Türkçe Sevdasi [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkçe Sevdasi


Kaptan-ı Derya
08-17-2007, 15:40
TÜRKÇE SEVDASI



Hüdavendigar Onur

Seyyid Ahmet Arvasi, bütün Türk aydınları gibi Türk dilinin önemine değinirken milli bütünlüğümüzün korunması için de Türkçe’nin çok güçlü bir ‘içtimai bağ’ olduğunu savunmaktadır.

Arvasi Hoca, Dil’in bir milletin geçmişteki, haldeki ve gelecekteki nesillerini birbirine bağlayan, onları bir millet haline getiren bir değer olduğunu ifade ederken Türkçe’nin milli varlığımızın temeli olduğunu eserlerinde vesikalarla anlatmaktadır.

Dil’in içtimai bir müessese olduğunu ısrarla savunan Arvasi, “Dil, kavmin ihtiyacından doğmuş, gelişmiş ve kendini kabul ettirmiştir. Dil, millete aittir, fertlerin ve zümrelerin dili olmaz. Dil millidir, şahsi olan üsluptur. Lehçeler, şiveler ve ağızlar dahi içtimai zaruretlerin doğurduğu ve milli dile ait farklı görünüşlerdir. Dil, bir milletin bütününü kavrar. O, herhangi bir neslin, sınıfın, kurumun şahsın inhisarında değildir” diyor

Türk Dili Ayrı Ayrı İsimlendirilemez

Ahmet Arvasi, Türk milletinin tarih boyunca ve yayıldığı büyük coğrafya içinde bir tek dili olduğunu ve bu dilin adının Türkçe olduğunu ifade ederken milletimizin tarih boyunca hep Türkçe konuştuğunu belirtmektedir. Arvasi, bu yüzden Türk milletinin tarih boyunca konuştuğu dili ayrı ayrı isimlendirmeye karşı çıkmaktadır. O’na göre, Hunluca, Göktürkçe, Uygurca, Karahanlıca, Selçukluca demediğimiz gibi Osmanlıca da diyemeyiz. Çünkü, Türk dili zaman ve mekan içinde gerek tekâmül ile gerek kültür temasları ile olsun devamlı bir gelişme ve değişme içinde bulunmasına rağmen –hatta zaman zaman yıkıcı tesirlere maruz kalmasına rağmen- daima Türkçe’dir.

Türk-İslâm ülküsünün abide şahsiyetlerinden biri olan Arvasi Hoca, Türk milletinin bütün değerlerini düşmanlarımıza karşı savunurken bunların başında gelen Türkçe’yi de yabancılaşmaya karşı korumaktadır. Hoca’ya göre, “Osmanlıca bir ıstılahtır asla bir dilin adı değildir.” Esasen 1913-1914 yıllarına kadar mekteplerde (Lisan-ı Türki) adı ile okutulurdu. Ancak devletimizin zayıf düşmesi üzerine azınlıkların baskısı ile bu dersin adı değiştirilerek onları memnun etmek üzere (Lisan-i Osmani) yapıldı. Türk yurdunda Türkçe’den rahatsız olup Osmanlıca dememizi isteyenler azınlıklardır. Bizler de safiyetle bu kelimeyi benimsemiş olacağız. Osmanlıca’yı Türkçe’den farklı bir dil sananlara sormak gerekir. Osmanlar,Orhanlar, Muradlar, Yıldırımlar, Fatihler, Yavuzlar Türkçe konuşmuyorlar mıydı? Tıpkı bunun gibi çeşitli coğrafi mekanlara dağılan Türk kavimlerinin dili de ayrı ayrı isimlendirilemez.”

Arvasi Hoca,Türk dilini bozma gayretlerini düşman oyunu olarak görmektedir. Çünkü düşman, her şeyi ile Türklüğü yok etmek istemektedir.Arvasi Hoca, İslâm düşmanlarının Türk milletine olan aşırı kinini ve bu kinin sebebini çok iyi bildiği için bütün müslümanların bu millete sahip çıkmak zorunda olduğunu savunmaktadır. O, bir seyyid yani Şanlı Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin’in soyundan olmasına rağmen “Ben Türk’üm” demiş ve Türklüğe aşık olmuştur.O’na göre Türk düşmanları aslında İslâm düşmanlarıdır. Eğer müslüman ise düşman oyunlarına aldanmıştır.

Arvasi, bu yüzden bütün Türk düşmanlarına “Türk’e ve İslâm’a kefen biçenlerin sonu korkunç olacaktır” diye meydan okumaktadır.

Dil Anarşistleri

Bu yüzden Türk dilinin ayakta kalması ve korunması gerektiğini ısrarla savunan Arvasi Hoca, şöyle diyor: “Türk dili, iki yahut üç yüzyıldan beri Batı’dan gelen tesirlerin altındadır. Dilimize İtalyanca, Fransızca, İngilizce, Yunanca ve Almanca’dan kelimeler akmaya başlamıştır. Spordan tekniğe, modadan politikaya kadar dilimizde bu kelimeler gittikçe artarak yerleşmektedir.Üstelik bu durum normal ve tabii bir kelime ve terim alış verişi biçiminde cereyan etmekte, ‘kültür emperyalizmi’ ölçüsünde gelişmektedir. Yani dilimize, Batı’dan müteradif kelimeler de dilin yapısını ilgilendiren gelişmeler de akıp durmaktadır.”

