Kartal Busbey
08-13-2007, 10:15
KARTAL BUSBEY
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pv8.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
ADIM UMIT 18 SUBAT 1978 ANKARA DOGUMLUYUM EVLI VE IKIZ KIZ BABASIYIM
BU BUSRAM BABASININ KUZUSU
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ure240lb2.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
MASALLAH DEMEYI UNUTMUYORUZ............
BUDA BEYZAM BABASININ TOMBISI
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 168mf8.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
Ş.G yuregine saglik tesekkurler..;)
Duygu,düşünce çözen,
Dil süzgeçden geçiren,
Anlatır teker teker,
Türkçemizi tarihsel.
Deyim ve atasözler,
Şiveler ve ağızlar,
Ünlü'lerin uyumu,
Bir de resmi durumu.
Canlı varlık dilimiz,
Vardır dil devrimimiz.
Sıkmak istemem sizi,
İşte tüm dil bilgisi,
Sayfasında Busbey'in,
Okumadan geçmeyin!
Kızları Büşra,Beyza,
Çok tatlı iki dünya.
Maşallah iki kıza,
Sabır sağlık babaya!
Türkçe
Türkçe, Altay Dilleri içerisinde Türk dil ailesinin Oğuz Grubu'na mensup lehçesidir. Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Makedonya ve Kosova'nın resmî dilidir.
Türkçe; Gagavuzca, Horasan Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi ve birkaç lehçe ile birlikte olarak Altay dil ailesi'ne bağlı Türk dilleri ailesi'nin Oğuz Grubunda yer almaktadır.
Resmi durumu
Türkçe Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin resmi dilidir. Türkiye'de Türk Dil Kurumu, Atatürk tarafından 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti olarak bağımsız bir organ olarak kurulmuştur. Türk Dil Kurumu dilin sadeleşmesi, yabancı kökenli sözcüklerin değiştirilmesi (özellikle Arapça ve Farsça) için çalışmıştır. 1978 Dil yasasına göre Türkçe Kosova'da resmi dildi. Şu anda sadece Kosova'nın Türk çoğunluğunun yaşadığı bir kent olan Prizren'de resmi dildir. Diğer bölgelerdeki resmiyeti ortadan kaldırılmıştır.
Kullanımı
Dünya'da Türkçe konuşanların dağılımı
Dünya'da Türkçe konuşanların dağılımı
Türkiye Türkçesi,
* Türkiye'de 72.000.000,
* Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 250.000,
* Irak'ta 3.000.000,
* Almanya'da 2.670.000,
* Bulgaristan'da 763.000
* Hollanda'da 354.000,
* Avusturya'da 200.000,
* Fransa'da 176.000,
* Avustralya'da 150.000,
* Yunanistan'da 135.380,
* Birleşik Krallık'da 120.000
* Belçika'da 112.400,
* Makedonya'da 97.500,
* İsrail'de 50.000,
* ABD'de 27.000,
* Romanya'da,
* Danimarka'da,
* Kanada'da 10.000,
* İsviçre'de 7.500 kişi tarafından konuşulmaktadır.
1960'larda iş gücüne ihtiyaç duyan Avrupa kapılarını büyük ölçüde Türklere açmış ve Türkiye'den Avrupa'ya yoğun bir göç yaşanmıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında Balkanlar'da yaşamaya devam eden Türkler ile birlikte bu insanların sayısı günümüzde neredeyse 6 milyona ulaşmıştır ve büyük bir çoğunluğunun ana dili Türkçedir. Amerika ve Avustralya'da ise yaklaşık 200 bin kişi Türkçe konuşmaktadır. Böylece Türkçe (Türkiye Türkçesi), Türkiye ve KKTC dahil tüm dünyada ana dil olarak yaklaşık 71 milyon kişi tarafından konuşulurken, bu sayı Türkiye Türkçesini ikinci dil olarak konuşanlarla birlikte tahminen yaklaşık 80 milyonu bulmaktadır.
UNESCO, 1980'li yıllarda yaptığı araştırma sonucu tüm Türk lehçelerini 200 milyon kişinin konuştuğunu ortaya çıkardı. Ancak buna Türk lehçelerini ikinci ya da üçüncü dil olarak konuşanlar da dahildi. Aradan geçen çeyrek asırda Türkçe konuşan nüfus önemli oranda arttı. Günümüzde yaklaşık 210 milyon kişinin Türkçeyi ve diğer tarihi lehçelerini ana dili olarak konuştuğu üzerinde durulmaktadır. Buna Türkiye Türkçesini de içeren Türk lehçelerini ikinci veya üçüncü dil olarak konuşanlar da dahil edilecek olsa, bu sayı gözle görülür derecede artacaktır. Bu nedenle Türkiye Türkçesinin en çok konuşan kişi sayısına sahip olduğu Türk Dilleri Ailesi, tüm lehçeleri ile dünyanın en çok konuşulan dil ailelerinden birini oluşturmaktadır.
Tarihsel Gelişimi
Orta Asya'dan, Anadolu'ya
Altay Dağları civarından kaynaklanan dil, onu kullanan göçebe kavimlerin doğuda Japonya'ya, batıda ise Avrupa'ya doğru hareketiyle yayılmıştır. Afganistan ve Batı Çin civarında Moğolca; Rusya, Güney ve Güneydoğu Çin bölgesinde Tunguz; eski Rusya ülkelerinden batıda Türkiye'ye, güneyde ise İran'a yayılan bir alanda ise Türki diller olarak değişmiştir. Güneyde bulunan başlıca Türki diller Türkçe, Azeri Türkçesi ve Türkmen Türkçesidir. Oğuz boylarının kullandığı Gagavuz lehçeleri ve İran kaynaklı Horasan lehçesi, Türkiye lehçesi ile birlikte bugünkü Türkçenin bölümlerini oluşturmaktadır.
Divân-ı Lügati't-Türk, Türk kültürün ilk Türk dilini anlatan ve yazılan Sözlük eseri dir ve Kaşgârlı Mahmud tarafından 25 Ocak 1072'de yazılmaya başlanmış ve 10 Şubat 1074'te bitirilmiştir. Bu kitap içinde bu cümle bulunuyor. "Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur". Türkçenin zengin gramer özelliklerini ilk ve en çarpıcı biçimde yansıtıyor.
Türkçenin kullanım alanını genişleten bir başka Karahanlı Devleti'nin mensubu, ikinci bir Türk ve Türkçe kültür abidesi olan Yusuf Has Hacib dir. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig adlı eseri ile Türk dil birliğinin diğer önemli yazılı temelini attı.(1069-1070 yılarında bu Türkçe eseri tamamlandı).
13/14.yy. yaşamını süren Yunus Emre Türkçenin, özellikle Türkçe şiir dilinin temel ustası ve abidesi(anıtı) olmaktadır.
Yunus Emre'nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu'da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın, kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçenin ses yapısına uygun aruz olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçenin ses yapısına uygun biçimde dile getirir, şiirinde duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür.
Hacı Bayram Veli 14/15.yy. Anadoluda yaşamını süren Türk mutasavvıf ve şair olarak, eserlerini Türkçe olarak yazmakta oldu ve Türkçe kulanımını Anadoluda önemli şekilde etkiledi.
* Altay dil ailesi
o Türkçe dil kolu
+ Güney dilleri
# Balkan Gagavuz Türkçesi (Türkiye ve Türklerin yaşadığı Avrupa ve Amerika kıtalarını bazı bölümleri)
# Gagavuz Türkçesi (Moldovya)
# Horasan Türkçesi (İran)
# Türkiye Türkçesi
# Azeri Türkçesi
# Kazak Türkçesi
# Türkmen Türkçesi
# Kırgız Türkçesi
# Özbek Türkçesi
# Tatar Türkçesi
# Uygur Türkçesi
Türkçe ait olduğu Altay Dil Ailesi'nin en çok kişi tarafından kullanılan dilidir. 5500-8500 yıllık bir geçmişi olduğu sanılmaktadır. Azeri, Türkmen, Tatar, Özbek, Başkurti, Nogay, Kırgız, Kazak, Yakuti, Çuvaş gibi bölümleri vardır.
