilmeyenler de öğreniyor.
Taklidî de olsa iman sahibi ise doğruya varıyor.
Dün içinde yer aldığımız ülkücü camia ve oradaki arkadaşlarımızla
şimdi bizi yani Nizam-ı Âlem Ülkücülerini ayıran fark,
Kur’an ve Sünnet’i,
helal ve haramı farklı anlayışımız değil, bu değerler karşısındaki tavrımızdır.
Bunun ilk kıvılcımı ise Nizam-ı Âlem mefkûresi karşısında takınılan tavır olmuştur.

Nizam-ı Âlem’i artık davamız olarak anlatmayacağız diyenler,
aslında Nizam-ı Âlem’i inkâr etmemişler, ancak bundan sapmaları;
kitlelerle buluşmanın önünde "kemiyet değil keyfiyet"
anlayışından vazgeçmiş olmalarından kaynaklanmıştır.

"Bizim İslâm’ın yayılması diye bir davamız yoktur,
ancak yayılmasının karşısında da değiliz" diyenler ifadeden de anlaşılacağı üzere,
İslâm’ın yayılmasına karşı oluştan değil,
kitleleşmek adına keyfiyeti terk edip tavır değişikliğine gitmiş olmalarındandır.

Bu tavır değişikliklerine karşı;
"kemiyet değil keyfiyet" tavrından vazgeçmeyenler, Nizam-ı Âlem deklarasyonunu yayınlayarak, kendilerini Nizam-ı Âlem Ülkücüsü olarak adlandırmışlardır.

İslâm’ı anlayış, kavrayış ve yaşayış farkımız ise,
daha özelde Nizam-ı Âlem Ülkücülerinin farkı kendini Allah’ın (C.C.)
yeryüzündeki nizamının kurucusu ve kollayıcısı,
"fitne yeryüzünden kalkıp, din yalnız Allah’ın oluncaya kadar"
bozguncularla mücadelecisi, bulunduğu her yerde, her zeminde,
kulun ve Allah’ın (C.C.) hakkını gözeten mânâsına gelen tavrı gösteren "CUNDALLAH",
"Allah’ın (C.C.) Askeri" olması ile ancak ortaya çıkar.

Burak
08-14-2007, 12:17
İLA'YI KELİMETULLAH [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] walper04-2.jpg
İlay-ı Kelimetullah...

Her türlü küfür, şirk ve ilhada karşı Allah’ın varlığını,
birliğini, İslâm’ın yüceliğini
ve Kur’an-ı Kerim’in üstünlüğünü savunmak anlamına gelir.

İ’lây-ı Kelimetullah
,Allah kelâmını (Kur’an-ı Kerim ve O’nun hükümlerini) yüceltmek,
savunmak ve Allah’ın emrettiği şekilde yaşamak demektir.


"Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed O’nun kulu ve Resulüdür."
temel ilkesine inanmak ve Allah (C.C.)’ın mukaddes hükümlerini
ve ölçülerini insanların yaşadığı yeryüzünün
her noktasına ulaştırma gayreti içinde olmak demektir.

İ’lây-ı Kelimetullah,
Kelime-i Tevhid nurunu bütün gönüllere ve kafalara nakşederek,
bütün sahte tanrıları,
bütün kanlı dikdatörleri ve bütün putları yıkmak demektir.
İnsanları sömüren, ezen ve alçaltan
her çeşit batıl inanca karşı mücadele etmek demektir.

İ’lây-ı Kelimetullah davası herşeyden önce
Allah’tan başka ilah yoktur gerçeğini görmeye,
bildirmeye ve daha sonra da bunu yayma ve yüceltmeye bağlıdır.
Her müslümanın ilk görevi, kendini, ailesini, milletini
ve topyekün insanlığı sahte mabudların tasallutundan kurtarmaktır.

