qaNSız
08-23-2007, 19:22
Hukuk dilinde velâyet, başkaları adına onların rızâ-ları aranmaksızın hukukî işlemde bulunma yetkisini ifade eder. Aile hukukunda velâyet eksik ehliyetli ve ehliyet-sizlerin bir yakını tarafından rızâları alınarak veya alınmaksızın evlendirilme yetkisidir. Özellikle Hanefî-ler’in dışındaki mezheplerde kadınlar, bazı durumlarda rızâları aransa bile, ancak velileri aracılığıyla evlenebildikleri için velâyetin bu alanda özel bir önemi vardır. Bu mezhepler “Velisiz nikâh olmaz” (Buhârî, “Ni-kâh”, 36; Ebû Dâvûd, “Nikâh”, 19; Tirmizî, 14, 17) hadisi-ni ve benzeri hadisleri mutlak olarak değerlendirmekte ve her durumdaki kadınların -rızâları alınsa bile- sade-ce velileri aracılığıyla evleneceklerini söylemektedir-ler. Hanefîler ise bu hadisleri tam ehliyetli olmayan kadınların ancak velileri aracılığıyla evlenebilecekleri şeklinde yorumlamaktadırlar. Hanefîler’de âkıl-bâliğ o-lan kadın, aynen erkek gibi velisinin aracılığına gerek olmaksızın evlenebilir.
Evlenmede kadınlara velâyet konusuna ait detayların, dinin doğrudan düzenlediği bir mesele olmadığı gözden uzak tutulmamalıdır. Velâyet konusu, içinde bulundukları şartlara bağımlı olarak kadının insanları tanıma konu-sundaki tecrübesizliğini telâfi etmeye ve onun haklarını güvence altında tutmaya mâtuf bir tedbir niteliğinde gö-rülebileceği gibi kimlerin hangi sıra ve ölçü dahilinde kadının velisi olacağı hususu da ailenin ve toplumun ya-pısıyla ve telakkileriyle ilgili görünmektedir. Evlilik-te velâyet kurumunun ön plana çıkması, hayat boyu bir-likteliği başlatacak olan evlilik akdinin gerekli araş-tırmalar yapılarak mümkün olduğu ölçüde sağlam temellere oturtulması, telâfi edilmesi ve geri dönülmesi âdeta im-kânsız olan hataların önceden görülmesi ve önlenmesi, bir yönüyle de evlenecek tarafların aileleri arasında kaynaşmanın kolay sağlanması gibi hedeflere yöneliktir.
a) Kısımları
Velâyet, velilerin velâyetleri altında bulunan kimse-leri onların rızâlarını almaksızın evlendirme yetkisine sahip olup olmamalarına göre ikiye ayrılır: Zorlayıcı velâyet, zorlayıcı olmayan velâyet.
1. Zorlayıcı Velâyet (Velâyet-i İcbâr). Veliye velâye-ti altında bulunan kimseyi rızâsını almaksızın evlendir-me yetkisi veren velâyettir. Bu tür velâyet altına ehli-yetsizler ve eksik ehliyetliler girerler. Bu yetkiye sa-hip veliler diğer mezheplerde çok sınırlı tutulduğu hal-de Hanefîler’de çok geniş bir zümreye bu yetki verilmiş-tir.
2. Zorlayıcı Olmayan Velâyet (Velâyet-i İhtiyâr veya İstihbâb). Veliye velâyet altında bulunan kimseyi ancak onun rızâsıyla evlendirme yetkisi veren velâyettir. Bu velâyet altına bulûğa ermiş kızlar girer. Bu isimlendirme Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’un anlayışını yansıtmakta-dır. Hanefîler’den İmam Muhammed velâyeti velâyet-i istibdâd ve velâyet-i şirket tarzında ikiye ayırmakta-dır. Velâyet-i istibdâd yukarıda tanımı verilen zorlayı-cı velâyetten başkası değildir. Velâyet-i şirket ifade-siyle ise bulûğa ermiş kızla velisi arasında mevcut olan müşterek velâyet kastedilir. Çünkü İmam Muhammed’e göre bulûğa ermiş kızlar velilerinin rızâlarını almadan evle-nemezler, velileri de rızâlarını almaksızın onları evlendiremez. Bu sebeple aralarında müşterek bir velâyet söz konusu olmaktadır. Zorlayıcı velâyet altına kimlerin gireceği mezheplerce farklı kriterlere göre belirlenmiş-tir. Hanefîler’de burada dikkate alınacak kriter yaş kü-çüklüğü, Şâfiîler’ce bekâret yani daha önce evlenmemiş bulunmak, Mâlikîler’e göre her ikisidir.
b) Veliler
Başkalarını evlendirme yetkisine sahip olan velileri iki grupta incelemek gerekir: Hususi veli, umumi veli.