Örnek olarak yazılı Türkçe üzerine kaynaklarda (M.Ö. 1766 yılık çin kronikinde) ilk kez tutanaklarda tanrı , Ordu , kılıç ve kut (mutluluk) sözcükleri bulunulmaktadır.
Moğolca, Mançu-Tungus, Korece ve Japonca ile yakın ilişkisi vardır. Bazı bilimadamları, ilişkinin ödünç alınmış sözcüklerden kaynaklandığını ve temelli olmadığını iddia etmiştir. Son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, bu tezin hatalı olduğunu, Türkçe ve Japonca'nın temel ilişkilerinin bulunduğunu kanıtlamıştır[1].
Dil örnekleri klasik Eski Türkçe Kültürü (Göktürk 6/7/8yy. ile Orhun yazıtları) ve Türkiye Türkçesi Kültürü
Göktürkçe
Türk Oğuz beğleri, budun, eşidin; üze Kök Tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budun, ilinin, törünün kim artatı(r)?
Türkiye Türkçesi
Türk Oğuz beyleri, ulus, işitin; üzeride Gök Tanrı basmasa, altta yer delinmese, Türk ulusu, ülkeni, töreni kim atar?
Dil Devrimi
Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslaşma sürecini tamamlayan Türk Devrimi'nin ya da Atatürk devrimlerinin en önemli basamaklarından ilki Cumhuriyet'in kuruluşundan 4 yıl sonra yapılan harf devrimi, ikincisi de Cumhuriyet'in kuruluşundan 9 yıl sonra yapılan Dil Devrimi'dir.
Dil Devrimi kısaca, Türkçe ile düşünmeyi, Türkçenin bütün, bilim, sanat ve teknik kavramları karşılayacak yolda gelişmesini sağlayan eylemdir.
Dilbilimci Kâmile İmer "Dil Devrimi nedir?" sorusunu şöyle yanıtlıyor:
Dili daha çok yerli öğelerin egemen olduğu bir kültür dili durumuna getirmek amacıyla yapılan ve devletin desteğini kazanmış olan ulus çapındaki dili geliştirme eylemine 'dil devrimi' adı verilmektedir. (Dilde Değişme ve Gelişme Açısından Türk Dil Devrimi, TDK Yayınları, Ankara, 1976, s. 31 ve ötesi)
Her insan düşüncesini sözcükler arasında bağ kurarak oluşturduğu tümcelerle aktarır, bu açıdan bakınca Dil Devrimi aynı zamanda düşüncenin yenileşmesidir.
İmer'in söylediği gibi, "Dil Devrimi'nin gerçekleşmesini sağlayan etkenler, aynı zamanda onun amaçlarını ortaya koymaktadır. Uluslaşma etkeni dili yabancı öğelerden temizleme amacını, öteki de kültür dili durumuna getirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçların olumlu sonuçlar vermesi, ortaya çıkan ürünlerin toplumun malı olmasına bağlıdır. Devletin desteği olmaksızın dilde yapılan devrim, bireysel bir eylem olarak kalır, topluma mal olmaz. Dil Devrimi'nin hazırlık evresindeki çabalar, bunun en güzel örnekleridir. Türk Dil Devrimi'nin hazırlık evresi olarak nitelendirebileceğimiz ve Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemdeki dili temizleme isteği toplumu kapsayamamıştır. Ancak Cumhuriyet'ten sonra, 1932 yılında devletin öncülüğünde Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kuruluşuyla dilde yapılan yenilikler, ulus çapında bir eylem olarak topluma mal olmaya başlamıştır." (Agy, s. 32)
Türkçe yapı bakımından çok zengin bir dil olmakla beraber, dünya üzerinde de hala çok konuşulan bir dildir. Bu zenginlik her ne kadar içinde yabancı sözcükler bulundursa da, bu durum dilde hiçbir bozukluğa yol açmamıştır. Bunun nedeni de, Osmanlı'nın, zamanında barındırdığı azınlıkların olmasıdır. Çünkü bu nedenle dilde çok fazla yabancı "sözcük alış-verişleri" olmuştur. (Yağmur Akyüz)
Türkler dünyada en çok alfabe değiştiren kavimlerdendir.
* Türkçenin bilinen ilk alfabesi Orhun Abideleri'nde yer alan Orhun Alfabesi'dir. Bu alfabe 1. yüzyıldan itibaren Göktürkler tarafından kullanılmıştır.
* Osmanlı Devleti'nde ise Arap alfabesi üzerinde bir takım düzenlemeler yapılarak Osmanlıca dediğimiz yazı çeşiti kullanıldı.
* Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte 29 harfli Yeni Türk Alfabesi ise Latin abecesi üzerinde yapılan düzenlemeler sonucu 1928'de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kabul edilmiştir.
a - A
b - B
c - C
ç - Ç
d - D
e - E
f - F
g - G
ğ - Ğ
h - H
ı - I
i - İ
j - J
k - K
l - L
m - M
n - N
o - O
ö - Ö
p - P
r - R
s - S
ş - Ş
t - T
u - U
ü - Ü
v - V
y - Y
z - Z
Ayrıca günümüzde 20 ayrı Türk yazı dili bulunmaktadır: Türkiye Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Kırım Tatar Türkçesi, Karaçay-Malkar Türkçesi, Nogay Türkçesi, Kumuk Türkçesi, Kazan Tatar Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Kazak Türkçesi, Karakalpak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi, Altay Türkçesi, Hakas Türkçesi, Tuva Türkçesi, Saha (Yakut) Türkçesi, Çuvaş Türkçesi.
Ağızları
Türkiye Türkçesinin genel kabul görülmüş ve yazı diline aktarılmış şivesi, İstanbul ağzından türemiştir. Anadolu'da özellikle Karadeniz Bölgesi, Güneydoğu Bölgesi ve de Ege Bölgesi'nde ağız farklılıkları apaçık gözlenmektedir. Ancak ağızlar, genellikle insanların belli bir eğitim ve kültür seviyesine ulaşması ile yavaş yavaş terk edilmekte ve toplumda çoğunluğun konuştuğu ağız kabul görmektedir.
Dilbilgisi
Türkçeyi (Türkiye Türkçesi) diğer dillerden ayıran dört özellik şunlardır:
1. Türkçe sondan eklemeli bir dildir.
2. Türkçede ses uyumu vardır.
3. Türkçede sözcüklerin cinsiyeti yoktur.
Türkçenin özellikleri
* Türkçe söz varlığının çoğunluğu; öz Türkçe sözcükler, Arapça ve Farsça'dan geçmiş Türkçeleşmiş sözcüklerden oluşmaktadır. Arapça ve Farsçadan gelmiş sözcükler o kadar Türkçeleşmiştir ki Arap veya Fars dilindeki halinden oldukça farklıdır ve kimi sözcüklerin anlamı farklılaşmıştır.
* Türkçede tümce yapısı: Özne, Tümleç, Yüklem şeklindedir.
* Türkçede kısa yoldan anlatım ön plandadır. Örneğin, "sobayı yak" derken "sobanın içindekileri yak" anlamındadır.
* Türkçede zamirler: ben, sen, o, biz, siz, onlar şeklindedir.
Sözcük Türeme Farkı
Özelliği gereği sona eklemeli bir dil olduğundan Türkçede basit bir kökten çok sayıda sözcük türetmek mümkündür. Bu özelliğin bulunmadığı Hint-Avrupa Dilleri kolundan gelen İngilizce, Almanca ve İspanyolca aşağıda Türkçe ile karşılaştırılmıştır.