Burak
08-14-2007, 12:20
GENÇLERE TAVSİYELER Bu yazımızda kız-erkek bütün gençlerimize, özellikle de Müslümanım diyen, hele hele asıl İslam Kur'ân İslâmı üzerinde olduğunu söyleyen veya böyle olmayı isteyen gençlerimize aşağıdaki tavsiyeleri yapmakta yarar gördük. Şayet söylediklerimiz eğri ise kaale alınmaya, İslâmî doğrular ise alına ve gereğince amel oluna...
Biz, bunları yazarken, vaktiyle kendimiz de gençken bu halleri yaşadığımızdan, istiyoruz ki bizim yaptığımız hataları, yanlışları gençlerimiz yapmasınlar. Ve istiyoruz ki bizim vardığımız doğru sonuçları onlar, bizim kadar çok vakit harcayarak ve çok yanlışlar yaparak öğrenmesinler, daha çabuk olarak ve daha çok doğruyu daha kısa zamanda nefislerindekilerle değiştirsinler. Zira bizim önümüzde yaşayan örneklerimiz yoktu ve bu doğrulara çok zaman emek harcayarak ulaştık. Lakin onların önlerinde hiç değilse bazı örnekler bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki İslâm olacaklar, mü'min olmayı isteyeceklerin önünde Allah'ın gösterdiği bir "güzel örnek (usvet'ülHasene)" vardır. O da Allah'ın elçisi Muhammed Resulullahtır.
Kur'an'ı ahlâk edinerek şahsiyetini bulan Resulullah bizlere de bunu önermiştir. Allah'ın Kitabı nasıl Resulullah'ın onu ahlâk edinmesiyle rızaullahı kazanacak bir hüviyet sahibi olmuşsa, bizler için de bu yol önerilmiş ve açık bulunmaktadır. Her ne kadar asırlardır bu yolun sisten görünmez oluşu bizleri şaşkınlığa uğratmış ve bu yolda şaşırmamıza neden olmuşsa da.. Elhamdülillah şimdilerde bu sis dağılmakta ve yol görünmektedir. Bu sisi tümüyle ortadan kaldıracak yegane şey Kur'ân rüzgârını estirmektir. Her birimiz şahıslarımızda ve giderek toplum üzerinde Kur'an rüzgârını ne kadar estirirsek, o nispette yolumuz aydınlanacak, net olarak önümüzde belirecektir.. Bu rüzgâr esmeye başlamıştır. Ama süratinin daha da artması gerekmektedir. Zira hafif esintilerle tümüyle dağılacak kadar değildir
Biz, bu cümleden olarak aşağıdaki hususları öncelikle Kur'ân'ın bizlere şiârı, sonra da bu Kitab'ı ahlâk edinen kişinin(Resulullah'ın) hayatına geçirdiği esaslar olarak görmekte ve bu sebeple önemsemekteyiz. Sizlerin istemesi ve Allah'ın inşa' etmesiyle bunlara riayet edilmesi sonucu nefislerimizde bulunan ve değişmesi gerekenleri yerlerine konması gerekenlerle değiştirecek ve sonucunda Rabbimiz Allah'ın "HALİMİZİ" değiştirmesini ummaya hak kazanacağız. Hep birlikte bunu yapmaya çalışalım. Çok olumlu sonuçların bizi beklediğini göreceksiniz. Sonuç olarak önce kişiliklerimizin İslâmî niteliğindeki gelişmeler kendimize güven verecek, bizdeki değişiklikler çevremiz için örnek teşkil edecek ve bunu yapanların çoğalması sonucu toplumda İSLAMÎ NİTELİKLİ KAMUOYU gelişip, yoğunluğu artacak ve diğer insanların nazarlarının İslâm üzerine çevrilmesine vesile olacaktır. İnsanların çoğunun bakışlarını çevirdikleri şeyi merak edip anlamaya çalışmaları da onları İslâmî anlamaya sevkedecek ve İslâmla ilgilenen, onu anlamaya çalışanların çoğalması sonucu, gerçek anlamıyla anlayanların ve yaşamına geçirenlerin de çoğaldığını ve gittikçe arttığını bizzat göreceksiniz.
YAPMAMIZ VE KAÇMAMIZ GEREKEN ŞEYLER
1. Tevhid akidesini gereği gibi anlayınız ve ona toz kondurmayınız. Şirk veya küfür niteliği taşıyan şeylerden onu titizlikle koruyunuz. Bunun için Kur'ân'dan başka bir şeyi ölçü almayınız. Zira Allah bu konuda kendisine ortak tanımaz. Nitekim Resulullah da bu konuda aynen böyle yapmış, akidesini yalnızca Kur'ân'dan almıştı.
2. Dürüst olunuz. Doğru sözlü ve doğru özlü bulununuz. İyi niyetle bile yalan söylemeyiniz. Yalan insanın kişiliğini mahveder ve kendine güvenini yitirmesine sebep olur. Kendine güvenmeyenin de başkalarına güven vermesi mümkün değildir.
3. Tevhid akidesi amel bakımı ile gelişir ve meyveler verebilir. Bu sebeble mutlaka namazlarınızı kılınız. Günde beş vakit namazın vazgeçilmez şekilde farzlarını mutlaka eda ediniz.
4. Ramazan orucunu tutunuz. Geçiminizin üstünde bir paraya malik iseniz zekâtınızı veriniz. Yine mâlî ve sıhhî imkân bulduğunuz ilk mevsimde haccediniz.