1. Hususi Veli. Velâyeti altında bulunan kimseyi ev-lendirme yetkisine sahip bulunan akrabalardır. Hukukçu-ların çoğunluğuna göre bu grupta yer alan veliler asabe sınıfında yer alan akrabalardır. Asabe bir kimsenin ara-ya bir kadın girmeyen bütün erkek akrabaları anlamına gelmektedir. Baba, baba-dede, erkek kardeş, amca, amca oğlu gibi. Bu veliler kendi aralarında mirastaki sıraya göre sıralanırlar; önceki sırada bir veli varken sonra gelen velinin evlendirme yetkisi yoktur. Bu grupta bir akraba mevcut olmazsa velâyet umumi veli konumundaki hâ-kime geçmektedir. Yalnız Ebû Hanîfe asabe akraba bulun-madığında velâyetin umumi veliye değil, zevi’l-erhâm de-nilen diğer akrabalara geçtiğini söylemektedir. Bu iki farklı ictihadın hukukçuların içinde yaşadıkları toplu-mun akrabalık anlayışından etkilendiğini söylemek yanlış olmasa gerek.
Hanefîler ister asabe isterse zevi’l-erhâm grubunda yer alsın bütün hususi velilerin zorlayıcı velâyet yet-kisine sahip olduğunu söylemektedirler. Diğerleri ise bu yetkiyi asabe akrabalar arasında çok küçük bir zümreye tanımaktadırlar.
Hususi velinin bu yetkiye sahip olabilmesi için tem-yiz gücüne sahip olması, ergenlik çağına gelmiş bulunma-sı, ayrıca veli ile velâyeti altında bulunan kimse ara-sında din farkı gibi mirasçılığa mani bir durumun da ol-maması gerekmektedir. Hanefîler ve Mâlikîler’de velinin reşid olması gerekmemektedir. Şâfiîler ve Hanbelîler ise velinin reşid olmasını da ayrıca aramaktadırlar. Öte yandan Hanefîler’in aksine Mâlikîler’e, Şâfiîler’e ve Hanbelîler’e göre velinin erkek olması da gerekmektedir.
2. Umumi Veli. Umumi veli devlet başkanı veya hâkim-dir. Hususi velinin bulunmadığı veya yetkisini kötüye kullandığı durumlarda hususi velinin yerini umumi veli almaktadır. Umumi velide mirasa ehil olma, yani veli ile velâyet altında bulunan kimsenin aynı dine mensup olması aranmaz.
c) Bulûğ Muhayyerliği
Hanefî mezhebinde çok geniş bir zümreye zorlayıcı ve-lâyet yetkisinin verilmesinin muhtemel zararlarını önle-mek düşüncesiyle velisi tarafından evlendirilen kimsele-re bulûğ muhayyerliği denilen bir seçim hakkı tanınmıştır. Buna göre babası veya baba-dedesi dışındaki bir ve-lisi tarafından küçükken evlendirilen kimseler bulûğa erdiklerinde dilerlerse hâkime başvurup velilerinin yap-tığı evliliği feshettirebilirler. Hâkimin feshetmesine kadar evlilik geçerliliğini korur. Baba ve baba-dedesi tarafından evlendirilenlerin yapılan evliliğe itiraz ve dolayısıyla bulûğ muhayyerliği hakkı yoktur.
__________________
Evlenmede kadınlara velâyet konusuna ait detayların, dinin doğrudan düzenlediği bir mesele olmadığı gözden uzak tutulmamalıdır. Velâyet konusu, içinde bulundukları şartlara bağımlı olarak kadının insanları tanıma konu-sundaki tecrübesizliğini telâfi etmeye ve onun haklarını güvence altında tutmaya mâtuf bir tedbir niteliğinde gö-rülebileceği gibi kimlerin hangi sıra ve ölçü dahilinde kadının velisi olacağı hususu da ailenin ve toplumun ya-pısıyla ve telakkileriyle ilgili görünmektedir. Evlilik-te velâyet kurumunun ön plana çıkması, hayat boyu bir-likteliği başlatacak olan evlilik akdinin gerekli araş-tırmalar yapılarak mümkün olduğu ölçüde sağlam temellere oturtulması, telâfi edilmesi ve geri dönülmesi âdeta im-kânsız olan hataların önceden görülmesi ve önlenmesi, bir yönüyle de evlenecek tarafların aileleri arasında kaynaşmanın kolay sağlanması gibi hedeflere yöneliktir.
a) Kısımları
Velâyet, velilerin velâyetleri altında bulunan kimse-leri onların rızâlarını almaksızın evlendirme yetkisine sahip olup olmamalarına göre ikiye ayrılır: Zorlayıcı velâyet, zorlayıcı olmayan velâyet.
1. Zorlayıcı Velâyet (Velâyet-i İcbâr). Veliye velâye-ti altında bulunan kimseyi rızâsını almaksızın evlendir-me yetkisi veren velâyettir. Bu tür velâyet altına ehli-yetsizler ve eksik ehliyetliler girerler. Bu yetkiye sa-hip veliler diğer mezheplerde çok sınırlı tutulduğu hal-de Hanefîler’de çok geniş bir zümreye bu yetki verilmiş-tir.
