Đяєμяє23
08-20-2007, 22:57
Farzetki öldün...
Bir olan, üstünlüğüne sınır bulunmayan, sonsuz aza*met sahibi, hükmü geri çevrileme*yen, sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi Allah’a hamdolsun. Allah bizi imtihan ve tecrübe için yaratmıştır. Cennet ve Cehennemi bizim için hazırlamıştır. İşin ciddi ve önümüzdeki tehli*kenin büyük olduğunu belirtmiştir. Aklı olan ve düşünen kişi, varacağı yerin neresi ve akıbetinin ne olacağını öğreninceye kadar gön*lü kırık olması gerekir. Çünkü Rabbine isyan ettiği ve Mevlâsının emirlerine karşı geldiği olmuştur. Sabah akşam Allah’ın gazap ve hoşnutluğu arasında gidip gelmiştir. Ha*yatı*nın, bu ikisinden hangisiyle noktalanacağını ve gerçek akıbetinin ne olacağını bilemez. Bundan dolayı, Allah ka*tındaki hâlinin ne olacağını bilinceye dek kaygısı büyük, üzüntüsü uzun, sıkıntısı ise şiddetli olmalıdır. Başarı ve tevfiki Allah’tan iste! Günahlardan affını O’ndan bekle! Her işte O’ndan yardım dile! Sen Rabbinin emir ve yasaklarını çiğnemiş ve isyanınla O’nun gazab ve azabını kesin hak*ketmişken nasıl sevinebildiğine, korku ve ürpertinin nasıl gönlünden eksilebildiğine hayret ediyorum. Hiç çaresiz ölüm, sıkıntıları, acıları, çırpınışları ve sarhoşluğuyla gelip çatacak. Er geç ger*çekleşeceği için bunu şu anda olmuş gibi kabul et!
ÖLÜM....
Ölüm Sekeratı
Düşün bir kere! Sen can çekişmektesin. Ölümün sıkın*tısı, acısı, sarhoşluğu, gam ve ıstırabıyla boğuşmaktasın. Ölüm meleği aya*ğından itibaren ruhunu çekmeye başla*mış. Bu çekişin acısını ayağının ta ucundan hisset*mektesin. Sonra bu çekiş aralıksız devam eder. Can çekişme kızışır. Ruh aşağıdan yukarya olmak üzere bütün bedeninden çekilir. Acı doruğa ulaşmıştır. Ölümün sıkıntıları bütün be*denine yayılmıştır. Kalbin, ürperti ve üzüntü içindedir. Rabbinden gazab veya hoşnutluk müjdesini gözleyip bek*lemektedir. Canını al*makla görevli melekten bu iki haber*den birini almaktan başka bir ihtimal olmadığını anlamışsındır.
.................................................. .................................................. ............
İşte sen böyle gam, tasa, ölüm acısı ve şid*detli üzüntü içerisinde Rabbinden iki müjde*den birini beklerken, birden bire ölüm meleği*nin çehresiyle yüz yüze gelirsin. Bu çehre ya en güzel veya en çirkin bir manzara arzetmektedir.
Bedeninden ruhunu çekip çıkarmak üzere elini ağzına doğru uzatırken ona bakıyorsun. Bu hâle düşmekten ve ölüm meleğinin yüzünü görmekten dolayı nefsin zillete bürünmüştür. Ondan nasıl bir müjdeyle ansızın karşılaşaca*ğını merak edip duruyorsun. Birden bire onun sesini duyu*yorsun. Sana: “Allah’ın rıza ve mükâfatıyla sevin, ey Allah’ın dostu!” veya “O’nun gazab ve azabıyla sevin (!) ey Allah’ın düşmanı!” haberini alıyorsun.
İşte o anda ya kurtuluş ve başarına kesin kanaat getirir ve ruhun Allah ile huzur bulur veya mahv ve helak oldu*ğuna kani olur, kalbin ümitsizlikle dolar, Allah’tan ümit ve emelin kopar. Dünyadaki müddetinin bittiği, iz ve eserinin silindiği ve senden önce geçip giden*lerin yurduna taşındı*ğın o anda gönlüne son derece keder ve hüzün veya neşe ve sevinç ha*kim olur.