5. İslâm üzerinde konuşmalarınızın vakti geceleri saat 23.00'ü geçmesin. Ancak çok çok gerekli ise bu sınırı aşın. Ama unutmayın ki Allah geceleri istirahat, gündüzleri de çalışma için yarattığını belirtmektedir. Bu sebeple geceleri istirahat ediniz ki sabaha dinç ve zinde olarak kalkabilesiniz. Gece uykusunun eksikliği zaman içinde insanı yıpratır, düzenli bir hayat kurmasını engeller. Sabah namazını geçirmenin hiçbir meşru' mazereti olamaz. Geceleri vaktinde yatın ki sabah namazına kalkabilesiniz. Geceleri geç yatıp, sabah namazına kalkmamanın sıkıntısını yaşamayınız. Bundan önemle kaçınınız.
6. Öncelikle Kur'ân olmak üzere size kalıcı şeyler verebilecek nitelikte kitaplar okuyunuz. Basını takip ediniz, imkanlarınız ölçüsünde. TV'de ve radyoda haberleri yerliyabancı kaynaklardan olduğuna bakmadan takip ediniz. Zira Müslüman cihanşümul bir dünya görüşü taşıyan insan demektir. Bu sebeple de cihanda olup bitenlere kayıtsız kalamaz.
7. Memleket idaresi ile ilgileniniz. Neyin, ne olduğuna, nasıl yürütüldüğüne dikkatle bakınız, anlamaya çalışınız. Uygulanan politikaları dikkatle takip edip, anlayınız. İsabet veya isabetsizliklerini gözlemleyiniz. Aynı konularda bir Müslüman olarak düşünce ve tavırların neler olabileceğini düşününüz. Aranızda konuşunuz, tartışınız. Ama yeteri kadar yapınız bunu. Böylece devlet yönetiminin ne demek olduğuyla ilgili fikriniz bulunsun ve gelişsin. Ki devlete talip olanlar olarak kendinizi hazırlamış olasınız.
8. Her biriniz özellikle bugün en az birer yeteneğinizi geliştiriniz. Hattâ gücü yetenler birden fazla yeteneklerini geliştirsinler. Çevresinde olup bitenlerden, eşyanın tabiatından haberdar olsunlar ve boş kovanlar gibi olmasınlar. İleride bize(İslâma) hepimiz yeteneklerimizle, geliştirdiğimiz özelliklerimizle lâzım olacağız. Ümmetin umurunu (halkın işlerini) yürütmeyi ve yönetmeyi üstleneceğiz. Buna hazırlayınız kendinizi, yumurta kapıya gelince geç olur, unutmayın.
9. İnsanlarla gerek yüz yüze, gerek telefonla sıcak bir tavır ve yumuşak bir sesle konuşunuz. Net, az ve anlaşılır şekilde konuşunuz. Bunun için kafanızdakileri gözden geçiriniz.
10. Muhatabınızı dikkatle dinleyiniz. Ne demek istediğini yanlış da olsa anlayınız. Sonra söylemek istediklerinizi yine net olarak söyleyiniz. Bunu yapabilmek için de benimsediğinizi söylediğiniz şeyi iyi bilmeniz gerektiğini unutmayınız. Yalnızca iyi ve doğru olarak bildiklerinizi söyleyiniz. Bilmediğinizi söylemek de sizin için bir zaaf değil, meziyettir, unutmayınız. Ancak bilmediklerinizi en kısa zamanda doğrularıyla öğrenip, uygulayınız ve söyleyeceklerinize ilâve ediniz.
11. Unutmayınız ki "Her bilenden fazla bilen" bulunmaktadır. Bilmediklerinizi öğrenmek için araştırınız. Başkalarına sorunuz. Değişik görüşler arasından muhakeme yaparak en doğrusuna sahip olmaya çalışınız. Bunun yolu MEŞVERET'tir ki, Türkçede buna biz DANIŞMA diyoruz. Danışınız insanlara ki öğrenebilesiniz başka bilenlerin de neler bildiklerini.. Katınız aklınıza başka akıllıların da akıllarının ürünlerini ve zenginleştiriniz akıllarınızı.. Ancak Müslüman da olsa kimsenin sözlerini mutlak doğrular olarak kabul etmeyip, ancak Kur'ân'la karşılaştırarak doğruluklarından emin olduktan sonra bunları kabulleniniz. Unutmayınız ki bir konuda doğruyu söyleyen bir başka konuda yanılabilir siz de yanılmayınız. Hiç hata yapmayan yalnızca Allah'tır.
12. Yanlışlardan müstağni olan yalnızca Allah'tır. Yanlış yapmaktan korkmayınız. Geçmişte yaptığınız yanlışları büyüterek yeni yanlışlara düşmeyiniz. Bunun yerine doğruya ulaştığınız için şükrediniz. Sapabilir korkusuyla aklınızı durdurmayınız ve geçmişteki yanlışların özgüveninizi yok etmesine imkân bırakmayınız.
13. Doğruları yalnız ben biliyorum ve benim bildiklerim mutlak doğrulardır demenin yalnızca AlIah'a mahsus olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayınız. Ama Allah'ın birliği ve doğruları yılmaz bir azimle öğrenmekten ve hayatınıza geçirmekten geri durmayınız. İnsanların kimliklerine değil, söylediklerinin ne olduğuna bakınız. Söylenen doğruları alınız, işittiğiniz kim olursa olsun. Önemli olan budur ve size lazım olan öncelikle doğrulardır, bunları söyleyenler değil. Doğruları hemen kayıp eşyanız gibi sahipleniniz. Yitiğinize sahiplenebilmenin yolu ise yitiğinizi(bilmediğiniz doğruları) gereğince tanımaktır. Tanımıyorsanız sahip çıkmanız mümkün olmaz yitiğinize..