Türkçe İngilizce Almanca İspanyolca
göz eye Auge ojo
gözlük eyeglasses Brille gafas
gözlükçü optician: someone who sells glasses Augenoptiker, Brillenverkäufer vendedor de gafas
gözlükçülük the business of selling glasses Das Geschäft des Brillenverkaufes,
Der Beruf des Augenoptikers la tienda de la venta de gafas
Ve fiillerden türeme:
Türkçe İngilizce Almanca İspanyolca
yat lie down lege (dich) hin, schlafe! acostar
yatır lay down [that is, cause to lie down] lege an atraca
yatırım instance of laying down: investment Investition inversión
yatırımcı depositor, investor Kapitalanleger, Investor spónsor, inversor
yatırımcılık to be an investor ein Investor sein ser un inversor
Eklerle tümce oluşturma
Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında, daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır. Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre, bir sözcük köküne ekler ekleyerek, tek sözcüklü tümceler oluşturulabilir.
Türkçe İngilizce Almanca İspanyolca
ev house Haus casa
evde at home, within the house im Haus, zu Hause en casa
eviniz your house Ihr Haus su casa
evinizde at your house in Ihrem Haus en su casa
evinizdeyiz we are at your house wir sind in Ihrem Haus estamos en su casa
Büyük ve küçük ünlü uyumu
Türkçede büyük ünlü uyumu ve küçük ünlü uyumu olarak bilinen iki ünlü uyumu vardır. En yaygın ve kapsamlı olan, büyük ünlü uyumudur. Kural dışı kalan çok az sözcükler mevcuttur ki bunların büyük bir kısmını yabancı kökenli sözcükler oluşturmaktadır. Bu kurala göre Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) varsa, izleyen hecelerde de kalın heceler; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) varsa, izleyen hecelerde de ince ünlüler yer alır.
Örnek:
* büyük ünlü uyumu : balta - baltalar ; arı - arılar ; top - toplar ; uçak - uçaklar
* küçük ünlü uyumu : ev - evler ; istek - istekler ; örtü - örtüler ; ünlü - ünlüler
Türkçenin deyim ve atasözleri
Bir dilin zenginliğinin göstergelerinden biri deyim ve atasözleridir.
Türkçede en çok kullanılan deyimlerden örnekler;
* Kulak misafiri olmak.
* Yangına körükle gitmek.
* Yumurta kapıda.
* Etekleri zil çalmak.
Türkçede en çok kullanılan atasözlerinden örnekler;
* Damlaya damlaya göl olur.
* Bugünün işini yarına bırakma.
* İşleyen demir ışıldar.
* Gün doğmadan neler doğar.
Türkçede bulunan ilginç deyim ve atasözleri;
* Fakirin parmağına bir kaşık bal bulanmış, yemeden duramamış.
* Kedi (Bazı yerlerde kuş) g.... görmüş, yara sanmış.
* Deveye sormuşlar, senin boynun neden eğri diye. Nerem doğru ki demiş.
* Türk çalmış, Türkmen oynamış.
* Ayranı yok içmeye, tahtıravanla (atla) gider s...maya.
* Daha karpuz kesecektik. (yeni deyimleşen bir sözcük öbeğine örnek)
Yabancı Dillerle Etkileşimi
Türkçeye Geçen Yabancı Sözcükler
Her ne kadar Atatürk'ün dil devrimi ile Türkçe, kökeni Arapça ve Farsça olan sözcüklerden arındırılmaya çalışıldıysa da, dil devriminin politik etkenlerle aksamasından ötürü bu iki dilden sözcükler, Fransızca sözcüklerle birlikte Türkçe sözlüğün önemli bir bölümünü oluşturmayı sürdürmektedir.
Türkçe'de yer alan sözcüklerin toplam %14,33'ü (104.481 sözcüğün 14.973'ü) yabancı dillerden Türkçe'ye girmiştir:
* Arapça: 6.468
* Fransızca: 5.260
* Farsça: 1.362
* İtalyanca: 590
* İngilizce: 484
* Rumca: 403
* Almanca: 98
* Latince: 76
* Yunanca: 49
* Rusça: 44
* İspanyolca: 33
* Ermenice: 25
* Bulgarca: 19
* Macarca: 19
* Moğolca: 14
* Japonca: 11
* İbranice: 7
* Portekizce: 3
* Norveççe: 2
* Soğdca: 2
* Fince: 2
* Arnavutça: 1
* Korece: 1
Bu Kelimelerin Basın Dilindeki Yaygınlığı
Tuba Ersöz'ün bir araştırmasına göre, basındaki yabancı kökenli sözcük kullanımı halka göre daha yüksek bir konumda. Basın dili halka bilimsel dilden daha yakın olması gerekirken, Türkiye'deki bu tam tersine işleyen olgu dikkat çekici.
Araştırmaya göre dil devriminden bu yana basın dilinde Türkçe sözcük kullanımı artmış, Farsça ile özellikle Arapça sözcüklerin kullanımı büyük ölçüde düşmüştür. Buna karşın diğer dillerden alınan sözcüklerin kullanımında bir artış olmuştur, ki bu rakamların günümüzde daha da arttığı tahmin edilmektedir.
Yıl Türkçe sözcükler Arapça sözcükler Farşça sözcükler Fransızca sözcükler
1931 35 % 51 % 2 % 6 %
1941 48 % 40 % 3 % 4 %
1951 51 % 35 % 3 % 6 %
1965 60,5 % 26 % 1 % 8,5 %
1995 70,9 % 19,7 % 1 % 8,4 %
Yabancı kökenli sözcüklerden bazı örnekler:
* Arapçadan: fikir, hediye, resim, insan, saat, asker, vatan, ırk, millet, memleket, devlet, halk, hain, kurban, şehit
* Farsçadan: tahta, pazar, pencere, şehir, hafta, ateş, rüzgâr, ayna, can, dert, hoş, düşman, kahraman, köy
* Yunancadan: liman, kutu, ırgat
* İtalyancadan: avukat, banyo, bavul
* Fransızcadan: lüks, kuzen, pantolon, kuaför, hoparlör, kamyon, sürpriz
* İngilizceden: pikap, tişört
* Almancadan: şalter, şvester, haymatlos
Türkçeden Diğer Dillere Geçen Sözcükler
* Ermenice: 3159
* Yunanca: 2643
* Bulgarca: 369
* Arnavutça: 2422
* Sırp-Hırvatça: 2365
* Arapça: 1801
* Rusça: 1576
* Rumence: 1542
* İngilizce: 1500
* Farsça: 1369
* Macarca: 1142
* Urduca: 228
* Çince: 213
* Fince: 110
Türkçe kökenli ya da alıntı sözcüklerden bazı örnekler:
* cacık: Yunanca "zaziki"
* çakal [Farsça شغال schaghāl iden]: İngilizce "jackal" ve Fransızca "chacal"
* çorap: [Farsça gorāb iden Arapça جراب dschurāb iden geçmiş]: Rumence Ciorap
* denge (para): Rusça "dengi"
* dilmaç (tercüman, çevirmen): Lehçe "tlumacz", Almanca "Dolmetscher"
* dolma: İngilizce "dolma", Yunanca "dolmalakis"
* duman: Rusça'da "tuman"
* hamam [Arapça حمام hammām iden]: Fransızca "hammam"
* kahve [Arapça قهوة qahve iden]: Fransızca "café"
* kibrit: [Arapça كبريت kibrīt iden]: Rumence "kibrit"
* köşk [Farsça kuşk]: Almanca: "Kiosk"
* ordu: Almanca, İngilizce ve Fransızca "Horde"
* yoğurt: İngilizce "yoghurt", Fransızca "yaourt", Almanca "Joghurt", İspanyolca "yogur"
* zar: (uçurum): Rusça "yar"
* zarlık: (ferman): Rusça "yarlik" (mektup)
* briç [< birüç < bir + üç]: İngilizce "bridge"
Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu dönemi veya öncesinden şekillenmiş, Türkçe-Ermenice ortak kelime hazinesi, Türkçe-Yunanca ortak kelime hazinesi, Türkçe-Bulgarca ortak kelime hazinesi, Türkçe-Arnavutça ortak kelime hazinesi, Türkçe-Boşnakça ortak kelime hazinesi, Türkçe-Romence ortak kelime hazinesi mevcuttur.