Bir olan, üstünlüğüne sınır bulunmayan, sonsuz aza*met sahibi, hükmü geri çevrileme*yen, sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi Allah’a hamdolsun. Allah bizi imtihan ve tecrübe için yaratmıştır. Cennet ve Cehennemi bizim için hazırlamıştır. İşin ciddi ve önümüzdeki tehli*kenin büyük olduğunu belirtmiştir. Aklı olan ve düşünen kişi, varacağı yerin neresi ve akıbetinin ne olacağını öğreninceye kadar gön*lü kırık olması gerekir. Çünkü Rabbine isyan ettiği ve Mevlâsının emirlerine karşı geldiği olmuştur. Sabah akşam Allah’ın gazap ve hoşnutluğu arasında gidip gelmiştir. Ha*yatı*nın, bu ikisinden hangisiyle noktalanacağını ve gerçek akıbetinin ne olacağını bilemez. Bundan dolayı, Allah ka*tındaki hâlinin ne olacağını bilinceye dek kaygısı büyük, üzüntüsü uzun, sıkıntısı ise şiddetli olmalıdır. Başarı ve tevfiki Allah’tan iste! Günahlardan affını O’ndan bekle! Her işte O’ndan yardım dile! Sen Rabbinin emir ve yasaklarını çiğnemiş ve isyanınla O’nun gazab ve azabını kesin hak*ketmişken nasıl sevinebildiğine, korku ve ürpertinin nasıl gönlünden eksilebildiğine hayret ediyorum. Hiç çaresiz ölüm, sıkıntıları, acıları, çırpınışları ve sarhoşluğuyla gelip çatacak. Er geç ger*çekleşeceği için bunu şu anda olmuş gibi kabul et!
ÖLÜM....
Ölüm Sekeratı
Düşün bir kere! Sen can çekişmektesin. Ölümün sıkın*tısı, acısı, sarhoşluğu, gam ve ıstırabıyla boğuşmaktasın. Ölüm meleği aya*ğından itibaren ruhunu çekmeye başla*mış. Bu çekişin acısını ayağının ta ucundan hisset*mektesin. Sonra bu çekiş aralıksız devam eder. Can çekişme kızışır. Ruh aşağıdan yukarya olmak üzere bütün bedeninden çekilir. Acı doruğa ulaşmıştır. Ölümün sıkıntıları bütün be*denine yayılmıştır. Kalbin, ürperti ve üzüntü içindedir. Rabbinden gazab veya hoşnutluk müjdesini gözleyip bek*lemektedir. Canını al*makla görevli melekten bu iki haber*den birini almaktan başka bir ihtimal olmadığını anlamışsındır.
.................................................. .................................................. ............
İşte sen böyle gam, tasa, ölüm acısı ve şid*detli üzüntü içerisinde Rabbinden iki müjde*den birini beklerken, birden bire ölüm meleği*nin çehresiyle yüz yüze gelirsin. Bu çehre ya en güzel veya en çirkin bir manzara arzetmektedir.
Bedeninden ruhunu çekip çıkarmak üzere elini ağzına doğru uzatırken ona bakıyorsun. Bu hâle düşmekten ve ölüm meleğinin yüzünü görmekten dolayı nefsin zillete bürünmüştür. Ondan nasıl bir müjdeyle ansızın karşılaşaca*ğını merak edip duruyorsun. Birden bire onun sesini duyu*yorsun. Sana: “Allah’ın rıza ve mükâfatıyla sevin, ey Allah’ın dostu!” veya “O’nun gazab ve azabıyla sevin (!) ey Allah’ın düşmanı!” haberini alıyorsun.
İşte o anda ya kurtuluş ve başarına kesin kanaat getirir ve ruhun Allah ile huzur bulur veya mahv ve helak oldu*ğuna kani olur, kalbin ümitsizlikle dolar, Allah’tan ümit ve emelin kopar. Dünyadaki müddetinin bittiği, iz ve eserinin silindiği ve senden önce geçip giden*lerin yurduna taşındı*ğın o anda gönlüne son derece keder ve hüzün veya neşe ve sevinç ha*kim olur.