14. Bütün bunları yaparken yalnızca Allah için yapınız. Zira Allah için yapılan şeyler ecir getiricidir. Unutmayınız.
15. 'İnsanların levmi(çekiştirmesi)'nden korkmayınız. Korkulmaya Allah daha layıktır. Bu sebeple fıtri olan korkunuzu Allah'tan korkarak karşılayınız. Göreceksiniz ne polisten, ne çevrenizden, ne de kamuoyundan korkmanıza gerek kalmayacaktır. Zira korkuların en gereklisi ve insana haysiyet kazandıranı Allah Korkusu(Takva)dır. Sair korkular ise insan kişiliğini küçültücüdür. Küçültücü değil, yüceltici korkudan korkunuz. Hem doyum sağlayacaksınız hem de kimliğiniz gelişip oluşacaktır.
16. İnsanlarla ilişkilerinizde karşınızdakini sayınız ki onların da sizi saymasına yol açasınız. İnsanları, insan yerine koyunuz ki, Allah yarattığı her insanı insan olarak yaratmıştır ve insan saymıştır. Sizler de Müslümanlar olarak Allah'ın insan saydıklarına insan değeri veriniz. Bu, onlardaki yanlışlara değer vermek demek değildir. Yanlışlarını söylemeniz onları insan saymamak demek değildir, unutmayınız. Küçük olun büyük olun yalnızca doğrulara sahip çıkmaya bakın.
17. Terbiyeli olunuz. Oturmanızdan konuşmanıza kadar her hususta İslâm'ın terbiye ettiği biri olduğumuz görülüp, anlaşılsın. Bu hayatî bir ihtiyaçtır, İslâm açısından. Terbiyeli olmak miskin olmak, kim ne derse kabul etmek ve başüstü etmek demek değildir. Sakin sakin konuşmak ve bildiğiniz doğruları muhatabınıza nazik ve kendine güvenen bir tavırla söylemeniz terbiyesizlik değildir, İslâm terbiyesinin gereğidir.
18. İslâm’ı bildiğiniz ve yaşamınıza geçirdiğiniz oranda İslâm hakkında konuşunuz. Bu halinizle ancak, güzel bir örnek olabilirsiniz. Sınırlarınızı biliniz. Sizden daha önde bulunanların önüne haksız olarak geçmeye çalışmayınız. Ve işi erbabına havale etmeyi meziyet biliniz. Size sorulan herhangi bir konuda eğer tatmin edici bir cevap veremeyecekseniz, 'bu konuyu filana sorsanız daha isabetli cevap alabilirsiniz' diyebilmeniz sizi küçültmez, büyültür, unutmayınız. Sizin için de daha hayırlı olur.
19. Genç yaşta bulunmanız, önemli mes'elelerle ilgilenmenize engel değildir. Ne var ki gençliğin en büyük mahzuru heyecanlılıktır. Heyecanınıza kapılmayınız, kendinizi yeniniz, ağır olunuz, düşününüz ve öyle konuşunuz. 'Bilmiyorum' demenin de bir ilim olduğunu hatırınızdan çıkarmayınız. Bütün hareketlerinizin bir düşünme temeli olsun.
20. Hemen konferans vermeye, panellerde fikir açıklamaya ve özellikle de dergi çıkarmaya kalkışmayınız. Kabınızı doldurunuz önce. Öğrendiklerinizi çoğaltınız. Sağlamasını yapınız. Günün biri gelecek size de iş düşecektir. Zira sizlerden öncekiler dünyaya kazık çakmayacak, bir gün göçüp gideceklerdir. İşte bunların yollarını daha da güçlü olarak siz yürüyeceksiniz. Sabırlı olunuz. Daha doğrudürüst okumayı öğrenmeden yazmaya kalkmayınız. Yazsanız bile sakın yayınlamayınız. Bu sizler için gelişmenizi önleyen bir felaket olmaktadır. Yazılarınızı bastırmanız ve yayınlamanız halinde yazdıklarınızdaki yanlışlarınızla kendinizi sonraları bağlı hissedecek, onları savunma gereği duyacak ve kendinizi yenilemek ve düzeltmek yolunda bir engelle daha karşılaşmış olacaksınız. Hele biriki kişinin övgüsünü almışsanız felâket doruğa çıkmakta ve büsbütün 9'a çıkmışın, 8'e indirilemez hâlini yaşıyorsunuz. Buna fırsat vermeyiniz. Yazınız ama, elinizde tutup, en az altı ay sonra yazdığınızı okuyunuz. Fikirlerinizin ne kadar değiştiğini, seviyenizin bu süreyi değerlendirmişseniz ne kadar yükseldiğini görecek, eski yazılarınız için 'iyi ki yayınlatmamışım' diyeceksiniz.
Dergi çıkarmayı bir heves olarak almayınız. Bir birikiminiz varsa bunun yayınlanması için bir vasıta olarak görünüz dergiyi. Bir dergiyi sonuna kadar götürecek düzeyde değilseniz yazdığınız yazıları fikirlerinize en yakın gördüğünüz bir dergiye gönderiniz, o yayınlasın. Birkaç sayı dergi çıkarıp sonra kapatmak zorunda kalmanın kendiniz için ümit kırıcı sonuçları olacağı gibi, derginizden haberi olanlar için de ümitsizlik kaynağı olacağını unutmayınız. Böylesi kötü sonuçlu işlere girişmeyiniz.