TÜRK DİLİNİN TARİHÇESİ
Yıllanmış bir mazinin, akıp gelen bir kültürün hem taşıyıcısı hem de ürünü olan dil; geçmişin görgüsünü, bilgisini, hayalini ve tecrübelerini bize getirmelidir. Dil bunları gerçekleştirebiliyorsa “dil” ve böyle bir dilin bir araya getirdiği insanlar da “millet” tir. Dil eğer bu fonksiyonunu icra edemiyorsa dil olmaktan çıkar ve dilin sahibi olan millet de yavaş yavaş tarih sahnesinden silinir.
Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden bu güne kadar ortaya koyduğu bütün değerler sistemi kültürünü oluşturur. Türk dili geçmişte yaşanmış hadiseleri ve kültürümüzü bize taşır. Aynı zamanda dili tayin eden, dilin çerçevesini ve şeklini çizen de kültürümüzün ta kendisidir.
Dili incelerken sosyoloji, psikoloji, felsefe, tarih, coğrafya ve düşünce tarihi gibi disiplinlerden faydalanmak zorundayız. Bunlarla alakalandırmadan bir dil incelemesi yapmak düşünülemez.
Biz dil konusunda doğru metotlar kullanabilirsek, sağlıklı yargılara varabiliriz. Bu gün Türkiye’de yaşanan dramlardan birisi insanların kendi dilleri hakkında doğru bir pozisyon alamaması, dolayısıyla doğru bir yargıya varamamasıdır.Bunun sebebi ise yanlış ön bilgiler ve dilin gerçekten ehemmiyetinin farkına varamamaktır. İnsanların saadetleri, muvaffakiyetleri dili anlamaya ve doğru kullanmaya bağlıdır. Çünkü dil bizim hem dış dünyayı anlamamızı sağlar hem de bize daha önceki insanların tecrübelerini, görgülerini ve bilgilerini aktarır. Biz de bunlarla hayatımıza hayat ömrümüze ömür katarız.
Gerçek manada hürriyet, insanların dillerine hakim olması ile mümkündür. Dili daha iyi kullananlar, onu iyi kullanamayanları yönetir. Onun için iyi öğretmenler, iyi din adamları, iyi askerler ve başarılı liderler hep dili çok iyi kullanan insanlardır.
Dil hükmünü zaman ve mekan boyutunda icra eder. Türkçe’yi ele aldığımızda Türkiye ile Türkçe’nin zaman sınırları ve coğrafi sınırlarının örtüşmediğini görürüz. Türkiye Cumhuriyeti 1923’ten beri var fakat Göktürk yazıtlarının tarih sahnesine çıkışı Hz. Muhammed’den 200 yıl sonradır. İşte o günden bu güne dil bize çok şey getirmiştir.
Tarihsel olarak bakacak olursak; yüzlerce yıl süren bir yolculukla Ötüken ormanlarından buralara gelinceye kadar başımıza çok işler geldi. Geçtiğimiz yerlerdeki kültür ve medeniyetlerden etkilendik. Bu yolculuk esnasında bir çok din değiştirdik. Şamanizm’den çıkıp Budist sonra Maniheist olduk ve daha sonra da İslam’ı kabul ettik. Medenileşmemiz Müslüman olmamızla aynı tarihte olmuştur.
Türklerin bir kısmı Hazar üstlerinden Avrupa içlerine doğru ilerlemişler, orada yaşamışlar ve kimisi de Hıristiyanlaşıp paralı asker olarak hayatlarını devam ettirmişlerdir. Bunların bir kısmı Bizans ordusu ile Malazgirt savaşına katılmış ve karşı tarafın attığı savaş naralarını, haykırışlarını duyunca saf değiştirerek Türk tarafına geçmişlerdir. Böylelikle Türkçe bize Anadolu’nun kapılarını açan altın bir anahtar olmuştur. Elimizdeki vesikalar Arap harflerinden sonra en çok Uygur alfabesi ile yazılı metinlerden oluşmaktadır.
Dünya üzerinde birbirinden farklı Türkçeler bulunmaktadır. Çünkü Türkler coğrafi olarak büyük bir alana dağılmışlardır. Bunun neticesinde de Türkçe’ye başka dillerden kelimeler girmiştir ve girecektir de. Mesela Azeri Türkçe’sine baktığımızda Rus etkisinden dolayı Rusça kelimeler görürüz. Urfa civarında ise Arapça ve Farsça kelimelerin daha ağırlıklı kullanıldığını müşahede ederiz.
Fransızca da % 15 civarında Arapça kökenli kelime vardır. Çünkü İslam Medeniyeti Endülüs de 700 yıl kadar onlarla komşu olarak yaşamıştır. Bir dilin başka bir dilden kelime alması sosyolojik ve psikolojik bir hadisedir. Dolayısıyla insanlar önyargıyla hareket ederek, dilleri hakkında yanlış tavır almamalıdırlar.
“Öztürkçe” kavramı, yukarıda saydığımız tarihi, sosyolojik ve psikolojik sebeplerden dolayı teknik olarak yanlıştır ve uygulanması mümkün değildir. Göktürk yazıtlarında bile çok sayıda Çince kelime vardır.1200 yıl önce Moğolistan ile Türkistan sınırında tel örgüler yoktu, Moğolca ile Türkçe karışık bir vaziyette idi. Daha geriye doğru gidildiğinde ise karşımıza Altay dillerinin karışımı çıkar. Yani tarihin hiçbir döneminde öz bir dil yoktur ve bunun olması mümkün değildir. Öz dili muhafaza etmek için başka hiçbir medeniyetle temas etmemiş olacaksınız, başka kültürden, ana dili başka olan biriyle evlenmeyeceksiniz ve sizden üstün hiç kimseyle karşılaşmamış olacaksınız. Dünyadaki bütün aletleri ve eşyaları siz icat edip isim vermiş olacaksınız, hatta kavramları bile... Böyle bir şey mümkün değildir. Dolayısıyla bağımsız ve “öz” dil ancak “Katanga” da olur! Saf bir dil ancak orman içinde başka medeniyetlerle teması olmayan, başka kültürlerle karşılaşmamış ilkel bir cemiyette olabilir.
Canlı; dünkü halinde olmayan demektir. Dil de canlı bir varlıktır. Dili eğer insana benzetirsek nasıl bizim hücrelerimiz ölüp yerine yenileri gelmekte, organlarımız şekil değiştirmekte ise dil de benzeri bir değişim yaşamaktadır.
İnsanın duygu ve düşünce sınırlarını çözmek mümkündür. Bunu yolu da dildir. O halde duygu ve düşüncelerimizin sınırı, bildiğimiz kelimelerden başlayıp, bilmediğimiz kelimelerde biter diyebiliriz.
Şimdi meseleyi biraz daha açabilmek için dilin kelime kadrosundan bahsetmek istiyorum. Bir insan kültürle ilgilenmiyorsa, soyut bir alemi yoksa, düşünce dünyası zengin değilse, deruni bilgi sahibi olmak için çaba sarf etmemişse ömrü boyunca yaklaşık 1000- 2000 kelime ile idare edebilir. En iyi ihtimalle bu belki 5000 olabilir. Fakat işlenmiş, medeniyet dili, kültür dili olmuş bir dilin kelime kadrosu yüz binlerle ifade edilmektedir. Büyük düşünürlerin eserlerine baktığımızda yazılarını 20- 30 bin civarında kelime ile yazdıklarını görürüz. Pek tabidir ki 2000 kelime ile yaşayan insanlar bu eserlerden hiçbir şey anlayamazlar. Bu sorunların üstesinden gelmek için sözlük kullanma alışkanlığı edinmek gerekir.