2. Zorlayıcı Olmayan Velâyet (Velâyet-i İhtiyâr veya İstihbâb). Veliye velâyet altında bulunan kimseyi ancak onun rızâsıyla evlendirme yetkisi veren velâyettir. Bu velâyet altına bulûğa ermiş kızlar girer. Bu isimlendirme Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’un anlayışını yansıtmakta-dır. Hanefîler’den İmam Muhammed velâyeti velâyet-i istibdâd ve velâyet-i şirket tarzında ikiye ayırmakta-dır. Velâyet-i istibdâd yukarıda tanımı verilen zorlayı-cı velâyetten başkası değildir. Velâyet-i şirket ifade-siyle ise bulûğa ermiş kızla velisi arasında mevcut olan müşterek velâyet kastedilir. Çünkü İmam Muhammed’e göre bulûğa ermiş kızlar velilerinin rızâlarını almadan evle-nemezler, velileri de rızâlarını almaksızın onları evlendiremez. Bu sebeple aralarında müşterek bir velâyet söz konusu olmaktadır. Zorlayıcı velâyet altına kimlerin gireceği mezheplerce farklı kriterlere göre belirlenmiş-tir. Hanefîler’de burada dikkate alınacak kriter yaş kü-çüklüğü, Şâfiîler’ce bekâret yani daha önce evlenmemiş bulunmak, Mâlikîler’e göre her ikisidir.
b) Veliler
Başkalarını evlendirme yetkisine sahip olan velileri iki grupta incelemek gerekir: Hususi veli, umumi veli.
1. Hususi Veli. Velâyeti altında bulunan kimseyi ev-lendirme yetkisine sahip bulunan akrabalardır. Hukukçu-ların çoğunluğuna göre bu grupta yer alan veliler asabe sınıfında yer alan akrabalardır. Asabe bir kimsenin ara-ya bir kadın girmeyen bütün erkek akrabaları anlamına gelmektedir. Baba, baba-dede, erkek kardeş, amca, amca oğlu gibi. Bu veliler kendi aralarında mirastaki sıraya göre sıralanırlar; önceki sırada bir veli varken sonra gelen velinin evlendirme yetkisi yoktur. Bu grupta bir akraba mevcut olmazsa velâyet umumi veli konumundaki hâ-kime geçmektedir. Yalnız Ebû Hanîfe asabe akraba bulun-madığında velâyetin umumi veliye değil, zevi’l-erhâm de-nilen diğer akrabalara geçtiğini söylemektedir. Bu iki farklı ictihadın hukukçuların içinde yaşadıkları toplu-mun akrabalık anlayışından etkilendiğini söylemek yanlış olmasa gerek.
Hanefîler ister asabe isterse zevi’l-erhâm grubunda yer alsın bütün hususi velilerin zorlayıcı velâyet yet-kisine sahip olduğunu söylemektedirler. Diğerleri ise bu yetkiyi asabe akrabalar arasında çok küçük bir zümreye tanımaktadırlar.
Hususi velinin bu yetkiye sahip olabilmesi için tem-yiz gücüne sahip olması, ergenlik çağına gelmiş bulunma-sı, ayrıca veli ile velâyeti altında bulunan kimse ara-sında din farkı gibi mirasçılığa mani bir durumun da ol-maması gerekmektedir. Hanefîler ve Mâlikîler’de velinin reşid olması gerekmemektedir. Şâfiîler ve Hanbelîler ise velinin reşid olmasını da ayrıca aramaktadırlar. Öte yandan Hanefîler’in aksine Mâlikîler’e, Şâfiîler’e ve Hanbelîler’e göre velinin erkek olması da gerekmektedir.
2. Umumi Veli. Umumi veli devlet başkanı veya hâkim-dir. Hususi velinin bulunmadığı veya yetkisini kötüye kullandığı durumlarda hususi velinin yerini umumi veli almaktadır. Umumi velide mirasa ehil olma, yani veli ile velâyet altında bulunan kimsenin aynı dine mensup olması aranmaz.
c) Bulûğ Muhayyerliği
Hanefî mezhebinde çok geniş bir zümreye zorlayıcı ve-lâyet yetkisinin verilmesinin muhtemel zararlarını önle-mek düşüncesiyle velisi tarafından evlendirilen kimsele-re bulûğ muhayyerliği denilen bir seçim hakkı tanınmıştır. Buna göre babası veya baba-dedesi dışındaki bir ve-lisi tarafından küçükken evlendirilen kimseler bulûğa erdiklerinde dilerlerse hâkime başvurup velilerinin yap-tığı evliliği feshettirebilirler. Hâkimin feshetmesine kadar evlilik geçerliliğini korur. Baba ve baba-dedesi tarafından evlendirilenlerin yapılan evliliğe itiraz ve dolayısıyla bulûğ muhayyerliği hakkı yoktur.
__________________