21. Dergi çıkarmak tabiidir ki kimsenin tekelinde değildir. Ama unutmayınız ki bir dergi, bir düşünce bütününü yayma vasıtasıdır. Sizde, bütün henüz oluşmamışsa veya oluşsa bile sizin yaptığınızı veya yapmak istediğinizi yapanlar var ise ürünlerinizi, onlarınkine katınız ki aynı ses daha güçlü çıksın ve süreklilik kazanabilsin. Yüzlerce dergiyi okuyacak kadar ne kimsenin vakti olur. ne de parası. Yüzlerce derginin varlığı yüzlerce fikrin, görüşün varlığı demek de değildir. Müştereklerinizi paranteze almayı unutmayınız. Kısa, özlü ve sürekli olan mesajlar muhataplarına ulaşırlar. Küçük küçük çayların denize ulaşma şansları yoktur, unutmayınız. Birleşip ırmak olmak gerektiğini söylemeye gerek var mıdır amaç denize ulaşmak ise?
22. Sakın burnunuz yukarıda olmasın. Çabuk kırılır ve ayrıca burnunuzun ucunu bile göremezsiniz. Kibir ile vakârı birbirinden ayırdetmekte güçlük çekmeyiniz. Aradaki çok önemli farkı, fark ediniz. Müslüman’a yaraşan vakârlı (onurlu) olmaktır, kibirli olmak değil. Benlik davası gütmeyiniz.(İslam olana sahip çıkmaktır önemli olan, İslâmî olanı söyleyen ikinci plandadır, unutmayınız). Kendinizi bu açıdan çok gözden geçiriniz. Söylenenlere Allah için kulak veriniz. Her söyleyen size, çekemediğinden söylüyor sanmayınız. Bunu unutmayınız.
23. Okulunuzu, fakültenizi bitiriniz. Bir meslek, bir iş öğreniniz. Okul bitirmek amaç değilse de gerekli bir araçtır. Ve ileride istediğimiz devletin de iş bilenlere ihtiyacı olacağını düşünerek yapınız bunu. Size ihtiyaç duyulacağını hiç unutmayınız. Zira hep birlikte kucaklayarak bir yerlere götüreceğiz bu toplumu. Herkesin payı bulunacaktır bunu unutmayınız.
24. Bir iş sahibi olunuz. Çalışınız ve kimseye el açmayınız. Veren el'in, alan el'den üstün bulunduğunu hiç unutmayınız. Kendini geçindirmeyenin başkasını geçindirmesi, kendi yakasını bir arada tutamayanın bir toplumun yakasını bir araya getirmeye istekli olması garipsenir, güven telkin etmez ve böylelerine iktidarı teslim etmeyi düşünmezler. Her işiniz düzgün ve yerli yerinde olmalıdır, dikkat ediniz.
25. Evbark olmayı ihmal etmeyiniz. Bekâr kalmayı ve bekâr yaşamayı düşünmeyiniz. Zira Peygamberimiz de davamızın önderi olduğu halde evlenmiş, çolukçocuk sahibi olmuştur. İnsanın fıtratına uygun yaşaması ve huzurlu olmasında ve başkalarıyla hayatını birleştirebilmesinde evliliğin her yönden(yalnız cinsel yönden değil) büyük payı vardır, unutmayınız. Bekârlık, peygamberin sünneti değildir.
Bir ev olmayan, bir evi geçindiremeyen bir evin işlerini yürütemeyenin bir milletin işlerini çekip çevirmesi beklenemez. Kimse güvenmez böylelerine ve işlerini teslim etmez. Güvenilir olmaya bakınız her halinizle.
27. Kızerkek bütün gençlerimize annebabalarının sözlerini, tevhide aykırı olmadıkça dinlemelerini, uymalarını öncelikle tavsiye ederiz. Annebabayı razı etmenin Allah'ı da razı eden işlerin başlarında geldiğini hiç unutmayınız. Evin temizliğinden, yemeğin pişirilmesine, çamaşırın yıkanmasından dikiş işlerine kadar bütün işlerinde annesine ve babasına yardımcı olan bütün kızerkek Müslümanların Allah'ı da razı edeceklerine kesinlikle inanıyoruz. Saygınızı koruyunuz ve geliştiriniz büyüklerinize karşı. İslâm ile terbiye olanların hususiyetlerinin başında gelir bunlar.
28. İslâm’ın korumayı farz kıldığı değerleri korumaya çalışınız. İnsanların mallarınıcanlarını, ırzlarını, dinlerini korumak amacına yönelik kaide ve kanunlara uyma Tâğut'a uymak demek değildir. Örneğin araba sürüyorsanız trafik kaidelerine uymanız sevaptır, günah değil. Uymamanız sizlere sevaba değil, günah getirir. Zira sonuçta Allah'ın kullarına zarar vermek suçunu işlemiş olursunuz, ki bu da günahtır. Bilesiniz.. Annebabanızın deneyimlerinden yararlanınız.