GUNCELLENECEKTIR............:13: :13:
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pv8.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
ADIM UMIT 18 SUBAT 1978 ANKARA DOGUMLUYUM EVLI VE IKIZ KIZ BABASIYIM
BU BUSRAM BABASININ KUZUSU
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ure240lb2.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
MASALLAH DEMEYI UNUTMUYORUZ............
BUDA BEYZAM BABASININ TOMBISI
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 168mf8.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
Ş.G yuregine saglik tesekkurler..;)
Duygu,düşünce çözen,
Dil süzgeçden geçiren,
Anlatır teker teker,
Türkçemizi tarihsel.
Deyim ve atasözler,
Şiveler ve ağızlar,
Ünlü'lerin uyumu,
Bir de resmi durumu.
Canlı varlık dilimiz,
Vardır dil devrimimiz.
Sıkmak istemem sizi,
İşte tüm dil bilgisi,
Sayfasında Busbey'in,
Okumadan geçmeyin!
Kızları Büşra,Beyza,
Çok tatlı iki dünya.
Maşallah iki kıza,
Sabır sağlık babaya!
Türkçe
Türkçe, Altay Dilleri içerisinde Türk dil ailesinin Oğuz Grubu'na mensup lehçesidir. Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Makedonya ve Kosova'nın resmî dilidir.
Türkçe; Gagavuzca, Horasan Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi ve birkaç lehçe ile birlikte olarak Altay dil ailesi'ne bağlı Türk dilleri ailesi'nin Oğuz Grubunda yer almaktadır.
Resmi durumu
Türkçe Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin resmi dilidir. Türkiye'de Türk Dil Kurumu, Atatürk tarafından 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti olarak bağımsız bir organ olarak kurulmuştur. Türk Dil Kurumu dilin sadeleşmesi, yabancı kökenli sözcüklerin değiştirilmesi (özellikle Arapça ve Farsça) için çalışmıştır. 1978 Dil yasasına göre Türkçe Kosova'da resmi dildi. Şu anda sadece Kosova'nın Türk çoğunluğunun yaşadığı bir kent olan Prizren'de resmi dildir. Diğer bölgelerdeki resmiyeti ortadan kaldırılmıştır.
Kullanımı
Dünya'da Türkçe konuşanların dağılımı
Dünya'da Türkçe konuşanların dağılımı
Türkiye Türkçesi,
* Türkiye'de 72.000.000,
* Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 250.000,
* Irak'ta 3.000.000,
* Almanya'da 2.670.000,
* Bulgaristan'da 763.000
* Hollanda'da 354.000,
* Avusturya'da 200.000,
* Fransa'da 176.000,
* Avustralya'da 150.000,
* Yunanistan'da 135.380,
* Birleşik Krallık'da 120.000
* Belçika'da 112.400,
* Makedonya'da 97.500,
* İsrail'de 50.000,
* ABD'de 27.000,
* Romanya'da,
* Danimarka'da,
* Kanada'da 10.000,
* İsviçre'de 7.500 kişi tarafından konuşulmaktadır.
1960'larda iş gücüne ihtiyaç duyan Avrupa kapılarını büyük ölçüde Türklere açmış ve Türkiye'den Avrupa'ya yoğun bir göç yaşanmıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında Balkanlar'da yaşamaya devam eden Türkler ile birlikte bu insanların sayısı günümüzde neredeyse 6 milyona ulaşmıştır ve büyük bir çoğunluğunun ana dili Türkçedir. Amerika ve Avustralya'da ise yaklaşık 200 bin kişi Türkçe konuşmaktadır. Böylece Türkçe (Türkiye Türkçesi), Türkiye ve KKTC dahil tüm dünyada ana dil olarak yaklaşık 71 milyon kişi tarafından konuşulurken, bu sayı Türkiye Türkçesini ikinci dil olarak konuşanlarla birlikte tahminen yaklaşık 80 milyonu bulmaktadır.
UNESCO, 1980'li yıllarda yaptığı araştırma sonucu tüm Türk lehçelerini 200 milyon kişinin konuştuğunu ortaya çıkardı. Ancak buna Türk lehçelerini ikinci ya da üçüncü dil olarak konuşanlar da dahildi. Aradan geçen çeyrek asırda Türkçe konuşan nüfus önemli oranda arttı. Günümüzde yaklaşık 210 milyon kişinin Türkçeyi ve diğer tarihi lehçelerini ana dili olarak konuştuğu üzerinde durulmaktadır. Buna Türkiye Türkçesini de içeren Türk lehçelerini ikinci veya üçüncü dil olarak konuşanlar da dahil edilecek olsa, bu sayı gözle görülür derecede artacaktır. Bu nedenle Türkiye Türkçesinin en çok konuşan kişi sayısına sahip olduğu Türk Dilleri Ailesi, tüm lehçeleri ile dünyanın en çok konuşulan dil ailelerinden birini oluşturmaktadır.
Tarihsel Gelişimi
Orta Asya'dan, Anadolu'ya
Altay Dağları civarından kaynaklanan dil, onu kullanan göçebe kavimlerin doğuda Japonya'ya, batıda ise Avrupa'ya doğru hareketiyle yayılmıştır. Afganistan ve Batı Çin civarında Moğolca; Rusya, Güney ve Güneydoğu Çin bölgesinde Tunguz; eski Rusya ülkelerinden batıda Türkiye'ye, güneyde ise İran'a yayılan bir alanda ise Türki diller olarak değişmiştir. Güneyde bulunan başlıca Türki diller Türkçe, Azeri Türkçesi ve Türkmen Türkçesidir. Oğuz boylarının kullandığı Gagavuz lehçeleri ve İran kaynaklı Horasan lehçesi, Türkiye lehçesi ile birlikte bugünkü Türkçenin bölümlerini oluşturmaktadır.
Divân-ı Lügati't-Türk, Türk kültürün ilk Türk dilini anlatan ve yazılan Sözlük eseri dir ve Kaşgârlı Mahmud tarafından 25 Ocak 1072'de yazılmaya başlanmış ve 10 Şubat 1074'te bitirilmiştir. Bu kitap içinde bu cümle bulunuyor. "Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur". Türkçenin zengin gramer özelliklerini ilk ve en çarpıcı biçimde yansıtıyor.
Türkçenin kullanım alanını genişleten bir başka Karahanlı Devleti'nin mensubu, ikinci bir Türk ve Türkçe kültür abidesi olan Yusuf Has Hacib dir. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig adlı eseri ile Türk dil birliğinin diğer önemli yazılı temelini attı.(1069-1070 yılarında bu Türkçe eseri tamamlandı).
13/14.yy. yaşamını süren Yunus Emre Türkçenin, özellikle Türkçe şiir dilinin temel ustası ve abidesi(anıtı) olmaktadır.
Yunus Emre'nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu'da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın, kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçenin ses yapısına uygun aruz olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçenin ses yapısına uygun biçimde dile getirir, şiirinde duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür.
Hacı Bayram Veli 14/15.yy. Anadoluda yaşamını süren Türk mutasavvıf ve şair olarak, eserlerini Türkçe olarak yazmakta oldu ve Türkçe kulanımını Anadoluda önemli şekilde etkiledi.
* Altay dil ailesi
o Türkçe dil kolu
+ Güney dilleri
# Balkan Gagavuz Türkçesi (Türkiye ve Türklerin yaşadığı Avrupa ve Amerika kıtalarını bazı bölümleri)
# Gagavuz Türkçesi (Moldovya)
# Horasan Türkçesi (İran)
# Türkiye Türkçesi
# Azeri Türkçesi
# Kazak Türkçesi
# Türkmen Türkçesi
# Kırgız Türkçesi
# Özbek Türkçesi
# Tatar Türkçesi
# Uygur Türkçesi
Türkçe ait olduğu Altay Dil Ailesi'nin en çok kişi tarafından kullanılan dilidir. 5500-8500 yıllık bir geçmişi olduğu sanılmaktadır. Azeri, Türkmen, Tatar, Özbek, Başkurti, Nogay, Kırgız, Kazak, Yakuti, Çuvaş gibi bölümleri vardır.