Arvasi Hoca, bütün bunlara rağmen Türk milletinin dili Türkçe’ye sahip çıkacağına ve Türk dilinin de bu gidişe teslim olmayacağına inanmaktadır. Çünkü O, müslüman Türk çocuğuna güvenmekte ve “bir silkinişle doğrulup ayağa kalkacağına” iman etmektedir. Arvasi Hoca, Türk çocuğunun uydurma kelimeleri okudukça kahkahalarla güldüğünü ve aslında İslâm düşmanı olan bu züppeleri iyi tanıdığını ve onlara güvenmediğini ifade etmektedir.

Her sahada olduğu gibi Türk milletinin dil alanında da bir anarşi içine düşürülmeye çalışıldığını anlatan Arvasi Hoca, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bütün Türk Milleti ile beraber bizler de bu dil anarşisini bütün dehşeti ile yaşıyoruz. Yazılarımız, kitaplarımız, konuşmalarımız bu anarşiyi yansıtıp durmaktadır. Bu durum dil anarşistini sevindirmekte ‘bak bak bizim uydurduğumuz sözcükleri siz de kullanıyorsunuz’ diye zafer çığlıkları atmaktadır. Dil anarşisti, övünmekte haklıdır. Çünkü, itiraf edelim ki hemen hemen hepimiz bu dil anarşisini yaşıyoruz.”

Milli Eğitim ‘Kendini Bilmek ’tir

Arvasi Hoca, Türk diline yapılan saldırılar karşısında neler yapılması gerektiğini de Türk evladına anlatmaktadır. “Türk milli eğitimi en az liselerden başlayarak ve bütün yüksek tahsil kademelerinde devam ettirmek üzere okullara eski metinlerimizi inceleme dersleri koyarak kültür ve medeniyetimizde yeri olan bütün yazılarımızı önem sırasına göre öğretmelidir. Çocuklarımızı kültür ve medeniyetimizi anlayacak, kavrayacak seviyede okumaya ve düşünmeye hazırlamalıdır. Dilimize ait ‘sözlükler’ bu işi kolaylaştırıcı şekilde hazırlanmalıdır. Tarihimiz boyunca yazılı ve sözlü dilimize giren bütün kelime ve terimleri ihtiva etmelidir. Bu yapılınca –ki bütün ülkeler yapıyor- görülecektir ki Türk dili dünyanın en zengin dillerinden biridir.

Arvasi Hoca’ya göre, böylece Türkçe, “Zengin ve güçlü bir dil, o nisbette başarılı ve verimli bir tefekkür zemini” olacaktır. Çünkü dilimiz Türkçe, milli ve beşeri verasetin intikalinde çok önemli rol oynadığından dolayı dengeli bir gelişim içinde olmalıdır. Milli yazılı ve sözlü ‘içtimai verasetin’ nesilden nesle geçişinde kopukluk meydana gelmemelidir. Milli eğitim, her şeyden önce temel prensip olarak atalarımızın tecrübelerini tevarüs etmeyi kabul etmelidir. Milli eğitimde milli tecrübe beşeri tecrübenin en önemli parçasıdır. Milletimizin şerefli tarihi içinde binlerce ilim, sanat ve fikir adamının adı ve emeği vardır. Türk çocuğu herşeyden ve herkesten önce bunları eserleri ile tanıma ve tecrübelerini geliştirme imkan ve fırsatını bulabilmelidir. Bunu yapamıyacaksak yazık olur milletimize.” Arvasi’ye göre, milli eğitim, herşeyden önce kendini bilmektir.

Eskiyen Kelimeler ‘Ölmüş’ Sayılamazlar

S. Ahmet Arvasi Hoca, Türk-İslâm Ülküsü’nde dilin önemini anlatırken “Türkçe milli dilimizdir, Türkçe tarihi köklerinden sökülüp atılamaz” ifadelerini kullanıyor.

Dil konusunda kazandığı binlerce yıllık tecrübeyi bir kenara bırakmasını Türk milletinden kimsenin isteyemeyeceğini anlatan Arvasi Hoca,sözlerine şöyle devam ediyor: “Dilimizde bir nesil için eskiyen kelimeler ve terimler –bunlar ister milli kökten, ister yabancı kökten gelsinler- bizim için ölmüş sayılamazlar. Türk milletini bütün halinde öğrenmek, incelemek ve tanımak isteyen herkes o kelime ve terimleri anlamak zorundadır Yaşayan nesillerin konuşmakta ve yazmakta olduğu kelimeler ve terimler dilimizin ‘aktif kelime ve terimleri’dir. Türk milliyetçileri, güçleri yettiği ölçüde Türk dilini aktif ve pasif kelime hazineleri ile tanımak, bilmek, öğrenmek arzu ve iradesini göstermelidir.”

20 Aralık 2006

Kartal Busbey
08-19-2007, 15:04
Paylasim icin tesekkurler..............

ikidünya
08-20-2007, 22:40
Türkçe dünyanın en çok konuşulan dillerinden birisiyse bunun hakkını vermeliyiz. Yabancı kelimeler yumağı içersinde konuşmaya çalıştığımız Türkçe, bir yerden sonra önemini yitirir. Kültürümüzün en önemli parçası olan Türkçe dilinin önemini gelecek kuşaklara aktarabilmemiz için eğitim alanında anaokulundan işe başlamalıyız.

İngilizce konuşmak elbette güzeldir ve evrensel bir dildir. İngilizce öğrenimi bazı anaokullarında uygulanmaya başlanmışsa, Türkçe de zenginşiği ve güzelliği itibariyle, bir yerde kültürün bir parçasıdır düşüncesinden hareketle anaokulunda eğitime dahil edilirse ilerleyen zamanda müspet bir sonuç alınacağına şnanıyorum.