29. Kimsenin canında, malında, ırzında gözünüz olmasın. Zira can, mal ve ırz korunmuştur. Bunları en iyi koruyan da İslâmdır ve elbette Müslümanlardır. Bu can devletin canı olmuş, milletin canı olmuş fark etmez, korunmalıdır. Bu mal da hakeza devletin olmuş, milletin olmuş yine fark etmez esas itibariyle. Sizler bunlara riayet etmekle öncelikle kendi İslâmî kişiliğinizi korumuş olacaksınız. Şayet şimdi bu can, bu mal falanın diye el uzatmaya kalkarsanız ki Peygamberimiz Mekke'de kimsenin malına da, canına da el uzatmamıştır alışırsınız ve yarın kendi düzenimiz geldiğinde de alışkanlığınızdan vazgeçemez ve İslâm devlet ve milletinin malını ve canını koruyamaz olur, bilakis tecavüzkârlardan olursunuz. Ayrıca şimdi veya İslâm düzeni varken de olsa Müslüman kul hakkına tecavüzden sakınmak durumundadır, mecburdur buna.
Müslüman kimse kim olursa olsun herkesin canı, malı, ırzı açısından kendini ondan emîn (güvenilir) hissettiği kimsedir, unutmayınız. Peygamberimizin de ana sıfatı budur ve Ona bu sıfatı Kur'ân'ı ahlâk edinmesi tartışılmaz biçimde kazandırmıştır. Sizler de Kur'ân ile ahlâklanınız ki, Ona benzeyebilesiniz.
30. Kadınerkek ilişkilerinde İslâm’ın sizleri uzak tutmak istediği türden ilişkilerden uzak durunuz. Peygamberin hayatında hiç yapmadığı Mut’a nikâhı gibi, insanları ve toplumu ifsat edici ve kadını ve erkeğiyle toplumu aşağılara çeken nikâhı yapmayınız. Allah'tan korkunuz. Ona buna değil peygambere benzemeye çalışınız. Peygamberin getirmediği fakat geldiğinde hazır bulduğu halde hiç yapmadığı türden bir nikâhı(Mut’a) yapmayınız. Nefsinize hoş gelse de Allah'tan korkunuz, kadın ve erkeğin haysiyetine aykırı olan bu işten uzak durunuz. Bu tür nikâhı şayet nefsiniz için uygun görecek olursanız aynı anda sizin kızınızın ve bacınızın birisi tarafından bir haftalığına karı olarak (geçici nikâhla (Mut’a) nikahlanma talebine nasıl davranır ve ne düşünürsünüz, nefsinize sorunuz. Peygamberimiz demiyor mu ki yapmayı düşündüğünüz işi şuranıza (kalbini göstererek) sorunuz, orası razı oluyorsa yapınız, razı olmuyorsa yapmayınız diye.. Evet, açıklıkla söylüyorum, gerek gördüğüm için söylüyorum. Kalbinize sorunuz kızınızın bir haftalığına birinin karısı olmasının ne demek olabileceğini ve yapabilirseniz bundan sonra yapınız, olmaz mı?
Aklı, Allah düşünsünler için vermiştir insanlara hevalarına uymaktan geri dursunlar diye. Nefislerin hoşuna gidenler Allah'ın hoşuna gitmiyor, Hala düşünmeyecek misiniz?
31. Doğruyu almak isteyene, meyil gösterene tebliğ etmeye çalışmak, kendini insanların bekçisi ya da vekili gibi görmekten sakınmanızı dilerim.
32. Güzel ahlâkla ilgili bütün hususlara, örneğin yaşlılara yumuşak ve sevecen davranmak, kimsesizleri, yetim ve öksüzleri koruyup kollamak, fakir, miskin ve zavallılara acımak ve onları rızıklandırmak, evleri, yurt ve yuvaları ellerinden alınanlara arka çıkmak yediripiçirmek, çıplakları giydirmek için kampanyalar açmak, açılan kampanyalara katılmak ve desteklemek, ferden ferda yetim ve yaşlıları bulundukları yerde ziyaret etmek, hatırlarını almak, mümkün olduğunca hediyeler götürmek ve İslâm kalkışlı nice güzel tavır varsa onların cümlesini şahsında taşımaya çalışmanızı öneririm. Allah için, Allah'ın kullarına yakınlık gösteriniz. Ki kendisini bilmeyen hattâ reddedenlere bile Allah rızık vermekte ve yaşatmaktadır onları, dikkat ediniz.
33. Namazı anlayarak, hissederek ve dosdoğru kılmaya gayret ediniz. Ayetleri eğip bükmemek, gerektiği gibi anlamaya ve siyakınca amel etmeye çalışınız. Bir konuda bir ayetle ahkâm kesmeye kalkmayınız. Zira aynı konuda başka ayetleri de göz önünde bulundurmazsanız kaybedenlerden olursunuz..
34. Doğruları kalabalıkların bulunduğu yerlerde değil, Kur'ân'da arayınız. Kalabalıklar da yanılırlar. Müslüman da olsalar. Çoğunluk veya kitleler tarafından yüceltilen ve giderek kutsallık izafe edilen insanlara itibar etmeyiniz. Allah ile aranıza aracı koymayınız. Ruhban sınıfına itibar etmeyiniz, Allah'tan başka veliler edinmeyiniz, ki imanınızın sıhhati sürekli olabilsin.
35. Kendinizi kontrol ediniz. Kendinizi, Allah önce akidesi temiz(kirlenmemiş) olanları sevmektedir.İfrat ve tefritten sakınınız.
Elbette ki daha geniş olarak söylemek istediklerimizi Kur'ân'da bulacaksınız. Ne olur defaatla okuyunuz Kur'ân'ı ve hayatınıza geçiriniz.
Bugün ve her zaman İslâmın en büyük ihtiyaç duyduğu şey 'güzel örnek'lerdir. Her biriniz birer güzel örnek olmaya bakınız. Ölüm sizi bu yolda iken bulsun.