Örnek olarak yazılı Türkçe üzerine kaynaklarda (M.Ö. 1766 yılık çin kronikinde) ilk kez tutanaklarda tanrı , Ordu , kılıç ve kut (mutluluk) sözcükleri bulunulmaktadır.
Moğolca, Mançu-Tungus, Korece ve Japonca ile yakın ilişkisi vardır. Bazı bilimadamları, ilişkinin ödünç alınmış sözcüklerden kaynaklandığını ve temelli olmadığını iddia etmiştir. Son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, bu tezin hatalı olduğunu, Türkçe ve Japonca'nın temel ilişkilerinin bulunduğunu kanıtlamıştır[1].
Dil örnekleri klasik Eski Türkçe Kültürü (Göktürk 6/7/8yy. ile Orhun yazıtları) ve Türkiye Türkçesi Kültürü
Göktürkçe
Türk Oğuz beğleri, budun, eşidin; üze Kök Tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budun, ilinin, törünün kim artatı(r)?
Türkiye Türkçesi
Türk Oğuz beyleri, ulus, işitin; üzeride Gök Tanrı basmasa, altta yer delinmese, Türk ulusu, ülkeni, töreni kim atar?
Dil Devrimi
Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslaşma sürecini tamamlayan Türk Devrimi'nin ya da Atatürk devrimlerinin en önemli basamaklarından ilki Cumhuriyet'in kuruluşundan 4 yıl sonra yapılan harf devrimi, ikincisi de Cumhuriyet'in kuruluşundan 9 yıl sonra yapılan Dil Devrimi'dir.
Dil Devrimi kısaca, Türkçe ile düşünmeyi, Türkçenin bütün, bilim, sanat ve teknik kavramları karşılayacak yolda gelişmesini sağlayan eylemdir.
Dilbilimci Kâmile İmer "Dil Devrimi nedir?" sorusunu şöyle yanıtlıyor:
Dili daha çok yerli öğelerin egemen olduğu bir kültür dili durumuna getirmek amacıyla yapılan ve devletin desteğini kazanmış olan ulus çapındaki dili geliştirme eylemine 'dil devrimi' adı verilmektedir. (Dilde Değişme ve Gelişme Açısından Türk Dil Devrimi, TDK Yayınları, Ankara, 1976, s. 31 ve ötesi)
Her insan düşüncesini sözcükler arasında bağ kurarak oluşturduğu tümcelerle aktarır, bu açıdan bakınca Dil Devrimi aynı zamanda düşüncenin yenileşmesidir.
İmer'in söylediği gibi, "Dil Devrimi'nin gerçekleşmesini sağlayan etkenler, aynı zamanda onun amaçlarını ortaya koymaktadır. Uluslaşma etkeni dili yabancı öğelerden temizleme amacını, öteki de kültür dili durumuna getirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçların olumlu sonuçlar vermesi, ortaya çıkan ürünlerin toplumun malı olmasına bağlıdır. Devletin desteği olmaksızın dilde yapılan devrim, bireysel bir eylem olarak kalır, topluma mal olmaz. Dil Devrimi'nin hazırlık evresindeki çabalar, bunun en güzel örnekleridir. Türk Dil Devrimi'nin hazırlık evresi olarak nitelendirebileceğimiz ve Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemdeki dili temizleme isteği toplumu kapsayamamıştır. Ancak Cumhuriyet'ten sonra, 1932 yılında devletin öncülüğünde Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kuruluşuyla dilde yapılan yenilikler, ulus çapında bir eylem olarak topluma mal olmaya başlamıştır." (Agy, s. 32)
Türkçe yapı bakımından çok zengin bir dil olmakla beraber, dünya üzerinde de hala çok konuşulan bir dildir. Bu zenginlik her ne kadar içinde yabancı sözcükler bulundursa da, bu durum dilde hiçbir bozukluğa yol açmamıştır. Bunun nedeni de, Osmanlı'nın, zamanında barındırdığı azınlıkların olmasıdır. Çünkü bu nedenle dilde çok fazla yabancı "sözcük alış-verişleri" olmuştur. (Yağmur Akyüz)
Türkler dünyada en çok alfabe değiştiren kavimlerdendir.
* Türkçenin bilinen ilk alfabesi Orhun Abideleri'nde yer alan Orhun Alfabesi'dir. Bu alfabe 1. yüzyıldan itibaren Göktürkler tarafından kullanılmıştır.
* Osmanlı Devleti'nde ise Arap alfabesi üzerinde bir takım düzenlemeler yapılarak Osmanlıca dediğimiz yazı çeşiti kullanıldı.
* Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte 29 harfli Yeni Türk Alfabesi ise Latin abecesi üzerinde yapılan düzenlemeler sonucu 1928'de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kabul edilmiştir.
a - A
b - B
c - C
ç - Ç
d - D
e - E
f - F
g - G
ğ - Ğ
h - H
ı - I
i - İ
j - J
k - K
l - L
m - M
n - N
o - O
ö - Ö
p - P
r - R
s - S
ş - Ş
t - T
u - U
ü - Ü
v - V
y - Y
z - Z
Ayrıca günümüzde 20 ayrı Türk yazı dili bulunmaktadır: Türkiye Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Kırım Tatar Türkçesi, Karaçay-Malkar Türkçesi, Nogay Türkçesi, Kumuk Türkçesi, Kazan Tatar Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Kazak Türkçesi, Karakalpak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi, Altay Türkçesi, Hakas Türkçesi, Tuva Türkçesi, Saha (Yakut) Türkçesi, Çuvaş Türkçesi.
Ağızları
Türkiye Türkçesinin genel kabul görülmüş ve yazı diline aktarılmış şivesi, İstanbul ağzından türemiştir. Anadolu'da özellikle Karadeniz Bölgesi, Güneydoğu Bölgesi ve de Ege Bölgesi'nde ağız farklılıkları apaçık gözlenmektedir. Ancak ağızlar, genellikle insanların belli bir eğitim ve kültür seviyesine ulaşması ile yavaş yavaş terk edilmekte ve toplumda çoğunluğun konuştuğu ağız kabul görmektedir.
Dilbilgisi
Türkçeyi (Türkiye Türkçesi) diğer dillerden ayıran dört özellik şunlardır:
1. Türkçe sondan eklemeli bir dildir.
2. Türkçede ses uyumu vardır.
3. Türkçede sözcüklerin cinsiyeti yoktur.
Türkçenin özellikleri
* Türkçe söz varlığının çoğunluğu; öz Türkçe sözcükler, Arapça ve Farsça'dan geçmiş Türkçeleşmiş sözcüklerden oluşmaktadır. Arapça ve Farsçadan gelmiş sözcükler o kadar Türkçeleşmiştir ki Arap veya Fars dilindeki halinden oldukça farklıdır ve kimi sözcüklerin anlamı farklılaşmıştır.
* Türkçede tümce yapısı: Özne, Tümleç, Yüklem şeklindedir.
* Türkçede kısa yoldan anlatım ön plandadır. Örneğin, "sobayı yak" derken "sobanın içindekileri yak" anlamındadır.
* Türkçede zamirler: ben, sen, o, biz, siz, onlar şeklindedir.
Sözcük Türeme Farkı
Özelliği gereği sona eklemeli bir dil olduğundan Türkçede basit bir kökten çok sayıda sözcük türetmek mümkündür. Bu özelliğin bulunmadığı Hint-Avrupa Dilleri kolundan gelen İngilizce, Almanca ve İspanyolca aşağıda Türkçe ile karşılaştırılmıştır.
