prensess
08-12-2007, 20:29
KARİKATÜR SANATININ DOĞASI ÜZERİNE
Çizgi aracılığıyla resim oluşturma tekniğinin geniş imkânları günümüzde kimi açılardan farklı amaç taşıyan, bu nedenle de farklı okuru/izleyici hedefleyen anlatım türlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. İletişim teknolojisine koşut olarak geliştirilen bu türler yazılı ya da yazısız durağan çizgisel resim ile ya da sözlü ya da sözsüz hareketli çizgisel resim ile oluşturulmuş katışık kompozisyonlardır. Günlük dilde “çizgi roman”, “çizgi film” diye de anılan, ayrıca, günlük gazeteler için hazırlanan çizgili kısa öykü, çizgili fıkra, nükte, taşlama denilebilecek kompozisyonları da içeren bu türler genellikle karikatür sanatının çerçevesi içinde ele alınmaktadır.
Bu yazıda amacımız yalnızca saf karikatürün ontolojik ve epistemolojik temelleri üzerinde durmaktır; başka deyişle, karikatürün nasıl var olduğu ve ne tür bilgi ile ilintili olduğunu göstermektir.
Karikatür, deyim yerindeyse, enklitik (şu iki sanat dalına dayanmadan ayakta duramayan) bir sanattır: resim ve yazın sanatına.
Sanılmasın ki yazılı karikatürden söz ediyorum. Gerçekte karikatürün kendisi bir tür yazıdır: resimsel simgelerle oluşturulan bir yazı. Bu nedenle karikatür, yalnız resim sanatından değil, yazın sanatından da pay alır ve bu payları dil kurmak üzere birleştirerek var olur. B birleştirmeyi dil kurmanın bütün sanatsal anlatımlar için geçerli yöntemine ayak uydurarak, yani metafor yaparak sağlar: gösterilenin (yaşantının) yerine çizgi-resimsel gösteren koyar, böylece sanatsal gösterge oluşturur
NECDET SÜMER
Çizgi aracılığıyla resim oluşturma tekniğinin geniş imkânları günümüzde kimi açılardan farklı amaç taşıyan, bu nedenle de farklı okuru/izleyici hedefleyen anlatım türlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. İletişim teknolojisine koşut olarak geliştirilen bu türler yazılı ya da yazısız durağan çizgisel resim ile ya da sözlü ya da sözsüz hareketli çizgisel resim ile oluşturulmuş katışık kompozisyonlardır. Günlük dilde “çizgi roman”, “çizgi film” diye de anılan, ayrıca, günlük gazeteler için hazırlanan çizgili kısa öykü, çizgili fıkra, nükte, taşlama denilebilecek kompozisyonları da içeren bu türler genellikle karikatür sanatının çerçevesi içinde ele alınmaktadır.
Bu yazıda amacımız yalnızca saf karikatürün ontolojik ve epistemolojik temelleri üzerinde durmaktır; başka deyişle, karikatürün nasıl var olduğu ve ne tür bilgi ile ilintili olduğunu göstermektir.
Karikatür, deyim yerindeyse, enklitik (şu iki sanat dalına dayanmadan ayakta duramayan) bir sanattır: resim ve yazın sanatına.
Sanılmasın ki yazılı karikatürden söz ediyorum. Gerçekte karikatürün kendisi bir tür yazıdır: resimsel simgelerle oluşturulan bir yazı. Bu nedenle karikatür, yalnız resim sanatından değil, yazın sanatından da pay alır ve bu payları dil kurmak üzere birleştirerek var olur. B birleştirmeyi dil kurmanın bütün sanatsal anlatımlar için geçerli yöntemine ayak uydurarak, yani metafor yaparak sağlar: gösterilenin (yaşantının) yerine çizgi-resimsel gösteren koyar, böylece sanatsal gösterge oluşturur
NECDET SÜMER