Burak
08-14-2007, 12:32
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] manzara_1.jpg
Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol..
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol..
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol..
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol..
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol..
Hoşgörülülükte deniz gibi ol..
Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol..
MEVLANA
SOPAYLA KİLİME VURAN KİLİMİ DÖVMEZ TOZLARINI SİLKELER
(MEVLANA)
Isterseniz yanlıs düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düsünün. (Doris Lessing)

• Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın. (Confucius)

• Insanların mutlulukları yada mutsuzlukları,talihin olduğu kadar Kendi karakterlerinin de eseridir.!! (La Rochefoucauld)

• Mutlu olduğunuz zaman, size bu mutluluğu veren faziletleri sonradan kaybetmeyiniz! (A.Maurois)

• Mal kaybeden, bir şey kaybetmistir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmistir. (Goethe)

• Herşeyi bildiğini sanma! gerçekte çok bilgili olsanda kendine Cahilim diyebilecek cesaretin olmalı. (Ivan Pavlov)

• Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. (Necip Fazıl Kısakürek)

• Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür. (Aristo)

• Yazı yazmayi öğrenmek, herşeyden önce düşünmeyi öğrenmektir. (Amie Suche)

• Düşmanlarınızı affedin bu bir büyüklüktür. Ama onları unutmak büyük bir aptallıktır. (J.f kennedy)

• Kötü bir cemiyetin bozamadığı insanı, Kötü bir arkadaş bozar (La Edri)

• Iyi agaç kolay yetismez;rüzgar ne denli güçlü eserse,agaç da o denli saglam olur. (J.Willard Marriot)
• Dünya güzeldir, ama bir şairin gözüyle daha da güzel olur. (Goethe)
• İnsanlar hatalarını mutluyken değil ancak mutsuzken anlar. (Daniel Defoe)

• Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir. (Oscar Wilde)

• Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Ya kendi aklından faydalanmak, yahut da başkalarının akılsızlığından faydalanmaktır. (La Bruyere)

• Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi davranalım. Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız. (Cenap Şahabettin)

• Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir. (Tolstoy)
• Güzellik, çoğu zaman kusurları gizleyen bir örtüdür. (Balzac)

• İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler. (Montaigne)

• Aşk, imkansız birçok şeyi mümkün kılar. (Goethe)

• Gerçek bir arkadaş, iki gövdede yaşayan bir ruhtur. (Aristo)

• Kadın olsun , kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır. (Cenap Şahabettin)

• Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar. (Newton)

• Ayni dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. (Mevlana)

• Para açlığı giderir, mutsuzluğu değil, yemek mideyi doyurur, ruhu değil. (Shaw)
• Zor is, zamaninda yapmamiz gereken fakat yapmadigimiz kolay islerin birikmesiyle meydana gelir. (J.J.Rousseou)

• Nankör insan, herseyin fiyatini bilen, fakat hiçbir seyin degerini bilmeyen insandir. (Oscar Wilde)

• Atalarindan sana kalani haketmeye bak! Yoksa senin olmazlar. (Goethe)

• Kıskançlıkda gururun payı aşktan fazladır. (La Rochefoucauld)

• Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmak ister. (Oscar Wilde)
• Akıllı olmak da bir şey degil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. (Descartes)

• Baskalarını sık sık affedin, ama kendinizi asla... (Publilius Syrus)

• Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa.... (Mevlana)

• Insan ne kadar büyük ruhlu olursa, aşkı o kadar derin bir şekilde duyar. (Leonardo da Vinci)

• Insanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin (Mevlânâ)

• Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen adamdır. (Confucius)

• Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol. (Dale Carnegie)

• En çok hoşumuza giden insan kendimize benzettiğimiz insandır. (Moliere)

• Insanları yükselten iki büyük vasıf vardır; erkeğin mert, kadının namuslu olması. (Napoleon)

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
08-14-2007, 12:43
pen varim...:13:niyiyiz...sen neydiyonuz:13::13::13:

Geziyorum ne yapalım :13:

Burak
08-14-2007, 12:57
Geziyorum ne yapalım :13:

sen nerelisin gardaşım...bi danışalım...;)

Burak
08-15-2007, 09:32
s.a yiğit Alperenler...

Burak
08-15-2007, 12:04
fmvHM4A7_n4

Denizli Alperenleri

Burak
08-15-2007, 12:18
ŞARKIŞLA ALPERENLERİ

W97lZ22sUmY

Burak
08-15-2007, 12:48
SAMSUN ALPERENLERİ

5rJ5AmZxx_A

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
08-15-2007, 13:19
sen nerelisin gardaşım...bi danışalım...;)

Batmanlıyım kardeşim
Siz :D

Burak
08-15-2007, 13:23
Batmanlıyım kardeşim
Siz :D

Sivas lıyım gardaşım...

Batman damı kalıyorsun...

Burak
08-15-2007, 13:29
TÜRK GENÇLİĞİNİN UYANIŞ YÜRÜYÜŞÜ
U_Mx-FY0Wqs

Burak
08-15-2007, 13:32
KIBRIS ALPERENLERİ

allrjVmFq7U

ЯЭx§ﻼ כσЯρїσמ
08-15-2007, 13:41
Sivas lıyım gardaşım...

Batman damı kalıyorsun...

Ewet ama okulu mardinde okuyorum :D

Burak
08-15-2007, 13:43
Ewet ama okulu mardinde okuyorum :D

kaçıncı sınıftasın...

Burak
08-15-2007, 13:43
ALPEREN OCAKLARI BAŞKANI SERKAN REİS

ofdpmhARHww

Burak
08-15-2007, 13:50
AYASOFYA FATİHİ ALPERENLER GELİYOR

7Jez4DlHG-U

Muhafazakar Milliyetçi
08-17-2007, 18:39
selamunaleyküm yiğit alperenler nasılsınız
burak kardeşim paylaşımların için saolasın

A.S.P.A.V.A.
09-06-2007, 23:06
Selamün Aleyküm Yiğit Alperenler

Hepinizin Cuması mübarek olsun

Ellerine sağlık Burak Kardeşim.

Kayı-Türk
09-09-2007, 07:55
selamunaleyküm burak kardeşim yaz benide.....

KÜR ŞAD
09-16-2007, 13:02
es selamun aleyküm Alperenler.. Ramazan-ı Şerif'iniz kutlu ve hayırlara vesile ola...