Türkçe İngilizce Almanca İspanyolca
göz eye Auge ojo
gözlük eyeglasses Brille gafas
gözlükçü optician: someone who sells glasses Augenoptiker, Brillenverkäufer vendedor de gafas
gözlükçülük the business of selling glasses Das Geschäft des Brillenverkaufes,
Der Beruf des Augenoptikers la tienda de la venta de gafas
Ve fiillerden türeme:
Türkçe İngilizce Almanca İspanyolca
yat lie down lege (dich) hin, schlafe! acostar
yatır lay down [that is, cause to lie down] lege an atraca
yatırım instance of laying down: investment Investition inversión
yatırımcı depositor, investor Kapitalanleger, Investor spónsor, inversor
yatırımcılık to be an investor ein Investor sein ser un inversor
Eklerle tümce oluşturma
Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında, daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır. Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre, bir sözcük köküne ekler ekleyerek, tek sözcüklü tümceler oluşturulabilir.
Türkçe İngilizce Almanca İspanyolca
ev house Haus casa
evde at home, within the house im Haus, zu Hause en casa
eviniz your house Ihr Haus su casa
evinizde at your house in Ihrem Haus en su casa
evinizdeyiz we are at your house wir sind in Ihrem Haus estamos en su casa
Büyük ve küçük ünlü uyumu
Türkçede büyük ünlü uyumu ve küçük ünlü uyumu olarak bilinen iki ünlü uyumu vardır. En yaygın ve kapsamlı olan, büyük ünlü uyumudur. Kural dışı kalan çok az sözcükler mevcuttur ki bunların büyük bir kısmını yabancı kökenli sözcükler oluşturmaktadır. Bu kurala göre Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) varsa, izleyen hecelerde de kalın heceler; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) varsa, izleyen hecelerde de ince ünlüler yer alır.
Örnek:
* büyük ünlü uyumu : balta - baltalar ; arı - arılar ; top - toplar ; uçak - uçaklar
* küçük ünlü uyumu : ev - evler ; istek - istekler ; örtü - örtüler ; ünlü - ünlüler
Türkçenin deyim ve atasözleri
Bir dilin zenginliğinin göstergelerinden biri deyim ve atasözleridir.
Türkçede en çok kullanılan deyimlerden örnekler;
* Kulak misafiri olmak.
* Yangına körükle gitmek.
* Yumurta kapıda.
* Etekleri zil çalmak.
Türkçede en çok kullanılan atasözlerinden örnekler;
* Damlaya damlaya göl olur.
* Bugünün işini yarına bırakma.
* İşleyen demir ışıldar.
* Gün doğmadan neler doğar.
Türkçede bulunan ilginç deyim ve atasözleri;
* Fakirin parmağına bir kaşık bal bulanmış, yemeden duramamış.
* Kedi (Bazı yerlerde kuş) g.... görmüş, yara sanmış.
* Deveye sormuşlar, senin boynun neden eğri diye. Nerem doğru ki demiş.
* Türk çalmış, Türkmen oynamış.
* Ayranı yok içmeye, tahtıravanla (atla) gider s...maya.
* Daha karpuz kesecektik. (yeni deyimleşen bir sözcük öbeğine örnek)
Yabancı Dillerle Etkileşimi
Türkçeye Geçen Yabancı Sözcükler
Her ne kadar Atatürk'ün dil devrimi ile Türkçe, kökeni Arapça ve Farsça olan sözcüklerden arındırılmaya çalışıldıysa da, dil devriminin politik etkenlerle aksamasından ötürü bu iki dilden sözcükler, Fransızca sözcüklerle birlikte Türkçe sözlüğün önemli bir bölümünü oluşturmayı sürdürmektedir.
Türkçe'de yer alan sözcüklerin toplam %14,33'ü (104.481 sözcüğün 14.973'ü) yabancı dillerden Türkçe'ye girmiştir:
* Arapça: 6.468
* Fransızca: 5.260
* Farsça: 1.362
* İtalyanca: 590
* İngilizce: 484
* Rumca: 403
* Almanca: 98
* Latince: 76
* Yunanca: 49
* Rusça: 44
* İspanyolca: 33
* Ermenice: 25
* Bulgarca: 19
* Macarca: 19
* Moğolca: 14
* Japonca: 11
* İbranice: 7
* Portekizce: 3
* Norveççe: 2
* Soğdca: 2
* Fince: 2
* Arnavutça: 1
* Korece: 1
Bu Kelimelerin Basın Dilindeki Yaygınlığı
Tuba Ersöz'ün bir araştırmasına göre, basındaki yabancı kökenli sözcük kullanımı halka göre daha yüksek bir konumda. Basın dili halka bilimsel dilden daha yakın olması gerekirken, Türkiye'deki bu tam tersine işleyen olgu dikkat çekici.
Araştırmaya göre dil devriminden bu yana basın dilinde Türkçe sözcük kullanımı artmış, Farsça ile özellikle Arapça sözcüklerin kullanımı büyük ölçüde düşmüştür. Buna karşın diğer dillerden alınan sözcüklerin kullanımında bir artış olmuştur, ki bu rakamların günümüzde daha da arttığı tahmin edilmektedir.
Yıl Türkçe sözcükler Arapça sözcükler Farşça sözcükler Fransızca sözcükler
1931 35 % 51 % 2 % 6 %
1941 48 % 40 % 3 % 4 %
1951 51 % 35 % 3 % 6 %
1965 60,5 % 26 % 1 % 8,5 %
1995 70,9 % 19,7 % 1 % 8,4 %
Yabancı kökenli sözcüklerden bazı örnekler:
* Arapçadan: fikir, hediye, resim, insan, saat, asker, vatan, ırk, millet, memleket, devlet, halk, hain, kurban, şehit
* Farsçadan: tahta, pazar, pencere, şehir, hafta, ateş, rüzgâr, ayna, can, dert, hoş, düşman, kahraman, köy
* Yunancadan: liman, kutu, ırgat
* İtalyancadan: avukat, banyo, bavul
* Fransızcadan: lüks, kuzen, pantolon, kuaför, hoparlör, kamyon, sürpriz
* İngilizceden: pikap, tişört
* Almancadan: şalter, şvester, haymatlos
Türkçeden Diğer Dillere Geçen Sözcükler
* Ermenice: 3159
* Yunanca: 2643
* Bulgarca: 369
* Arnavutça: 2422
* Sırp-Hırvatça: 2365
* Arapça: 1801
* Rusça: 1576
* Rumence: 1542
* İngilizce: 1500
* Farsça: 1369
* Macarca: 1142
* Urduca: 228
* Çince: 213
* Fince: 110
Türkçe kökenli ya da alıntı sözcüklerden bazı örnekler:
* cacık: Yunanca "zaziki"
* çakal [Farsça شغال schaghāl iden]: İngilizce "jackal" ve Fransızca "chacal"
* çorap: [Farsça gorāb iden Arapça جراب dschurāb iden geçmiş]: Rumence Ciorap
* denge (para): Rusça "dengi"
* dilmaç (tercüman, çevirmen): Lehçe "tlumacz", Almanca "Dolmetscher"
* dolma: İngilizce "dolma", Yunanca "dolmalakis"
* duman: Rusça'da "tuman"
* hamam [Arapça حمام hammām iden]: Fransızca "hammam"
* kahve [Arapça قهوة qahve iden]: Fransızca "café"
* kibrit: [Arapça كبريت kibrīt iden]: Rumence "kibrit"
* köşk [Farsça kuşk]: Almanca: "Kiosk"
* ordu: Almanca, İngilizce ve Fransızca "Horde"
* yoğurt: İngilizce "yoghurt", Fransızca "yaourt", Almanca "Joghurt", İspanyolca "yogur"
* zar: (uçurum): Rusça "yar"
* zarlık: (ferman): Rusça "yarlik" (mektup)
* briç [< birüç < bir + üç]: İngilizce "bridge"
Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu dönemi veya öncesinden şekillenmiş, Türkçe-Ermenice ortak kelime hazinesi, Türkçe-Yunanca ortak kelime hazinesi, Türkçe-Bulgarca ortak kelime hazinesi, Türkçe-Arnavutça ortak kelime hazinesi, Türkçe-Boşnakça ortak kelime hazinesi, Türkçe-Romence ortak kelime hazinesi mevcuttur.
TÜRK DİLİNİN TARİHÇESİ
Yıllanmış bir mazinin, akıp gelen bir kültürün hem taşıyıcısı hem de ürünü olan dil; geçmişin görgüsünü, bilgisini, hayalini ve tecrübelerini bize getirmelidir. Dil bunları gerçekleştirebiliyorsa “dil” ve böyle bir dilin bir araya getirdiği insanlar da “millet” tir. Dil eğer bu fonksiyonunu icra edemiyorsa dil olmaktan çıkar ve dilin sahibi olan millet de yavaş yavaş tarih sahnesinden silinir.
Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden bu güne kadar ortaya koyduğu bütün değerler sistemi kültürünü oluşturur. Türk dili geçmişte yaşanmış hadiseleri ve kültürümüzü bize taşır. Aynı zamanda dili tayin eden, dilin çerçevesini ve şeklini çizen de kültürümüzün ta kendisidir.
Dili incelerken sosyoloji, psikoloji, felsefe, tarih, coğrafya ve düşünce tarihi gibi disiplinlerden faydalanmak zorundayız. Bunlarla alakalandırmadan bir dil incelemesi yapmak düşünülemez.
Biz dil konusunda doğru metotlar kullanabilirsek, sağlıklı yargılara varabiliriz. Bu gün Türkiye’de yaşanan dramlardan birisi insanların kendi dilleri hakkında doğru bir pozisyon alamaması, dolayısıyla doğru bir yargıya varamamasıdır.Bunun sebebi ise yanlış ön bilgiler ve dilin gerçekten ehemmiyetinin farkına varamamaktır. İnsanların saadetleri, muvaffakiyetleri dili anlamaya ve doğru kullanmaya bağlıdır. Çünkü dil bizim hem dış dünyayı anlamamızı sağlar hem de bize daha önceki insanların tecrübelerini, görgülerini ve bilgilerini aktarır. Biz de bunlarla hayatımıza hayat ömrümüze ömür katarız.
Gerçek manada hürriyet, insanların dillerine hakim olması ile mümkündür. Dili daha iyi kullananlar, onu iyi kullanamayanları yönetir. Onun için iyi öğretmenler, iyi din adamları, iyi askerler ve başarılı liderler hep dili çok iyi kullanan insanlardır.
Dil hükmünü zaman ve mekan boyutunda icra eder. Türkçe’yi ele aldığımızda Türkiye ile Türkçe’nin zaman sınırları ve coğrafi sınırlarının örtüşmediğini görürüz. Türkiye Cumhuriyeti 1923’ten beri var fakat Göktürk yazıtlarının tarih sahnesine çıkışı Hz. Muhammed’den 200 yıl sonradır. İşte o günden bu güne dil bize çok şey getirmiştir.
Tarihsel olarak bakacak olursak; yüzlerce yıl süren bir yolculukla Ötüken ormanlarından buralara gelinceye kadar başımıza çok işler geldi. Geçtiğimiz yerlerdeki kültür ve medeniyetlerden etkilendik. Bu yolculuk esnasında bir çok din değiştirdik. Şamanizm’den çıkıp Budist sonra Maniheist olduk ve daha sonra da İslam’ı kabul ettik. Medenileşmemiz Müslüman olmamızla aynı tarihte olmuştur.
Türklerin bir kısmı Hazar üstlerinden Avrupa içlerine doğru ilerlemişler, orada yaşamışlar ve kimisi de Hıristiyanlaşıp paralı asker olarak hayatlarını devam ettirmişlerdir. Bunların bir kısmı Bizans ordusu ile Malazgirt savaşına katılmış ve karşı tarafın attığı savaş naralarını, haykırışlarını duyunca saf değiştirerek Türk tarafına geçmişlerdir. Böylelikle Türkçe bize Anadolu’nun kapılarını açan altın bir anahtar olmuştur. Elimizdeki vesikalar Arap harflerinden sonra en çok Uygur alfabesi ile yazılı metinlerden oluşmaktadır.
Dünya üzerinde birbirinden farklı Türkçeler bulunmaktadır. Çünkü Türkler coğrafi olarak büyük bir alana dağılmışlardır. Bunun neticesinde de Türkçe’ye başka dillerden kelimeler girmiştir ve girecektir de. Mesela Azeri Türkçe’sine baktığımızda Rus etkisinden dolayı Rusça kelimeler görürüz. Urfa civarında ise Arapça ve Farsça kelimelerin daha ağırlıklı kullanıldığını müşahede ederiz.
Fransızca da % 15 civarında Arapça kökenli kelime vardır. Çünkü İslam Medeniyeti Endülüs de 700 yıl kadar onlarla komşu olarak yaşamıştır. Bir dilin başka bir dilden kelime alması sosyolojik ve psikolojik bir hadisedir. Dolayısıyla insanlar önyargıyla hareket ederek, dilleri hakkında yanlış tavır almamalıdırlar.
“Öztürkçe” kavramı, yukarıda saydığımız tarihi, sosyolojik ve psikolojik sebeplerden dolayı teknik olarak yanlıştır ve uygulanması mümkün değildir. Göktürk yazıtlarında bile çok sayıda Çince kelime vardır.1200 yıl önce Moğolistan ile Türkistan sınırında tel örgüler yoktu, Moğolca ile Türkçe karışık bir vaziyette idi. Daha geriye doğru gidildiğinde ise karşımıza Altay dillerinin karışımı çıkar. Yani tarihin hiçbir döneminde öz bir dil yoktur ve bunun olması mümkün değildir. Öz dili muhafaza etmek için başka hiçbir medeniyetle temas etmemiş olacaksınız, başka kültürden, ana dili başka olan biriyle evlenmeyeceksiniz ve sizden üstün hiç kimseyle karşılaşmamış olacaksınız. Dünyadaki bütün aletleri ve eşyaları siz icat edip isim vermiş olacaksınız, hatta kavramları bile... Böyle bir şey mümkün değildir. Dolayısıyla bağımsız ve “öz” dil ancak “Katanga” da olur! Saf bir dil ancak orman içinde başka medeniyetlerle teması olmayan, başka kültürlerle karşılaşmamış ilkel bir cemiyette olabilir.
Canlı; dünkü halinde olmayan demektir. Dil de canlı bir varlıktır. Dili eğer insana benzetirsek nasıl bizim hücrelerimiz ölüp yerine yenileri gelmekte, organlarımız şekil değiştirmekte ise dil de benzeri bir değişim yaşamaktadır.
İnsanın duygu ve düşünce sınırlarını çözmek mümkündür. Bunu yolu da dildir. O halde duygu ve düşüncelerimizin sınırı, bildiğimiz kelimelerden başlayıp, bilmediğimiz kelimelerde biter diyebiliriz.
Şimdi meseleyi biraz daha açabilmek için dilin kelime kadrosundan bahsetmek istiyorum. Bir insan kültürle ilgilenmiyorsa, soyut bir alemi yoksa, düşünce dünyası zengin değilse, deruni bilgi sahibi olmak için çaba sarf etmemişse ömrü boyunca yaklaşık 1000- 2000 kelime ile idare edebilir. En iyi ihtimalle bu belki 5000 olabilir. Fakat işlenmiş, medeniyet dili, kültür dili olmuş bir dilin kelime kadrosu yüz binlerle ifade edilmektedir. Büyük düşünürlerin eserlerine baktığımızda yazılarını 20- 30 bin civarında kelime ile yazdıklarını görürüz. Pek tabidir ki 2000 kelime ile yaşayan insanlar bu eserlerden hiçbir şey anlayamazlar. Bu sorunların üstesinden gelmek için sözlük kullanma alışkanlığı edinmek gerekir.
GUNCELLENECEKTIR............:13: :13: